6. Hukuk Dairesi
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/07/2022
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/07/2022 tarih ve 2020/801 Esas - 2022/606 sayılı kararı davacı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının davalı şirketin 06/08/2012 tarihli ve 8127 sayılı ticaret sicil gazetesi ilanında görüldüğü üzere şirketin 2000 paya bölünmüş olan sermayesinde 200 pay ortaklığı olduğunu, şirketin isminin 14/10/2016 tarihli ve 9176 ticaret sicil gazete ilanında görüldüğü üzere şimdiki ismini aldığını ve aynı ilanda belirtildiği üzere 03/10/2016 tarihli alınan ortaklar kurulu kararında da davacının hissesisinin 2050 payının devredildiğini ve payın 1020 ye düşüp beher değerininde 102.500 TL olduğunun anlaşıldığını, 25/01/2018 tarihinde Kayseri 8. Noterliği’nin ... yevmiye nolu evrakı ile şirket sermayesinin arttırılması kararı alındığını, ... tarihli ... yevmiye nolu, ... tarihli ... yevmiye nolu ve ... tarihli ve ... sayılı ticaret sicil gazete ilanları ile ... şirketinin ... şirketi ile birleşme kararı aldığını ve devrin gerçekleştiğini, şirketin devralınma şeklinin şirketin bedelinden 2.862.000 TL ... dağıtılmayan karından ödendiğini, davacının birleşme neticesinde pay değerinin değişmediğini ve 1050 pay ile 100 TL beher hisseden 102.500 TL kaldığını, birleşme ile davacının payına düşen bedellerin hisse oranına yansıtılmadığını ve davacının hakkının zayi olduğunu, davacıya sonrasında yeterli bilgilendirme yapılmamayada başlandığını, kar payının dağıtılmadığını, huzur hakkı ödemesi dahi yapılmadığını, birleşme nedeni ile ayrılma akçesininde verilmediğini, birleşme nedeni ile TTK madde 141’in gereğinin yapılmadığını belirterek tedbir talebi ile davacı için şirket ortaklığı çekilmez hale geldiği için davacının ortaklıktan haklı nedenlerle ayrılmasına ve ayrılma anına en yakın anda davalı şirketteki davacı sermaye bedelinin belirlenerek, bu miktara karşılık olmak üzere fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile şimdilik 50.000 TL’lik alacağın hakediş tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesinin talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın konusunun TTK madde 638 kapsamında davalı şirketten ayrılma ve ayrılma akçesi verilmesi talebine ilişkin olduğunu ve davanın TTK madde 5/A-1 hükmü gereği konusunun bir miktar paranın ödenmesi olan alacak olması nedeni ile dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmasının dava şartı olduğunu ve başvuru olmaması nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Kayseri 8. Noterliği'nin ... tarihli ve yevmiye nolu evrakı ile ... şirketinin sermaye artışının gerçekleştirildiğini, bu artışın şirketin özkaynakları olması sebebi ile davacınında imzası ile olup davacının hak kaybına neden olmadığını, davacının toplantılara katılımının sağlandığını, davacının karar defterlerinde imzasının bulunduğunu, davacının bilgilendirme yapılmadığını ispatlaması gerektiğini, şirketin mali durumunun sıkıntılı olması nedeni ile kar payı dağıtımı ve huzur hakkı ödemesinin yapılamadığını, TTK madde 141 e göre uygun talepte bulunulmadığını, davacının kararlara ihtirazi kayıt ileri sürmeden imza attığını ve bu nedenle davacının TTK madde 638 ve devamı gereği haklı sebeple ortaklıktan çıkma hakkıının olmadığını belirterek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesinin talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "...her ne kadar davacı tarafça davacının, davalı şirket ortaklığından haklı sebeple çıkması için sebeplerin bulunduğu belirtilerek davalı şirket ortaklığından ayrılmasına ve ayrılma akçesinin verilmesine karar verilmesi talep edilmiş ise de, taleplere ilişkin olarak deliller toplanmış olup tanıklar mahkeme huzurunda dinlenmiş ve 07/01/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporu alınmıştır. Tanıkların genel anlamda ortaklar arasında sorun yaşandığına dair herhangi bir beyanda bulunmaması, davacının şirkette sürekli bulunma durumu, davacının şirket işlerine yönelik bilgi alma amaçlı mahkemeye başvurusunun olmaması, şirketin keyfi yönetimine dair kanaat oluşturacak yeterli ve somut delilin olmaması hep birlikte dikkate alınarak davacının TTK madde 638 gereğince haklı sebeple ortaklıktan ayrılma şartlarının oluşmadığı" gerekçesiyle Davanın REDDİNE karar verilmiştir.İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince belirtilen gerekçelerle davanın ispatlanamadığı kabul edilmiş ise de söz konusu değerlendirmenin isabetli olmadığını, somut olayda çıkma şartları oluştuğunu, 14.10.2016 tarih 9176 sayılı ticaret sicil ilanında 03.10.2016 tarihli alınan ortaklar kurulu kararında müvekkilin hissesinin 2050 payı devredildiğini, payı 1025 e düştüğünü, beher değeri de 102.500 TL olduğunu, işlem müvekkil aleyhine işlem olduğunu, şirketin devralınmasın şekli alınan şirketin bedelinden 2.862.000 TL bedel ... dağıtılmayan karından ödendiğini, müvekkilin birleşme neticesinde artması gereken pay değeri hiç değişmediğini, 1025 pay ve 100 TL beher hisseden toplam 102.500 TL olarak kaldığını, ancak birleşme ile ödenen para şirketin dağılmamış kar payı ve müvekkilinde payı olan özkaynaklardan karşılanmış müvekkilin payına düşen bedeller hisse oranına yansıtılmadığını, müvekkilin hakkının zayi olduğunu, tarafça şirketin diğer ortak ve yöneticilerinin sorumluluklarını yerine getirmediğini, keyfi davranış sergilediklerini, müvekkil ile bilgi ve fikir alışverişi yapmadıklarının belirtildiğini, Yargıtay içtihatlarında benimsendiği üzere, belirtilen tüm nedenler objektif olarak çıkma için haklı sebep teşkil ettiğini, tanık ... 20.10.2021 tarihli celse alınan beyanda, müvekkillin her zaman iş yerinde olduğunu, diğer ortakların da geldiklerini ancak davacı kadar uzun süre şirkette bulunmadıklarını beyan ettiğini, tanık ... yine aynı tarihli celse alınan beyanda, müvekkilin şirkette sürekli bulunduğunu, ortaklardan ... beyin de arada bir uğradığını, ancak diğer ortak ... genel anlamda şirkete hiç gelmediğini, başlarında genelde davacı bulunduğunu, iş yerini de davacının kapatıp açtığını beyan ettiğini, bu beyan ve deliller, şirketin diğer ortak ve yöneticilerinin sorumluluklarını yerine getirmediğini, keyfi davranış sergilediklerini, bu durumun objektif olarak çıkma için haklı sebep teşkil ettiğini ortaya koymasına rağmen mahkemece aksi yönde yapılan değerlendirme isabetli olmadığını, Kar dağıtımı konusundaki hakkaniyete ve eşit işlem ilkesine aykırı hallerin mevcut olması ve/veya kar payı dağıtımının uzun süre mevcut olmamasının haklı neden ve çekilmezlik hali oluşturduğunu, bu kapsamda bilirkişi raporunda açıkça, davalı şirketin 2016 yılı sonu itibariyle dağıtılacak karı bulunmadığını, çünkü 2016 yılına kadar 518.191,88 TL kar, 657.183,41 TL zarar ettiği, sadece 2017 yılında 770.925,94 TL karı gözüktüğü belirtilmesine rağmen mahkemece bu durumun kötü yönetimine ilişkin somut delil niteliği olarak görülmemesi isabetli olmadığını, tarafça iddia edilen ve bilirkişilerce de dosyada tespit edilen, kar payı veya huzur hakkı ödemesi yapılmamasının tek başına haklı sebep olarak kabul edilmediği belirtilmiş ise de yukarıda gösterilen diğer yan delillerle bu durumun birleşmesi nedeniyle şartların oluştuğu değerlendirilmediğini, irdelenmediğini, isabetsiz delil değerlendirmesine dayalı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurma gereğinin hasıl olduğunu, açıklanan