22. Hukuk Dairesi
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
22. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.07.2023 tarihli, 2023/540 Esas ve 2023/490 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, raportör üye tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, ... ili, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi üzerindeki su deposu önünde bulunan terfi binası yerinin 20.02.2006 tarihinde Muğla Orman İşletme Müdürlüğü tarafından mülga Akyaka Belediye Başkanlığına 29 yıllığına kiralandığını, kiralanan bu yere Akyaka belediyesi tarafından fırın yapılarak işletmesinin de 23.11.2012 tarih ve 198 sayılı karar ile mülga Akyaka Belediye Encümeni tarafından ihale yolu ile davalı şirkete kiraya verildiğini, kira süresinin 03.12.2015 tarihinde bittiğini, müvekkili idare tarafından dava konusu fırının kiralama ihalesinin 22.04.2016 tarihinde yapıldığını, ihaleyi davalı şirketin kazandığını, 09.06.2016 tarihinde yer teslimi yapıldığını, kira sözleşmesinin 3. maddesine göre kira süresinin yer tesliminden itibaren üç yıl olduğunu, davalı kiracıya sözleşmenin 09.06.2019 tarihinde sona ereceğinin bildirildiğini, bu tarihten sonra yapılan ihaleyi 270.030,00 TL bedel ile ... Şti.'nin kazandığını, ancak davalı borçlu tarafından işyerinin boşaltılmadığını ve ihaleyi kazanan firmaya teslim edilemediğini, Bu davaya konu olan 30.04.2020 - 28.08.2020 arasındaki ecrimisil turarı olan 89.509.75 TL yönünden icra takibi başlatıldığını ve davalı borçlu tarafından takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğunu ileri sürerek, takibin devamına ve %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, icra takibine konu belgenin ecrimisil ihbarnamesi olduğunu, ecrimisil ihbarnamesinin idari yargının konusu olduğunu, bu talebe ilişkin olarak İcra İflas Kanunu'nun 42/3 maddesi gereğince icra takibi yapılmayacağının açıkça hükme bağlandığını, idari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamayacağını, ... Müdürlüğü Taşınır, Taşınmaz, Kaynak Ve Hakların Değerlendirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin Ecrimisil ve Tahliye İşlemleri başlıklı 51. maddesinin (10) nolu fıkrası gereğince ecrimisil alacağının ödenmemesi halinde ecrimisil bedelinin 6183 sayılı kanun hükümleri gereğince takip ve tahsil edilmesi gerektiğini, icra inkar tazminatı talebinin, takip konusu alacağın likit olmaması ve yargılamayı gerektirmesi nedeniyle reddine karar verilmesini gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında kira sözleşmesinin var olup olmadığı ve kira sözleşmesinin taraflar arasında devam edip etmediği hususlarında yargılama yapmak ve hüküm vermeye tek görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle,
HMK'nın 114/1-c maddesi delaletiyle 115/2 maddesi gereğince davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, mahkemenin görevsizliğine,
HMK'nın 20/1 maddesi gereğince görevli ve yetkili mahkemenin Muğla Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusunun davalı borçlu tarafından zamanında ödenmeyen 30.04.2020 - 28.08.2020 tarihlerini kapsayan 89.509,75 TL bedelli ecrimisil borcu olduğunu, kira borcu olmadığını, davalının taşınmazı boşaltmakta direndiğini ve halen taşınmazı boşaltmadığını, bu nedenlerle görevsizlik kararı verilmesinin yerinde olmadığını, Muğla 1. İdare Mahkemesinin 2019/713 Esas, 2020/159 Karar sayılı kararı ile ortada bir kira ilişkisinin kalmadığının belirlenmiş olduğunu, davalı şirketin bu durumda işgalci konumunda olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
GEREKÇE
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek inceleme yapılmıştır. Dava, şahsi hakka dayalı ecrimisil alacağına dayalı itirazın iptali isteğine ilişkindir.
Ecrimisil ise gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere hak sahibinin kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira bedeli, en fazlası mahrum kalınan gelir kaybı karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler.
