Esas No
E. 2020/2026
Karar No
K. 2023/1694
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2020/2026

KARAR NO: 2023/1694

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 13/10/2020

NUMARASI: 2019/210 E. - 2020/639 K.

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı/borçlu şirket arasındaki dava konusu ticari ilişkinin 2017 yılında yapılan mal alımına dayandığını, davalı-borçlu şirketin davaya konu bedeldeki 3000 adet termostatik regülatörü müvekkilinden satın almış olduğunu, müvekkili tarafından fatura düzenlenmiş olduğunu, malların süresinde teslim edildiğini, ancak davalı-borçlu şirketin fatura bedelini vade tarihlerinde tam ve eksiksiz olarak ödeme ifasından kaçınarak temerrüde düşmüş olduğunu, fatura bedelinin bugüne kadar ödenmemiş olduğunu, davalıdan hiçbir şekilde ödeme alamayan müvekkilinin faturadan kaynaklanan toplam 20.850,00 Euro bedeldeki alacağına ilişkin davalı-borçlu şirket aleyhine Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatmış olduğunu, borçlu şirketin kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, bunun üzerine arabuluculuğa başvurulmuş olduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını, dava konusu edilen tutarın likit ve belirlenebilir olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, davalı şirket aleyhine takip tutarının %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı şirket ile müvekkili şirket arasındaki ticari ilişkilerin iş bu davanın konusu 2017 yılındaki ticari ilişkiden daha eskiye dayanmakta olduğunu, tarafların uzun yıllardır bir çok ticari iş ilişkisi kurmuş olduklarını, müvekkili şirketin davacının yurt dışında faaliyet gösteren bir şirket olması sebebiyle ticari ilişkilerini, davacı şirket ile müvekkili şirket arasında yapılan toplantıda davacı şirket tarafından bizzat yetkili olarak müvekkili şirkete tanıtılan ... Tic. Ltd. şirketinin sahibi ... aracı kılarak, ödemeyi ve siparişlerin onaylanması, teslim alınması ile ilgili süreci yine ... isimli şahısla bizzat görüşmeleri ile gerçekleştirmiş olduğunu, ... isimli şahıs davacı şirketin izni ve bilgisi ile müvekkili şirket ile davacı şirket arasında bir çok ticari ilişkinin kurulmasına sebebiyet vermiş olduğunu, müvekkili şirketin davacı şirkete ait mallara ilişkin fiyat tekliflerini ... isimli şahıstan aldığını, uygun gördüğü fiyatlara ilişkin siparişlerini ... vermekte olduğunu ve akabinde siparişlerin ödemesini yine bu şahsa yaparak, malların teslimi ile ilgili sürecin başlatılması ile birlikte kısa süre içinde parasını ödediği tüm malları satın almakta olduğunu, müvekkili şirket tarafından 2015 yılında ... isimli şahsa yeni bir sipariş verilmiş olduğunu ve ... ise müvekkili şirkete ödeme olmadan sipariş onayı verilmediğini ileterek, müvekkili şirket tarafından dava dışı ... isimli şahsa bir adet çek keşide edilerek teslim edilmiş olduğunu, ... Bankası, Başakşehir Şubesi, ... seri numaralı, İstanbul keşide yeri, 06.05.2016 vade tarihli, 59.000,00 TL tutarında çekin müvekkili şirket tarafından ... Tic. Ltd. Şti. adına keşide edilen söz konusu çeke ilişkin ödeme yapılmış olmasına rağmen müvekkili şirketin ödeme karşılığında alması lazım gelen malları teslim alamamış olduğunu, bu olay sonrasında ... isimli şahsa ulaşamamış olduğunu, müvekkilinin davacı şirket ile iletişime geçerek ödeme yapmasına rağmen malları teslim almadığını bildirdiğini, davacı şirket tarafından bu şekilde bir ödeme almadıklarının, ... isimli şahsa kendilerinin de ulaşamadıklarını, böyle bir teslimatı yapamayacaklarının müvekkili şirkete mail yoluyla iletilmiş olduğunu, davacı şirket tarafından 08.06.2016 tarihinde müvekkili şirkete atılan mailde ... isimli şahısla artık çalışmadıklarına dair bilgilendirme maili gönderilmiş olduğunu, ancak müvekkili şirket açısından oldukça geç yapılan bu bilgilendirmenin müvekkilinin zararına engel olamadığını, müvekkili şirketin zararının giderilmemesinin yanında müvekkili şirketin, 59.000,00 TL tutarında çek keşide ederek teslim almadığı malları üzerine, davacı şirket ile yapmış olduğu her yeni siparişte sanki 59.000,00 TL ödeme hiç yapılmamış gibi yeni bir fatura düzenleyerek