Esas No
E. 2022/2124
Karar No
K. 2023/2160
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

SAKARYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :2022/2124

KARAR NO: 2023/2160

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ :19/01/2022

NUMARASI :2020/176 Esas - 2022/43

Karar

DAVACI: ... (T.C. NO: ...) - ...
VEKİLİ: Av. ... - ...
DAVALI: ... - ...
VEKİLİ: Av. ... - ...
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 03/03/2020
KARAR TARİHİ: 22/12/2023
KR. YAZIM TARİHİ: 22/12/2023

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... ile davacı ... arasında ticari satımdan kaynaklı alacak borç ilişkisi mevcut olduğunu, söz konusu davacının alacağının ödenmemesinden ötürü davalı aleyhine Gebze 4. İcra Dairesinin 2019/12382 E. sayılı dosyası ile ödemesi gereken 71.371,69 TL bedel icra takibi yapıldığını ve bu takipte düzenlenen ödeme emrine 29.05.2019 tarihinde itiraz edildiğini, borçlunun, haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olarak takibin durmasını sağlamak için ödeme emrine itiraz ettiğini, davacı alacaklı ile davalı borçlu arasında sözlü olarak kurulmuş satım akdi bulunduğunu ve bu ilişkiden kaynaklı aralarında sıklıkla alım satım ilişkileri mevcut olduğunu, bu ilişkinin fatura ve makbuzlarla da sabit olduğunu, davalının söz konusu sözlü satım sözleşmesine göre ödemesi gereken 71.371,69 TL cari hesap bedelini ödememesi neticesinde hakkında açılan ilamsız takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ederek takibin durdurulmasına sebep olduğunu, dava şartı olan arabulucuğa başvurma sonucu taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, tüm bu nedenlerle, borçlunun itirazının iptaline ve icra takibinin devamına, takibe kötü niyetli olarak itiraz eden davalının takip alacağının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, fazlaya dair her türlü talep ve dava haklarının saklı tutulmasını talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin dava konusu borcu bulunmadığını, davacının davalı şirkete ödeme yapmaksızın, yapılmamış ödemenin iadesini talep ettiğini, her ne kadar davalı şirket ile davacı arasında ticari ilişki mevcut ise de delilleri arasında sunulu fatura ve takiplerden de anlaşılacağı üzere davacının davalı şirkete herhangi bir ödeme yapmadığı gibi, faturalardan kaynaklı borçlarının mevcut olduğunu, bahse konu ödemenin davalı şirket nezdinde çalışan ve kendisi hakkında suç duyurusunda bulundukları ...’nın şahsi hesabına aktarıldığını, bu durumda kendi zimmetine geçirilmiş olan ödemenin davalı şirket adına yapılmış olduğu, yani davacının ifa borcunu yerine getirmiş olduğundan bahsetmenin mümkün olmadığını, yerleşik içtihatlar gereği şirket adına oluşan borcun ifasının şirket adına yapılması gerektiğini, aksi halde ifanın yerine getirildiğinden bahsetmenin mümkün olmadığını, borcun hala devam ettiğini, dava konusu icra takibine konu meblağın davalı şirkete yapılmış olan bir ödeme olmayıp davalının eline hiç ulaşmadığını, ödemenin yapıldığı iddia edilen kişinin davalı şirketin bünyesinde yetkili dahi olmadığını, tüm bu nedenlerle davacının haksız ve mesnetsiz itirazın iptali davasının reddi ile, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:

İlk derece mahkemesince; "...-Davanın REDDİNE, Davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin REDDİNE,..." şeklinde hüküm kurulmuştur.

