Esas No
E. 2023/2325
Karar No
K. 2023/8374
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İş Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2023/2325 E.  ,  2023/8374 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI: 2019/344 E., 2020/77 K.
KARAR: Kısmen Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesinin esastan redde ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya direnilerek; maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne dair verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca direnme kararı uygun bulunmakla davalı vekillinin önceki temyiz incelemesi kapsamında Dairece incelenmemiş olan sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Dairemize gönderilmekle,; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya ait işyerinde güvenlik görevlisi olarak çalışmaktayken 30.03.2011 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle sağ elinin baş parmağının ilk eklem yerinden koptuğunu, kusurun tamamının davalı işverende olduğunu, iş kazasından 3 ay sonra iş sözleşmesinin haklı neden olmaksızın davalı işveren tarafından feshedildiğini, daha sonra başka işyerlerinde çalıştığını ancak maluliyeti sebebiyle fiziken çalışmakta zorlandığından işten çıkarıldığını, bu nedenle düzenli çalışamadığından ekonomik olarak zorluklar yaşadığını, psikolojisinin olumsuz yönde etkilendiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydıyla maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 30.03.2011 tarihinde danışma görevlisi olarak çalışmaktayken danışma binasının girişinde bulunan plastik kapıyı eli kapının kasasındayken kapatması sebebiyle disiplinsiz ve özensiz davranışı nedeniyle yaralandığını, müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, davacının kısa süreli tedaviden sonra sağlığına kavuştuğunu, kendi isteği ile işten ayrıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 13.07.2017 tarihli ve 2013/741 E., 2017/227 K. sayılı kararı ile; davacının davalı işyerinde güvenlik görevlisi olarak çalışmaktayken 30.03.2011 tarihinde elini kapıya sıkıştırmak suretiyle yaralanması sonucunda %12,3 oranında malul kaldığı, meydana gelen iş kazası nedeniyle davalı işverenin %70 oranında kusurlu olduğu, 29.11.2016 tarihli hesap bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, iş kazasının niteliği, tarafların kusur ve ekonomik durumu, davacının maluliyet oranı ve kaza nedeniyle duyduğu acı ve ıstırap gözetildiğinde 15.000TL manevi tazminat takdiri gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat istemi yönünden davanın kabulü ile 61.222,65TL maddi tazminatın; manevi tazminat istemi yönünden ise davanın kısmen kabulü ile 15.000TL manevi tazminatın 30.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 15.11.2018 tarihli ve 2017/2825 E., 2018/1518 K.

sayılı kararı ile; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A

. Bozma Kararı

1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 23.09.2019 tarihli ve 2019/214 E., 2019/5354 K. sayılı kararında özele; "Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, davacının davalı şirkette bekçi kulübesinde danışma görevlisi olarak çalışırken olay günü, kulube önünde şirkette çalışan biriyle konuştuğu sırada elini kapının açılıp kapanan pervazına koyduğu sırada, kulübe içerisinde meydana gelen hava akımı neticesinde kapının aniden kapanmasıyla, elinin kapı ile pervazı arasında sıkışarak sol el baş parmağından yaralanmak suretiyle iş kazası geçirdiği, olayın SGK tarafından iş kazası olarak kabul edildiği, sürekli iş göremezlik oranının %12,3 olarak tespit edildiği, hükme esas alınan kusur raporunda iş kazasının gerçekleşmesinde davalı işveren %70, davacı işçinin ise %30 oranında kusurlu olduğunun kabul edildiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK’nun 282.maddesinde Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.

Somut olayda kusur bilirkişi raporunda davalı işveren şirketin kapının kapanmasını önleyici düzeneği tesis etmediği, davacıya iş sağlığı ve iş güvenliği eğitimi vermediğinden bahisle kusurun ağır kısmı davalıya verilmiş ise de; olayın gerçekleşme şekli dikkate alındığında davacının elini koymaması gereken kapının pervaz kısmına koyması nedeniyle daha ağır kusurlu olduğunun kabulü hayatın olağan akışı gereğidir.

O halde mahkemece yapılacak iş dava dosyasını alanında uzman iş güvenliği uzman heyete tevdi ederek, olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre tarafların alması gereken önlemlerin neler olduğu, hangi önlemlerin alınıp hangi önlemlerin almadığı konusunda somut verilere dayalı rapor düzenlemesinin ve yukarıda açıklandığı üzere davacının olayın gerçekleşmesinde davalıya göre daha ağır kusurlu olduğu gözetilerek kusur oranının tayinin belirlenmesini istemek, çıkacak sonuca göre taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilerek, özellikle maddi tazminat hesabında esas alınan hesap raporundaki işlemiş devre ileri çekilmemek suretiyle, davalının maddi ve manevi tazminattan sorumluluğunu belirlemekten ibarettir. O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve temyiz itirazlarının bu aşamada sair yönleri incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Direnilerek Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalının teknik olarak üzerine düşen yükümlülükler gereği yapması gereken hususların açıklandığı, bir anlık dalgınlık nedeniyle davacının elini kapıya koymasının ağır kusur sayılmasını gerektirmediği, bozma kararındaki değerlendirmenin bilimsel ve teknik verilere dayanmadığı, davacı asılın duruşmada da beyan ettiği gibi görevini yerine getirdiği güvenlik kulübesinin camının kırık olması, kapının açılıp kapanmasını engelleyen takozun bulunmaması ve teknolojik gelişmelere uygun hidrolik sisteminin olmaması nedeniyle davalı işverenin daha ağır kusurlu olduğu, davacının bir anlık dalgınlığının davalı işverenin yükümlülüklerini bertaraf etmeyeceği gibi davacıyı ağır kusurlu hâle getirmeyeceği gerekçesiyle önceki kararda direnilmesine dair karar verilmiştir.

