6. Hukuk Dairesi
6. Hukuk Dairesi 2014/3776 E. , 2014/4933 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 11/02/2014
NUMARASI : 2013/502-2014/99
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu aleyhine kira alacağının tahsili amacıyla tahliye istekli olarak başlatılan icra takibine davalı borçlunun itiraz etmesi üzerine davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur. Mahkemece, istemin reddine karar verilmesi üzerine karar, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı alacaklı, taraflar arasında düzenlenmiş 01.07.2011 başlangıç, 01.01.2016 bitiş tarihli kira sözleşmesine dayanarak 02.04.2013 tarihinde yapmış olduğu icra takibi ile 2011 yılı Temmuz ayı ile 2013 yılı Şubat ayı arası kira paralarının tahsilini istemiştir. Takibe yasal süresi içinde itiraz eden borçlu davalı, davacı alacaklıya herhangi bir borcunun olmadığını, takibe konu sözleşmenin ek sözleşme olup, hükümlerinin esas sözleşmenin yürürlüğe girmesine bağlı olduğunu, esas sözleşme henüz yürürlüğe girmediğinden ek sözleşmenin de uygulanamayacağını belirterek borca ve takibe itiraz etmiştir. Takibe konu ek sözleşmenin 8. maddesinde '' Sözleşme'nin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işbu ek sözleşme de kendiliğinden sona erecektir '' hükmü bulunuyorsa da esas sözleşmenin sona erdiğine veya sonra ermişse hangi tarihte sona erdiğine dair dosya içerisinde bir bilgi ve belge bulunmamaktadır, davalı borçlu itirazında icra takibinde dayanılan kira sözleşmesine karşı çıkmamıştır. Davalı borçlunun bu şekildeki itirazı borca itiraz niteliğindedir.
İİK.nun 269/2 maddesi hükmüne göre borçlu itirazında kira akdini ve varsa buna ait sözleşmedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse akdi kabul etmiş sayılır. Davalı borçlu takibe itirazında açıkça ve ayrıca kira sözleşmesindeki imzasına ve alacağın miktarına karşı çıkmadığına göre kira ilişkisi ve takip konusu miktar kesinleşmiştir. Uyuşmazlıkta yargılamayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır. Kaldı ki borçlunun bu yöndeki savunması menfi tespit davasına konu edilebilir. Alacaklı davacının itiraz üzerine icra takibinde dayandığı kira sözleşmesine istinaden itirazın kaldırılmasını istemesinde bir usulsüzlük yoktur. Bu itibarla mahkemece, işin esası hakkında bir karar vermek gerekirken asıl sözleşme ile kiralanan yerin kullanılıp kullanılamadığı, buna bağlı ek sözleşmenin de gereğinin yerine getirilip getirilemediği hususlarının yargılamayı gerektirmekte olduğundan bahisle istemin reddine karar verilmesi doğru değildir. Karar bu nedenle bozulmalıdır.