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... ile davacı ... arasında ticari satıştan kaynaklanan 2017 yılına ait cari hesap alacağının mevcut olduğunu, davacının usulüne uygun tutulmuş defterlerine göre davacının davalı şirketten alacaklı olduğunun, davalının ekstresinde 23/11/2017 tarih ve ... nolu faturanın çıkışı olduğu hatta bu borç için çek düzenlendiği ve çek çıkışı yapıldığının görüleceğini, faturaya konu malzemelerin davacı tarafından teslim edildiğini, ayrıca davalının teslime ilişkin bir itirazı olmadığından mal ve eşyaların tesliminin gerçekleştiğinin kabulünün gerektiğini, sevk irsaliyesinde teslim alan bölümünün imzalı olmaması hayatın olağan akışında mümkün olduğunu, ayrıca davalı şirket ile davacı arasında düzenlenen fatura ve irsaliyelerin hemen hemen hiçbirinde karşılıklı imzanın bulunmadığını, imzaların yokluğunun irsaliyeyi geçersiz hale getirmeyeceğini, irsaliyelerin yazılı delil başlangıcı olduğunu buna dayalı iddialarının tanık da dahil olmaz üzere her türlü delille kanıtlanabilmesi gerektiğini, ayrıca dava dilekçesinde yasal ve takdiri deliller diyerek yemin deliline de dayanılmış olduğu gözetilmeksizin davalıya yemin teklif edilmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca hesap ekstrelerinden cari hesap özetinden de görüleceği üzere davalı şirket bünyesinde çalışan ...'nın hesabına 105.500,00 TL ödeme yapıldığına ilişkin dekontlarrı dosyaya sunulduğunu, davalı şirket çalışanı ...'nın muhasebeci olduğunu, ... tarafından davalı şirkete veya davalı şirketin ortaklarına para aktarıp aktarmadığı yönünde incelemede ... tarafından davalı şirket ortaklarına bu bedellerin aktarılmadığının görüldüğünü, davalının çalışanına yapılan ödemenin geçerli olduğunu, çünkü ...'nın tahsil yetkisinin bulunduğunu ve şirket çalışanının hesabına başka şirketlerden de ödeme yapıldığının bilirkişi raporu ile sabit olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.

Davalı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.

DELİLLER

Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/01/2022 tarih, 2020/176 Esas - 2022/43 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava itirazın iptaline ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosyanın incelenmesinde; davacının 20.12.2017 tarihli “cari hesap ektresi” başlıklı belgeye dayanarak davalı hakkında takip başlattığı, davalının itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporları da değerlendirilerek davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı tarafından istinaf yasa yoluna başvurulduğu görülmüştür. Olaya İlişkin yasal düzenlemeler ve yargı içtihatları değerlendirilecek olursa;

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/09/2019 tarihli 2017/19-919 E. 2019/886 K. Sayılı ilamına göre; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir.

Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.

Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz.

Uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında, itirazın iptali davasının hukuki niteliği üzerinde de durulması gerekmektedir.

İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir.

İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III).

Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır.

Diğer taraftan,

İİK’nın 67. maddesinin son fıkrasında alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açmamışsa umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Bu da bir yıllık süre içinde açılan itirazın iptali davası ile süre geçirildikten sonra açılan alacak davaları arasında her ikisi de genel hükümlere tabi olmakla birlikte ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından bir fark olduğunu ortaya koymaktadır. Zira süresi içinde açılan dava itirazın iptali davasıdır ve itirazın iptali davasının kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine alacaklı itiraz üzerine durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyebilir. Süresinden sonra açılan davada ise itirazın iptali değil alacağa hükmedilmesi istenecektir ve verilen kararın takibe etkisi bulunmamaktadır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.

Genel hükümlere göre her türlü ispat olanağının varlığı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/(19)11-1309 e. 2021/377 k. Sayılı ilamı)

Somut ... yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa; Davacının alacağı takip talebinde 20.12.2017 tarihli cari hesap bakiyesi olarak belirtilmiştir.

Yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere, taraflar arasında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. Maddesindeki cari hesap hükümlerinin uygulanabilmesi için yazılı bir sözleşmenin gerektiği, somut olayda yazılı bir sözleşme bulunmadığından cari hesap hükümlerinin somut olayda uygulanamayacağı, taraflar arasındaki ilişkinin faturaya dayanan açık hesap ilişkisi olduğu, gerçekten de “cari hesap” başlıklı belgeye bakıldığında takibin taraflar arasındaki 13.01.2017-21.12.2017 tarihleri arasındaki faturalardan kaynaklandığı görülmüştür.

İtirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Davacının dayandığı faturaların 13.01.2017-21.12.2017 tarihleri arasındaki faturalar olduğu nazara alındığında, taraflar arasındaki ilişkinin anılan faturalar ile sınırlı incelenmesi gerekecektir. Bu nedenle dosyaya sunulan 31.12.2021 tarihli rapordaki taraflar arasındaki 2017 sonrasına ilişkin yapılan incelemenin eldeki itirazın iptali davası yönünden hatalı olduğu, anılan raporda ve daha önce dosyaya kazandırılan bilirkişi ...’nın asıl ve kök raporunda da tespit edildiği üzere davalının uyuşmazlık konusu olan 2017 yılına ait ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, 2018 yılının uyuşmazlık dışı olması nedeniyle anılan davalı defterlerinin usulüne uygun tutulmamasının esasa bir etkisinin olmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin davalının ticari defter kayıtlarına yaptığı istinaf talebi yerinde değildir.

Dosyaya sunulan raporlara göre; davacının 2017 yılında işletme usulüne göre defter tuttuğu, davalı ile aralarındaki satış ilişkisi nedeniyle davalı adına davacının faturalar düzenlediği görülmüştür. Davacının defterinde ve davalının defterinde kayıtlı olan faturaların 23.11.2017 tarih ve ... seri numaralı 78.470,00 TL bedelli fatura dışında uyumlu olduğu anlaşılmıştır.

Yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere; faturadan kaynaklanan itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir.

Davacı taraf fatura konusu malın davalıya satıldığını ispat yükü altındadır.

Uyuşmazlık konusu olan 23.11.2017 tarih ve ... seri numaralı 78.470,00 TL bedelli faturanın davacının defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Dosyaya gelen vergi dairesi kayıtlarına göre anılan fatura davalı tarafından BA olarak bildirilmemiş, aynı zamanda 2017 yılı ticari defterlerine de kaydedilmemiştir. Bu durumda davacının anılan fatura konusu malları davalıya teslim ettiğini ispat edemediği, davacının alacak talebinin 71.371,69 TL asıl alacak olduğu, davacının teslimi ispat edemediği fatura bedelinin 78.470,00 TL olduğu nazara alındığında davacının alacaklı olduğu iddiasını ispat edemediğinden mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetlidir.

Davacının irsaliyeli faturalarında davalıya teslime ilişkin imza bulunmaması, faturaların tek taraflı olarak davacı tarafından tanzim edilmesi nazara alındığında 6100 sayılı yasanın 202/2.maddesindeki “Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge” şartını sağlamadığından anılan faturanın delil başlangıcı olmaması nedeniyle alacağın varlığı hususunda tanık dinlememesi yerindedir.

Detayları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/15-2062 esas 2019/402 karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; davacının dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmadığından yasal süreler geçtikten sonra davacının karşı tarafa yemin teklif etme hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece davacıya yemin delili kullandırılmaması yerindedir. ... tarihinde davalı çalışanı olan ...’ya davacı tarafından yapılan 105.500,00 TL tutarındaki ödeme hususunda 6098 sayılı TBK’nın 46 ve 47.maddesi hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının yukarıda açıklandığı üzere; davacının mevcut duruma göre alacaklı olduğunu ispat edememesi nedeniyle esasa etkili olmadığından ve davacının bu yönde bir iddiasının da bulunmaması nedeniyle somut olayda değerlendirilmemesi yerindedir.

Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına göre,

HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,

2.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 189,15-TL İstinaf Karar Harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,

3.İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,

4.İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına,

5.İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine,

6.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

7.Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,

8.Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22/12/2023 ... Başkan ...

(e-imzalıdır)

...

Üye ...

(e-imzalıdır)

...

Üye ...

(e-imzalıdır)

...

Katip ...

(e-imzalıdır)

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.