C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı

1.Direnme kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 16.12.2019 tarih 2019/6607 E.- 2019/7818 K. ilamıyla: 05.07.2012 gün ve 6352 sayılı Kanun ile 5521 sayılı Kanun'a eklenen geçici 2 nci maddesi uyarınca yapılan incelemeye ve Dairemiz bozma ilamı gerekçesindeki açıklamalar gözetildiğinde Bölge Adliye mahkemesinin direnme kararı yerinde görülmediğinden talebin Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna iletilmesi gerektiğine karar verildiği anlaşılmıştır.

2.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.12.2022 tarih ve 2021/(21)10-213 E.- 2022/1824 K. sayılı ilamında özetle; "İddia, savunma, tanık beyanları, kusur oranları konusunda birbirini doğrulayan ve uzman bilirkişilerden alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davalı işverenin öncelikle güvenlik görevlisi olarak çalıştırdığı davacının görevini yerine getireceği güvenlik kulübesini çalışmaya uygun hâlde bulundurması yani güvenlik kulübesinin kapılarında hidrolik kapı sisteminin olması ve kırık camın bulunmaması gerektiği ayrıca kaza tarihinde 23 yaşında olan davacıya genel ve işin niteliğine göre iş güvenliği eğitimi verilmek suretiyle yapması veya yapmaması gereken hususların alışkanlık hâline getirilmesinin sağlanmasının gerekli olduğu anlaşıldığından gereken tedbirleri almayan davalı işverenin uzman bilirkişilerin görüşleri doğrultusunda %70; can güvenliğine gerekli özeni göstermeyen davacının %30 oranında kusurlu olduğu sonucuna ulaşan direnme kararı isabetli bulunmuştur." gerekçesine işaretle, bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazları incelenmediğinden sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Dairemize gönderilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; iş kazasının davacının dikkatsizliği neticesinde meydana geldiğini, davacının açık olan kapı aralığına elini sokması ve kapının aniden kapanması neticesinde kaza meydana geldiğini, davacının bağışlanamaz kusurlu olduğunu, kapı pervazına elini sokmaması gerektiği hayatın olağan akışı gereği olduğunu, danışma kulubesinin sorumluluğunun davacıda olup, kulubenin oda ve WC’den ibaret olduğunu, dış kapının kapanmasını öncleyici takozun bulunduğunu, davacının sürekli iş göremezlik oranının hatalı tespit edildiğini, davacının Adli Tıp Kurumuna mevcutlu sevk edilerek rapor alınması gerektiğini, ilk raporda davacının parmağının parmak ucu ile birinci boğum arasında kesi olduğu tespit edildiği halde sürekli iş göremezlik oranının fazla tespit edildiğini, ücretlere, aktif ve pasif devre hesaplarına itirazlar karşılanmadığını, giydirilmiş ücretin hatalı tespit edildiğini, asgari ücret alınması gerekirken 1,46 kat ücret esas alınmasının hatalı olduğunu, yemek ücretinin ulaşım giderinin ...'daki meslek odalarından sorularak tespit edilmemiş olmasının hatalı olduğunu, manevi tazminat fazla olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sigortalının iş lazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ve 110 uncu maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 2 nci maddesi gereğince uygulanma olanağı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 55 inci maddesi ve iş kazası tarihi itibariyle yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alındığında 818 sayılı Borçlar Kanun'un 332 ve 98 inci maddeleri ile uygulanma imkanı bulunan aynı Kanun'un 41, 42, 43, 44, 45, 46 ve 47 nci maddeleri ile olay tarihinde yürürlükte bulunan 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesidir.

3.Değerlendirme

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz edenin sıfatına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre; hükme esas alınan kusur raporundaki tespitlerin Hukuk Genel Kurulunda işaret edilen gerekçeye göre uygun bulunması, sürekli iş göremezlik oranının bu husustaki prosedüre uygun olarak tespit edilmiş olup, maddi tazminat hesabıyla manevi tazminat takdirinin dosya kapsamı ve Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına göre İlk Derece Mahkemesince verilen karardaki gerekçelerin de yerinde olması nedeniyle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisinden alınmasına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

19.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.