11. Hukuk Dairesi
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/250
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21.10.2020
NUMARASI : 2018/366 Esas 2020/306 Karar
DAVANIN KONUSU : Genel Kurul Kararının İptali
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.10.2020 tarih 2018/366 Esas 2020/306 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili, asli müdahil ... vekili ve asli müdahil ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA :
Davacı vekili, müvekkilinin davalının küçük hissedarı sıfatıyla 27/04/2018 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul toplantısına katıldığını, hazır bulunanlar listesinde yer aldığını, dava konusu itiraz ve talep dayanaklarını tutanaklara işlettiğini, usulsüz yapılan genel kurulun iptalini talep hakkına sahip bulunan müvekkili ile diğer birçok küçük paydaşın da büyük boyutlu zarara uğramalarına sebebiyet veren usulsüz iş ve işlemlerin müzakere yapmaksızın itiraz ve çekincelere aldırmaksızın dava konusu genel kurul kararı ile oldu bittiye getirilerek müvekkilinin mağdur edildiğini belirterek, 27/04/2018 tarihinde usulsüz yöntemlerle yapılan genel kurul toplantısının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Asli müdahil ... ve ... vekilleri davaya müdahale dilekçelerinde; müvekkillerinin davacı ... tarafından açılan işbu davada davalı şirketin hissedarı olduklarını, iptali istenilen genel kurula katıldıklarını, dava konusu olayda yapılan sözlü ve şiddet içerikli davranışlar sonucunda alınan genel kurul kararından maddi menfaatlerinin zedelendiğini bildirerek, genel kurul kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, davacının iddialarının tamamen asılsız olduğunu, davacının iddia ettiği usulsüzlüklerin tamamen faraziye dayandığını, davacının itiraz ettiği konular hakkında zaten SPK'nın inceleme yaptığını, davacının soyut iddialara dayanarak ihtiyati tedbir talep etmesinin tamamen kötüniyet göstergesi olduğunu, müvekkili şirketin halka açık şirket olması vasfı da göz önüne alınarak müvekkilinin huzurdaki davanın ikamesi ile uğrayabileceği muhtemel zararlara teminat teşkil etmek üzere davacının TTK'nun 448/3 madde hükmü kapsamında mahkemenin belirleyeceği nitelik ve miktarda teminat göstermesi gerektiğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı ve asli müdahil vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ :Davacı vekili, bilirkişi raporunun gerçeklerle bağdaşmadığını, TTK hükümlerine aykırı olarak, karşı oy kullanan hissedarların oy kapsamının çok az olup, sonucu etkili olmadığı gibi bir sonuç çıkartıldığını, raporu kabul etmediklerini Mahkemece karara dayanak yapılmasına itiraz ettiklerini, yönetim tarafından bir an önce birleşme işlemlerinin yerine getirilmesi amacına yönelik, gerekli tartışma ortamı hazırlanmadan, dosyaya yansıyan tanık anlatımlarını doğrulayan CD kayıtlarıyla da sabit olduğu üzere, bilirkişilerin her şeyin düzgün ve olağan şekilde yapıldığına dair rapor tanzim ettikleri, bilirkişi raporlarının gerçeklerle uyuşmadığı, dosyada bulunan iki rapor arasında da çelişki bulunduğunu, 27.11.2019 tarihli raporun da sonuç doğurmaya elverişli olmadığını, bilirkişi raporunda CD kayıtlarına göre otel güvenliği olan kişilerin daha sonra çıkarıldığı belirtilmiş ise de, bu hususun dinlenen tanık anlatımlarıyla uyuşmadığını, olaydaki asıl sorunun ...'un ... paylarını muvazaalı işlemlerle ve piyasa gerçekleri ile bağdaşmayan bedellerle satın almasından kaynaklandığını, tüm bu somut olguların, şirket devrinin muvazaalı olduğu ve ortada yasal olmayan transfer fiyatlaması (örtülü kazanç aktarımı) olduğunu gösterdiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
Asli Müdahil ... vekili; söz konusu toplantıda genel kurul üyesi olmayan, genel kurul üyelerine baskı altına almak amacıyla toplantı salonunda bulundurulan şahısların bulunduğunu, dosya kapsamında delil olarak yer alan CD'de de bu kişilerin açıkça görüldüğünü, müvekkilinin, iptali istenen genel kurul toplantısında baskı ortamına maruz kaldığını, bilirkişi raporlarınıda; toplantıda yer alan genel kurul üyelerinden küçük hissedarların hisseleri toplamının çok az olduğu, bu üyelerin karar ve isteklerinin genel kurul sonucuna etki etmeyeceği belirtilmiş ise de, toplantının usulüne uygun olarak yapılmadığı ve bu nedenle iptal edilmesi gerektiği, pay sahiplerininin baskı altına alınması ve itiraz haklarının engellenmesi amacıyla toplantıda bodyguard bulundurulduğunu, bu nedenle genel kurul toplantısının iptali gerektiğini istinaf nedeni olarak ileri sürülmüştür.
