Esas No
E. 2020/2151
Karar No
K. 2023/1581
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2020/2151

KARAR NO: 2023/1581

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 17/12/2019

NUMARASI: 2018/112 E. - 2019/335 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)|Marka (Manevi Tazminat İstemli)|Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/12/2023 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 1986 yılından beri "..." markasının Türkiye de ilk ve gerçek hak sahibi olduğunu, 1980 yılından beri özellikle yüzme havuzu tesisatı ve ekipmanları kapsamında hizmet vermeye başladığını, Türkiye'nin ilk havuz konusu ile tam teşekküllü donanıma sahip firması olarak 1985 yılında Şişli de faaliyete geçtiğini, 30 yıldır müşterilerine sağladığı kalite ve güven sayesinde hem yurtiçinde hem de yurtdışında birçok önemli projeye imza attığını, TPMK nezdinde ilk defa ... tescil numarasıyla "..." markasını tescil ettirdiğini, daha sonra ... tescil numarasıyla "..." markasını ilgili emtialarda tescil ettirdiğini, yine "..." ibareli markasını 2016 yılında emtiasını genişletmek suretiyle 05. 06. 07. 11. 17. 19. 35. 37. 40.

42.Sınıflarda tescil ettirdiğini, böylelikle 556 Sayılı KHK çerçevesinde hak sahibi olduklarını, aynı zamanda "..." ibaresinin müvekkilinin ticari ünvanı olduğunu, davalı tarafın www...com ve www...com alan adlı intrenet sitelerinin birbirlerine yönlendirilmiş olarak müvekkilinin tescilli markasını kullandığını, yine davalının ... sosyal medya hesabında müvekkiline ait "..." ibaresini markasal olarak kullandığını, davacıya ait ..., ... ve ... numaralı tescilli “...” markalarının davalı tarafından “Havuz, sauna ve bunlara ait malzemeleri” yazılı ve basılı evrakların, kartvizitlerin, tabela üzerinde, www.....com, www.....com isimli web sitelerinde ve ... hesabıyla ... sosyal iletişim hesaplarında kullanıldığının, ayrıca ... arama motorunda anahtar kelime olarak kullandığının ve bu kullanımın marka hakkına tecavüz olduğunun ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, menine ve önlenmesine, söz konusu markayı taşıyan, marka tescil kapsamı içinde yer alan ve özellikle “havuz, sauna ve bunlara ait malzemeleri" ile bu ürünlerin üretiminde kullanılan araç ve gerecin müsaderesine, yazılı ve basılı evrakların (katalog, tanıtım broşürleri vb.) tabelanın, bu markanın yer aldığı reklam, kartvizit, broşür gibi tüm yazılı evraklar ve tanıtım vasıtaları ile tabela ve yol kenarında halka açık alanlarda buluna levhalardan ... ibarelerinin silinmesine, silinemediği takdirde toplatılmasına ve imhasına, bu şekilde markaya vaki tecavüzün menine ve durdurulmasına, haksız rekabetin menine ve durdurulmasına, www.....com ve www.....com isimli internet sitelerine ve ... isimli ... hesaplarına erişimin durdurulmasına, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak şartıyla şimdilik 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; "somut olay incelendiğinde, davalı şirketin davacıya ait tescilli "..." markasını tescilli oldukları "havuz, sauna ve bunlara ait malzemeler" mal ve hizmetleri için markasal olarak internet alan adında, internet sitelerinin içeriğinde, ... sosyal medya hesabında aynen kullandığı, ... arama motorunda anahtar kelime olarak kullandığı, bu eylemlerinin davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde olduğu, davalının süresinden sonra dosyaya sunduğu ve davalının taraf olarak yer almadığı sözleşmenin içeriğine göre de, bu sözleşmenin ve davacının davalıya "..." markalı ürün satışı yaptığına dair fatura örneklerinin davalının "..." markasını kullanmasının haklı nedeni olarak kabul edilemeyeceği, olayın özelliklerine, davalının marka kullanımının süresine, kullanım şekline, tarafların iş hacmine göre 10.000,00 TL manevi tazminat ödenmesinin uygun olacağı anlaşılmakla, davanın kabulüne," karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 28.02.2008 yılında yapılan sözleşme gereği davacı tarafın, davalı şirkete Antalya şubesini devrettiğini ve davalı şirketin, davacı firmanın Antalya ana bayisi olarak günümüze kadar devam ettiğini, davacının dava konusunu çürütecek olan ana bayilik sözleşmesinin sunulduğunu, ayrıca davacı tarafın, anabayilik sözleşmesini imzalayan yetkilisinin imza sirkülerinin de eklendiğini,Davacı tarafın, 01/12/2008 tarihinde yönetimce alınan kararla, Akdeniz bölge şube müdürlüğünü kapattığını ve davalı şirkete anabayilik verdiğini, buna ilişkin yönetim kurulu kararının da Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınladığını, ancak Yerel mahkemenin süresi dışında sunulduğundan bahisle ve diğer hukuki olmayan gerekçelerle bu delili değerlendirmeye almadığını,Oysa ki; süresinde cevap vermediği için davayı inkâr etmiş sayılan