Esas No
E. 2013/15921
Karar No
K. 2014/7579
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

6. Hukuk Dairesi         2013/15921 E.  ,  2014/7579 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Elazığ 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 11/04/2013

NUMARASI : 2012/53-2013/156

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak ve menfi tespit davasına dair karar, davalı-k.davacı ve davacı-k.davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Asıl dava, kiracının açtığı kira alacağının borçlu olmadığına yönelik menfi tespit istemine ilişkindir. Kiraya verenin açtığı birleşen dava ise kira alacağı istemine ilişkindir. Mahkemece menfi tespit isteminin reddine alacak isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm kiracı ve kiraya veren tarafından temyiz edilmiştir.

1.Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı (birleşen davada davalı) ve davalı (birleşen davada davacı) vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2.Davacı (birleşen davada davalı) vekilinin bu bent kapsamında kalan temyiz itirazlarına gelince;

Davacı vekili; hazineye ait kum ocağı niteliğindeki taşınmazı, yer teslim tarihi olan 26.12.2002 tarihinden başlamak üzere üç yıl süre ile kiraladıklarını, kira bedelinin ilk yıl için 15.170 YTL olup her yıl TEFE oranında artış yapılacağını, 5177 Sayılı Kanun ile kum ocaklarının il özel idarelerine devredildiğini, Kanun'un yürürlüğe girdiği 05.06.2004 tarihi itibariyle davalı Maliye Bakanlığının kum ocağı üzerindeki tasarruf hakkını yitirdiğini, davalının kira alacağı ve gecikme zammı dahil toplam 30.430,35 TL’nin tahsili için müvekkili hakkında icra takibi başlattığını, oysa ki davalının malik olduğu döneme ilişkin 3.100 TL dışında alacağı bulunmadığını, üç yıllık kira süresine ilişkin peşin ödenen KDV tutarının kalan sözleşme süresine ilişkin bölümünün de mahsubu halinde bakiye alacak tutarının 824,20 TL düşeceğini belirterek, icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Davalı hazine vekili birleşen dava dilekçesinde; Davalının birinci yıl kira bedelini ödediğini, artış koşulu uyarınca hesaplanan ikinci yıl 4.taksit ve üçüncü yıl 1,2 ve 3. taksitlerin ödenmediğini asıl alacağa ilişkin borç tutarının 21.028,56 TL olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile asıl alacak tutarı olan 21.028,56 TL’nin vade tarihlerinden itibaren işleyecek gecikme zammı ve dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir. Mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda menfi tespit isteminin reddine, alacak isteminin 12.972 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Taraflar arasında 24.06.2002 tanzim tarihli, yer tesliminden itibaren 3 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taşınmaz kum ocağı niteliğinde olup yer teslimi 26.12.2002 tarihinde yapılmıştır. Üç yıllık sözleşme bedeli 45.510.000.000 TL (önceki TL) olup senelik tutar üzerinden kira parasının yıl içinde 4 eşit taksitte ödenmesi ve yıllık kira bedelinin her yıl DİE’nin ilan edeceği TEFE oranında artırılması kararlaştırılmıştır. Kiralanan saha 11.05.2005 tarihinde düzenlenen tutanak ile hazineye iade edilmiştir.

Bilirkişi tarafından kira başlangıç tarihi itibariyle davalı-karşı davacının ikinci yıla ilişkin bakiye kira alacağının 4.915 TL ve üçüncü yıl dönem başı olan 26.12.2004 tarihinden yer tesliminin yapıldığı 11.05.2005 tarihleri arası 4 ay 15 günlük süreye ilişkin kullanım bedelinin 8.057 TL olduğu böylece toplam alacak tutarının 12.972 TL olduğu hesaplanmış, mahkemece bu tutar benimsenerek birleşen davanın kısmen kabulüne, kiracının açtığı menfi tespit davasının ise reddine karar verilmiştir. Kiraya verenin açtığı alacak davasında dava kısmen kabul edilip kısmen reddedildiğine göre reddedilen kısım yönünden asıl davada davacı kiracının borçlu olmadığının kabulü gerekir. Diğer taraftan davacı (birleşen davada davalı) peşin olarak ödediği üç yıllık KDV tutarından, sözleşmenin kalan süresine ilişkin bölümünün dava konusu alacaktan takas edilmesini istemiştir.

TBK.nun 139.maddesi hükmü uyarınca iki kişi karşılıklı olarak birbirine borçlu oldukları takdirde her iki borç muaccel ise, her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Uygulamada kabul edildiği üzere takas ve mahsup talebinin mutlaka karşı dava şeklinde ileri sürülmesi zorunlu değildir. Mahkemece takas konusunda bir değerlendirme yapılarak sonucu çerçevesinde karar verilmesi gerekirken bu konuda her hangi bir değerlendirme yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.

3.Davalı (birleşen davada davacı) hazine vekilinin gecikme zammına yönelik temyiz itirazlarına gelince;

Maliye hazinesi tarafından açılan birleşen davada; Davaya konu kira dönemine ilişkin asıl alacak tutarının 21.018,56 TL olduğu belirtilerek, sözleşmede kararlaştırılan ödeme günlerine göre işlemiş gecikme zammı ile birlikte alacağın tahsiline karar verilmesi istenmiştir. Yargılama sonucunda mahkemece verilecek hüküm 6100 sayılı HMK’nun 359.maddesine uygun olmak zorundadır.

Bu kapsamda hükmün dava dilekçesindeki talep sonucunun her birini kapsaması, her bir talep hakkında sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hüküm verilmesi gerekir. Somut olayda; Davacının istekleri arasında yer alan gecikme zammı konusunda mahkemece bir karar verilmemiş olması doğru değildir. Hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ:Yukarıda 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 10.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.