9. Ceza Dairesi
9. Ceza Dairesi 2021/4813 E. , 2023/6093 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi
Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Suça sürüklenen çocuk hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 22.04.2013 tarihli iddianamesi ile çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2.İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.02.2015 tarihli ve 2013/260 Esas, 2015/54 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 15.02.2018 tarihli ve 14-2015/128852 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafii Temyiz İsteğinde
Özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, soruşturma aşamasında dinlenen tanık ...’ın yargılama aşamasında dinlenmediğini, mağdurenin beyanlarının çelişkili olduğunu, aldırılan raporlara göre mağdurenin halen bakire olduğunu, fiili livata bulgusunun olmadığı, mağdurenin anne ve babasının da mağdurenin kendilerine cinsel birliktelik yaşamadıklarını söylediğini, soyut beyanlardan başka delil olmadığını, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Katılan Mağdure Vekili Temyiz İsteğinde
Özetle; dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu 6. Adli İhtisas Kurulunun 27.6.2014 tarihli raporunda mağdurede "Major depresyon" tespit edilmesine rağmen aynı raporun devamında hukuki kanaate ilişkin yorum yapmak kaydıyla Mahkemeyi etkilemeye yönelik olarak "bu psikiyatrik tablonun yaş farkı fazla olmayan mağdur ve sanığın hile, şiddet ce zorlama olmaksızın erken yaşta cinsel deneyim yaşamasına bağlı olabileceği gibi olay sonrası gelişen psikososyal stres ve çatışmalar nedeniyle ortaya çıkabileceği" gibi bir yorumda bulunmasının ve yerel mahkemenin de bu yoruma göre karar oluşturmasının adli tıp ve hukuk bilimiyle bağdaşmadığını, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrasının uygulanmamasının usul ve esasa aykırı olduğunu, kararın bozulmasını talep etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince; ''Sanık savunması, mağdurun hazırlık beyanı, sanığın nüfus ve adli sicil kayıtları, Haydarpaşa Numune Eğitim Araştırma Hastanesi'nin 25.03.2013 tarihli muayene raporu, Kartal Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nün 26/03/2013 tarihli ve 26/03/2013 tarihli 3945 sayılı raporu, Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 23/12/2013 tarihli 4815 karar sayılı raporu, ... Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 26.12.2013 tarih ve 2098 protokol nolu raporu, Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun 27/06//2014 tarihli raporu, sanık ve mağdur arasında husumetin bulunmayışı, olayın oluş seyri ve tüm dosya kapsamından, sanığın suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik beyanlarına itibar edilmeyerek; Müştekiler ... ve ...'nın kız çocuğu olan 10.09.1999 doğumlu mağdur ...'nın ... ... İlköğretim Okulu 8. Sınıfta okuduğu, mağdur ...'nın aynı sınıfta okuyan kız arkadaşı ... ...'ın erkek arkadaşı olan 06.04.1997 doğumlu 15-18 yaş gurbundaki sanık ... ile internetten tanıştıkları, mağdur ...'nın arkadaşı ... ... ile arasının bozulması üzerine, ... ...'dan intikam almak için sosyal paylaşım sitesi olan facebook'tan internetten sık sık sanık ... ile görüştükleri, olay günü olan 03.10.2012 tarihinde mağdur ...'nın cep telefonu ile SMS mesajı atarak sanık ... ile İçerenköy'de bir börekçide buluştukları, sanık ...'ın mağdur ... ile börekçiden çıkıp arkadaşı olan tanık ...'ın İçerenköy ... Caddesi ... Sokak No:10/2 adresindeki evine götürdüğü, mağdur ... ve sanık ...'ın tanık ...'ın evinde başka bir odada başbaşa kalınca sanık ...'ın mağdur ...'yı öptüğü, organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu, mağdurun eylem nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu, ancak bu psikiyatrik tablonun yaş farkı fazla olmayan mağdur ve sanığın hile, şiddet veya zorlama olmaksızın erken yaşta cinsel deneyim yaşamasına bağlı olabileceği gibi olay sonrası gelişen psikososyal stres ve çatışmalar nedeniyle de ortaya çıkabileceği, bunlar arasında tıbben ayrım yapılamayacağının bildirildiği anlaşıldığından sanık hakkında organ sokmak suretiyle cinsel istismar ve cinsel amaçlı alıkoymak suçlarından 5237 sayılı yasanın 103/2,31/3,62,109/1,109/3-f,109/5,31/3,62 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilerek'' şeklindeki gerekçeyle hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Mağdurenin aşamalardaki çelişkili beyanları, savunma, 25.03.2013 günlü anal muayene raporunda anal bölgenin doğal görünümünde, perinenin (mensturasyon kaynaklı) kanamalı olduğunun tespit edilmesi ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, İlk Derece Mahkemesince suça sürüklenen çocuğun mağdureye yönelik istismar eylemlerini organ sokmak suretiyle gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut haliyle sübuta eren eyleminin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilerek 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddenin birinci fıkrasına göre cezalandırılması gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. Anılan nedenle onama talep eden Tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.02.2015 tarihli ve 2013/260 Esas, 2015/54 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafii ile katılan mağdure vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.10.2023 tarihinde karar verildi.