Nitekim TMK'nın 995. maddesinin birinci fıkrasında, iyi niyetli olmayan zilyedin geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorunda olduğu hüküm altına alınmıştır. Kira sözleşmesi ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 299. maddesinde, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşme şeklinde tanımlanmıştır.
Kira sözleşmesi, tam iki tarafa borç yükleyen rızaî bir sözleşme olup, kira sözleşmesinin meydana gelmesi için kiraya veren ile kiracının sözleşmenin esaslı noktaları üzerinde anlaşmaları, irade beyanlarının karşılıklı ve birbirine uygun olması gerekir. Sözleşmede bir şeyin kullanılmasını devretmeyi üstlenen kişiye kiraya veren, buna karşılık bir bedel ödemeyi üstlenen kişiye de kiracı denir. Kiraya veren, kiralanan şeyin maliki olabileceği gibi o şey üzerinde sınırlı bir aynî hak sahibi veya kiracı da olabilir. Görüleceği üzere ecrimisilde; bir malın hak sahibinin izni ve rızası dışında kötü niyetli olarak işgal ve kullanımı söz konusu iken, kira ilişkisinde kiralayan ile kiracının karşılıklı anlaşması ve belli bir bedel karşılığında malın kullanımı söz konusudur.
Ayrıca medeni usul hukuku alanında yıllar boyunca süren uygulamalar neticesinde doğru ve adil bir yargılama için bazı temel ilkeler kabul edilmiştir. Bir davanın gerek tarafları gerekse mahkeme için bağlayıcı olan ve yargılamaya yön veren bu ilkeler, mahkemelerde sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesini sağlayan en temel unsurlardır. Bu kuralların yargılamanın her kesitinde gözetilmesi, hatta usul hükümleri yorumlanırken bu ilkelere aykırı ve onlarla çelişkili olacak şekilde yorum yapılmaması gerekir. Medeni yargılama hukukuna hakim olan ilkelerin bir bölümü 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (HMK) açık olarak düzenlenmiş ve 24. maddesinde "tasarruf ilkesi"ne, 25. maddesinde "taraflarca getirilme ilkesi"ne, 26. maddesinde ise "taleple bağlılık ilkesi"ne yer verilmiştir.
Özel hukuk, taraflara kendi hakları üzerinde tasarruf yetkisi ve imkânı vermiştir. Özel hukuktan kaynaklanan tasarruf yetkisi, uyuşmazlıktan önce başlayıp uyuşmazlığın yargı organına intikal ettiği ve onun önünde görüldüğü anda da devam eder. Hak sahibi, uyuşmazlık konusu hakkını dava edip etmemekte, dava ettikten sonra davalı ile yargılama içinde ya da dışında uzlaşmakta, arabulucuya gitmekte, sulh olmakta veya açtığı davadan feragat etmekte serbesttir. Taraflar uyuşmazlığı başlatmak, uyuşmazlık konusunu belirlemek ve uyuşmazlığı sürdürmek veya sona erdirmek hakkına sahiptirler (Pekcanıtez/Atalay/Özekes.: Medeni Usul Hukuku, İstanbul, Mart 2017, C.I, s. 783).
HMK'nın 24. maddesinde düzenlenen "tasarruf ilkesi" kapsamında; dava açma konusundaki inisiyatif davacıya ait olduğu gibi taraflar dava üzerinde tümüyle tasarruf edebilme, dava konusunu (müddeabihi) belirleme, dilekçeler vermek suretiyle davaya etki etme ve mahkemenin karar vermesine gerek kalmadan davayı sona erdiren işlemleri yapabilme yetkisine sahiplerdir. Tasarruf ilkesi nedeniyle hiç kimse, kanunda açıkça belirtilmedikçe, kendi lehine olan bir davayı açmaya veya hakkını talep etmeye zorlanamaz (HMK m. 24/2).
