ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T. C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/1197 Esas - 2023/1243
T.C.
ANKARA BATI
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle ;müvekkili ile davalı tarafın ticari iş yaptıklarını ve müvekkili tarafından yapılan işin faturalandırıldığını, müvekkili ... Sistemleri tarafından kesilen ... Sıra ... numaralı faturada toplam 65.500 TL olup KDV 11.790 TL olduğunu, yine müvekkili şirkete ait ... Sıra ... numaralı faturada toplam 25.000 TL olup KDV 4.500 TL olduğunu, müvekkili tarafından davalıya fatura gönderilmiş olmasına rağmen davalının işbu faturalarda yazılı KDV miktarını müvekkile ödemediğini, müvekkilinin davalıya işbu borcunu ödemesi için defalarca ulaştıysa da davalı borcunu ödemekten imtina ettiğini, müvekkilinin alacağının tahsilinin temini için Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından Genel Haciz Yolu İle İlamsız İcra Takibine başlandığını, ancak borçlunun borca itiraz ettiğini, borçlu davalının yasal süresi içerisinde borca itiraz etmiş olması nedeniyle borçlunun hakkındaki takibin durdurulduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin de olumsuz sonuçlandığını, davalı hakkında başlatılan ilamsız takibin yasa ve sözleşmelere uygun olduğunu, davalının borca itiraz etmekte haksız ve kötü niyetli olduğunu, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; borçlunun yaptığı haksız ve hukuka aykırı itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun kötü niyeti sabit olduğundan takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına/kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, dava harç ve masrafları ile vekâlet ücretinin karşı yana yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle, taraflar arasındaki davaya konu uyuşmazlığın çözümünde yetkili mahkemenin müvekkilinin adresinin bulunduğu Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, bu nedenle yetkisizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, davacının alacağının dayanağı olarak gösterdiği faturalara konu imalatların tamamlanarak müvekkiline teslim edilmediğini, müvekkilinin karşılığını ödemesine rağmen yarım bırakılan işleri nedeniyle zarara uğradığını, davacı tarafın öncelikle faturaya konu imalatları tamamlayarak teslim ettiğini usulünce ispatlaması gerektiğini, faturanın, davacının iddialarını ispata yarar bir delil olmadığı gibi, aksine "Teslim Alan" kısmında müvekkilinin imzasının bulunmaması nedeniyle imalatların teslim edilmediğini gösterdiğini, davacının imalatları yarım bıraktığı gibi, çalıştırdığı ve müvekkilinin asıl işveren sıfatıyla müteselsilen sorumlu olduğu işçilerinin ücretlerini ve diğer işçilik alacaklarını da ödemediğini, bu nedenle müvekkili tarafından davacının çalıştırdığı işçilere ödeme yapılmak zorunda kalındığını, yapılan bu ödemelerin, müvekkilinin bir borcu çıkması halinde borçtan takas ve mahsubunu talep ettiklerini, açıklanan nedenlerle müvekkilinin davacı tarafa borcu bulunmadığı gibi eksik bırakılan imalatlar ve müteselsil sorumluluk gereğince yapılan ödemeler nedeniyle davacı taraftan alacaklı olduğunu, tüm bu nedenlerle öncelikle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın talep halinde Ankara Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini, aksi halde de esasa ilişkin nedenlerle davanın reddini ve davacının icra tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Uyuşmazlık konusu; imalat işinden kaynaklı taraflar arasında sözleşme olduğu hususunda tartışma bulunmamaktadır. Asıl uyuşmazlık işin yapılıp yapılmadığı ve yapıldı ise davalının teslimden kaynaklanan ödeme yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği noktasında toplanmaktadır.
Mahkememizce verilen 14/10/2021 tarihli 2021/86 Esas 2021/777 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen kararın istinaf edilmesi üzerine, istinaf incelemesini yapan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin 11/10/2023 tarihli ve 2022/135 esas, 2023/1024 sayılı ilamında; "İtirazın iptali davalarında, Yargıtay’ın istikrar kazanmış uygulamalarına göre icra dairesinin yetkisine itiraz edilmişse, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın öncelikle icra dairesinin yetkisine itirazın incelenip sonuçlandırılması gerekir. İtirazın iptâli davasının görülebilmesi, usulüne uygun şekilde yapılmış geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. Geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda, itirazın iptâli davasının görülebilmesine usulen imkân bulunmamaktadır. İcra dairesinin yetkisine itiraz edildiği hallerde bu itiraz incelenip sonuçlandırılmadığı sürece geçerli bir takibin bulunmayacağı açıktır (Yargıtay HGK'nun 13.11.2013 Tarih, 2013/10-395 Esas ve 2013/1568 Karar sayılı ilâmı).
Taraflar arasındaki ihtilâf, eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklandığından, bu türden uyuşmazlıklardan kaynaklanan icra takiplerinin kural olarak, davalının yerleşim yeri, sözleşmenin ifa edileceği yer veya yetki sözleşmesi ile belirlenen yer icra dairelerinden birinde açılması gerekir. Bu türden sözleşmelerde para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen 6098 Sayılı TBK'nın Kanunu'nun 89. maddesinin uygulama imkânı yoktur. Gerek 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 73, gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi hükümlerinin sadece karz akdinden doğan borçlarla sınırlı olduğunun kabulü gerekir. Aksi halde, bütün para borcu ilişkilerinden doğan ihtilâflarda yetkili mahkemecenin bu maddeye göre tayini gerekeceğinden, para borçlarıyla ilgili tüm ihtilâfların davacının yerleşim yerinde davaya konu olması sonucu doğar ki, bu da; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yer alan yetkiyle ilgili kuralları adeta istisna haline getirmiş olur. Oysa, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmeleri, niteliği itibariyle iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler olup, karşılıklı edimleri içerir. Bu nedenle, eser sözleşmelerinden kaynaklanan bir alacakta yetkili mahkemenin tayininde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi hükümlerinin uygulanması mümkün değildir.
Bu durumda mahkemece, taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında yukarıda belirtilen ilkeler dikkate alınarak takibin yapıldığı icra dairesinin yetkili olup olmadığının incelenerek bir karar verilmesi gerkirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile icra takibinde icra dairesinin yetkisine itirazın HMK'nın 89. maddesi gereğince reddedilerek, işin esasına girilip karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin tüm, davalının ise sair istinaf nedenleri incelenmeksizin istinaf başvurularının kabulü ile mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.." denilmek suretiyle kararımız kaldırılmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin 11/10/2023 tarihli ve 2022/135 esas, 2023/1024 karar sayılı ilamında belirtilen incelemeler yapılmıştır.Taraflar arasındaki ihtilâf, eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklandığından, bu türden uyuşmazlıklardan kaynaklanan icra takiplerinin kural olarak, davalının yerleşim yeri, sözleşmenin ifa edileceği yer veya yetki sözleşmesi ile belirlenen yer icra dairelerinden birinde açılması gerekir. Davaya konu fatura imalat işinin tesliminden kaynaklandığı teslim yeri ... ilçesidir. Öncelikle icra dairesinin yetkisine yapılan itiraz 6100 sayılı HMK'nun yetkiye ilişkin hükümleri çerçevesinde incelenmiş, davalı borçlunun icra dairesinin yetkisine olan itirazı yerinde görülerek yetkili icra dairesinin sözleşmenin ifa edileceği yer ilçesi ... ilçesidir. İş bu sebeple usulüne uygun olarak yapılmış bir icra takibi bulunmadığından davacının itirazın iptali davasının, yetkili icra dairelerinde açılmış bir takip bulunmadığından ve borçlunun icra dosyasında yetkiye de itiraz ettiği gözetilerek, yetkili icra dairelerinin Ankara İcra Daireleri olduğu gözetilerek 6100 sayılı HMK'nun 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğundan reddine karar vermek gerekmekle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın yetkili icra dairesinde takip başlatılmasına ilişkin özel dava şartı yokluğundan HMK 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 336,85 TL harçtan indirilmesi ile arta kalan 67,00 TL'nin talep halinde davacıya iadesine,
3.Mahkememizin 25/10/2021 tarih, 2021/86 esas, 2021/777 karar, 2021/639 harç nolu harç tahsil müzekkeresinin işlemsiz iadesinin istenilmesine,
4.Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.096,27 TL arabuluculuk ücretinin, önceki karar ile davalıya yüklenilen 905,39 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5.Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
6.Davalı tarafından sarf edilen 57,20 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
7.Davalının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir ve hesap edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
8.Kararın taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.24/11/2023
Katip Hakim
(e-imzalıdır)
TASHİH ŞERHİ
Mahkememizin 24/11/2023 tarihli kararının kanun yoluyla ilgili son kısmında;".....kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi." denilmiş ise de; Ankara BAM 27. Hukuk Dairesi'nin 11/10/2023 tarih ve 2022/135 Esas 2023/1024 Karar sayılı ilamıyla 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a- maddesi gereğince KESİN olarak verildiği anlaşıldığından "Dair, tarafların yokluğunda, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin ilgili kararı dikkate alınarak kesin olmak üzere karar verildi." tashihi ile maddi hatanın bu şekilde düzeltilmesine karar verildiği şerh olunur.