Esas No
E. 2021/18738
Karar No
K. 2022/1635
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:

T.C.

KONYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :

KARAR NO:
KARAR TARİHİ: 15/11/2023

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KONYA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ: 30/05/2023
NUMARASI: Esas Karar
DAVACILAR: 1-

2.

VEKİLLERİ: Av.
DAVALI: 1-
VEKİLİ: Av.
DAVALI: 2-
VEKİLİ: Av.
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/11/2023
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 15/11/2023

Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacılar vekili dava dilekçesi ile özetle; 26.05.2021 tarihinde müvekkillerinin murisinin kullanmış olduğu elektrikli bisiklet ile seyir halinde iken davalı ....Sigorta A.Ş.’nde Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi ile sigortalı bulunan davalı ......’in sevk ve idaresindeki...... plakalı aracı ile çarpması nedeniyle müvekkillerinin murisinin vefat ettiğini, müvekkilinin murisi..... ...’in Necmettin Erbakan Üniversitesi Ereğli Kemal Akman Meslek Yüksek Okulu 2 yıllık Makine Ön Lisans mezunu olduğunu, mezuniyeti ile ilgili iş bulmak için çalışmalar devam ederken aynı zamanda .... isimli iş yerini işlettiğini, müteveffanın eşi ... ... ve oğlu... ...’in müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarını, davalı sigorta şirketi ile arabuluculuk görüşmesinde anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle müvekkillerinin destekten yoksunluk zararlarının tespit edildiğinde HMK 107/2.maddesine göre taleplerini artırma hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik müvekkili ... ... için 1.000,00TLsı destekten yoksunluk tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont avans faizleriyle birlikte, davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkil ... ...'e verilmesine, (Sigorta şirketi yönünden sigorta poliçe limitlerinin dikkate alınması) şimdilik müvekkili... ... için 1.000,00TL sı destekten yoksunluk tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont avans faizleriyle birlikte, davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkili... ...'e verilmesini (Sigorta şirketi yönünden sigorta poliçe limitlerinin dikkate alınması)290.000,00TL si manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den alınarak müvekkili ... ...'e verilmesini, 200.000,00TL si manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den alınarak müvekkili... ...'e verilmesini, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin de davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacılar vekilinin 25/05/2023 tarihli dilekçesi ile özetle; Davalı ... Sigorta A.Ş ile tarafları arasında maddi tazminat konusunda sulh sözleşmesi yapıldığını, sulh sözleşmesi gereğince belirlenen maddi tazminatın taraflarına ödendiğini, böylece maddi tazminat davalarının sulh sözleşmesi ve bu sözleşmeye gereğince yapılan ödeme nedeniyle konusuz kaldığını, bu nedenlerle maddi tazminat davaları yönünden davadan feragat ettiklerini, davalı ..... yönünden açtıkları manevi tazminat davasının ise aynen devam ettiğini, dava dilekçelerindeki belirttikleri manevi tazminat taleplerinin hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin cevap dilekçesinde; Kazadaki kusur durumunun belirlenmesi gerektiğini, davacılara SGK tarafından rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının tespitinin gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, bu nedenlerle sigorta şirketine başvuru yapılmadığından davanın usulden reddini, arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddini, davanın görevsizlik sebebiyle usulden reddini, müteveffanın kendi kusuru ile vefat etmesi ve konu kazanın poliçe teminatı kapsamında olmaması sebebiyle haksız davanın reddini, kusur tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesini, kusurun oranının tespiti halinde, alanında uzman bilirkişilerce azami poliçe limitleri ve aktüeryal kurallar gözetilerek hesaplama yapılmasını, davaya konu kaza iş kazası olduğundan hesaplanacak tazminattan PSD değerinin tenzil edilmesini, 7327 sayılı yürürlükteki kanunun huzurdaki dosyaya uygulanmasını. davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte şayet bir tazminat sorumluluğumuz doğacak ise hesaplanacak tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmasını, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğinden faiz talebinin reddini,mahkememiz aksi kanaatte ise dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; Kazanının müteveffanın kusurundan meydana geldiğini, müteveffanın kaza anında kaskının takılı olmadığını, bu nedenlerle davacıların açmış olduğu davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

İlk derece mahkemesinin kararı ile; "(a)Maddi Tazminat Talepleri Açısından Yapılan Değerlendirmede:

