6. Hukuk Dairesi
6. Hukuk Dairesi 2013/12502 E. , 2014/4083 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 01/03/2011
NUMARASI : 2008/462-2011/45
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, davacının payına düşen kira parasının tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatına ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkiline miras yolu ile intikal eden ve diğer mirasçılarla birlikte hissedar olduğu taşınmazın sözleşme gereği davalıya teslim edildiğini, halen M. Lokantacılık olarak ticari faaliyetini sürdürdüğünü, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak davalının ödeme yapmadığını, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili ise, dava dilekçesindeki açıklamaya göre davanın tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması gerektiğini, akdin geçersiz olduğunu, müvekkilinin asıl kiralama yetkisini elinde bulunduranlar ile kira sözleşmesi akdettiğini savunarak, davanın reddi ile %40 icra tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 06.10.2007 tarihli sözleşmenin pay-paydaş çoğunluğu sağlanmadan yapıldığı ve tarafları bağlayıcı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı ve dava dışı kişilerin taahhüdü kabul edenler, davalının ise taahhüt eden sıfatı ile imzaladığı 06.10.2007 düzenleme, 01.01.2008 başlangıç tarihli 5 yıl süreli sözleşmede, davalının taahhüdü kabul edenlere ayrı ayrı belirli bir miktar bedeli ödeme ile birlikte dava konusu edilmeyen başka birtakım taahhütlerde bulunduğu, karşılığında, davacının da aralarında bulunduğu sözleşmenin taahhüdü kabul eden tarafında bulunan kişilerin ise taşınmazın davalının kuracağı şirkete kiralanmasına muvafakat edecekleri, maliki bulundukları taşınmazda taahhütte bulunanın kuracağı şirketin faaliyette bulunmasını sağlayacakları belirtilmektedir.
Davalı tarafından sunulan 01.12.2007 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli sözleşmenin ise kiracı M. Lokantacılık Gıda Sanayii Turizm Ticaret Ltd. Şti ile kiralayan B. A. ve aralarında yukarıda belirtilen taahhüdü kabul edenlerin de bulunduğu yirmidokuz kişi adına vekaleten vekilleri arasında düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Medeni Kanunun paylı mülkiyete ilişkin 691.maddesi hükmüne göre kiraya verme önemli idari işlemlerden olup pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanması gerekir. Belirtilen bu çoğunluk sağlanmadan malın kiraya verilmesi durumunda sözleşmenin tarafı olmayan paydaşlarca sözleşmenin geçersizliği öne sürülebilir. Elbirliği mülkiyetinde ise, ortakların hepsinin icazeti gerekli olup bu koşul sağlanmadıkça, mevcut kira sözleşmesi diğer ortaklar açısından bir hüküm ifade etmez. Ne var ki paylı mülkiyette olsun, elbirliği mülkiyetinde olsun bu koşullar temin edilmeden bir kira sözleşmesi yapılmış ise, tarafları bakımından sözleşme hüküm ifade etmeye devam eder. Bu husus sözleşmeye bağlılık ilkesinin bir sonucudur. Kiralayan konumunda olan paydaş ya da ortak sözleşme ile yükümlendiği borçları ifa ettiği müddetçe davalı kiracıdan da kendi borçlarını ifa etmesini isteyebilir.
Davacı 06.10.2007 düzenleme tarihli sözleşmeye dayanarak dava açmıştır. Davalı tarafından dosyaya sunulan 01.12.2007 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli sözleşme ve davacının dayandığı 06.10.2007 tarihli sözleşme birlikte değerlendirilerek işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.