Esas No
E. 2023/3298
Karar No
K. 2023/4583
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

7. Hukuk Dairesi         2023/3298 E.  ,  2023/4583 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2019/367 E., 2021/458 K.
DAVA TARİHİ: 13.11.2009
KARAR: Onanmasına

Taraflar arasındaki inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 29.11.2022 günlü ve 2022/2516 Esas, 2022/7308 Karar ... ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili, vekil edeni ile davalıların muris ...'in mirasçıları olduklarını, 1071 ada 11 parsel ... taşınmazın muris adına kayıtlı olduğunu ve dava tarihinde dava konusu taşınmazın tapu kaydında arsa olarak görüldüğünü, ancak üzerinde 7 dairelik 3 katlı bir apartman bulunduğunu, dava devam ederken dava konusu taşınmazda kat mülkiyetine geçildiğini, vekil edeninin babası ...'in taşınmaz arsa iken müteahhit ... ... ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığını ve bu sözleşme uyarınca 2 adet zemin kat dairenin muris ...'e ait olacağının kararlaştırıldığını, sonrasında vekil edeninin dava konusu taşınmazda 5 daire satın aldığını ancak vekil edeninin resmi anlamda satış işlemlerini gerçekleştiremediğini, vekil edeninin yurt dışında yaşamasından dolayı buradaki işlerini takip etmesi, bankadaki paralarını çekebilmesi için babası ...'e noterden vekaletname verdiğini ve murisin vekil edeni adına müteahhit ... ...'a ödemelerini yaptığını, murisin dava konusu taşınmazı satın almaya yetecek ekonomik gücü olmadığını belirterek dava konusu 5 dairenin muris adına olan tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tesciline, olmazsa taşınmazın değerinin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili, dava konusu dairelerin muris ... tarafından yaptırıldığını, murisin daireleri yaptırabilecek ekonomik gücünün olduğunu, davada husumetin müteahhit ... ...'a yönetilmesi gerektiğini zira dairelerin yapım parasını müteahhitin aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEMECE KARARI

Mahkemenin 19.01.2016 tarihli ve 2009/386 Esas, 2016/11 Karar ... kararıyla, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı

1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 06.02.2018 tarihli ve 2016/13307 Esas, 2018/1697 Karar ... kararıyla; “...1999 yılı ile murisin ölüm tarihi olan 11.01.2002 tarihleri arasındaki Denizli ilindeki tüm banka hesap hareketlerinin getirtilmesi, bu şekilde dosyanın kül halinde bankacı bilirkişiye gönderilerek denetime elverişli rapor aldırılması, muris ...'in dava konusu daireleri yaptırmak için bankalardan para çekip-çekmediği ve çekmiş ise çektiği tarihlerde çekilen para ile inşaatın yapım tarihinin gözetilmesi, davacının yurtdışından gönderdiği ve murisin çektiği paralar var ise, para miktarının ailenin geçimi için gönderilen miktar olup-olmadığı ya da ailenin geçimini aşan miktarda olup-olmadığının değerlendirilmesi, muris baba ... ile yüklenici ... ... arasında yapılan 21/08/2000 tarihli adi nitelikteki sözleşmeler, para gönderme ve ödeme dekontları ve vekaletin delil başlangıcı sayılıp-sayılmayacağının yukarıda bahsi geçen hususlar ile birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gererkirken, eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir...” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; inanç sözleşmesinde yazılı bir delil bulunmadığı, ancak tarafların ortak murisi ...’e verilen vekaletname ile bankadan çekilen paralar ve banka dekontlarının delil başlangıcı niteliğinde olduğu, davacının inanç ilişkisini kanıtladığı gerekçesiyle taşınmazların tapusunun iptaline karar verilmiştir. V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Dairemizin 29.11.2022 tarihli ve 2022/2516 Esas, 2022/7308 Karar ...

ilamı ile kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR DÜZELTME

A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran Dairemizin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri

Davalılar vekili; temyiz dilekçesine benzer gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk

1.İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.

