3. Ceza Dairesi
3. Ceza Dairesi 2010/1860 E. , 2010/8488 K.
"İçtihat Metni"
Kaçak orman emvali bulundurmak suçundan sanık ...'un, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 108/1. maddesi gereğince 1 ay hapis ve 216,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, cezadan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 59/1. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılarak 25 ... hapis ve 180,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4/1. maddesi gereğince günlüğü 6,00 Türk lirası üzerinde 150,00 Türk lirası adlî para cezasına çevrilmesine, 765 sayılı Kanun'un 72. maddesi uyarınca para cezaları toplanarak 366,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, katılan idare tarafından talep edilen sanık tarafından kabul edilen 70,00 Türk lirası tazminatın suç tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sanıktan alınarak müdahil idareye verilmesine, sanığın sabıkasız hali, ilk defa suç işlemesi, sanık hakkında zarar talebinin olmaması nedenleriyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Çubuk Sulh Ceza Mahkemesinin 22/04/2009 tarihli ve 2009/237-217 sayılı kararma yönelik katılan idare vekili tarafından yapılan itirazın kabulü ile Çubuk Sulh Ceza Mahkemesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 325/1-2. maddesine aykırı oluşu nedeniyle kaldırılmasına, katılan idare vekiline ücreti vekalet takdiri ile 5271 sayılı Kanun'un 324/1. maddesinde sayılan yargılama giderleriyle ilgili olarak deneme süresi içinde veya deneme süresi sonunda kamu davası ile ilgili olarak karar verildiğinde aynı Kanun'un 325/1-2. maddesinin tatbikine ilişkin Çubuk Asliye Ceza Mahkemesinin 21/05/2009 tarihli ve 2009/125 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 04.01.2010 tarih ve 74947 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.01.2010 tarih ve 2010/6276 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi. Mezkur ihbarnamede;
Tüm dosya kapsamına göre; Çubuk Sulh Ceza Mahkemesinin 22/04/2009 tarihli ve 2009/237-217 sayılı kararı ile ilgili olarak;
1.6831 sayılı Kanun'un 108/1, 765 sayılı Kanun'un 59/1, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4/1. maddeleri gereğince hükmolunan 180,00 ve 150,00 Türk lirası adlî para cezalarının 765 sayılı Kanun'un 72. maddesi uyarınca toplandığında 330,00 Türk lirası adlî para cezası olması gerekirken, sanığın aleyhine olacak şekilde 366,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesinde,
2.Kararın hüküm kısmının 5. fıkrasında katılan idare tarafından talep edilen tazminatın sanıktan alınarak müdahil idareye verilmesine karar verilmesine rağmen, 6.fıkrasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının gerekçelerinden biri olarak sanık hakkında zarar talebinin olmaması denilmek suretiyle çelişki oluşturacak şekilde hüküm kurulmasında,
3.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 324/1. maddesinde yer alan, "Harçlar ve arifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir.", aynı Kanun'un 325. maddesindeki, "(1) Cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edilmesi hâlinde, bütün yargılama giderleri sanığa yüklenir. (2) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi hallerinde de birinci fıkra hükmü uygulanır." seklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinde bütün yargılama giderlerinin ve bu kapsamda vekalet ücretinin sanığa yükletilmesine karar verilmesi gerekirken, bu konuda karar verilmemesinde, Çubuk Asliye Ceza Mahkemesinin 21/05/2009 tarihli ve 2009/125 değişik is sayılı kararı ile ilgili olarak;