nedenlerle Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.07.2022 tarih ve 2020/801 Esas 2022/606 Karar sayılı hükmünün istinaf incelemesi sonucu kaldırılmasını, neticeten davanın tamamen kabulünü, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf cevap dilekçesinde özetle;Davacı vekili tarafından, yerel mahkemece verilen karara karşı haksız ve hukuka aykırı biçimde gerçekleştirilen istinaf başvurusunu kabul etmediğini, istinaf dilekçesinin B-1 maddesinde, dava dilekçesinde ve yargılama aşamasında ileri sürülmeyen iddia, davacının hissesini 03.10.2016 tarihli ortaklar kurulu kararı ile devretmiş olmasının, davacı aleyhine işlem olduğu iddiası ileri sürüldüğünü, öncelikle, HMK 355. maddesi hükmü gereği, Bölge Adliye Mahkemesince re'sen gözetilemeyeceğinden, öncelikle, bu sebeple itiraz ettiklerini, istinaf aşamasında bahsi geçen iddianın incelenemeyeceğine dair itirazın saklı kalmak üzere, bir an için aksi düşünülse dahi, şirket ortaklar kurulu kararının konusu, davacının serbest iradesiyle yapmış olduğu devir işleminin, TTK 595/2 maddesi gereği onaylanmasından ibaret olduğunu, birleşme sonrasında, devralınan ... A.Ş.'den, devralan ... Ltd. Şti.ne özvarlık aktarımı gerçekleştiğini, istinaf dilekçesinin B-2 maddesinde iddia olunanın aksine, dosya içerisinde mevcut, Kayseri 8. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numarası ile tasdikli, davacı ...'ın da imzasının bulunduğunu, şirket sermayesinin artırılması hakkında alınan, ... tarihli ve ... numaralı karardan da anlaşılacağı üzere, ... Ltd. Şti.nin değil, devralınan ... A.Ş.nin ödenmiş sermayesi olan 250.000 TL. ve dağıtılmamış geçmiş yıllar karı 2.862.000 TL.'den olmak üzere, 3.112.000,00 TL. lik sermaye artışı, devralınan ... A.Ş.'nin özkaynaklarından karşılanmak suretiyle gerçekleştirildiğini, kaynağı, ... A.Ş.'nin özkaynakları olması sebebiyle, davacı ...'ın da kabulu ile, sermaye artırımı, ... A.Ş.'nin ortakları ... ve ... 'ın hisse oranlarına yansıtıldığını, davacı ... yönünden herhangi hak kaybına sebebiyet verilmesi sözkonusu olmadığını, bilirkişi raporunda da bu husus teyid olunduğunu, istinaf dilekçesinin B-3 maddesinde ileri sürülen, yine, HMK 357/1 maddesi hükmüne aykırı biçimde ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddiayı kabul etmemekle beraber, tanık beyanlarından da, diğer ortaklar ile davacı arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı ve şirket yönetiminin fiilen davacı tarafından gerçekleştirilmekte olduğu anlaşılmakla, şirket işleyişi hakkında bilgi vermesi gerekenin davacı olması gerekmesine rağmen, davacı dışındaki şirket ortaklarının işyerine zaman zaman geliyor olmalarından, hangi sorumluluklarını yerine getirmemiş oldukları ve dava ile ilgisi anlaşılamadığını, kabul etmediklerini, Dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporunda yer verilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.06.2016 tarih 2015/9114 E., 2016/6883 K. sayılı kararında, şirketin bazı dönemler kar elde edebileceği gibi zarar da edebileceği, şirket faaliyetlerinin devam ediyor olması ve özvarlığının da mevcudiyetini koruması halinde, bu durumun şirketin kötü yönetildiği anlamını taşımayacağı vurgulandığını, bu anlamda, 2018 yılında birleşme işleminin gerçekleşmiş olduğu da dikkate alındığında, şirketin, 2016 yılı sonu itibariyle dağıtılacak karı bulunmamamakta iken, 2017 yılında 770.925,94 TL. kar gerçekleştirmiş olmasının, şirket ortaklığından çıkma için haklı sebep teşkil etmeyeceği anlaşıldığını, dava dilekçesinde yer alan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22.05.2019 tarih 2018/2348 E.- 2019/4042 K. numaralı kararında da işaret olunduğu üzere, TTK.
