Esas No
E. 2013/11434
Karar No
K. 2014/4024
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

6. Hukuk Dairesi         2013/11434 E.  ,  2014/4024 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Karabük 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 07/05/2013

NUMARASI : 2012/499-2013/149

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Dava, kira sözleşmesinin geçersiz hale geldiğinin tespiti ve menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabul, kısmen reddine, taraflar arasında yapılan 05/07/2007 tarihli kira sözleşmesinin 5686 sayılı kanun gereğince 13/06/2007 tarihi itibarıyla geçersiz hale geldiğinin tespitine, taraflar arasında yapılan ve 5686 sayılı yasa kapsamında 13/06/2007 tarihi itibarıyla geçersiz hale gelen kira sözleşmesinin 01/01/2007 tarihinden itibaren geçerlilik kazandığından davacı şirketin davalıya 01/01/2007 ila 13/06/2007 tarihleri arasında kira bedeli ödemek yükümlülüğü altında bulunduğunun tespitine, fazlaca istemin reddine, 01/01/2007 ve 13/06/2007 tarihleri arasında geçerli bulunan sözleşme gereğince davacının davalıya bilirkişi tarafından 18/04/2013 tarihli ek raporda belirtildiği üzere kira borcunu ödediği anlaşıldığından bu dönem itibarıyla borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından davalı lehine takdir edilen vekalet ücretine ilişkin olarak temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, dava dilekçesinde taraflar arasında düzenlenen 01.01.2007 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin 13.06.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular kanununun ilgili maddeleri gereğince artık kira ve ecrimisil alınmayacağı, % 1 oranında idare payı alınacağı bu nedenle kira sözleşmesinin 5686 sayılı kanun uyarınca geçersiz hale geldiğini ve davacının bu sözleşme uyarınca kira bedeli ödemek yükümlülüğü altında bulunmadığının ve borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, mahkemenin kabul kararı üzerine karar davalının temyizi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesince sözleşmenin başlangıç tarihi olan 01.01.2007 tarihi ile yasanın yürürlüğe girdiği 13.06.2007 tarihi arasında sözleşmenin geçerli olduğu bütün dönem borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuş, bu kez mahkemece taraf delilleri toplanmadan yapılan bilirkişi incelemesi ile davacının 28.882.21 TL borçlu bulunduğunun tespitine karar verilmiş, kararın davacı vekilince temyizi üzerine Dairemizin 10.09.2012 tarihli bozma ilamıyla belirtilen dönem için taraflar arasında kira borcunun ödenmesine ilişkin bir uyuşmazlık olup olmadığı üzerinde durularak, bu döneme ilişkin kira bedelinin ödenmediği iddiası var ise taraf delilleri toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde alınan bilirkişi raporuna göre davacının sözleşmenin geçerli olduğu 01.01.2007 tarihi ile geçersiz hale geldiği 13.06.2007 tarihi arasında kira borcunun bulunmadığı, esasen davalı vekilinin 26.03.2013 tarihli duruşmadaki beyanında kiranın ödenmediği iddiası olmadığı taraflar arasında bu konuda bir çekişme bulunmadığı anlaşılmıştır. Yukarıda yapılan açıklamalara göre davacı vekilinin dava dilekçesindeki talebi 5686 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği tarih olan 13.06.2007 tarihinden sonra yasa gereği sözleşmenin geçersiz hale geldiğine ilişkindir. Aksine davacının sözleşmenin başlangıç tarihi olan 01.01.2007 tarihi ile yasanın yürürlüğe girdiği 13.06.2007 tarihi arasında sözleşmenin geçersiz olduğuna ilişkin bir talebi yoktur tam tersine bu dönemde sözleşme gereği kiracı olduğunu söylemektedir, davacının ilgili dönemde borcu da bulunmadığı tespit edildiğine göre kira sözleşmesinin 13.6.2007 tarihinden sonra geçersiz olduğunun tespitine, önceki döneme ilişkinde borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesiyle yetinilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle istem dışına çıkıp sözleşmenin 01.01.2007 tarihi ile 13.06.2007 tarihi arasında geçerli olduğunun tespitine ve buna dayalı olarak kısmen kabul kısmen ret kararı verilip davalı yararına da vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 31.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog