4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin düzenleme tarihi ... olan toplam ... adet senet gereği alacaklı olduğunu, Antalya Genel İcra Dairesinin ... tarihli kararı ile durduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinde anlaşmanın sağlanamadığını, sunulan senetlerin kambiyo vasıfları bulunmasa da davalıların kayıtsız şartsız para borçları olduğu ikrarını ihtiva eden adi senet niteliklerinin halen sürdüğünü, genel haciz yolu ile ilamsız takip başlattıklarını, davalının itirazlarında söz konusu iddialarını kanuna uygun bir şekilde ispatlayamadığını, ilgili senetlerin hepsinin ... tarihinde düzenlendiğini ve vade tarihlerinin çeşitli olduğunu, 2016 yılına kadar yazılı ispat sınırının yeniden değerleme oranıyla arttırılmayıp sabit tutulduğundan 2012 yılında da bu sınırın 2.500,00 TL olarak geçerli olduğunu somut olayda senetlerin ihtiva ettikleri borç miktarı bu sınırın çok üzerinde olduğundan ve taraflarının muvafakati de bulunmadığından davalı tarafın ifa sebebiyle itfa iddialarını ancak ve ancak senetle ispatlanması gerektiğini belirterek, Antalya Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasındaki borçlunun ödeme emrine karşı yerinde olmayan itirazın iptali ile takibin devamını, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde özetle; Davacının taleplerinin dayanaksız, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının sunulan senetlerle alacaklı olduğunu iddiaları kabul anlamına gelmemek şartı ve kaydı ile zaman aşımı itirazında bulunduğunu, yaklaşık 10 yılı bulan senetleri icraya koyarak sebepsiz zenginleşme yolunu güttüğünü, kendisinin ve şirketinin davacıya hiçbir borcu olmadığını, davacının kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını, zaman aşımı itirazında bulunduklarını, 5 yıllık zaman aşımından sonra icra takibi başlatıldığını belirterek, davanın reddi ile %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesi ile yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, İİK' nun 67. Maddesi gereği itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosyada tüm deliller toplanmış, Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının uyap üzerinden incelenmesinde; davacı tarafından ... adet senet alacağı olan ... TL ve ... TL işlemiş faiz olmak üzere toplam ... TL'nin tahsili istemiyle ... tarihinde takip başlatıldığı, takibe davalı tarafından ... tarihinde itiraz edildiği görülmüştür. ... Vergi Dairesine, Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanlığı'na, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası'na müzekkere yazılarak, taraflar için tacir araştırması yapılmış ve gelen yazı cevaplarından davacının ilgili tarihlerde mükellefiyet kaydının bulunmadığı davalının ise tacir sıfatı taşımadığı anlaşılmıştır. Bir davanın ticari dava olup olmadığı TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmektedir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1-a bendi uyarınca; tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın TTK'da düzenlenen hususlardır. Mutlak ticari davalar,
TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.
TTK'nın 4/1. maddesi uyarınca nisbi ticari dava olması için, her iki tarafın tacir olması ve davanın ticari işletmelerinden doğması gerekir. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Ticari işletme,
TTK'nın 11/1.maddesindeki tanıma göre; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Esnaf işletmesi ile ticari işletme arasındaki sınırın ise Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak kararname ile belirleneceği hükme bağlanmıştır.Kanunda ticari işletme için herhangi bir miktarda gelir değil, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşar düzeyde gelir sağlama amacı aranmıştır. Türk Ticaret Kanunu'nun 3.maddesinde; "ticari iş" kavramı açıklanmış ve "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." denilmiştir. Ticaret hayatının temel öznesi olan "tacir" de yine işletme kavramı bağlamında tanımlanmış ve "bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişi"ye tacir deneceği TTK'nın 12/1.maddesinde belirtilmiştir.
Türk Ticaret Kanunu tacir kavramını gerçek kişiler ve tüzel kişilerde ayrı ayrı ele almış, gerçek kişilerde tacir sıfatının kazanılması bir ticari işletmenin mevcut olması, bir ticari işletmenin işletilmesi ve ticari işletmenin kısmen de olsa o kişi adına işletilmesi unsurlarına bağlanmıştır. Tüzel kişi tacir kavramının kapsamı ise TTK'nın 16/1. maddesinde düzenlenmiştir.
Yukarıda açıklanan kanun maddeleri ve tanımlar doğrultusunda olayda; dava TTK.nun 4/1-a-f bentlerinde sayılan mutlak ticari davalardan (tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın) değildir. Davacı hakkında vergi dairesinden getirtilen yazı cevapları ile mükellefiyet kaydının olmadığı, davalının ise işletme hesabına göre defter tuttuğu anlaşılmaktadır. Tarafların tacir olmadığı dolayısıyla davanın da hukuki niteliği itibariyle ticari dava olmadığı, bu nedenle uyuşmazlığın mahkememiz görev alanına girmediği anlaşılmıştır.
Görev, 6100 Sayılı HMK’nın 1. maddesi hükmü gereği kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece yargılamanın her safhasında kendiliğinden gözetilmelidir. Bu durumda, davanın Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine girdiği gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın 6100 sayılı Kanunun 114/1-c maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 115/2. Maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştikten sonra talep halinde dosyanın görevli ANTALYA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
2.Taraflardan birinin, H.M.K.'nun 20. Maddesi gereğince görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceği, aksi takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına,
3.Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına,
Dair, davacı vekili Av. ...'nın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/10/2023 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)