4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2022/14219 E. , 2022/17858 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; uyulmasına karar verilen Yargıtay (kapatılan) 17.Hukuk Dairesinin 2018/5443 Esas ve 2020/4339 Karar sayılı 02.07.2020 günlü kararı ile kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın görev yönünden reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı vekili, davacıya konut sigorta poliçesi ile sigortalanan ve sigortalının maliki olduğu konutun İski'ye ait logardan geri tepen sular nedeni ile hasarlandığını, hasar bedelinin sigortalısına ödendiğini belirterek 2.483,28 TL alacağın ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın görev yönünden reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dava, konut sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 2018/5443 Esas ve 2020/4339 Karar sayılı 02.07.2020 günlü kararına uyulması sonrası, dava konusunun idari yargıda çözümlenmesi gerektiğinden yargı yolu yönünden davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dosyasında, Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 2015/16048 Esas 2015/12408 karar sayılı ve 19.11.2015 günlü kararı ile "somut olayda uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK.nin 1472 (6762 sayılı TTK.nin 1301) maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın haksız fiile sebebiyet veren davalıdan rücuen tahsili isteminden ibaret olduğu Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.3.1944 tarih 37 Esas 9 Karar R.G.3.7.1944 sayılı kararında da belirtildiği gibi sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı davanın sigorta poliçesinden doğan bir dava olmadığı bu nedenle, halefiyet davasının bir ticari dava sayılamayacağı, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibi olduğu sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hakkın sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusu olacağı, davacı ... ile davalı tacir ise de sigortalının gerçek kişi olup tacir sıfatına haiz olmadığı;
Uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmakta olup davacı halefiyet esaslarına dayalı olarak dava açtığından uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilerek somut olayda davacı ... şirketinin sigortalısının halefi olarak açtığı davada, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı gerekçesi ile davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği" gerekçesi ile bozma kararı verilmiştir. Mahkemece bu bozma ilamına 17.11.2016 tarihli celsede uyularak davanın kabülüne, 2.483,28 TL alacağın 07/08/2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Yargıtay (kapatılan) 17.Hukuk Dairesinin 2018/5443 Esas ve 2020/4339 Karar sayılı 02.07.2020 günlü ile mezkur karar incelerek, mahkemece hasarın meydana geldiği yerin kanal bağlantısına ait evraklar, Deşarj Yönetmeliği hükümleri ve geri tepmenin oluş şekli değerlendirilmek suretiyle zararın meydana gelmesinde davacının sigortalısı veya bina yönetimi ile davalının müterafik kusurunun olup olmadığı yönlerinde bilirkişi kurulundan ek rapor alınması veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek mahkeme kararı bozulmuştur.
Mahkemenin Yargıtay (kapatılan) 17.Hukuk Dairesinin 2018/5443 Esas ve 2020/4339 Karar sayılı 02.07.2020 günlü bozma kararına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam edildikten sonra, dava konusunun idarenin hizmet kusuru nedeni ile uğranılan zararın tazmini olduğu ve Uyuşmazlık Mahkemesi'nin anılan kararları ile aynı nitelikte olduğu anlaşılmakla davanın konusunun İdari Yargıda çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle yargı yolu yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kural olarak bozma kararına uyulmakla bozma kararında belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için zorunluluk doğar. Belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Y.İ.B.K.). Bu ilke kamu düzeni ile ilgili olup, Yargıtay'ca kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Somut olayda mahkemece; bozma kararına uyulduğu hâlde gerekleri yerine getirilmeden bozma kapsamı dışına çıkılarak davanın yargı yolu nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2.Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.