4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2023/263 E. , 2023/3003 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Aliağa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında, İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı banka vekili dava dilekçesinde; davalı borçlular ... ve İzmir Gemi Geri Dönüşüm Ltd. Şti hakkında yaptıkları takip sırasında borcunu karşılayacak haczi kabil malının bulunmadığını, ancak alacaklılardan mal kaçırma amacıyla kendilerine ait taşınmazları diğer davalılara sattığını öne sürerek davalılar arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece davalı borçlu ... ile üçüncü kişi ... arasındaki tasarruf yönünden dava tefrik edilmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri haksız açılan davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.11.2018 tarihli ve 2016/32 Esas 2018/85 sayılı kararıyla, ivazlar arasında önemli oransızlık olmadığı, satışın gerçek olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 16.06.2020 tarihli ve 2019/662 Esas 2020/656 Karar sayılı kararıyla, davalı ...'nın borçlu gibi Aliağa da oturduğu, 1 er arayla birden fazla taşınmazı raiç değerinin altında satın aldığı ve harç hesabının yanlış olduğu gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. 1. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 03.02.2021 tarihli ve 2020/3203 Esas, 2021/2097 Karar sayılı ilâmı ile; "...
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere, 14.10.2014 tarihli haczin İİK'nun 105.madde kapsamında aciz belgesi niteliğinde olmasına, borç kaynağının bankaca verilen kredilerin teminatı olmasına ve kredi ilişkisinin 2010 yılından itibaren devam ettiğinin anlaşılmasına göre davacı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazların reddi gerekmiştir.
2.Somut olayda, mahkemece İİK’nun 277 ve dvamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davası, tefrikle mahkemenin 2016/32 Esasına kaydedilmiştir.Borçlu adresinde yapılan hacze ilişkin 14.10.2014 tarihli haciz tutanağı İİK’nun 105.madde kapsamında aciz belgesi niteliğinde olduğu, borçlu taşınmazlarının borcu karşılamaya yeterli olmadığı, borcun 2010 yılında başlayan kredi ilişkisinden doğduğu, iptali istenilen tasarrufların bu tarihten sonra 10.09.2014 ve 01.08.2014 tarihinde yapıldığı ve davanın 5 yıllık sürede açıldığı anlaşılmıştır.
Bölge mahkemesince, davalı 3.kişi olan ...'nın davalı borçlular gibi Aliağa'da oturduğu, 1'er ay arayla birden fazla taşınmazın (aynı tapu senedinde 2 taşınmaz olmak üzere 2 ayrı satışta toplam 4 taşınmazın aynı kişiye satılması) aynı gün satılmasının tanışıklık olduğunu gösterdiği, Yargıtay içtihatlarine göre aynı akit tablosunda birden fazla taşınmazın aynı kişiye satılmasının, tarafların birbirini tanıdığını gösterdiğini,
İİK.nun 280/1 maddesinde yer alan emare olduğu, yapılan ödemelerin rayiç değerlerin çok altında olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir.
Davalı borçlu ve üçüncü kişinin Aliağa’da oturuyor olmaları, satış tarihi itibari ile ilçenin 85.000 nüfusa sahip olmasına, yine aynı tarihte birden fazla taşınmaz alımının tek başına muvaazayı gösterdiğine ilişkin bir karine ve uygulama olmamasına, borçlunun akrabalarına ait olan ... Petrolcülük A.Ş'nin borçlu ile aynı alanda faaliyeti ve aralarında ticari ilişki olduğuna dair delil bulunmaması nedeni ile, mahkemenin bu gerekçeleri yerinde görülmemiştir.
Dava konularından 16 ve 17 nolu bağımsız bölümler tapuda toplam 40.000,00 TL ye alınmış, taşınmaz üzerindeki bulunan ipotek 395.000,00 TL ödenerek kaldırılmış, davalı üçüncü kişi bu taşınmazlar için 435.000,00 TL ödeme yapmış, bilirkişiler taşınmazların toplam değerini 840.000,00 TL olarak belirlimiştir. Her iki değer arasında bir mislini aşan bir fark olmadığından İİK’nın 278/3-2.maddesine göre iptal koşulları oluşmadığından, bu taşınmazlar ile ilgili talebin reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen 1.
Karar Bölge Adliye Mahkemesinin 29.04.2021 tarih 2021/917 Esas 2021/1252 sayılı kararı ile anılan dairenin bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın ispatlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
C. 2. Bozma Kararı Dairenin 12.03.2022 tarihli ve 2021/20391 Esas, 2022/3660 Karar sayılı ilâmı ile;
"...
1.Davalı ... Ltd.Şti. hakkında İzmir Bölge Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 16/06/2020 tarih 2019/662 Esas, 2020/656 Karar sayılı ilamı ile dava konusu tasarrufların bu borçlu tarafından yapılmadığı, tefrik kararı sonrası ilk derece mahkemesince hatalı dosyada taraf olarak bırakıldığından, hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmiş ve bu kararda kesinleşmiş olduğundan, karar başlığında isminin yer alması maddi yanılgıya dayalı kabul edilmiş bu yanlışlık mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden mümkün olduğundan anılan davalının temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
2.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3.Dava konusu İzmir ili, Aliağa ilçesi, 6750 parsel, zemin kat, 16 nolu bağımsız bölüm zemin kat, 17 nolu bağımsız bölüm, 529 ada, 1 parselde bulunan 5 ve 6 nolu bağımsız bölüm olmak üzere 4 taşınmaz yönünden yargılama yapılmış, Bölge Adliye Mahkemesi taşınmaz satışlarının düşük bedel ile yapıldığı ve üçüncü kişi ...’ın borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğu gerekçesi ile davanın tümden kabulüne karar verilmiş,Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 03/02/2021 tarihli bozma ilamı ile üçüncü kişi ...’ın İİK’nın 280/1. maddesi kapsamında borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olmadığı, dava konusu 16 ve 17 nolu bağımsız bölüm satışlarında ivazlar arasında bedel farkı olmadığı, bu taşınmazlar ile ilgili talebin reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Ancak dava konusu 5 ve 6 nolu bağımsız bölümler ile ilgili olarak ivazlar arasında oransızlık olduğundan davanın kabulünde isabetsizlik görmemiştir. Bir başka ifade ile 5 ve 6 nolu bağımsaz bölümler ile ilgili davanın kabul kararı onanmış, davacı alacaklı lehine usulü hak oluşmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, dava konularından 5 ve 6 nolu bağımsız bölümlerle ilgili olarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile ve usulü kazanılmış hak ilkesi bertaraf edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
4.
İİK’nın 282. maddesine göre tasarrufun iptali davalarında borçlu ve işlem yaptığı 3. kişi mecburi dava arkadaşıdır. Davanın esastan reddi halinde davalı üçüncü kişi ve borçlu lehine tek olarak nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir somut olayda, davalı borçlu ...’da vekil ile temsil edilmesine rağmen sadece davalı üçüncü kişi ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesi de isabetsiz olmuştur." gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen 2.
Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin 24.11.2022 tarih 2022/3327 Esas 2022/3461 sayılı kararı ile dairenin bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda; dava konusu 16 ve 17 nolu bağımsız bölümler ile ilgili davanın kesinleşmiş olduğundan karar verilmesine yer olmadığına, 5 ve 6 nolu bağımsız bölümler ile ilgili davanın kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...
vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacı ... alacağı 05.05.2021 tarihinde temlik ettiğinden taraf sıfatı olmadığından temyiz dilekçesinin reddi gerektiği, ivazlar arasında önemli oransızlık olmadığını ipotekli olarak taşınmazların satın alındığını, davalı ... vekilinin duruşmalara katılmadığından lehine vekalet ücreti takdir edilmemeli gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanu'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369, 370 ve 371 inci maddeleri
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'un 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali hükümleri.
3.Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı, davacı ....'nin temlik tarihinin 03.06.2021 olduğu, anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı ...'ya yükletilmesine, Dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.03.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.