2.İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak, borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.

3.İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir ... ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.

4.İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme ... sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.

5.İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 ... Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.

6.Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 ...

HMK’nın 20 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.

7.Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (6100 ... Kanun’un 188 inci maddesi ile 225 inci maddesi v.d) yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması hâlinde hâkimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.12.2015 tarih ve 2014/14-516 Esas, 2015/2838 Karar ... kararı da bu doğrultudadır.

8.6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hâkimin davayı aydınlatma görevi” başlıklı 31 inci maddesine göre, “Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu olduğu durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.”

9.6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Somutlaştırma yükü ve delillerin gösterilmesi” başlıklı 194 inci maddesi uyarınca: “(1) Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar. (2) Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.”

3.Değerlendirme

1.Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 1071 ada 11 parsel ... taşınmazın tarafların yakın mirasbıranı ... adına 29.05.2000 tarihinde satış yolu tescil edildiği, eldeki dava devam ederken dava konusu taşınmazda kat mülkiyetine geçildiği ve 7 ayrı bağımsız bölümün muris ... adına tescil edildiği, dosya içerisinde 21.08.2000 tarihli iki ayrı adi yazılı gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinin olduğu, aynı gün düzenlenen sözleşmelerden bir tanesinin arsa sahibi ... ile müteahhit ... ... arasında düzenlendiği, sözleşmede arsa üzerine yedi adet dairenin yapılacağı, zemin kattaki iki dairenin arsa sahibine ait olacağı, mal sahibinin 1 inci kattaki iki dairenin bedelini ödeyerek satın aldığı ve üç dairenin de müteahhite ait olacağının kararlaştırıldığı, diğer sözleşmenin de aynı kişiler arasında yapıldığı ve bir daireyi davacı ...'in, diğer daireyi muris ...'in alacağı, böylelikle ... ...'e zeminde iki daire, orta katta iki dairenin verileceği, bunun karşılığında ... ...'in peşin olarak 100.000 DM vereceğinin kararlaştırıldığı, Denizli 3. Noterliği'nin 29.07.1999 tarihli ve 29294 yevmiye No.lu vekaletnamesi ile ...'in babası ...'e Denizli ilinde bulunan bankalardaki hesap açma, para çekme gibi işlemleri yapması için vekaletname verdiği, davacı tarafından murise gönderilen banka dekontlarının dosya arasına alındığı, davacı ve davalı tanıklarının dinlendiği, muris ... ve ...'in sosyal ekonomik durumunun araştırıldığı anlaşılmaktadır.

2.Somut olayda, 20.08.2000 tarihli ikinci sözleşmede bir dairenin davacıya kalacağı öngörülmüş olup ilgili sözleşmede arsa maliki (muris) ... ile yüklenici ...’in imzasının bulunduğu görülmektedir. Sözleşme kapsamında, murisin satın aldığı (1 nci kattaki) iki daireden bir tanesinin davacıya düşeceği izah edilmiştir.

3.Yüklenici ... 22.01.2013 tarihli duruşmada özetle; dava konusu edilen beş daireyi yaklaşık 230.000,00 DM bedel ile davacıya haricen sattığını, anlaşmayı davacının babası ... ile yaptığını, ödemelerinde ... adına ... tarafından gerçekleştirildiğini, aldığı ödemeler ile ilgili belge düzenlediğini ve belgeleri ...’e verdiğini ifade etmiştir.

4.Eldeki dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup davacının, 30.09.1988 tarihli ve 1987/2 1988/2 ... YİBK Kararı uyarınca yüklenicinin temlikine dayalı olarak yüklenici ve arsa maliki aleyhine açtığı bir dava niteliğinde değildir. Kaldı ki, davacı (her zaman) yüklenici ve arsa malikleri aleyhine yüklenicinin temlikine dayalı olarak dava açma muhtariyetine sahiptir.