müvekkilinden fazla ödeme almak istendiğini savunarak, davanın reddi le takibin iptaline, davacı şirket aleyhinde alacağın % 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya mahkememize uyap sistemi üzerinden gönderilmiş olup; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 20.850,00 EURO üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı takip borçlusu tarafından takibe itiraz edildiği anlaşıldı. Dosyanın mali müşavir bilirkişi ..., taşıma bilirkişisi ..., gümrük bilirkişisi ... tevdii ile, ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, rapor tanziminin istenmesine, bilirkişiler için ayrı ayrı 600,00 TL ücret takdiri ile bilirkişi ücretinin davacı tarafça mahkememiz veznesine depo edilmesi hususunda iki haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde yatırılmadığı taktirde bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayılacağının ihtarına (ihtarat yapıldı), davacının iddiası, ticari defter ve kayıtlar ile tüm dosya kapsamına göre tarafların Ticari Defter ve belgeleri ile dosya üzerinde 16/12/2019 günü, saat 14:30'de Mahkememiz duruşma salonunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup; taşıma uzmanı bilirkişisi ..., mali müşavir bilirkişi ... , gümrük uzmanı ...

04/06/2020 tarihli raporlarında özetle; davalı şirketin 2017 yılı envanter defterinin incelemeye sunulmadığını, davalı şirketin 2018-2019 yıllarına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğunu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığını, davaya ve takibe konu 29.03.2017 tarihli ... referans nolu, 3.000 adet çekiş düzenleyicisi ve 1 adet taşıma maliyeti açıklamalı, 20.850,00 EURO tutarlı faturanın, davalı şirketin ticari defterlerine 12.04.2017 tarihli, 21700215, ... (01) satın alma faturası açıklamalı, 81.058,55 TL tutarlı olarak kayıt edildiğini/işlendiğini, Davalı Şirketin Dosya Muhteviyatına Sunduğu ... Cari Hesap Ekstresinde, davacı şirket ile cari hesap ilişkisinin 12.04.2017 tarihli, 81.058,55 TL tutarlı davaya ve takibe konu fatura ile başladığını, davalı şirketin 31.12.2017 tarihinde davacı tarafa 92.914,95 TL borçlu olduğunu, 01.01.2018 tarihli açılış fişi ile davalı şirketin davacı tarafa olan borcunun 92.914,95 TL tutar ile 2018 yılına devir ettiğini, davalı şirketin 31.12.2018 tarihinde davacı tarafa 125.683,80 TL borçlu olduğunu, 01.01.2019 tarihli açılış fişi ile davalı şirketin davacı tarafa olan borcunun 125.683,80 TL tutar ile 2019 yılına devir ettiğini, davalı şirketin 30.09.2019 tarihinde davacı tarafa 128.928,06 TL borçlu olduğunu, Davalı Şirketin Dosya Muhteviyatına Sunduğu 159 ... Cari Hesap Ekstresinde; ... ile cari hesap ilişkisinin 01.01.2017 tarihli açılış fişi ile 71.773,49 TL (B) 2016 yılında devir ile geldiğini, davalı şirketin 31.12.2017 tarihinde ... 71.773,49 TL alacaklı olduğunu, 01.01.2018 tarihli açılış fişi ile davalı şirketin ... alacağının 71.773,49 TL tutarı ile 2018 yılına devir ettiğini, davalı şirketin 31.12.2018 tarihinde ... 71.773,49 TL alacaklı olduğunu, 01.01.2019 tarihli açılış fişi ile davalı şirketin ... alacağının 71.773,49 TL tutar ile 2019 yılına devir ettiğini, davalı şirketin 01.01.2019 tarihinde ... 71.773,49 TL alacaklı olduğunu, davacı tarafın takip tarihi itibariyle 20.850,00 EURO tutarındaki alacağını talep edebileceğini, takip tarihinden sonra %5 EURO mevduata kamu bankalarınca fiilen uygulanan azami yıllık faiz talep edebileceğini, davalı yanın ilgili faturayı ticari kayıtlarına işlemiş olduğu dikkate alındığında, davaya konu fatura muhtevası eşyayı teslim almış olduğunun kabulü gerektiğini, bu halde gümrük idaresinden cevap beklenmesine gerek bulunmadığını, davalı şirket tarafından dosya muhteviyatına sunulan cari hesap ekstrelerinde herhangi bir çek yada da başka bir ödeme aracı ile yapılan ödeme kaydının olmadığını, ticari defterlerde herhangi bir çek kaydının olmadığını, ... şirketin yetkili temsilcisi olup olmadığının tespit edilemediğini bildirmişlerdir. Davacı iddia ve delilleri, davalı savunma ve delilleri ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafın talebinin davalı ile aralarında yer alan cari hesap ilişkisi