616.madde hükmüne göre, genel kurulca kar payının dağıtılması yönünde karar verilmedikçe, kar payının dağıtılması mümkün bulunmamakla, çıkma için de haklı sebep teşkil etmediğini, bu sebeple; istinaf dilekçesinin B-5 maddesinde iddia olunanın aksine, bahsi geçen hususun irdelenmesi ve değerlendirilmesine de hukuken gerek ve imkan bulunmadığını, aksi yöndeki iddiayı kabul etmediğini, arz ve izah olunan nedenlerden de anlaşılacağı üzere; yerel mahkemece, hukuka uygun biçimde, davanın reddi yönünde tesis olunan karara karşı, hukuka aykırı biçimde gerçekleştirilen istinaf başvurusunun esastan reddini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin de davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Dava limited şirket ortaklığından çıkma, ayrılma akçesi talebine ilişkindir.Limited şirketlerde ortağın şahsi haklarından biri de 6102 sayılı TTK’nın 638. maddesinde düzenlenen, ortağın ortaklıktan çıkma hakkıdır. Çıkma hakkı, ortağın özgür iradesi ile ortaklıktan çıkma istemini içerir. Çıkma hakkını kullanarak ortaklıktan ayrılan ortağın, ortaklığa ait bütün hak ve mükellefiyetleri sona ererek şirketle arasındaki bütün ilişkisi kesilmiş olacaktır. Limited şirketlerde ortakların tek yanlı iradeleriyle şirketten ayrılmaları kural olarak mümkün değildir. Bunun için ortağın çıkma iradesinin bir hukuki temele dayanması gereklidir. Bu temel 6102 sayılı TTK’nin 638. maddesi gereğince ya esas sözleşmesel ya da kanuni olabilir. Başka bir deyişle bu temel, ya şirket sözleşmesinin ortağa şirketten tek yanlı irade ile çıkma hakkı veren bir hükmü ya da kanunun ortaklara belirli koşullarda çıkma hakkı tanıyan düzenlemesidir.6102 sayılı TTK’nin 638/1. maddesi “şirket sözleşmesi ortaklara şirketten çıkma hakkı verilebileceği gibi bu hakkın kullanılması belirli şartlara da tabi tutulabilir” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre, limited şirket sözleşmesi ile ortaklara şirketten çıkma hakkının tanınması veya bu hakkın kullanılmasının belirli şartlara bağlanması mümkündür. Ayrıca bu hakkın kullanılması için sözleşme özgürlüğü kapsamı içinde bazı şartların varlığı da gerekli kılınabilir. Şirket sözleşmesi ile ortaklara tanınan çıkma hakkı, hukuki açıdan onlara tanınmış bozucu yenilik doğuran bir haktır. Ortak bu hakkını kullanıp çıkma iradesini ortaklığa ulaştırdığında çıkma gerçekleşir, ayrıca bu beyanın şirket tarafından kabulüne gerek yoktur. Limited şirkette ortaklara şirketten çıkma hakkı tanıyan bir diğer durum ise 6102 sayılı TTK’nin 638/2. maddesinde yer alan “Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir” şeklindeki düzenlemedir. Buna göre ortak, haklı bir sebebin varlığı hâlinde, diğer ortakların rıza ve muvafakatlerine lüzum olmaksızın şirketten çıkmasına müsaade edilmesini mahkemeden talep edebilmekte ve mahkeme kararı ile şirketten çıkabilmektedir. Böylece ortaklar, esas sözleşmede şirketten çıkma hususu düzenlenmiş olsun ya da olmasın şirketten çıkmalarını haklı gösterecek bir sebebin varlığı hâlinde her zaman bu hakkı kullanabileceklerdir. Limited şirket ortağı tarafından açılan haklı sebebe dayalı çıkma davası ileriye etkili hüküm ifade eden bozucu yenilik doğuran bir dava olup, bu davada çıkmayı gerçekleştiren irade mahkeme kararıdır. Mahkemenin çıkmaya ilişkin kararı şirketle ortak arasındaki hukuki ilişkiyi sona erdirir ve sonuçlarını dava tarihinden değil kararın kesinleştiği tarihte doğurur.6102 sayılı TTK'nın 638. maddesi gereğince açılan limited şirket ortaklığından çıkma istemine ilişkin olan işbu davayı ortak, haklı sebeplerin varlığı halinde açabilir. Bilindiği üzere