6. Hukuk Dairesi
6. Hukuk Dairesi 2013/15419 E. , 2014/7643 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 16/05/2013
NUMARASI : 2008/37-2013/273
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit-istirdat davasına dair karar, davacılar ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, davacılar kiracı ve kefil tarafından davalıya kira bedeli olarak verilen çek ve 900 TL bedelin istirdatı ile kira parası olarak verilen çekler ve teminat olarak verildiği belirtilen bonolar nedeniyle borçlu olmadıklarının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece istem kısmen kabul edilmiş, karar davacılar ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Hükmü temyiz eden davalı vekili tarafından Harçlar Kanununa göre temyiz başvuru harcı ve nispi temyiz harcının yatırılması için mahkemece muhtıra çıkarılarak, 2434,86 TL nisbi temyiz harcı ile 119 TL temyiz yoluna başvurma harcının yatırılması istenmiş, işbu muhtıra davalı vekiline usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen, davalı vekilinin muhtırada verilen 7 günlük kesin süre geçmesine rağmen harçları ikmal etmediği anlaşılmıştır. Bu durumda HUMK'nun 434/3 maddesi uyarınca kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmesi gerekmekte olup, bu konuda mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün, ¾ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince Yargıtay'ca da karar verilebileceğinden hükmün davalı tarafından temyiz edilmemiş sayılmasına oybirliği ile karar verildi.
2.Davacılar vekilinin temyiz istemine gelince; Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
3.Davacı vekilinin toplam 130.000 TL bedelli 2 adet bonoya ilişkin temyiz itirazlarına gelince ;
Mahkemelerce verilecek her türlü kararların gerekçeli olması gerekir. Mülga 1086 Sayılı H.U.M.K.`nun 388/1-3. maddesi, gerekse 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesinde, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır. Buna göre hükümde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3. maddesi gereğince de tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerekmektedir.
Olayımıza gelince; Taraflar arasında 24.08.2007 başlangıç tarihli kiralama sözleşmesi olduğu ve davacılar tarafından 2 adet 65.000 TL, toplam 130.000 TL bedelli teminat senedinin davalı kiralayana verildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacılar vekili tarafından bu bonolar yönünden borçlu olmadıklarının tespiti talep edilmiş olmasına rağmen, mahkeme gerekçesinde bu bonolar yönünden herhangi bir değerlendirmede bulunulmadığı gibi, hüküm kısmında da açıklayıcı bir ifade yoktur. Yukarıdaki açıklamalar ve anılan yasal düzenlemeler uyarınca, mahkemece toplam 130.000 TL bedelli bonolar hakkında herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.