gereği davacı tarafından kesilen ... numaralı 29/03/2017 tarihli faturaya konu malların satılıp teslim edilmesine rağmen davalı-borçlu tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı beyanı ile açılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davalı tarafından verilen cevap dilekçesinde davacı ile aralarında yer alan cari hesap ilişkisi ve söz konusu fatura nedeni ile dava dışı ... adına çek keşide edilerek teslim edildiğinin beyan edildiği, davalı tarafın fatura içeriğine ilişkin herhangi bir itirazının olmadığı, yapılan defter incelemesinde ise davalı tarafın defterinde davaya ve takibe konu 29.03.2017 tarihli ... referans nolu, 3.000 adet çekiş düzenleyicisi ve 1 adet taşıma maliyeti açıklamalı, 20.850,00 EURO tutarlı faturanın, davalı şirketin ticari defterlerine 12.04.2017 tarihli, ..., ... (01) satın alma faturası açıklamalı, 81.058,55 TL tutarlı olarak kayıt olduğunun tespit edildiği, her ne kadar davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde malların teslim alınmadığı beyan edilmiş ise de, davalı tarafın ticari defterlerinde yer alan faturaya konu malların teslim alınmadığına ilişkin beyanına itibar edilebilmesi için aksinin yazılı delil ile ispatlanması gerektiği, davalı tarafından ise buna ilişkin herhangi bir delil sunulamadığı, dava konusu alacağın faturaya dayandığı ve belirlenebilir olduğu, icra inkar tazminatı şartlarının oluştuğu, bu nedenle davanın kabulüne karar vermek gerektiği kanaati ile aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesiyle, açılan davanın kabulü ile Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davalı-borçlu tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin 20.280,00 Euro asıl alacak üzerinden devamına, icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile takip tarihi itibariyle efektif satış kuru üzerinden hesaplanan asıl alacağın %20'sine tekabül eden 25.493,71 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğunu, dava konusu malları müvekkili şirkete teslim etti ise malların teslimini yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini, faturanın davalı defterinde kayıtlı olmasının malın teslim edildiğini göstermediğini, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarını dosyaya ibraz etmediğini, bilirkişi raporunda fatura içeriğine sekiz günlük süre içinde itiraz edilmediği iddia edilmişse de, davacı tarafça müvekkil şirkete fatura tebliğ edilmediğini, ticari ilişkinin 2017 yilinin oncesine ait olduğunu, davacının ticari ilişkisini Türkiyedeki bayi/temsilcisi/distribütörü olan ... Tic. Ltd. Sti. ve bu şirket temsilcisi/yetkilisi olarak tanıtılan ... ile yaptığını, davacı bizzat ... adlı kisi aracılığıyla müvekkili ile ticari ilişki kurduğunu, bu kişinin davacının yetkilendirmesi ile ödeme, siparişin onaylanması gibi ilgili sureci takip ettiğini, davacıya en son verilen 2015 yılındaki siparişe ilişkin olarak 06.05.2016 tarihli ve 59.000,00 TL meblağlı çekin davacıya ödeme yerine geçmek üzere ...’a verildiğini, müvekkili tarafından yapılan bu ödeme davacinin nam ve hesabina yapıldığını, ancak davacı tarafın ilgili teslimatı gerçekleştirmediğini, müvekkilince ...’a ulaşılamadığını, davacı ile bu hususta yapılan görüşmede kendilerinin de ulaşamadıkları beyanları akabinde, bahsi gecen çek tarihine yakin tarihte 08.06.2016 tarihinde müvekkiline mail yoluyla artık ... ile çalışmadıklarını ilettiklerini, davacı tarafın bu durumu da 31.05.2019 tarihli cevap dilekçelerinde kabul ettiğini, bu kişi ile çalışmadıklarını bildirmelerine rağmen bu bilgiden 6 ay sonra yeniden siparis verildigini beyan ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafın kabul beyanı ve 08.06.2016 tarihli mailden de anlaşılacağı üzere müvekkili tarafından 06.05.2016 tarihli çek ile yapılan ödemenin davacının temsilcisi olduğu bilinen şahsa verildiğini, yani 06.05.2016 tarihinde yapılan ödeme davacının da kabulünde olduğu üzere davacının temsilcisine yapıldığını, ancak yapılan bu ödeme karşılığında herhangi bir mal teslim alınmadığını, taraflar arasında suren cari hesap ilişkisinde davacı tarafın bu ödemeyi mahsup etmesi gerekirken etmeden haksız ve