10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2023/6461 E. , 2023/8321 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 8. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 1985 yılında askerlik yükümlülüğünü yerine getirirken yaralandığını, idari yargıda açtığı dava sonucunda davacıya 2004 yılında vazife malulü aylığı bağlandığını, davacının çalışmaya devam ettiğini, daha sonra yaşlılık aylığı bağlanması için talepte bulunması üzerine 01.01.2014 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığını, ancak 2019 yılı Aralık ayında davalı kurum tarafından yaşlılık aylığının hatalı olarak bağlandığı gerekçesiyle kesildiğini belirterek, davalı kurumun aylığın kesilmesine ilişkin işleminin iptalini, kesilen yaşlılık aylığının yeniden bağlanması, ödenmeyen aylıkların faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Kurumun işleminin mevzuata uygun olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ; 5434 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanan malullerin, malul sayılmaları sebebiyle aylık bağlandığı tarihten önceki her türlü sigortalılık ve prim ödeme sürelerinin, malullük aylığı bağlanmasından sonra geçecek çalışma veya sigortalılık süreleriyle hiçbir sebeple birleştirilemeyeceği ve bu şekilde aylık bağlanmasından önce geçen söz konusu sürelerin, malullük aylığı bağlanmasından sonra geçen sigortalılık ve çalışma sürelerinin tabi olacağı sigortalılık hâli ile mülga 2829 sayılı Kanun uygulaması yönünden dikkate alınmayacağı; ayrıca 2330 sayılı Kanun'a 26.03.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7226 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi ile eklenen cümle kapsamında yapılan değerlendirmeye göre de, davacının müracaatta bulunduğu 09.04.2020 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde ; maluliyet aylığı alan davacının maluliyet sonrasında da çalışmaya devam ettiğini, davacının davaya konu yaşlılık aylığına ilişkin prim günsayısının 2007 yılında dolduğunu, yaşını beklediğini ve davanın talepleri gibi kabulü gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 2330 sayılı Kanun'a 6495 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi ile eklenen değişik fıkrasında bu Kanun'a veya bu Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre aylık bağlanan maluller ile 5434 sayılı Kanun'un 56 ncı ve mülga 64 üncü maddesi kapsamında aylık bağlanan malullerin, malul sayılmaları sebebiyle aylık bağlandığı tarihten önceki her türlü sigortalılık ve prim ödeme süreleri, iştirakçilik ve fiili hizmet süreleri ile bunların itibari ve fiili hizmet süresi zammı olarak değerlendirilen süreleri, malullük aylığı bağlanmasından sonra geçecek çalışma veya sigortalılık süreleriyle hiçbir sebeple birleştirilemeyeceği, bu şekilde aylık bağlanmasından önce geçen söz konusu sürelerin, malullük aylığı bağlanmasından sonra geçen sigortalılık ve çalışma sürelerinin tabi olacağı sigortalılık hâli ile mülga 2829 sayılı Kanun uygulaması yönünden dikkate alınmayacağı gibi, sonradan geçen sigortalılık veya çalışma süreleri yaşlılık/emeklilik, malullük ya da ölüm/dul veya yetim aylığı bağlanmasında veya toptan ödeme yapılmasında ilgili mevzuatına göre ayrı bir çalışma veya sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği, 25.03.2020 tarihinde 7226 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi ile eklenen cümlede ise ancak, bu kapsamdakilerin aylık bağlandığı tarihten sonra geçen çalışmaları esas alındığında en az 20 yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az 5000 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak şartıyla talepleri halinde ayrıca yaşlılık aylığından yararlanacakları, düzenlemesi getirildiğini, davacının yaşlılık aylığı talebinde bulunduğu 18.12.2013 tarihi itibariyle toplam 1338 gün primi ödenmiş gün sayısı bulunduğu, vazife malullüğü aylığı almadan önceki çalışmalarının 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında aylık bağlanması talebinde dikkate alınamayacağı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, davacının 1985 yılında sakat kaldığını, ancak 2004 yılından itibaren açtığı dava sonucu vazife malulü aylığı bağlandığını, Kurum bu işlemleri 1985 yılında tamamlamış olsaydı emeklilik hesabında 1985 yılından itibaren tüm çalışmalarının göz önünde bulundurulacağını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 01.01.2004 tarihinden itibaren 5434 sayılı Kanun kapsamında vazife malullüğü aylığı alan davacıya, anılan aylığın bağlanmasına esas sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı da dahil edilerek 01.01.2014 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında bağlanan yaşlılık aylığının Kurum hatası olduğu tespiti ile kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile aylıkların kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin 1 inci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 38 inci maddesi
3.Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine , Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.