limited şirketlerde, şirket ortaklığından çıkma için haklı sebep teşkil edecek nedenlerin hangi haller olduğu hususu Türk Ticaret Kanununda sayılmamıştır. Buna göre; haklı nedenler somut olayın özelliğine göre ortaya konulup değerlendirilmek durumundadır. Haklı sebeplerin kanunda tahdidi olarak sayılmadığı, somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesi gerektiği, haklı sebep ile kast edilen şeyin şirket ortaklığını çekilemez nitelikteki husumet, şirketin işleyişi, yönetimi ve faaliyetleri hakkında bilgi vermemenin süreklilik kazanması, ortakların şirketten dışlanması, şirket yöneticilerinin kişisel menfaatleri yönünde hareket edip şirketi batık hale sürüklemesi, şirkete ihanet etmesi gibi haller sayılabilir. Taraflar arasındaki anlaşmazlıkların niteliği, şirket ortağının ortak sıfatının devamında yarar kalmaması gibi haller, limited şirket ortaklığından çıkma gerekçesi olarak gösterilebilecektir.Davacının kar dağıtılmayan bu süreç içerisinde ortaklar genel kurulunda kar payının dağıtılmasını talep etme ve bu talebin reddine karar verilmesi halinde de bu karara karşı iptal davası açması mümkün iken, bu yola başvurmadan uzun süre bekleyerek ve ihtilaf çıkarmadan davalı şirketin uzun süredir kar payı dağıtmadığını ileri sürmesi dinlenemez. Bir başka anlatımla, uzun süredir kar payı dağıtılmaması davacı tarafından haklı sebep olarak ileri sürülemeyecektir. Nitekim 2016 yılında davalı şirketin kar etmemiş olduğu bilirkişi raporunda belirtilmiştir.Davalı şirket tarafından kar payı dağıtımına yönelik alınan herhangi bir karar bulunmamaktadır. Davacı yanda genel kurulda kar payı dağıtılmasını talep ettiği, bu talebinin genel kurul tarafından reddedildiğine ilişkin bir delil de ibraz etmemiştir.6102 sayılı TTK'nın “Bilgi alma ve inceleme” başlıklı 614/(1) ve (2) bentleri uyarınca, her ortak, müdürlerden, şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi vermelerini isteyebilir ve belirli konuda inceleme yapabilir. Genel kurul, bilgi alınmasını ve incelemeyi haksız yere engellerse, ortağın istemi üzerine mahkeme bu hususta karar verir. Somut olayda, davacının bu konuda bir girişimde bulunmadığı, yasal yolları tüketmediği anlaşılmaktadır. Davacı ortaklıktan çıkmasına haklı neden olarak TTK.614 maddesine dayanmış ise de bilgi alma hususunda genel kurulu toplantıya çağırarak bu talebine karşılık bulamaması sonucunda mahkemeye başvurduğuna dair bir delil sunamadığı, bu hususta tüm hukuki yolları tükettiğini ispatlayamadığı görülmüştür. Şirketin kötü yönetildiğine dair iddia hususunda davacının haklı sebebi ispatlayamadığı, bilirkişi raporunun alındığı, davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasını gerektirir her hangi bir somut olay yada uyuşmazlığın ortaya konulup kanıtlanamadığı ve haklı sebep kriterinin yerine getirilmediği görülmekle ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğuna kanaat edilmiştir.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda söz konusu istinaf sebepleri yerine görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek davacının istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
1.KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 06/07/2022 tarih ve 2020/801 E. - 2022/606 K. sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Alınması gerekli olan 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafından peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3.İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
4.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5.Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/11/2023