15. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1754
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/06/2023
NUMARASI: 2023/237 Esas, 2023/469 Karar
DAVANIN KONUSU: İstirdat
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, taraflar arasında fason tekstil ürünü dikimi konusunda anlaşma yapıldığını, ürünlerin üretilip müvekkiline teslim edilmemesine rağmen davalı tarafından e-fatura düzenlenip İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. Sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını, haksız şekilde başlatılan haciz baskısı altında 34.168,05 TL'nin ödendiğini belirterek, haciz baskısı altında ödenen 34.168,05 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile istirdatına, ödenen miktarın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, ticaret mahkemesinin görevli olmadığını, müvkekilinin esnaf olduğunu, müvekkilinin üretimini yapıp 1212 adet ürünü teslim ettiğini, faturanın buna göre düzenlendiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacı ile davalı arasında fason tekstil ürünü dikimi konusunda anlaşma yapıldığı, davacının ürünlerin teslim edilmediği ancak icra baskısı altında ödeme yapıldığı gerekçesiyle haciz baskısı altında ödenen 34.168,05 TL'nin istirdatı ve kötü niyetli icra takibi sebebi ile ödenen miktarın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili istemiyle dava açıldığı, vergi dairesi cevabi yazısına göre davacının VUK 177. madde kaspamında tacir olduğu, ancak davalının VUK 177. madde kaspamında tacir olmadığı, ilgili esnaf odası cevabi yazısına göre davalının esnaf olduğunun anlaşıldığı, nisbi ticari davanın şartlarının somut olayda gerçekleşmediğinden görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olacağı gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosya incelendiğinde müvekkilinin hukuki menfaati aleyhine verilen kararın hukuka ve yasaya aykırı olduğunun görüleceğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Dosya kapsamına göre, taraflar arasında fason tekstil ürünü dikimi konusunda eser sözleşmesi bulunmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu maddede sayılan dava ve işlerin asliye ticaret mahkemelerince incelenerek karara bağlanacağı hükme bağlanmıştır. Vergi Dairesi cevabi yazılarına göre davacının tacir olduğu, ancak davalının tacir olmadığı, yine esnaf ve sanatkarlar odası yazısına göre de davalının esnaf olduğu anlaşılmaktadır. Davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan istirdat istemine ilişkin olduğu ve davacının tacir olup, davalının ise tacir olmadığı, esnaf olduğu, davanın TTK'nın 4. maddesinde sayılan dava ve işlerden olmadığı anlaşılmaktadır. Eser sözleşmelerinden kaynaklanan dava ve işlere asliye ticaret mahkemesi tarafından bakılacağına dair özel bir düzenleme de bulunmamaktadır. Bu nedenle, davayı görüp sonuçlandırma görevi asliye hukuk mahkemesine ait olduğundan mahkemece davanın usul yönünden reddi ile dosyanın asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi yerinde olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.