Esas No
E. 2021/1594
Karar No
K. 2023/1419
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2021/1594
KARAR NO: 2023/1419

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 19/03/2021

NUMARASI : 2020/225 E. - 2021/133 K.

DAVALI

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararı İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/03/2021 tarih ve 2020/225 E. - 2021/133 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili, müvekkili şirketin "..." ibaresinden oluşturulan 2015/66296 tescil numaralı ve “...” ibareli markanın sahibi olduğunu, markanın yoğun kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını, tanınmış marka olduğunu, bu markaya dayalı olarak davalı şirketin 2019/24501 başvuru numaralı ve “...” ibareli markasına itiraz ettiklerini, itirazın davalı ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa başvurunun müvekkili markasına ayırt edilemeyecek derecede benzediğini, emtia benzerliğinin de gerçekleştiğini, başvurunun iltibasa sebebiyet vereceğini, müvekkili şirketin “...” ibareli seri markalara sahip olduğunu, aynı sınıfta tescil edilmek istenen davalı markasının müvekkili şirkete ait seri markalara benzerliği sebebiyle seri markaların devamı olarak algılanacağını, davalı tarafın müvekkili şirkete ait tanınmış markadan faydalanmaya çalıştığını, başvuruya ayırt edicilik kazandırılmadığını, tüketicilerin davalı şirket ile müvekkili şirket arasında idari/organik/ekonomik işbirliği olduğunu düşüneceklerini, davalı şirketin markayı müvekkili şirketin izni ile kullandığı algısının oluşacağını, bu sebeple davalı şirketten hizmet satın alınması halinde müvekkili şirketin gelir kaybına uğrama ve imaj zedelenmesi tehlikesinin oluşacağını, başvurunun, tescili halinde marka hakkına tecavüzün yanı sıra haksız rekabete sebebiyet vereceğini ve kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, YİDK'nın 2020-M-5576 sayılı kararının iptaline ve dava konusu 2019/24501 sayılı markanın tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Diğer davalı şirket vekili, davacı markasının herhangi bir ayırt edici özelliğe sahip olmadığını, müvekkili şirkete ait markanın ise kelime, renk ve şekil unsurlarından oluştuğunu, özgün bir yapıya sahip olduğunu, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan büyük farklılıklar olduğunu, müvekkili şirket markasının “W” harfi ile, davacı markasının ise “G” harfi ile başladığını, markalar arasında iltibasa yol açacak bir benzerlik bulunmadığını, taraf markalarının kısa markalar olduğunu, kısa markalarda küçük farklılıkların ayırt ediciliği sağladığını, “...” ibaresini marka olarak kullanmasındaki sebebin şirket sahibinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmadan önce Suriye’de kullandığı isminin ... olmasından kaynaklandığını, bu durumun müvekkilinin kötü niyetli olmadığını gösterdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markaları arasında emtia benzerliği şartının kısmen gerçekleştiği, markalar bir bütün olarak karşılaştırıldığında; görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, her iki markanın da kısa olarak nitelendirilebilecek markalar oldukları, davacı markasının ayırt edici unsurunun bir bütün halinde "..." ibaresinden oluştuğu, dava konusu markanın da bir bütün halinde stilize şekilde yazılmış "..." ibaresinden oluştuğu, markaların başlangıcını oluşturan harflerin farklı olduğu, makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin markaları bir bütün halinde algılandıkları ve markaların başlangıç kısımlarına diğer kısımlarına nazaran daha çok dikkat ettikleri, markaların başlangıç harflerinin farklı olmasının söz konusu ortalama tüketici kesimi nezdinde iltibas tehlikesini bertaraf ettiği, yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.11.2019 tarih ve 2019/602 E. - 2019/7541 K. sayılı kararında belirtildiği üzere; alfabede sınırlı sayıda harf bulunmakta olup bu harflerin kullanılması tek başına kimsenin tekeline bırakılmayacağından harf markaları ile kısaltma markalarında da ayırt edicilik düzeyinin zayıf ve koruma düzeyinin de düşük olduğunun kabulünün gerektiği, somut olayda da davacıya ait markanın 3 harften, dava konusu markanın ise 2 harften oluştuğu gözetildiğinde, davacıya ait kısaltma markasının somut ayırt ediciliğinin güçlü olduğundan söz edilemeyeceği, bu nedenle davalı markasının başlangıç kısmında yer alan farklılığın bu markayı davacı markasından yeteri derecede farklılaştırdığı, dolayısıyla daha önce davacıya ait "..." markasını gören, işiten, bu markalı hizmetlerden yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davalıya ait stilize yazılmış "..." markasını gördüğünde ya da işittiğinde, davaya konu hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı süre içerisinde bu markayı davacı markasından farklı bir marka olarak algılayacağı, davacı marka sahibi ile davalı şirket arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu hususu yönünde de herhangi bir bağlantı kurmayacağı, bu nedenlerle karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 6/1. maddesi hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, tanınmışlığın ispatlanamadığı, davalı şirketin kötüniyetle hareket ettiğini gösterir somut delil ileri sürülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili şirketin markasının tanınmış olduğunu, tanınmış markaların mevzuat kapsamında ayrıca korunduğunu, markaların ayırt edilemeyecek derecede benzediğini, sınıfsal benzerliğin de gerçekleştiğini, karıştırılma ihtimalinden bahsederken orta düzey alıcının herhangi bir bağ kurmasının dahi yeterli olduğunu, başvurunun kötüniyetli olarak yapıldığını, müvekkilinin "..." ibareli marka üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının itiraza mesnet "..." ibareli markasının standart harflerle yazıldığı, şekil unsuru içermediği, dava konusu markanın ise siyah zemin üzerine altın rengi harflerle özel bir stille yazılmış "..." harflerinden meydana geldiği, taraf markalarında "W-D" harfleri ortak ise de, markalar arasında bu harflerden kaynaklı bir benzerliğin bulunmadığı, biçim, renk ve düzenleme tarzı itibariyle dava konusu markanın davacının itiraza mesnet markasından farklı olduğu ve markalar arasında farklılığın da kolayca algılandığı, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacı markasının tanınmışlığının kanıtlanamadığı, kaldı ki taraf markaları benzer bulunmadığından tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı, başvurunun kötüniyetle yapıldığının da ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 210,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

3.İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,

4.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/11/2023 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 02/12/2023

Başkan

...

Üye

...

Üye

...

Katip

...

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog