6. Hukuk Dairesi
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/03/2022
NUMARASI : Esas - Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI : ...
İSTİNAF KARARININ
Taraflar arasında görülen davada Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA:
Davacı vekili, davalının lehtarı olduğu, 160.000,00 TL bedelli, düzenleme tarihi 09/04/2019, ödeme tarihi 31/12/2019 olan bonoya dayalı olarak, bononun keşidecisi müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlattığını, davalının icra takibinde bedelsiz olan senedi kullandığını, davalının 92.000,00 TL'ni müvekkili şirkete vereceği ve bu para ile iş makinesi alınıp söz konusu makinenin müvekkili şirket tarafından kullanılacağı ve her ay kira bedeli olarak davalıya 5.000,00 TL ödeme yapılacağı yönünde anlaşıldığını, bir yıllık sürenin sonunda ise araç bedeli olan 100.000,00 TL’nin davalıya ödeneceğini ve aracın şirket tarafından satın alınmış olacağını, bu bedelin karşılığı olarak davanın konusu olan icra takibinin dayandığı bononun davalı tarafa verildiğini, müvekkili şirketçe davalıya düzenli ödeme yapıldığını, davalının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğunu, senet bedelinin davalıya kısım kısım 132.459,50 TL olarak ödendiğini ileri sürerek, müvekkilinin davalıya karşı dava değeri olan 132.459,50 TL borçlu olmadıklarının tespiti ile Konya .. İcra Müdürlüğü'nün ....Esas sayılı icra dosyası üzerinden başlatılan takibin dava değeri kadarlık kısmının iptaline, davalı alacaklının haksız ve kötü niyetli takibi nedeniyle davalı aleyhine dava değerinin % 20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, görev itirazında bulunmuş, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, davacı şirket ortaklarından ....'nun, bir aile toplantısında müvekkiline ve müvekkilin babasına gelerek yeni kurdukları şirkete aylık 12.000,00 TL'den silindir kiralayacaklarını, müvekkilinin birikimi olduğunu, silindiri müvekkilinin alması halinde başkasına 12.000,00 TL silindir kirası ödeyeceğine müvekkiline 10,000,00 TL kira ödeyeceğini, yeğeni olan müvekkilinin kazanmasını istediğini söylediğini, bunun üzerine müvekkilinin, davalı şirket ortağı olan amcasına, kendisinin devlet memuru olması sebebiyle böyle bir işe kalkışamayacağını ancak babası ile aralarındaki ilişkiye de karışamayacağını belirttiğini, müvekkilinin babasının uygun görmesi ile bir silindir alınması, bu silindirin müvekkilinin babasının üzerine olması ve davacı şirketin Haziran ayından yıl sonuna kadar 7 aylık toplam 70,000,00 TL silindir kirası ödemesini kararlaştırdıklarını, davacı şirketin durumunun kötü olduğunu izah etmesi nedeniyle ödenmesi gereken 10.000,00 TL olan silindir kirasının aylık 5.000,00 TL ödeneceği, kalan 35.000,00 TL'lik kiranın ise, yıl sonunda ödenecek şekilde anlaştıklarını, müvekkilinin davacıdan senet talep ettiğini, bunun üzerine davacının müvekkiline 160,000,00 TL tutarında senet verdiğini, silindirin davacı şirket üzerine alındığını, davacı şirketin borcunu ödememesi nedeniyle icra takibi başlattıklarını, takipten 2 gün sonra davacı tarafça müvekkilinin hesabına 60,000,00 TL gönderildiğini savunarak, davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...İşbu dava; Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasıdır.
Davacı vekili dava dilekçesindeki taleplerinde özetle; davalının, müvekkili şirket yetkilisi ....'nun yeğeni olduğunu, müvekkili şirkete iş makinesi alınması yönünde aralarında anlaşma yapıldığını, anlaşmaya göre davalının, müvekkiline 92.000,00 TL vermesi karşılığında müvekkilinin davalıya aylık kira bedeli olarak 5.000,00 TL ödeyeceğini ve bir yıllık sürenin sonunda davalıya 100.000,00 TL ödeyerek aracın müvekkili şirket tarafından satın alınmış olacağını, bu bedelin karşılığı olarak icra takibine konu bononun davalıya verildiğini, müvekkili şirket tarafından dava konusu bonoya ilişkin olarak davalıya 132.459,50 TL ödendiğinden, müvekkili şirketin davalı alacaklıya karşı dava değeri olan 132.459,50 TL borçlu olmadıklarının tespiti ile Konya .. İcra Müdürlüğü .... E. sayılı icra dosyası üzerinden başlatılan takibin dava değeri kadarlık kısmının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf savunmalarında; davacının iddia etmiş hususların gerçeği yansıtmadığını, davacının ihtiyacı olan silindiri müvekkilinin alması halinde 10.000,00 TL kira üzerinden anlaştıklarını, davacının Haziran ayından yıl sonuna kadar 7 aylık kira bedeli toplam 70.000,00 TL ödeyeceğini, daha sonra davacı şirket yetkilisi olan amcasının şirketin durumunun kötü olduğunu beyan etmesi üzerine aylık kiranın 5.000,00 TL olarak ödenmesi ve kalan 35.000,00 TL'lik kiranın yıl sonunda ödenmesi şeklinde anlaşmaya varıldığını, neticeten davacı şirketin Haziran ayından yıl sonuna kadar aylık 5.000,00 TL silindir kirası yıl sonunda kalan 35.000,00 TL silindir kirası ve senet bedeli olan 160.000,00 TL'yi ödemesi karşılığında silindirin davacı şirkete devredileceğini, ancak ilgili silindirin davacı şirket yetkilisinin amcası olması ve şirket adına alınması isteği üzerine davacı şirket üzerine kayıt yapıldığını, davalı dilekçe ekinde sunulan dekontlar içerisindeki 4 adet 5.000,00 TL, 1 adet 5.250,00 TL, 1 adet 4.000,00 TL ve 1 adet 40.000,00 TL olmak üzere toplam 69.250,00 TL'lik dekontların silindir kirası karşılığı olduğunu 60.000,00 TL'lik ödemenin takip sonrası senet ödemesine ilişkin olduğunu, kalan 1.200,00 TL'lik ve 2.000,00 TL'lik ödemelerin dava dışı ...tarafından dönem içerisinde kişisel ihtiyaçları için davacıdan aldığı, borçların karşılığı olduğunu takibe konu senede ilişkin olarak takip sonrası yapılan 60.000,00 TL'lik ödeme dışında herhangi bir ödeme yapılmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davaya konu Konya .. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasının incelenmesinde; takibin 28/01/2020 tarihinde başlatıldığı, davacı borçluya ödeme emrini 14/02/2020 tarihinde tebliğ edildiği ve takibin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Tarafların ticari defterlerinin incelenmesine ilişkin dosya SMMM bilirkiş....'e tevdii edilmiş, bilirkişi 07/07/2021 tarihli raporunda neticeten; Davacı ..... ve Tic., Ltd. Şti.'nin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yaptırıldığı, usulüne uygun olarak tutulduğu, davacı şirket defterlerinde yapılan incelemede davalı ... ile ilgili herhangi bir kayıt olmadığı, davalı tarafından davacı adına düzenlenmiş herhangi bir kira faturasının olmadığı, davalı tarafın sunmuş olduğu belgelere göre davalı ...'nun dava dışı ...hesabına toplam 3.400,00 TL ödeme yaptığı, davacı tarafın sunduğu belgelere göre davalı ... hesabına toplam 132.459,50 TL ödendiği ve ödemelerin dava dışı ...ile ... hesaplarından yapıldığı tespit edilmiştir.
Tanık ... beyanlarında; davalının eşi olduğunu, 2019 yılında eşinin arabasını satarak 63.000,00 TL'yi davacı şirket ortağı amcası ....'na verdiğini, yine 50.000,00 TL daha kredi çekerek amcasına verdiğini, amcasının, eşine yıl sonunda daha fazla para vereceğini vaad ettiğini, yıl sonunda vaad ettiği ödemeleri gerçekleştirmediğini ve 160.000,00 TL borçlu olduğunu ifade etmiştir.
Tanık ... beyanlarında; dava dışı ... ..'nun, davalıya arabanı sat parasını bana ver dediğini ve davalının da 63.000,00 TL 'ye arabasını satıp 100.000,00 TL kredi çekmek suretiyle dava dışı ... .'na nakit olarak parasını verdiğini, bunun karşılığında senet aldığını, sonrasında senet ödemelerini gerçekleştirmediğini ve davalının ilgili senedi icraya koyduktan sonra borca karşılık 60.000,00 TL ödeme yapıldığını, başka bir ödeme yapılmadığını ifade etmiştir.
Tanık ... beyanlarında; davalının babası olduğunu, kardeşi ... ..'nun asfalt dökme işiyle uğraştığını 2019 yılında davalının arabasını satacağını beyan etmesi üzerine kardeşinin silindir almak için bu bedeli istediğini, davalının da 60.000,00 TL'ye aracını sattığını ve 32.000,00 TL elden vererek toplamda 92.000,000 TL amcası olan ... ...'na verdiğini, kendisinin ... ....'ndan 8.000,00 TL alacağı ile birlikte toplamda 100.000,00 TL vermiş olduklarını, kardeşinin, davalıya 160.000,00 TL'lik senet verdiğini, bu senedin 160.000,00 TL olmasının sebebinin kendisine ait aracında ... ..'na verilmesi nedeniyle olduğunu, davalıya ödenen kira bedellerinin senet borcundan ayrı olduğunu ifade etmiştir.
Tanık ... beyanlarında; davalının, dava dışı ... ..'na aracını sattığını ve bu parayı işlerinde kullanması için verdiğini, bu paraya karşılıkta dava dışı ... ..'nun senet imzalayarak davalıya verdiğini, ayrıyeten davalıya 7 ay boyunca aylık 5.000,00 TL ödeme yapıldığını ve bu ödemelerin kira ödemesi değil, silindir ücretine ilişkin olduğunu, senedin ödeme günü geldiğinde toplamda 100.000,00 TL ödeme yapıldığını, kalan ödemeler için süre istenildiğini ifade etmiştir. Tanık ... beyanlarında; Davacı şirket sahibinin babası olduğunu, taraflar arasındaki ilişkiye dair bizzat şahitliğinin bulunmadığını, kira bedellerinin senede dahil olup olmadığını bilmediğini ifade etmiştir.
Tüm tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde; genel ifadelerin kullanıldığı ödemelere dair beyanların olduğu anlaşılmakla; taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu senet olduğundan ve yapılan ödemelerin de senede karşı senet ile ispat külfeti gereği yazılı olarak ispatlanması gerektiği, yine taraflar arasındaki ilişkiye dair beyanlarında ayrı ayrı çelişkiler içerdiği ve tanık beyanlarını destekler mahiyette muteber herhangi bir yazılı delil sunulmadığından davacı ve davalı taraf tanık beyanlarına itibar edilmemiştir.
Her ne kadar davacı vekili, davalının Konya CBS ... Soruşturma sayılı dosyası kapsamında senet borcuna ilişkin olarak yapılan ödemelere dair ikrarda bulunduğunu bu nedenle işbu menfi tespit davasında ispat külfetinin davalıya geçtiğini, dava konusu vakiayı ikrar etmesi nedeniyle alacağın mevcut olduğunu ispat etme yükümlülüğü altına girdiğini iddia etmiş ise de; davalının ilgili soruşturma kapsamındaki beyanlarında, davacı şirket yetkilisi olan amcası ... ...'na hesap üzerinden 92.000,00 TL gönderdiğini, yine 45.000,00 TL babası ... tarafından ve 23.000,00 TL elden kendisi tarafından para verdiğini, toplamda kendisine 160.000,00 TL borçlu olunduğunu ve davaya konu senedin verildiğini, 2019 Haziran ayından itibaren yıl sonuna kadar aylık 5.000,00 TL kira bedeli altında tarafına hesap üzerine para gönderildiğini, yıl sonu geldiğinde senet bedeli ödenmediğinden takip başlattığını ve takip başlatıldıktan sonra 60.000,00 TL ödeme yapıldığını ifade ettiği anlaşılmış olup, davalı savunmalarının aksini gösterir herhangi bir iddia bulunmadığından, senede konu borcun ödendiğine ilişkin ispat külfetinin yer değişmediği ve halen davacı üzerinde olduğu takdir ve kanaatine varılmıştır.