1.Katılan vekilinin sadece müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi sebebiyle yaptığı itirazının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 271/2. maddesinde yer alan, "İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir." hükmü karsısında, itiraz konusu hakkında da karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2.Katılan vekili sadece müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine itiraz ettiği halde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin objektif koşullarının belirlenmesiyle sınırlı olarak inceleme yapması gereken ve sorunu esastan inceleme yetkisi bulunmayan mercii tarafından itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı. Gereği görüşülüp düşünüldü; Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının denetlenmesine ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.04.2009 tarih 2009/64-83 sayılı kararında ; “… Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması, esas itibariyle bünyesinde iki karar barındıran bir kurumdur. İlk karar teknik anlamda hüküm sayılan ancak açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hukuken varlık kazanamayan bu nedenle hüküm ifade etmeyen, koşullara uyulması halinde düşme hükmüne dönüşecek, koşullara uyulmaması halinde ise varlık kazanacak olan mahkûmiyet hükmü, ikinci karar ise, bu ön hükmün üzerine inşa edilen ve önceki hükmün varlık kazanmasını engelleyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır. Bu ikinci kararın en temel ve belirgin özelliği varlığı devam ettiği sürece, ön hükmün hukuken sonuç doğurma özelliği kazanamamasıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı başvurulabilecek yasa yolu, 5271 sayılı CYY’nın 231. maddesinin 12. fıkrasında açıkça “itiraz” olarak belirtilmiş olup, itiraz merciince de inceleme 231. maddenin 5-14. fıkralarında koşullar dikkate alınarak, suça ve sanığa ilişkin objektif uygulama koşullarının var olup olmadığı ile sınırlı olarak yapılmalı, hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıklar 231. maddenin uygulanma koşullarını değiştirmediği sürece itiraz merciince denetime konu edilmemelidir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği hüküm ise, bilahare davanın düşmesi kararı verildiğinde veya hükmün açıklanması ya da yeni bir hüküm kurulması halinde varlık kazanacağından ve ancak bu halde 1412 sayılı CYUY’nın 305 ve 5271 sayılı CYY’nın 223. maddeleri uyarınca temyiz edilebilme olanağına kavuşabileceğinden, bu aşamadan önce henüz hukuken varlık kazanmamış bulunan, bu hükmün temyiz merciince denetlenebilme olanağı bulunmamaktadır” denilmek suretiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlara yönelik itirazların merciince hangi hukuki çerçevede değerlendirilmesini gerektiğini belirtilmiştir.
Hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıklar ancak hükmün hukuken varlık kazanması halinde olağan ve olağanüstü kanun yolları denetimine konu olabilecektir. Açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet hükmünün, hükmün açıklanması, düşme kararı verilmesi veya yeni bir mahkûmiyet hükmünün tesisinden sonra ancak temyiz incelemesine konu olabilmesi, temyiz kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde ise koşulları bulunduğu takdirde kanun yararına bozma kanun yolu ile incelenebilecek olması ve ancak bu aşamada hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıkların denetlenebilecek olması karşısında, açıklanmayan ve hukuken varlık kazanmamış bulunan hükmün içeriğine dahil bulunan hukuka aykırılıkların, itiraz yolu ile incelenmesi olanağı bulunmamaktadır.
İtiraz merciince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının koşullarının bulunup bulunmadığına ilişkin bir değerlendirme yapılmadan, bu karara konu olan ve CMK’nın 231.maddesinin 5.fıkrası uyarınca henüz hukuki varlık kazanmamış olan hükmün değerlendirilmesi aynı yasanın 231. ve 271.maddelerindeki düzenlemelere aykırıdır. İtiraz merciince, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar, 231.maddenin 6.fıkrasında yer alan suç ve sanığa ilişkin objektif uygulama koşullarının var olup olmadığı ile sınırlı olarak yapılmalıdır. Buna göre; Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden;
1.Çubuk Asliye Ceza Mahkemesinin 21/05/2009 tarihli ve 2009/125 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesinin 4.fıkrasının (a) bendi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA,
2.Çubuk Sulh Ceza Mahkemesinin 22/04/2009 tarihli ve 2009/237-217 sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma talepleri hakkında 1 nolu bozma uyarınca karar verilmesine YER OLMADIĞINA, sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 12.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.