44. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2020/2155 Esas
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/02/2020
NUMARASI: 2017/604 E. - 2020/213 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/12/2023
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Tarafların İddia ve Savunmaları:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle Davalı tarafından, İstanbul ...
İcra Müdürlüğünden ... Bankası Adapazarı Şubesine ait ... çek numaralı, 31.05.2017 tarihli, 20.000,00-TL miktarlı çek hakkında müvekkili şirketi aleyhine icra takibi başlattığını, ödeme emrinin müvekkili şirkete henüz tebliğ edilmediğini, takibe konu çekin keşidecisinin ... Tic. ve San Ltd. Şti olduğunu, çekin müvekkili şirketce emrühavalesine düzenlendiğini, takibe konu çekin de dahil olduğu toplamda 14 adet çek, keşidecisi tarafından düzenlenip müvekkili şirkete verildikten sonra müvekkil şirket lehtar ve yetkili hamilken şirket çalışanı ... uhdesindeyken çalınması nedeni ile zayi olduğunu, çeklerin çalınması ile ilgili olarak müvekkili şirketin Cumhuriyet başsavcılığından 2017/1894 sayılı soruşturma dosyasıyla şikayette bulunduğunu, çekler hakkında çalınma nedeniyle iptallerine karar verilmesi için Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açılıp mukabilinde çeklere ödeme yasağı konulduğunu, çalınan çeki ele geçiren kişi veya kişilerce sahte cirolar yapıldığını, müvekkilinin kendisinden sonra gelen ... ve ... isimli fırma ile hiçbir ticari ilişkisinin olmadığını, çekin arka yüzende yapılan ilk ciro da müvekkili şirkete ait olmadığını, davalının yedinde bulunması halinde ibraz süresi gemeyen çekler hakkında dava açma haklarının saklı kalmak üzere, teminatsız veya takdir edilecek teminat mukabilinde tedbir talebinin kabulü ile öncelikle tekibin durdurulmasına aksi öngörülecekse İİK m.72/3 uyarınca icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini, çalıntı ve sahte cirolarla içeriği sahte hale getirilen müvekkili cirosunun ve imzasının bulunmadığı davaya konu çekten ötürü borçlu olmadığının tespitini, çekin kötüniyetle iktisap davalı hamilden çeklerin ve ödenmiş olması halinde çek bedelllerinin istirdadına karar verilmesini haklı davanın kabulü ile yargılma giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
Davacı taraf, müvekkili aleyhine İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/367 esas sayılı dosyasında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında borçlu olmadıklarına ilişkin dava açtıklarını, mahkememiz dosyası ile İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin birleştirilmesini talep ettiklerini, takibe konu çekin keşide tarihi 31/05/2017 olmasına rağmen, çek üzerinde yazan tarihte değil, bu tarihten çok daha önce, yani ileri tarihli olarak keşide edildiğini, müvekkilinin çeki iktisap anında çalıntılık olayıyla ilgili bir bilgisi bulunmadığını, ciro silsilesinde bir kopukluk bulunmadına göre müvekkli yetkili ve meşru hamili olduğunu, çekler üzerinde ödeme yasağının bulunmasının, hamili kötüniyetli hale getirmediğini, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, açıklandığı nedenlerden ötürü açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "İş bu davanın kabulü ile dava konusu İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takibe konulan ... Bankası Adapazarı Şubesinden verilen ... numaralı 31.05.2017 keşide tarihli 20.000.-Tl lik çek ve ferilerinden borçlu olmadığının tespitine," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı, 02.10.22018 tarihli ön inceleme duruşmasında açtığı menfi tesipt davasını istirdat davasına dönüştürdüğünü, taleple bağlı olan mahkemenin davacının bu talebine göre davayı sadece istirdat davası olarak görmek yerine manfi tespit davası olarak devam edip, icra dosyası dava açılmadan önce keşideci ...Ltd. Şti tarafından ödenmiş ve icra dosyası 29.06..2017 tarihinde infaz edilerek kaydının kapandığını, çek bedeli keşideci tarafından ödenmiş olup, davacı ise lehtardır. Bu nedenle keşidecinin veya müvekkilin davacıya bu ödeme nedeniyle rücu etme hakkı olmadığını, lehtar olan davacı ile Keşideci ve diğer cirantalar, çek hamili olan müvekkile karşı müteselsilen sorumlu olduklarından, birinin ödediği miktar kadar diğer borçlu da borçtan kurtulacağından, dava dışı keşidecinin yaptığı ödeme nedeniyle davacı da borcundan kurtulacağını, bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmayan davacının açtığı bu davanın dava şartı yokluğu ile red edilmesi gerektiğini, yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap ve katılma yolu ile istinaf dilekçesinde özetle; Takibe konu çekin keşideci ... Şti. Tarafından davacı ... Şti. emrühavalesine düzenlendiğini , bu çekle birlikte toplamda 14 adet çekin , lehtar olan davacıya verildikten sonra çalınma nedeni ile zayi olduğunu, çeklerin çalınması ile ilgili İstanbul CBS'nın 2017/1894 sayılı dosyasıyla şikayette bulunulduğunu, Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/878 E. Sayılı dosyasıyla iptal davası açıldığını, iptali istenen çeklere ödeme yasağı konulmasına karar verildiğini, davalı ... tarafından ödenmesi için muhatap bankaya ibraz edildiğinde, banka tarafından ödeme yasağı kararı bulunduğundan işlem yapılmadığını ancak davalı ... tarafından ödeme yasağı konulan çekin takibe konulduğunu, takibe konu çekin çalıntı olduğunu ve sahte cirolarla tedavüle çıkarıldığını, davacıdan sonraki ciranta ’ ... ve ....’’ isimli firmayla hiçbir ticari ilişkisi ve borcu olmadığını, ilk cironunda da müvekkil şirkete ait olmadığını, şirket kaşesi adı altında atılan imzanın davacı şirketin yetkili temsilcilerinin eli ürünü olmadığını , yetkili hamil görünen davalı ...’ın çeki iktisabında ağır kusuru bulunduğunu, icra tehdidi altında kalan davacının dava açmakta hukuki yararı olduğunu , mahkemece menfi tespit yönünden dava kabul edilmiş ise de, istirdat talebi bakımından hüküm kurulmadığını davanın istirdat talebi bakımından da kabulünün gerektiğini, bu nedenle istinafa katılma yolu ile başvurduklarını, öncelikle davalı tarafın istinaf incelemesi talebinin reddine karar verilmesini, istirdat talebinin istinaf incelemesi ile kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç: Dava İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden sonra menfi tespit istemi ile açılmıştır.Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının uyuşmazlık konusu çekin lehtarı olduğunu, çekin yedinde iken çalınması nedeniyle zayi olduğunu, iptali için dava açıldığını , ödeme yasağı konulduğunu, çekteki yapılan ilk cironun müvekkili şirkete ait olmadığını ve imzasının bulunmadığını beyanla borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Ancak 02.10.2018 tarihli ön inceleme duruşmasında ise " Dava konusu çek bedeli davalı tarafından keşidecinden tahsil edilmiştir. Davamız istirdada dönüşmüş olup davalı tarafından keşideciden tahsil edilen çek bedelinin tarafımıza ödenmesini talep ediyoruz." şeklindeki beyanı ile çek bedelinin tahsilini talep etmiştir. Dolayısıyla dava ön inceleme aşaması tamamlanmadan önce çek bedelini tahsil eden davalıya karşı istirdat istemine dönüştürülmüştür. Ancak mahkemece istirdat talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş, başlangıçtaki menfi tespit istemi hakkında hüküm kurmakla yetinilmiştir. Hemen belirtilmelidir ki,Anayasa'nın 141. maddesi uyarınca bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Hükümler davayı esastan halleden ve taraflar arasındaki uyuşmazlığı sona erdiren nihai kararlardır (HMK, m. 294). Bilindiği üzere,
HMK 297/2 maddesi hükmüne göre, hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Dolayısıyla taleplerin her biri hakkında hüküm verilmesi zorunludur.Eldeki dosyada kurulan hükmün HMK 297. maddesine uygun şekilde, yeterli incelemeye ve gerekçeye dayalı olduğunu, yine tüm taleplerle ilgili açık ve teredütsüz , eksiksiz hüküm kurulduğunu söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır. Zira davacının lehtar ve 1. Ciranta olduğu, çekin çalıntı sonucu sahte cirolarla elde edildiği, ön inceleme aşaması tamamlanmadan önce, davalı hamilin keşidecinin ödeme yapması nedeniyle çek bedelini tahsil ettiği ve davanın istirdada dönüştüğü gerekçesiyle davalının tahsil ettiği çek bedelinin tahsili talep edildiği halde bu konuda hüküm kurulmadığı ve gerekçe kısmında her hangi bir değerlendirme yapılmadığı, bu duruma göre, icra dosyasına ödemenin dava dışı keşideci tarafından yapıldığı ve davalı tarafça tahsil edildiği dikkate alınarak , davacının sahtecilik iddiası ile menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığı, davanın davacı bakımından istirdat davasına dönüşüp dönüşmediği, davacının uyuşmazlık konusu çek nedeniyle davalı hamilden istirdada dayalı alacak talebinde haklı olup olmadığı üzerinde durularak bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç olarak , esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin davacı vekilinin katılma yolu ile istinaf talebinin kabulü gerektiği, bu aşamada davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesine yer olmadığı sonucuna varılmıştır.Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.a.4. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, esasa ilişkin davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına kesin olarak karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.