Davalı vekili 25/05/2023 Tarihli dilekçesinde "Maddi Tazminat Talepleri" açısından davadan feragat ettiğini bildirmiştir. 6100 Sayılı Kanunumuzun "Feragat" başlıklı 307/1. Maddesinde; "Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir" denilmiştir. Adı geçen kanunumuzun "Feragat ve Kabulün Şekli" başlıklı 309. Maddesinde; "Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır." amir hükmü yer almaktadır. Adı geçen kanunumuzun "Feragat ve Kabulün Zamanı" başlıklı 310/1. Maddesinde; "Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. " denilmiştir. Adı geçen kanunumuzun "Feragatın Kabul ve Sonuçları Başlıklı" 311/1. Maddesinde; "Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir." denilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar, amir kanun hükümleri ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;

Davacı vekilinin Mahkememizin 25/05/2023 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat davalarından feragat ettiği, davacılar vekilinin dosyaya ibraz etmiş olduğu vekaletnamesinde davadan feragata ilişkin olarak ayrıca ve açıkça yetkilendirildiği, feragatın muhakeme devam ederken süresinde yapıldığı, kayıtsız ve şartsız olduğu anlaşılmakla 6100 Sayılı Kanunun 311/1 maddesi gereğince davanın feragat nedeniyle maddi tazminat davalarının reddine karar verilerek Mahkememizde oluşan vicdani kanaatin tezahürü olarak aşağıdaki hükümler tesis edilmiştir. (b)Manevi Tazminat Talepleri Açısından Yapılan Değerlendirmede: 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunumuzun 56/2. Maddesinde; "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." amir kanun hükmü yer almaktadır.

Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihatlarında ifade edildiği üzere; Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, 6098 Sayılı TBK'nın 56/1. maddesindeki özel haller dikkate alınarak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, 4721 Sayılı TMK'nın 4.maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.

Yukarıda yapılan açıklamalar, amir kanun hükmü, bilirkişi raporları ve Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihatları çerçevesinde somut olayımız değerlendirildiğinde; 26/05/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde müteveffa..... ...'in hayatını kaybettiği, yukarıda detayı verilen T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 24/11/2021 Tarih ve Esas- arar Sayılı İlamı emsal alınarak Karayolları Fen Heyetinden heyetinin 30/11/2022 Tarihli Kusur Heyet Raporunda Kazanın meydana gelmesinde müteveffa..... ...'in %75 asli kusurlu olduğu, davalı sürücü ....'in ise %25 oranında tali kusurlu olduğunun anlaşıldığı, meydana gelen kazada kaza tarihi itibariyle müteveffanın yaşı, kaza sebebiyle hayatını kaybetmesi, vefat olayının davacıların üzerinde yaratacağı travma ve psikolojik etki, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile paranın satın alma gücü de bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı eş ... ...'in manevi tazminat talebinin (müterafik kusur indirimi olmaksızın) 40.000,00 TL, davacı küçük... ...'in manevi tazminat talebinin 20.000,00 TL üzerinden kabulünün davacılar için zenginleşme ve davalılar için de yıkım olmayacağına kanaat edilmiştir. (Müterafik Kusur İndirimi Açısından Yapılan Değerlendirmede)Yukarıda detayı verilen T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 06/10/2021 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı gereğince müterafik kusur indiriminin gerçek zarar üzerinden yapılması gerektiği anlaşılmakla ve yine yukarıda detayıyla izah edildiği üzere müteveffanın zararın artmasında müterafik kusuru olduğuna kanaat edilmekle bu tutarlar üzerinden %20 oranında müterafik kusur indirimi de yapılarak davacı ... ...'in 26/05/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle müteveffa..... ...'in hayatını kaybetmesi dolayısıyla açmış olduğu manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 32.000,00 TL manevi tazminatın 26/05/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ....'den alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacı... ...'in 26/05/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle müteveffa..... ...'in hayatını kaybetmesi dolayısıyla açmış olduğu manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 16.000,00 TL manevi tazminatın 26/05/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ....'den alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. (c)Müterafik Kusur İndirimi Sebebiyle Yargılama Gideri Açısından Yapılan Değerlendirmede: (Manevi Tazminat Açısından)Mahkememizce yukarıda detayıyla izah edildiği üzere davacı ...'nin manevi zararı 40.000,00 TL, davacı...'nin ise 20.000,00 TL olarak kabul edilmiştir. Bu sebeple manevi tazminat talebi açısından bu miktarların kısmen reddine karar verilen kısım yönünden davacılar aleyhine vekalet ücreti ve yargılama gideri hesabı yapılmıştır. LAKİN yukarıda detayı izah edilen T.C. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 07/02/2022 Tarih ve 2021/18738 Esas-2022/1635 Karar sayılı ilamı da emsal alınarak mütefarik kusur indirimimin hakkaniyet indirimi olması sebebiyle gerçek zarar üzerinden yapılan müterafik kusura konu tutar yönüyle davacılar aleyhine vekalet ücreti ve yargılama gideri takdir edilmemiştir. Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; Davacıların davalarının KISMEN KABULÜ İLE: DAVACILAR ... ... İLE... ...'İN 26/05/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle müteveffa..... ...'in hayatını kaybetmesi dolayısıyla açmış oldukları MADDİ TAZMİNAT DAVALARININ 6100 sayılı HMK m. 311/1 maddesi gereğince FERAGAT NEDENİYLE AYRI AYRI REDDİNE,