5.İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 ... Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Belirtilen nitelikte bir delil bulunmasa da, karşı taraf elinden çıkmış delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa, inanç sözleşmesinin tanık dahil her türlü delil ile kanıtlanması mümkündür.

6.Bu bağlamda, 20.08.2000 tarihli ikinci sözleşmede bir dairenin davacıya kalacağına dair beyanın altında arsa maliki (muris) ...’in imzası bulunduğuna göre bu belgenin (ilgili daire yönünden) yazılı delil olarak kabul edilmesi gerekmektedir.

7.Anılan nedenle, Mahkemece, 1. kattaki bir daire yönünden kabul kararı verilmesinde kural olarak isabetsizlik bulunmamaktadır.

8.Ancak yukarıda yapılan açıklamalar karşısında; inanca ilişkin bir beyan içermeyen banka dekontları, 20.08.2000 tarihli gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi şartlarını taşıyan ilk sözleşme ve Denizli 3. Noterliğinin 29.07.1999 tarihli ve 29294 yevmiye No.lu vekaletnamesinin delil başlangıcı olarak kabul edilmesi mümkün değildir.

9.O halde; sözleşme kapsamında arsa sahibi ...’e satılan bir daire ile yükleniciye kalan diğer üç daire yönünden davacı, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 ... Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtilen inançlı temlik sözleşmesini yazılı delil veya delil başlangıcı ile kanıtlayamamıştır. Bu daireler hakkında davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.

10.Ne var ki; dava devam ederken dava konusu taşınmazda kat mülkiyetine geçildiğine göre, davacının 1 inci kattaki hangi bağımsız bölüme yönelik talepte bulunduğunun somutlaştırılması gerekmektedir.

11.Hâl böyle olunca; 6100 ... Kanun'un 194 üncü maddesi gereği davacının somutlaştırma, aynı Kanun'un yukarıda belirtilen 31 inci maddesi gereği hâkimin de davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında, Mahkemece, davacıya 1 inci kattaki hangi daireye yönelik talepte bulunduğunun sorulması, bu şekilde ilgili dairenin tereddütte mahal bırakılmayacak şekilde somutlaştırılması, akabinde inanç sözleşmesine konu bu bağımsız bölüm yönünden mevcut karar gibi davanın kabulüne karar verilmesi, bakiye diğer 4 daire açısından ise yazılı delil veya delil başlangıcı ile kanıtlayamayan tapu iptali ve tescil talebinin reddine kararı verilmesi gerekirken bu husus yerine getirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

12.Hükmün yukarıdaki gerekçeyle bozulması gerekirken, maddi hata sonucu onanmasına karar verildiği bu defa yapılan incelemede anlaşıldığından davalılar vekilinin karar düzeltme istemi kabul edilerek, Dairemizin 29.11.2022 tarih, 2022/2516 Esas, 2022/7308 Karar ... onama ilamının kaldırılmasına, mahkeme hükmünün açıklanan gerekçe ile bozulmasına karar verilmiştir.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davalılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 29.11.2022 tarih, 2022/2516 Esas, 2022/7308 Karar ... onama ilamının KALDIRILMASINA,

Yukarıda belirtilen nedenlerle hükmün BOZULMASINA,

Peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 8.400,00 TL'nin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,

10.10.2023 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. (Karşı Oy) (Karşı Oy) K A R Ş I O Y Karar düzeltme dilekçesinde ileri sürülen hususlar daha önce temyiz nedeni yapılmış ve hüküm onanmıştır.

Dairemizin ilâmında düzeltilmesi gereken bir neden bulunmadığından ve HUMK’nun 440 ıncı maddesindeki nedenlerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin reddine karar verilmesi görüşünde olduğumuzdan, Dairemiz sayın çoğunluğunun karar düzeltme isteminin kabulü ile kararın bozulması yönündeki görüşüne katılmıyoruz.

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI HUKUK Gayrimenkul Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu HMK md.20
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.