Tasarruf ilkesi gereğince davacının davasını açarken talep ettiği hukuki korumanın ne olduğunu açıkça ifade etmesi gerektiği gibi HMK'nın "dava dilekçesinin içeriği" ile ilgili düzenleme içeren 119/1-d maddesi uyarınca da "dava konusu"nun dava dilekçesinde gösterilmesi gerekmektedir. Aynı maddenin (e) bendinde "davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri", (g) bendinde "dayanılan hukuki sebepler" ve (ğ) bendinde ise "açık bir şekilde talep sonucu" dava dilekçesinde yer alması gereken diğer unsurlar arasında sayılmıştır.
Taraflarca getirilme ilkesinin bir sonucu olarak davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaları dava dilekçesinde bildirmesi gerekir. Bu şekilde somutlaştırma yükü (HMK. m.194) yerine getirileceği gibi davalı da bu vakıalara göre savunmasını yapacaktır. Dayanılan vakıalara uygulanacak hukuki sebeplerde dava dilekçesinin zorunlu olmayan unsurları arasında sayılmıştır. Türk hukukunu resen uygulamakla görevli olan hâkim (HMK. m.
33.için gösterilen hukuki sebepler bağlayıcı değilse de vakıalara uygun hukuki nitelendirmenin doğru yapılmasının uyuşmazlığın çözümünü kolaylaştıracağı açıktır. Talep sonucu kısmında ise talebin ne olduğu açık bir şekilde belirtilmelidir. Çünkü, taleple bağlılık ilkesi gereğince hâkim talep sonucuyla bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Bu ilke uyarınca davacının talep etmediği bir şey hakkında karar verilemez. Dava sonucunda kurulacak hükmün sınırını, tarafların karara bağlanmasını istediği talep sonucu belirler. Bu nedenle talep sonucu yeterince açık değilse hâkimin davayı aydınlatma ödevi (HMK. m.
31.kapsamında açık olmayan talep sonucunu açıklatması gerekir.
Açıklanan tüm bu yasal düzenleme ve ilkeler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, dava dilekçesinde çekişme konusu taşınmaz üzerinde şahsi hakkı bulunduğunu ileri süren davacı, davalı ile yapılan kira sözleşmesinin sona erdiğini ve davalının fuzuli şagil durumunda olduğunu ileri sürerek, ecrimisil isteminde bulunmuş, talep sonucu kısmında da bu istem tekrar edilmiştir. Görüleceği üzere dava dilekçesinde açıklanan maddi vakıalar, davalılar arasındaki kira sözleşmesinin davacı yönünden bağlayıcı olmadığı iddiasını da içermekte olup, hukuki nitelendirme de davacı tarafından bu iddiaya (maddi vakıaya) uygun olarak yapılmış ve açık bir şekilde şahsi hakka dayalı ecrimisil istenilmiştir. Az yukarıda açıklandığı üzere kira sözleşmesi 6098 sayılı TBK'nda düzenlenmiş olup, kira sözleşmesinin kendisi yönünden bağlayıcı olmadığını ileri süren davacı bakımından açtığı davanın, farklı yasa ve koşullara tabi bulunan kira alacağı istemine ilişkin olduğunu kabul etmek mümkün değildir. (Aynı yönde, Yargıtay HGK'nın 25.10.2018 t.li, 2017/1-1236 E. ve 2018/1568 K. sayılı kararı)
O halde, anılan bu isteğin 4721 sayılı TMK hükümleri ile 2886 sayılı Kanunun 75. maddesinden kaynaklandığı ve tacir olan her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğduğu anlaşılmakla, mahkemece işin esasının incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde görev nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru değildir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, davanın ve istinaf sebeplerinin niteliğine göre duruşma açılmasına gerek görülmeyerek, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-3. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının resen kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
1.Davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2.Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.07.2023 tarihli, 2023/540 Esas ve 2023/490 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince RESEN KALDIRILMASINA,
3.Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4.İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf harcının istek halinde istinaf yoluna başvuran davacıya İADESİNE,
5.İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde DİKKATE ALINMASINA,
6.HMK'nın 359/4. maddesi gereğince, temyizi kabil olmayan kararın ilk derece mahkemesi tarafından resen tebliğe ÇIKARILMASINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-c maddesi gereğince kesin olmak üzere 20.11.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.