DAVACI ... ...'İN 26/05/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle müteveffa..... ...'in hayatını kaybetmesi dolayısıyla açmış olduğu manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ İLE 32.000,00 TL manevi tazminatın 26/05/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı .....'DEN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE, davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,

DAVACI... ...'İN 26/05/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle müteveffa..... ...'in hayatını kaybetmesi dolayısıyla açmış olduğu manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ İLE 16.000,00 TL manevi tazminatın 26/05/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı .....'DEN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE, davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalı ...vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava yetkisiz mahkemede görülmüş olup bu husustaki yetki itirazları dikkate alınmaksızın hüküm kurulduğunu, trafik kazasının gerçekleştiği yer, davacıların yerleşim yeri, zararın meydana geldiği yer ve davalıların yerleşim yerlerinden hiçbirinin Konya ili olmadığını, bu nedenle taraflarınca 12/04/2022 tarihli cevap dilekçesi ile yetki itirazında bulunulduğunu, ancak bu itirazlarının değerlendirilmediğini, hangi gerekçe ile yerinde görülmediğinin dahi hüküm gerekçesinde izah edilmediğini, davacıların 25/05/2023 tarihli feragat dilekçeleri ile maddi tazminata ilişkin taleplerinin tümünden, her iki davalı yönünden feragat ettiklerini bildirdiklerini, yerel mahkeme tarafından kurulan hüküm gerekçesinde de maddi tazminat davalarının feragat nedeni ile reddine karar verildiğini, feragatın tahkikat aşamasına geçildikten sonra her iki davalı taraf yönünden de yapıldığını ancak yerel mahkemenin maddi tazminat davalarının feragat nedeniyle reddi nedeniyle lehlerine vekalet ücretine hükmetmediğini, eksik şekilde hüküm tesis ettiğini, yerleşik Yargıtay uygulamasının da; feragat halinde vekalet ücretine hükmedilmesi ve yargılama giderlerinin feragat eden taraflar üzerine bırakılması gerektiği yönünde olduğunu, her bir davacı aleyhine ayrı ayrı AAÜT hükümleri ile belirlenen ücretin tamamına hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne ilişkin verilen hükmün eksik inceleme neticesinde kurulduğunu, meydana gelen elim kazada müvekkiline atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, müteveffanın yargılamaya konu kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğunu, kaza öncesinde müteveffanın kullanımındaki aracın hiçbir ışığının yanmadığının, müteveffanın kaskının takılı olmadığının, müteveffanın hızını ayarlamaksızın kontrolsüz bir şekilde kavşağa girip müvekkilinin kullanımındaki araca çarptığının kamera kayıtları ve ceza yargılaması kapsamında toplanan delillerle sabit olduğunu, bir an için müvekkilinin kazanın oluşumunda kusurunun bulunduğu ve manevi tazminattan sorumlu olduğu düşünülse dahi yerel mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarlarının yüksek olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafların üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma ve manevi tazminat tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece maddi tazminat yönünden feragat nedeniyle davanın reddine, manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı .... vekili tarafından istinaf edilmiştir.

1.Davalının yetkiye itirazının incelenmesi;

08.07.2021 tarihli ve 31535 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 07.07.2021 tarih ve 608 sayılı kararı ile Konya Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresinin Konya ilinin mülki sınırları olarak belirlenmiş olup, haksız fiilin gerçekleştiği ve davacılar ile davalı Ahmet'in ikamet ettiği Konya ili Ereğli ilçesinde ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmadığından davanın Konya Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesinde yasaya aykırılık bulunmadığından davalının yetki itirazının reddine karar verilmesi yerindedir.

