9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Davacı vekili 06.09.2022 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin,--------- Havalimanının açılması nedeniyle ---------- personellerinin havalimanına yakın konumda konut ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulmuş bir yapı kooperatifi olduğunu, hali hazırda 556 ortaktan oluşmakta olup bu ortakların büyük çoğunluğunun -------- personeli olduğunu, müvekkili kooperatifin 2014 yılında kurulmuş olduğundan, Kooperatif Ortaklarının yaklaşık 8 senedir evlerine kavuşmayı beklediklerini, müvekkilinin, genel kurulda aldığı karar uyarınca inşaat yapım işini götürü bedel olarak ihale ettiğini, bu konuda müvekkilinin, Kamu İhale mevzuatına tabi olmamakla beraber genel kurul kararı uyarınca bütün süreci Kamu İhale mevzuatına göre yürüttüğünü, ihalede çeşitli usulsüzlükler olduğundan bu konuda ---------- CBS’ye suç duyurusunda bulunulmuş olmakla beraber ihale neticesinde 04.08.2020 tarihinde-------- Şti. ile anahtar teslim götürü bedel sözleşme imzalandığını, davalının, müvekkili kooperatif ortaklarından birisi olduğunu, ancak davalının sadece ortak sıfatını haiz olmadığını, aynı zamanda ihale neticesinde müvekkille anahtar teslim götürü bedel sözleşme imzalayan ----------Şti.’nin imzaya yetkili şirket müdürü ----------- 1.derece akrabası olduğunu, bu sebeple davalının, diğer ortaklardan farklı olarak inşaat sürecinden daha fazla bilgi sahibi olduğunu, davalının, ortak sıfatını haiz olması dolayısıyla asaleten veya vekaleten genel kurullara katılmış veya genel kurul kararlarına dava açılmaması üzerine alınan genel kurul kararlarının kesinleştiğini, davalının, kooperatif ortağı olmasına rağmen ortaklıktan doğan borçlarını müvekkiline ifa etmediğini, bu durum ise hem diğer ortaklar arasında huzursuzluk oluşturmuş hem de müvekkili kooperatifin ticari itibarını olumsuz etkilediğini, zira kooperatif inşaatına yapan müteahhidin yakınlarının bile ortaklık borçlarını yerine getirmiyorsa haklı olarak diğer ortakların da ödeme yapmama konusunda kötü düşünce ve algılar oluştuğunu, inşaatlar bitilmesi gerekirken %50’si ancak yapılabilmiş, yapılan kısımlar ise hatalı, ayıplı ve eksik yapıldığını, binalardaki sorunlar nedeniyle müvekkilinin ---------- görev yapan öğretim görevlilerinden oluşan bir heyetten rapor aldığını, hazırlanan raporda, sözleşmeye konu binaların sehim yaparak imalat hatası yapıldığına dair önemli bir bulgu verdiği, sehimleri gidermek için yüklenici tarafından yapılan güçlendirme çalışmalarının binanın statiğine zarar verdiği ve sonuç olarak yapılan imalatların Deprem Yönetmeliği’ne aykırı olduğunun tespit edildiğini, ödemelerini yapan ortaklara rağmen davalının ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemesinin Kooperatifler Kanunu’nun m.23’e aykırı olduğunu ve davalının haksız menfaat elde etmesi anlamına geldiğini, zira diğer ortaklar ödemelerini yaparken davalının sadece ekonomik göstergeler dikkate alındığında piyasa koşullarına göre oldukça düşük gecikme faizine katlanması ve diğer ortakların oluşturduğu değer üzerinden konut sahibi olmasının adil olmadığını, davalının, müvekkiline olan ortaklıktan kaynaklanan borcunu ödememesi üzerine davalı aleyhine -------- Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu belirtmiş olup, davanın kabulüne, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %25’inden az olmamak kaydıyla davalının müvekkile icra inkar tazminatı ödemesine mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekilinin 29.09.2022 UYAP tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin eşi --------- ortağı ve yetkilisi olduğu--------- Şirketi’nin, müvekkilinin de üyeliği bulunan kooperatife ait inşaat işini yapmayı üstlendiğini, bu konuda ---------- şirketi ile davacı kooperatif arasında 04.08.2020 tarihinde birim fiyat usulü bir inşaat sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin davacının iddia ettiği gibi götürü bedel usulü bir sözleşme olmadığını, davacının 12.02.2022 tarihinde göreve gelen ve hali hazırda davacıyı temsil eden yöneticilerinin, inşaat işini yaptırdığı yüklenici firma ---------Şirketine olan Hakkediş borçlarını ödemediğini, bu arada, davacı Kooperatifin parselini de ilgilendiren şekilde Belediyenin imar uygulamasının iptal edilmesi neticesinde idare mahkemesinde açılan bir iptal davası nedeniyle, müvekkilinin üyeliği olan kooperatifin inşaatı hakkında yürütmenin durdurulmasına karar verildiğini, İdare Mahkemesi tarafından verilen --------- kararı üzerine, Belediye tarafından düzenlenen Yapı Tatil Tutanağı ile inşaatın 22.02.2022 tarihinde tatil edildiğini, durdurulduğunu, bu aşamaya kadar, ---------- şirketinin, taraflar arasında imzalanan 04.08.2020 tarihli sözleşmede, yapım işini üstlendiği inşaatı, onaylı ruhsatına, projelerine, karşı taraf kooperatifin talimat ve onaylarına uygun olarak ifa etmiş olmasına rağmen, davacı kooperatif üyelerinden aidatları toplamasına rağmen üyelerin inşaat işini yapan yüklenici firmanın hakkediş alacaklarını ödemeyerek müvekkilinin de içinde yer aldığı kooperatif üyelerinden aldıkları temsil yetkisini kötüye kullanarak aynı zamanda kooperatifin zarar görmesine neden olduklarını, dava dilekçesinde her ne kadar müvekkilinin yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeni ile Kooperatifin diğer üyelerinin de borçlarını ödemediği ifade edilmişse de bu durumun gerçek dışı olduğunu, bir taraftan müvekkilinin eşine ait şirketin hakkediş alacaklarını ödemezken diğer taraftan da borçlu olduğu şirket yetkilisinin eşi olan müvekkiline karşı icra takibinde bulunarak müvekkiline karşı kötü niyetini ortaya koyduğunu, her ne kadar başka üyelerin de aidat ödemediğini iddia etse de diğer üyelere de müvekkili gibi icra takibi başlattığı konusunda somut bir bilgi veremediğini, davacı kooperatif yönetiminin, müvekkilin de içerisinde bulunduğu 556 üyeden aldığı yetki ve sorumlulukları mevzuata uygun olarak yerine getirmediğini, üyelerden aidat toplarken kooperatifin borçlarını ödemeyerek kooperatifi ve dolayısıyla da üyeleri zarara uğrattığını, davacı kooperatifin iş başına gelen yeni yöneticileri olan yetkililerin, üyelerden aidat toplamasına rağmen, yüklenici firmanın yaptığı inşaat karşılığında hakkettiği alacaklarını ödemeyerek, kooperatifin ve dolaylı olarak da müvekkili gibi tüm üyelere faiz, icra masrafı, icra inkar tazminatı, sözleşmeden kaynaklanan cezai şart vb gibi kooperatife ek yükümlülükler yüklenmesine neden olduğunu, davacı kooperatifin yeni yöneticilerinin iş başına geldikleri 12.02.2022 tarihinden bu yana, yüklenici firmaya olan hakkediş borçlarını ödememesi nedeni ile kooperatif hakkında yüklenici şirket tarafından, yaklaşık 50 milyon TL’ye yakın icra takibi başlatılmasına neden olduğunu, hukuka aykırı ve temsil yetkilerini kötüye kullanıma yönelik bu keyfi tutum ve davranışları nedeniyle Kooperatif tüzel kişiliği nezdinde tüm üyelerin icra takiplerinden sebep, faiz, icra inkar tazminatı, yargılama gideri, avukatlık ücreti gibi ek külfetlerle karşı karşıya kalacaklarını, davacı kooperatifin yeni yöneticilerinin gerek Kooperatif gerekse müvekkili dahil tüm üyelere karşı görevlerini kötüye kullandıklarını, onları zarara uğrattıklarını ve uğratmaya da devam ettiklerini, bir taraftan borçlarını ödemeyerek temsil ettikleri kooperatife yukarıda arz edildiği üzere ek külfetler getiren yöneticilerin diğer tarafta müvekkili dahil diğer üyelerden belediye tarafından tatil edilmiş ve devam etmeyen inşaat için hangi saikle ve hangi nedenle alacak talebinde bulunduğu hususunun izaha muhtaç olduğunu, borcu kabul etmemekle birlikte, müvekkilinin aylık olarak kooperatif ödemelerini -------- Bankasından kredi kullanarak ödediğini, 12 Şubat 2022 Tarihli genel kurul toplantısında alınan karar ile kooperatif tarafından müvekkilinden 90.000 TL ve 30.000 TL ara ödeme istendiğini, inşaatın tamamlanması için kooperatif yönetiminin, bankalarla üyeler adına kredi anlaşmaları yaparak, üyelerin üyelik aidatlarını ödemesi için kaynak oluşturulmaya çalışıldığını, anlaşmalı --------- Bankasından inşaatın Belediye tarafından düzenlenen Yapı Tatil Tutanağı ile durdurulması nedeniyle kredilere onay vermediğini, 22.02.2022 tarihinde tatil edilen inşaatın halen aynı durumda devam ettiğini, İdare Mahkemesinde açılan ruhsat iptali davası ile ilgini henüz bir karar verilmediğini, davacı kooperatifin bildikleri kadarıyla banka hesabında ciddi tutarda birikmiş parasının bulunduğunu, yapı tatil tutanağı ile durdurulan inşaat dışında para harcayabileceği başka bir iştigal konusunun olmadığını, banka hesaplarında ciddi tutarda kaynağı bulunan davacının günü geçen borçlarını dahi ödemezken inşaata devam edilememesi gerçeği karşısında husumet içerisinde bulunduğu müvekkili gibi birkaç üye hakkında takip başlatılması olayının da eşitlik ilkesini aykırı olduğunu, Kooperatif Kanunu’nun 23.maddesi gereğince herkese eşit davranılması gerekirken sadece 4 kişi hakkında icra takibinde bulunulmasının eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, ancak borçlarını ödemediği iddia edilen pek çok kişinin bulunduğunu, buna karşın üyelere yapılandırma yapıldığını, ancak müvekkili ve ailesine karşı aynı anlayış ve tavır sergilenmediğini belirtmiş olup, hakkın kötüye kullanımı niteliğindeki alacak talebinin ve itirazın iptali davasının reddine, müvekkili aleyhine haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatmış olan davacının, takip miktarı üzerinden, davalı müvekkiline icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderlerinin de davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; Dava;
İİK'nın 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, icra takibine borçlu davalıların vaki itirazının iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir. Türk Medeni Kanununun 6. maddesine göre, kanunda aksine hüküm yoksa herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.
HMK’nın 190. maddesine göre de, İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. İspatın hangi delillerle yapılacağı HMK’da ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Davalının davacı kooperatifte ortak olduğu bu hususta herhangi bir ihtilaf bulunmadığı davacının davalıdan ortaklık aidat alacağı bulunup bulunmadığı varsa miktarının uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkememizce belirlenen uyuşmazlık çerçevesinde tüm iddialar ve savunmalar karşılıklı ve gerekçeli irdelenmek sureti ile davacı kooperatifin davalıdan talep edebileceği ortaklık aidat alacağı bulunup bulunmadığı varsa miktarının hesabı yönünden rapor alınmasına karar verilmiş olup, bilirkişi heyeti 15.09.2023 tarihli raporunda özetle; davacı Kooperatife ait 2020-2021 ve 2022 yıllarına ait ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davacı kooperatifin asıl davaya konu --------- Esas sayılı icra takibine konu taleplerinin yerinde görülmesi halinde 450.579,00 TL asıl alacak, 31.497,00 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 482.076,00 TL alacağını talep edebileceği, davacı lehine hüküm kurulması halinde takip sonrasında da asıl alacak talebi yönünden aylık % 1,5 (yıllık % 18) faiz talebinin yerinde olduğu belirtilmiştir.
Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı sunmuş olduğu itiraz dilekçesi ile itirazın iptali davasına karşı verdikleri itiraz ve cevaplarda davacı Kooperatifin 1163 sayılı kanunun m.23 'e aykırı davrandığını, müvekkili aleyhine kanunda tanımlanan eşitlik ilkesini ihlal edildiğini belirttiklerini, bilirkişi raporunda bu taleplerinin incelenmediğini belirterek rapora itirazlarını sunmuştur.Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde borcun varlığının bilirkişi raporu ile sübuta erdiğini, eşitlik ilkesine aykırı davrananın davalı olduğunu belirterek itirazların reddini talep etmiştir. Somut olayda, davalının aidat borcu olduğu sabit olup ancak davalı ödememe konusunda Kooperatifler Kanunu m.23 eşitlik ilkesine dayanmıştır. Kooperatifler Kanunu m.23'e göre kooperatif üyeleri yasanın kabul ettiği ilkeler çerçevesinde hak ve yükümlülüklerde eşittir. Eşitlik ilkesini düzenleyen bu yasa emredici nitelikte, mutlak ve nispi olarak ikiye ayrılmakta olup mutlak eşitlik ortaklar arası farklılıkları gözetmeden ve değerlendirmeden tanınan eşitliktir. Nispi eşitlik ise ortakların çeşitli nedenlerden doğan farklılıklarını göz önüne alınarak ve sonuçta eşit olacak şekilde bir ölçü uygulanmasıdır. Bu konuda -------- mutlak eşitliğin, ortağa tanınan hakkın menfaat sağlama, elde etme, yararlanma değil de koruyucu olması hali olduğu; nispi eşitliğin ise maddi yararın, bir katkıdan faydalanmanın, bir iktisabın, desteklenmenin, dayanışmadan istifa etmenin söz konusu olduğu durumlarda söz konusu olduğu yönünde görüşü mevcuttur. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesi hükmü uyarınca, ortaklar hak ve yükümlülüklerde eşit konumda olduklarından, bu ilkenin dışına çıkılmak istendiği takdirde, bu hususun genel kurul gündemine alınarak, genel kurulun tartışmasına açıkça sunulması veya genel kurulun yapılan uygulamayı benimsemiş olması gerekmektedir. Dava konusu olayda aidat borcuna konu genel kurul kararları yapı ruhsatı alınması, inşaat imalat giderleri, genel yönetim işletme giderleri üzerine alınmış genel kurul kararlarına dayanmakta ve bu kararlarda eşitlik ilkesinin uygulandığı görülmektedir. Söz konusu genel kurul kararlarının da iptali yönünde açılmış bir dava söz konusu değildir. Her ne kadar davalının aidat borcunu ödemeyen diğer ortaklara icra takibi yapılmadığı, eşitliğe aykırı davranıldığı yönünde iddiası olsa da ortaklık amacına ulaşıncaya kadar ödenmesi gereken aidat bedellerinden sorumlu olmasına engel teşkil etmez ve dolayısıyla bilirkişi raporda tespiti yapılan alacağın ödenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Takip konusu alacak likit olduğundan İcra İflas Kanununun 67 maddesi gereğince davacı lehine asıl alacağın % 20 sine tekabül eden icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir.
Bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu görülmekle açılan davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu belgelerin ve bilirkişi raporunun dava konusu alacak kapsamında bu aşamada yaklaşık delili olarak kabulü gerekli olduğundan davalı tarafın ihtiyati hacze itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
1.a-Davanın KISMEN KABULÜNE, davalının --------- esas sayılı dosyasında itirazının kısmen iptali ile 450.579,00 TL asıl alacak ve 31.497,00 TL işlemiş faiz üzerinden takibin devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık %18 faiz uygulanmasına, davalı vekilinin ihtiyati hacze ilişkin itirazının reddine, b-Takip konusu alacak likit olduğundan İcra İflas Kanununun 67 maddesi gereğince davacı lehine asıl alacağın % 20 sine tekabul eden icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
2.Başlangıçta peşin olarak alınan 6.165,93 TL harcın ve icra takibi peşin harcı 2.552,65 TL'nin, alınması gerekli olan 32.930,61 TL harçtan mahsubu ile bakiye 24.212,03 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3.Arabuluculuk aşamasında --------- tarafından ödenen arabulucu ücreti 1.560,00 TL'nin, davacı davasında kısmen haklı çıktığından kabulle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 1.472,76 TL'sinin davalıdan; redle sonuçlanan kısma oranı sonucu 87,24 TL 'sinin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
4.Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 80,70 TL, posta ve tebligat gideri 288,50 TL, bilirkişi ücretleri 8.000,00 TL olmak üzere toplam 8.369,20 TL yargılama masrafının, davacı davasında kısmen haklı çıktığından dava konusunun toplam değerinin kabulle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 7.902,75 TL yargılama masrafına, peşin harç 6.165,93 TL eklenerek sonuç olarak 14.068,68 TL'nin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, dava konusunun toplam değerinin redle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 466,45 TL yargılama masrafının davacı üzerinde bırakılmasına,
5.Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 73.490,64 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
6.Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine,
7.Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa iadesine, Dair, taraf vekilleri yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 15/11/2023