6. Hukuk Dairesi
6. Hukuk Dairesi 2014/3757 E. , 2014/6157 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara 11. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 28/11/2013
NUMARASI : 2013/194-2013/1017
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacı vekili Av.H..K..ı ve davalı vekili Av.B.. O.. geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, davacı kiralayan tarafından davacı kiracı hakkında ödenmeyen kira paralarının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine, davalı lehine %40 icra tazminatına karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının davacıya ait Ankara, Kızılırmak Sok.No:.. adresindeki işyerinde 01/01/2007 tarihli kira sözleşmesi ile kiracı olduğunu, davalı kiracının 1.5.2010-31.12.2010 arasındaki aylık 737 TL den, 1.1.2011-31.12.2011 arası aylık 847 TL den,1.1.2012-31.5.2012 arası aylık 974 TL'den olmak üzere toplam 20.930 TL kira bedelini ödememesi üzerine hakkında Ankara 29.İcra müdürlüğünün 2012/7179 esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından takibe haksız olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 İcra İnkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde, taraflar arasında Kızılırmak Sok 35/9 adresinde bulunan işyerinin kiralanması konusunda 01/01/2007 tarihli kira sözleşmesi imzalandığını,ayrıca aynı binada bulunan 3 numaralı işyerinin de kiralandığını davacının fahiş artış istemleri üzerine davacının da onayı ile 9 numaralı daireye ilişkin kira sözleşmesinin feshedilerek 2009 yılı Kasım ayında mecurun tahliye edildiğini, 2010 yılı Mart ayında davacının 3 numaralı taşınmaz için fahiş oranda artış talep ettiğini, talebin kabul edilmemesi üzerine tahliye edilen 9 numaralı dairenin kira bedellerinin ödenmediği iddiası ile davalı aleyhine icra takibi yapıldığını, yapılan itiraz üzerine açılan Ankara 6. SHM sinin 2010/1641 E sayılı dosyasında davacının 21.12.2010 tarihli dilekçesinde taşınmazın 2009 yılı Kasım ayı başında tahliye edildiğini, davacının o dosyaya verdiği 30.12.2010 tarihli dilekçesinde davalının tahliyesini davalının 11.3.2010 tarihli ihtarının davacıya tebliğ edildiği 15/03/2010 tarihinde öğrendiğini ikrar ettiğini, bunun mahkeme içi ikrar olup davacıyı bağladığını,o davada mahkemece kiralananın 15.3.2010 tarihinde tahliye edildiğinin ve sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle davalının ödediği depozitonun kira bedelinden mahsubuna karar verildiğini belirterek davanın reddine ve davalı lehine %40 tazminat verilmesini savunmuş,Mahkemece,davanın reddine karar verilmiştir.
Kiralananın tahliye edildiğinin (kiracının kiralananı iade borcunu yerine getirdiğinin) kabul edilebilmesi için, kiralananın fiilen boşaltılması yeterli değildir. Anahtarın da kiralayana teslim edilmesi gerekir. Kiracının bildirdiği tahliye tarihinin kiralayan tarafından kabul edilmemesi; başka bir ifadeyle, tahliye tarihinin taraflar arasında çekişmeli olması halinde; kiralananın fiilen boşaltıldığını ve anahtarın teslim edildiğini, böylece kira ilişkisinin kendisince ileri sürülen tarihte hukuken sona erdirildiğini kanıtlama yükümlülüğü, kiracıya aittir. Kiracı, kiralananı kendisinin ileri sürdüğü tarihte tahliye ettiğini ispatlayamazsa, kiralayanın bildirdiği tahliye tarihine itibar olunmalıdır.
Anahtarın kiralayana teslimi, hukuki işlemin içerisinde yer alan bir maddi vakıa olmakla birlikte, sözleşmenin feshine yönelik bir hukuki sonuç doğurduğundan, bunun ne şekilde ispat edileceği hususu, yıllık kira bedelinin tutarı esas alınmak suretiyle, 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nın 200 ve 201.maddeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Eş söyleyişle, yıllık kira bedelinin tutarı senetle ispat sınırının üzerindeyse ve kiralayanın açık muvafakati yoksa bu yön kiracı tarafından ancak yazılı delille ispatlanabilir; tanık dinlenemez. Kiralayan anahtarı almaktan kaçınırsa, kiracının yapması gereken, mahkemeden bu yolda tevdi mahalli tayinini isteyip, tayin edilecek yere anahtarı teslim etmek ve durumu kiralayana bildirmektir. Kiracının kiralananı iade borcu, ancak bu şekilde, durumun kiralayana bildirildiği tarihte son bulur. Aksi takdirde, kiracının kira parasını ödemek de dahil olmak üzere, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri devam eder.
Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan 1.1.2007 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile kiralanan 35/9 nolu işyerinin davalı tarafça 2009 Kasım ayında tahliye edildiği iddia edilmiş, davacı kiralayan tarafından yasal anahtar teslimi yapılmadığı gerekçesiyle bu tarihe karşı çıkılmıştır.
Davalı tarafça dayanılan ve hükme esas alınan taraflar arasında görülen Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/1641 Esas sayılı dosyasında davacı tarafça 2009 yılı Kasım ila 2010 Nisan ayları arasındaki kira paralarının tahsili için başlatılan icra takibine vaki kısmi itirazın iptali davasında mahkemece kiralananın 2009 Kasım ayında tahliye edildiğinin kanıtlanamadığı kabul edilerek 2010 Nisan ayına kadarki kira paralarının tahsiline karar verilmiş, ancak açıkça kesinleşen bu hükümde tahliye tarihi tespit edilmemiştir. İş bu davada davacı kiralayan 2010 Mayıs ayı ila 2012 Haziran ayları arasındaki kira paralarının tahsilini talep etmiştir. Mahkemece her ne kadar kesinleşen önceki dosya gerekçe gösterilerek taşınmazın 2010 Nisan ayında tahliye edildiği kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, davalı kiracı kiralanana ait anahtarları Ankara 20.Noterliğinin 20.5.2013 tarihli emanet tespit tutanağı ile noterliğe teslim etmiştir. Bu durumda davalı kiracının yasal anahtar tesliminin daha önceki bir tarihte olduğunun kanıtlanamadığı, anahtar teslim tarihinin anahtarların notere tevdiinin davacı kiralayana tebliğ tarihi olduğunun kabulü gerekir. Davalı kiracı yasal anahtar teslimini kanıtlayamadığına göre takip konusu dönem kirasından da sorumludur. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.