2.Kusura itirazının incelenmesi;

Olaya ilişkin tutulan kaza tespit tutanağında müteveffa sürücünün tam kusurlu, davalı ....'in kusursuz olduğu tespit edilmiş ise de gerek CBS tarafından soruşturma dosyasında trafik bilirkişileri tarafından sunulan kusur raporunda ve gerekse Ceza dosyasında alınan kusur raporunda davalı sürücünün tali kusurlu olduğuna dair rapor sunulduğu ceza mahkemesince kusur raporuna itibar edilerek davalı hakkında mahkumiyet kararı ile neticede HAGB kararı verildiği, mahkemece trafik bilirkişisinden alınan kusur raporunda davalı sürücünün %25, müteveffanın %75 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için Karayolları fen heyetinden alınan heyet raporunda da davalının %25 kusurlu olduğunun belirtildiği, raporların dosya içeriğine uygun olduğundan kusura yapılan itirazın yerinde olmadığı, hem ceza hem de hukuk mahkemesinde aldırılan raporların birbirini teyit ettiği ve örtüştüğü anlaşılmakla kusura yönelik itirazlar yerinde değildir.

3.Maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddi nedeniyle vekalet ücreti verilmesi gerektiğine yönelik itirazın incelenmesi;

Davacı vekilince 25/05/2023 tarihli dilekçe ile sulh sözleşmesi gereğince davalı sigorta şirketinin maddi tazminatı ödediğinden maddi tazminat yönünden davadan feragat ettiğini beyan etmiş olup, davalı sigorta vekili de 26.05.2023 tarihli dilekçesi ile bu hususu doğrulayarak yargılama giderleri talebinin bulunmadığını beyan etmiştir. Yapılan bu ödeme ile maddi tazminat davasının konusunun kalmadığı tarafların ve mahkemenin kabulünde olup davalı ...... vekili de ödeme yapılmadığına dair bir iddiası da bulunmamaktadır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin E: 2014/14428, K:2015/7751 sayılı kararında özetle; "Yargılama sırasında yapılan ödemeler ile maddi tazminat talepleri konusuz kaldığından, davacının feragat beyanı özü itibariyle ibra nedeniyle maddi tazminat davasını takipsiz bırakmaya yönelik olduğundan maddi tazminat davaları yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır." denilmekte olup somut olayda davacı vekili tarafından davalı sigorta şirketince yapılan ödemeye istinaden sulh olunması nedeniyle sunulan feragat dilekçesi özü itibariyle davanın konusuz kaldığına ilişkin beyan olduğundan mahkemece bu davacı yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde feragat nedeniyle red kararı verilmesi isabetsizdir. Konusuz kalan dava hakkında davanın açıldığı tarih itibariyle tarafların haklılık durumlarına göre yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği açık olup dava tarihi itibariyle davacıların davasında haklı olduğu ve sigorta şirketinin davacı ile yapılan sulh anlaşmasına göre yapmış olduğu ödemeyle davacının talebinin konusuz kaldığı ve bu nedenle mahkemece davalı .....lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf talebinin reddi gerekir.

4.Manevi tazminat miktarına ilişkin itirazın incelenmesinde;

Manevi tazminat, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, Manevi zarar; mutlak hak olan ve dolayısıyla herkese karşı korunmuş bulunan kişilik haklarının kapsamına giren değerlerden birisinin ihlali ile doğar. Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namı ile bir miktar para ödenmesini talep edebilir. Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir.

Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesinde ; "Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir" hükmü düzenlenmiş madde metninden de anlaşıldığı üzere, haksız eylem sonucu bedensel zarar görenin yakınları yararına manevi tazminata karar verilebilmesi için, zarar görenin yaralanmasının ağır bedensel zarar niteliğinde olması gerekmektedir. Ağır bedensel zarar, kanunda tanımlanmamış olup, yaralanmanın özelliğine ve yarattığı sonuçlara göre mahkemece takdir edilecektir.

Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacılar müteveffanın eşi ve çoçuğu olup, davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, kusur durumları ve yukarıda açıklanan ilkeler, davalının eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde İDM'ince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlanının YERİNDE OLDUĞU anlaşılmıştır.

Bu halde, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davalı ..... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından, davalı ...... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,

2.Alınması gereken 3.278,88‬ TL harçtan peşin alınan 819,72 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.459,16‬ TL harç giderinin davalı .....'den tahsili ile hazineye irat kaydına,

3.İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,

4.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, tarafların yokluğunda HMK nun 361.maddesi gereğince kararın manevi tazminat davasında davacı... ... yönünden KESİN, davacı ... ... yönünden maddi ve manevi tazminat davasında kararın taraflara tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.15/11/2023

Başkan

(e-imzalıdır)

Üye

(e-imzalıdır)

Üye

(e-imzalıdır)

Katip

(e-imzalıdır)

Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.