fahiş bir alacak talebinde bulunduğunu, tüm bu hususların mahkeme ve bilirkişilerce incelenmediğini, bu sebeple tarafların 2015 yılından beri devam eden bir cari hesap ilişkisinin varlığının kabul edilerek ve bu dönem ticari defter ve kayıtlar üzerinde de inceleme yapılması gerekirken eksik inceleme ile verilen kararın bozulması gerektiğini, bilirkişi raporunda ... çek verilip verilmediği tespit edilemediğinin belirtildiğini, bu açıklamayı kesinlikle kabul etmediklerini, zira müvekkilinin 2015-2016 yıllarına ait ticari defter ve kayitlarinın incelenmediğini, raporda ... ile ilgili sunulan cari hesap ekstresinde 2016 yılından devreden alacak olduğu söylendiğini, Gümrük idaresine yazılan yazı gelmeden verilen kararın eksik inceleme ile verilmiş olduğunu, 2017 yılından önceki döneme ilişkin yapılan ödemeler dikkate alınmadan ve cari hesap ilişkisi şeklinde devam eden ticari ilişkide müvekkili borçlu addedilerek müvekkili aleyhine icra takibi yapılmasının kabul edilemez olduğunu, müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, cari hesap alacağının yargıılamayı gerektirdiğini, likit ve belirlenebilir bir alacak olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taraflar arasındaki satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 20.850,00 Euro asıl alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 29/03/217 tarihli ve 20.850,00 Euro tutarlı 1 adet faturanın gösterildiği, ödeme emrinin 26.11.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 28.11.2018 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Davacı taraf, davalı ile aralarında satım ilişkisi bulunduğu, takip konusu fatura konusu malları teslim etmesine rağmen davalının fatura bedelini ödemediğini ileri sürerek alacak talebinde bulunmuş olup, takip konusu fatura 2017 yılında düzenlenmiştir. Davalı taraf ise, ticari ilişkiyi kabul etmiş, ancak ..., Başakşehir Şubesi, ... seri numaralı, 06.05.2016 vade tarihli, 59.000,00 TL tutarında çekin müvekkili şirket tarafından davacıya verildiğini, malların teslim edilmediğini savunmuştur. Mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, davacı şirketin yabancı bir şirket olması, şirket merkezinin yurt dışında bulunması sebebiyle defterleri sunulmamış, davalı defterleri sunulmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda takip konusu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Dava konusu faturanın 3000 adet draft regülaör'ün bedeline ilişkin olduğu, davacının sunduğu ve davalı imzalı 29/03/2017 tarihli sipariş formu ile uyumlu olduğu görülmektedir. Dava konusu fatura mal bedeline ilişkin ve davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup, herhangi bir itirazda bulunulmamıştır. İstinaf başvurusunda da genel olarak faturaya itiraz edilmemiş olmasının akdi ilişkinin varlığına delil oluşturmayacağı belirtilmiştir. Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu davalının da kabulündedir. Ancak davalı 2016 tarihli çek ile ödeme yapıldığını savunmuştur. Ticari ilişki sabit olup, bu ilişkiden kaynaklanan faturanın itirazsız şekilde kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş olması karşısında, davacının fatura konusu hizmeti verdiği kabul edilmelidir. Bu nedenle Gümrük Müdürlüğünden yazı cevabının beklenmesinin sonuca bir etkisi bulunmamaktadır.Öte yandan, davacı çek ile ödeme yaptığını savunmaktadır. Ancak dava konusu fatura ve sipariş formu 2017 tarihli olup davalının 06/05/2016 tarihli çek ile ödeme yaptığı iddiasının 2017 tarihli faturaya yönelik olduğunun kabulü mümkün değildir. Davalı vekilince icra inkar tazminatının hatlı olduğu, alacağın likit olmadığı istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de; takip konusu alacak faturadan kaynaklanan bir alacak olup likit nitelikte olduğundan mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesi de usul ve yasaya uygundur. Bu nedenlerle, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden usul ve yasaya uygun ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 6.483,96‬ TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.26.10.2023

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog