4. Ceza Dairesi
4. Ceza Dairesi 2013/42450 E. , 2014/34483 K.
"İçtihat Metni"Esas No : 2013/42450
Tehdit suçundan sanık N.. G..'nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-2. cümle, 125/4, 43/2, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 700 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair, İnebolu Sulh Ceza Mahkemesinin 06/11/2013 tarihli ve 2011/51 esas, 2013/404 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20/12/2013 gün ve 393302 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında: “Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Kanun'un 106. maddesinde düzenlenen tehdit suçunda aleniyet unsurunun cezada artırım nedeni olarak düzenlenmemesi karşısında, sanığın eylemini herkese açık umumi yerde gerçekleştirdiğinden bahisle, sanık hakkında tayin olunan cezasından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/4. maddesi gereğince artırım yapılmak suretiyle fazla ceza tayininde, isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Tehdit suçundan sanık N.. G.. hakkında yapılan yargılama sonucunda, İnebolu Sulh Ceza Mahkemesinin 06/11/2013 tarihli kararıyla, kesin nitelikte adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, yoklukta verilen bu kararın infazı sırasında koşulları oluşmadığı halde aleniyet artırımı yapıldığı gerekçesiyle, kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır. II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı: Koşulları oluşmadığı halde tehdit suçunda aleniyet artırımı yapılmasına dair hukuka aykırılığa ilişkindir. III- Hukuksal Değerlendirme:
Uyuşmazlık konusunda bir karar vermeden önce, kanun yararına bozma istemine konu edilen hükümde belirlenen yeni bir hukuka aykırılık durumunun incelenmesi gerekmektedir. 5237 sayılı TCK'nın 131/1. maddesinde, "Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikâyetine bağlıdır." aynı Kanunun 106/1-2 cümlesinde, "...malvarlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur." hükmüne yer verildiği, Aynı Kanun'un 73. maddesinin 4. fıkrasında ise "Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür." hükümleri düzenlenmiştir. 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrasında da "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı yada soruşturma yada kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir." hükmü yer almaktadır.
İncelenen dosyada; sanık N.. G.. hakkında hakaret ve basit tehdit suçlarından kamu davası açıldığı, mahkemece sanığın eylemlerinin bu şekilde olduğu kabul edilerek mahkumiyet kararı verildiği ancak müşteki sanıklar S. K., G. K. ve Z.K.'in 20.07.2011 tarihli celsede şikayetten vazgeçmiş olmaları nedeniyle, sanık hakkında hakaret ve basit tehdit suçlarından açılan kamu davalarının,
TCK’nın 73/4 ve CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, şikayetten vazgeçme beyanı dikkate alınmadan kurulan mahkumiyet hükümleri hukuka aykırıdır.
Ayrıca kanun yararına bozma konusu yapılmayan diğer sanık G. K. hakkında basit yaralama suçundan mahkumiyet kararı verilmiş ise de, müşteki N.. G..'nun 20.07.2011 tarihli celsede şikayetten vazgeçmiş olması nedeniyle, bu sanık hakkında da basit yaralama suçundan açılan kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, şikayetten vazgeçme beyanı dikkate alınmadan kurulan mahkumiyet hükmü hukuka aykırıdır.
Yargıtay incelemesi sırasında saptanan yukarıda belirtilen yeni hukuka aykırılık nedenleri, Kanun yararına bozma konusu yapılmadığından belirtilen Kanun yolunun niteliği gereği resen giderilemeyecektir. Y.C.G.K.'nun 17.7.2007 gün ve 2007/145-172 sayılı, 27.3.2007 gün ve 2007/73-76 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere hükümdeki diğer yasaya aykırılıklar giderilmeden, uyuşmazlık konusunda karar verilmesi halinde, hukuka aykırılıkları giderme ve ülkede uygulama birliğini hukuka uygunlukla sağlama amacına hizmet için öngörülen "Kanun yararına bozma" kurumu, bünyesinde hukuka aykırılık taşıyan hükümleri onaylama sonucunu doğuracaktır. Bu nedenle kanun yararına bozma konusunun bu aşamada sonuçlandırılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
IV- Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1.Kanun yararına bozma isteği hakkında bu aşamada bir KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA,
2.Hükümde saptanan yeni hukuka aykırılık nedenleri açısından, kanun yararına bozma yoluna başvurulup başvurulmayacağının takdiri için, dosyanın Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMEK üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, bu hususun değerlendirilmesinden sonra, diğer kanun yararına bozma isteminin incelenmesine, 27.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.