İspat külfeti halen davacı üzerinde bulunduğundan mevcut delil durumu itibariyle yemin delili hatırlatılmış olup, davacının tanınan kesin süre içerisinde yemin metni sunmasına rağmen yemin metni içeriği iddia ve savunmaları karşılar mahiyette olmadığından, mahkememizce taraf iddia ve savunmaları kapsamında düzenlenen yemin metni ile birlikte Ardahan .. Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmış, Ardahan .. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18/03/2022 tarihli talimat duruşmasında davalı ... mahkeme huzurunda bizzat "Dava konusu edilen 160.000,00 TL bedelli, 31/12/2019 vade 09/04/2019 keşide tarihli bononun yalnızca davacıya verdiğim silindir ücretine ilişkin toplam 160.000,00 TL bedel karşılığında aldığıma, silindir kira bedellerinin senet bedeline dahil olmadığına ve bu senet dolayısıyla icra takibinden sonra yapılan 60.000,00 TL ödeme haricinde herhangi bir ödeme almadığıma namusum, vicdanım, kutsal saydığım tüm değerlerin üzerine yemin ederim." diyerek yemin etmiştir.
Tüm dosya muhtevası birlikte değerlendirildiğinde; Yemin mahiyeti itibariyle kesin delillerden olup, taraflar arasındaki ilişkinin varlığı davacı tarafından ispat edilemediğinden, davalının yapılan ödemelere ilişkin usulüne uygun şekilde gerçekleştirilen yemini de nazara alınarak, dava konusu senede ilişkin icra takibinden sonra gerçekleştirilen 60.000,00 TL'lik ödeme haricinde herhangi bir ödemenin yapılmadığı, kira bedeli olarak yapılan aylık ödemelerin senet metnine dahil olmadığı, icra takibinden sonra gerçekleştirilen ödemeler infazda dikkate alınması gerektiğinden herhangi bir mahsup işlemi yapılmaksızın davanın reddine...'' karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili, mahkemece ispat yükünün yanlış değerlendirildiğini, davalının soruşturma dosyasında verdiği ifadesi incelendiğinde, davalının taraflar arasındaki borç ilişkisinin nasıl kurulduğunu, dava konusu bononun ne maksatla verildiğini ve tarafına yapılan ödemelerin ne maksatla yapıldığını beyan ve ikrar ettiğinin görüleceğini, müvekkili şirketin o dönemde paydaşı ve yetkilisi olan davalının yeğeninin ifadesinden de tüm ikrarların ispat yükünün davalıda olması sonucunu doğurduğunu, davalının dava konusu vakıayı ikrar etmesi, alacağın mevcut olduğunu ispat etme yükümlülüğü altına girmesine yol açtığını, davalının hesabında kendisinin de teyit ettiği üzere düzenli olarak borç ilişkisinin kaynağı olan silindire ilişkin kira bedelinin yatırıldığını, davalının bu durumu teyit ederek aralarındaki ticari ilişkinin anlatıldığı şekilde gerçekleştiğini ikrar ettiğini, söz konusu bononun tamamı elden verilmiş bir borç için düzenlenmiş olsaydı, müvekkili şirket tarafından davalıya kira bedeli ödenmesinin herhangi bir gerekçesinin olmayacağını, davalı tarafça herhangi bir şekilde neden kendisine her ay silindir kirası ödendiğinin de açıklanamadığını, bu nedenle müvekkili şirketin davalıya borcunun ödenmiş olduğunun da görüleceğini, dosya kapsamında dinlenen tanıkların da bu durumu teyit ettiğini, müvekkili şirket tarafından davalıya yapılan ödemelere rağmen haksız ve kötüniyetli olarak icra takibi başlatıldığını ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, kambiyo senedine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Mahkemece, tanık beyanları alınmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, davacıya yemin teklifi hakkının hatırlatılması ve davalının da yemini eda etmesi sonrası yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu, delil olarak dayanılan soruşturma dosyasındaki beyanlar ve ileri sürülen istinaf istemleri de nazara alındığında, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varıldığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
2.Alınması gereken 269,85 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 189,15 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4.İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5.Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
6.Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/09/2023 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
(e-imzalıdır)