3. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/1773
- Karar No
- 2011/5921
- Karar Tarihi
- 11.04.2011
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- İcra İflas Hukuku
- Karar Sonucu
- BOZULMASINA
3. Hukuk Dairesi 2011/1773 E. , 2011/5921 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 4.636,80 TL için yapılan ilamsız icra takibine vaki haksız itirazın iptali takibin devamı %40 icra inkar tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kesin süre nedeniyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Dava, Borçlar Kanununun 486 ve devamı maddelerinde düzenlenen kefilin ödediği miktar kadar asıl borçluya rücuu istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı vekiline verilen kesin süreye rağmen müzekkere masraflarının yatırılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflarca hazırlama ilkesinin uygulandığı davalarda deliller kural olarak taraflarca gösterilir.
HUMK'nın 163. maddesinde, "Kanunun tayin ettiği müddetler katidir. Bu müddetlerde yapılması lazım olan muamele yapılmazsa o hak sakıt olur. Hakim tayin ettiği müddetin kati olduğuna da karar verebilir. Aksi takdirde tayin olunan müddeti geçirmiş olan taraf yenisini isteyebilir. Bu suretle verilecek müddet katidir. Bir daha verilemez" hükmüne yer verilmiştir.
Ne var ki dava konusu alacak isteminin reddi kararında, mahkemece, davacı yanın verilen kesin süreye rağmen müzekkere masraflarının yatırılmaması gerekçe olarak gösterilmiş ise de bu sürenin veriliş biçiminin, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 163. maddesi anlamında sonuç doğuracak nitelikte olmadığı açıktır. Hukuk Genel Kurulu'nun 01.05.2002 T. 2002/20-393 E., 2002/337 K.; 12.06.2002 T. 2002/2- 473 E. 2002/483 K.; 07.05.2003 T. 2003/11-319 E., 2003/335 K.; 06.10.2004 T. 2004/9-512 E. 2004/464 K. sayılı ilamlarında da açıkça vurgulandığı üzere; mahkemelerin gerek maddi hukuka ve gerekse usul hukukuna ilişkin hak düşürücü ara kararlarının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması ve sonuçlarının sıfatı ne olursa olsun ilgilisine bildirilmesi zorunludur. Mahkeme, bu gereğe uygun olmayan ve dava hakkını kısıtlar biçimde davacı yan istemlerini reddetmekle, açıklanan yasal düzenleme ile yerleşik ilke ve kurallara aykırı karar vermiştir. O halde mahkemece, (davalının delil listesinde de aynı sözleşmeye dayandığı gözetilerek) ve taraf delilleri toplanmak suretiyle yapılacak yargılama sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.