5. Hukuk Dairesi
5. Hukuk Dairesi 2014/3880 E. , 2014/17212 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kemalpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 02/10/2013
NUMARASI : 2012/100-2013/385
Taraflar arasındaki davacının satın alma yolu ile malik olduğu taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tescil edilmesi nedeniyle 4721 sayılı TMK.'nun 1007. maddesine dayalı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davacı vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: - K A R A R – Dava, davacının satın alma yolu ile malik olduğu taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tescil edilmesi nedeniyle 4721 sayılı TMK.'nun 1007. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, idari yargıda görülmesi gerektiğinden bahisle, yargı yolu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelere göre; dava konusu 86 ada 6 parsel sayılı taşınmaz Maliye hazinesi adına kayıtlı iken, 2886 sayılı ihale kanunun 45. maddesi uyarınca davacı tarafından 04/05/1994 tarihinde satın alındığı, hazine tarafından açılan tapu iptali ve tescil davası sonucunda Kemalpaşa 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/47 esas ve 2010/151 karar sayılı ilamı ile, orman sınırları içerisinde kaldığından tapu kaydının iptal edilerek Hazine adına tesciline karar verildiği ve bu kararın 23.06.2010 tarihinde kesinleştiği ve oluşan zararın tapu kaydının iptalinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. 4721 sayılı TMK'nun sorumluluk kenar başlığını taşıyan 1007. maddesinde "Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder" hükmü yer almakta olup, burada Devletin sorumluğu kusursuz sorumluluktur. Kusursuz sorumluluk tapu siciline bağlı çıkarların ve ayni hakların yanlış tescili sonucu değişmesi ya da yitirilmesi ile bu haklardan yoksun kalınması temeline dayanır. Çünkü sicillerin doğru tutulmasını üstlenen ve taahhüt eden Devlet, gerçeğe aykırı ve dayanaksız kayıtlardan doğan zararları da ödemekle yükümlüdür. Sicil tutma işleminden kaynaklanan uyuşmazlıklarda Borçlar Kanununu haksız fiile ilişkin kurallarının da uygulanacağı kuşkusuzdur. Davacının istemi 4721 sayılı TMK'nun 1007. maddesinden kaynaklanan zarar olduğuna göre; mahkemece, işin esasına girilip taşınmazın niteliği ve zararın kapsamı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle yargı yolu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi, Doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 16.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.