Asli Müdahil ... vekili;Yerel Mahkeme, CD kayıtlarında görünen paydaş olmayan kişilerin kim oldukları ve ne amaçla orada bulunduklarına yönelik bir inceleme yapılmadığını, tanık dinlemediğini, pay sahiplerine yönelik baskı yapılmadığı yönünde kanıya, CD kayıtlarındaki kişilerin toplantı salonundan çıkartıldıkları gerekçesiyle ulaştığını, CD kayıtlarındaki kişilerin davacı tarafın bodyguardları olduğunu, genel kurul toplantısına güvenlik görevlisi getirilmesi ve bu kişilerin toplantıya sokulup pay sahipleri ile tartışma yapmasının yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
Dava,
TTK'nun 445. ve devamı maddeleri uyarınca açılan anonim şirket genel kurul toplantısının iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. ... Ticaret A.Ş. ile ... Ticaret A.Ş. birleşmesinin kararının alındığı ... Ticaret A.Ş' nin 27/04/2018 tarihli toplantısının kanunda gerekli şartları taşımadığı sgerekçesiyle iptali istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nun 445 ve 446. Maddeleri uyarınca kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açabilecekleri belirtilmiştir.
Somut olayda tüm dosya kapsamına göre; davalı şirket genel kurulu tarafından iptali istenen toplantının 27/04/2018 tarihinde gerçekleştirildiği, davacının ve asli müdahillerin davalı şirkette dava tarihi itibariyle pay sahibi oldukları ve dava konusu genel kurul toplantısına katıldıkları, davanın da 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı ve asli müdahiller davalı şirketin 27/04/2018 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların müzakere edilmeksizin, ortakların baskı altına alınarak tesis edildiğini, bu nedenle usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle iptali gerektiğini ileri sürmüşlerse de, yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda, tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporları dikkate alınarak genel kurul toplantısına davet, davetin şekli ve toplantının nisabı gibi şekli hususlar bakımından kanuna ve ana sözleşmeye aykırı bir durumun bulunmadığı, toplantının şirket merkezinin bulunduğu mülki idare alanı içinde ve daveti yapan organ tarafından tayin edilen adreste yapıldığı, genel kurul toplantısında gündem dahilinde olan konuların müzakere edildiği, hissedarların söz alarak soru sorduğu, gündem dahilinde olan sorulara cevap verildiği, kararların genel olarak oy çokluğu ile alındığı, davacı tarafından sunulan CD kayıtlarında pay sahibi olmayan kişiler bulunmakta ise de, toplantı salonundan çıkarıldıkları, dava konusu genel kurul kararlarının davacı veya diğer pay sahiplerinin baskı altına alınarak tesis edildiği hususunda delil ve belgenin bulunmadığı, bu itibarla, iptali istenilen davalı şirketin 27/04/2018 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olmadığı yönündeki yerel mahkeme kararında herhangi bir isabetsizlik veya usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
1.Davacı vekili, asli müdahil ... vekili ve asli müdahil ... vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2.Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 269,85 TL maktu harçtan, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3.Asli müdahil ... yönünden istinaf karar harcı olan 269,85 TL maktu harçtan, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55 TL harcın asli müdahil ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına,
4.Asli müdahil ... yönünden istinaf karar harcı olan 269,85 TL maktu harçtan, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55 TL harcın asli müdahil ...'tan alınarak hazineye gelir kaydına,
5.İstinaf başvurusu nedeniyle davacının, asli müdahil ...'un ve asli müdahil ...'ın yaptığı giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere üzere oy birliğiyle karar verildi. 02.11.2023