davalının, davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıaların doğru olmadığını (inkarı) ispat için karşı delil gösterebileceğini, davalının, davayı inkarının karşı delilini yargılamanın her aşamasında gösterebileceğini, bu halde davacının iddiasının doğru olmadığını ispat için davalının göstereceği delilleri inceleyip, davacının delilleri ile birlikte değerlendirip bir karar verilmesi gerektiğini, Davacı şirket ana bayilik sözleşmesini feshetmemiştir. ana bayilik sözleşmesi halen geçerli şekilde devam ettiğini, davacı tarafın yönetim değişikliğinin taraflar arasında yapılan sözleşmeyi hükümsüz hale getirmeyeceğini, ancak Yerel Mahkemece gerekçeli kararda hatalı bir şekilde, anabayilik sözleşmesinde davalı şirket ortağı ... ’ın imzası olduğunu fakat davalı şirketin ayrı bir tüzel kişiliği olduğunu belirttiğini, Yerel Mahkemece, davalı ortağının anabayilik sözleşmesini davalı şirket adına imza ettiği ve bu hususun sözleşmede belirtildiği, tarafların bu durumu imza altına aldığı hususlarının gözden kaçırılarak fahiş bir hata yapıldığını, Davalı şirketin, davacı şirketten anabayilik sözleşmesi gereği halen malzeme temin ettiğini, buna ilişkin olarak da irsaliyeli fatura kesmeye devam ettiğini, bunların Yerel Mahkemeye sunulduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile men'i ile manevi tazminat davasıdır.Davacı; adına tescilli ''...'' esas unsurlu markaların davalı yanca izinsiz olarak aynı faaliyet alanında, gerek internet alan adı ve içeriklerde ve gerekse sosyal medyada kullanıldığını iddia etmiş, davalı davaya cevap vermemiş, 16.07.2019 tarihli celsede beyan ve delillerini sunmuş, kendi kullanımlarının taraflar arasındaki bayilik sözleşmesine dayandığını, ortada hukuka aykırı bir kullanım bulunmadığını savunmuş, davacı yanca, süresinden sonra gösterilen delillere itibar edilmemesi gerektiği, sunulan sözleşme altındaki şirket adının ve yetkilisinin, davacı yanın ünvanı ve yetkilisiyle uyuşmadığı, kaldı ki sözleşme tarihi 2008 olup, sözleşmenin bugüne kadar revize edilmediği, sözleşmenin geçerli olmadığı beyan edilmiştir.Mahkemece; davalı tarafın süresinde cevap dilekçesi sunmadığı, bu nedenle dava konusu iddiaları inkar etmiş sayıldığı, buna ilişkin deliller dışında dosyaya delil sunamayacağı, bilirkişi raporu alındıktan sonra sunulan sözleşmenin ve fatura örneklerinin süresinde sunulmadığı, ayrıca sözleşmede davalı şirketin taraf olarak yer almadığı, davalı şirket ortağı ...'ın imzası mevcutsa da, davalı şirketin ayrı bir tüzel kişiliği bulunduğu, sözleşmede davalı şirkete veya sözleşmeyi imzalayan .... "..." markasını kendi markasıymış gibi internet ortamında, alan adlarında veya başkaca yerlerde kullanma hakkının tanınmadığı gerekçeleriyle davalı yanca sunulan delillere itibar edilmemiştir. 6100 sayılı HMK’nun 145.maddesi; ''taraflar, kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir.'' şeklindedir.Somut olayda, dava dilekçesi, tensip zaptı ve bilirkişi raporunun 07.05.2018 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, davalı vekilinin ön inceleme duruşmasına mazeret bildirdiği, aynı duruşmada tahkikat aşamasına geçildiği, sonraki duruşma gününün 27.06.2018 tarihinde tebliğ edildiği, bu aşamaya kadar davalı yanca dosyaya sunulan bir delil ve beyanın bulunmadığı, sunulan delillerin zamanında ileri sürülmemesinin tarafın kusurundan kaynaklanmadığına dair dosyaya yansıyan bir açıklama ve delilin bulunmadığı, kaldı ki tahkikat aşamasının tamamlandığı dikkate alındığında, ileri sürülen sözleşme iddiasının araştırılmasının yargılamayı geciktirecek nitelikte olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun sistematiği içinde tahkikat aşamasına geçilmezden evvel, tarafların uyuşmazlık konularının ve bu uyuşmazlıkların çözümü için ileri sürdükleri delillerin daha işin en başında belirlenerek tahkikatın etkin bir şekilde yapılmasının hedeflendiği, zira tahkikatın amacının, kural olarak delil toplamak değil, delilleri incelemek ve değerlendirmek olduğu, aksi hâlde tahkikatın tamamlanamayacağı ve yargılamanın uzayacağı, bu sebeple HMK’nın 145. maddesinde belirtilen ve tarafın etki alanı dışında kalan çok özel durumlar dışında, sonradan delil sunulması hâlinde bu delillerin dikkate alınmaması gerektiği, bu nedenlerle davalı yanca sunulan delillere itibar edilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Dosyaya sunulan bilirkişi raporuna ve mevcut delillere göre; davalı şirketin davacı adına tescilli "..." ibareli markayı, tescilli oldukları "havuz, sauna ve bunlara ait malzemeler" mal ve hizmetleri için markasal olarak internet alan adında, internet sitelerinin içeriğinde, ... sosyal medya hesabında kullandığı, ... arama motorunda anahtar kelime olarak kullandığı, bu eylemlerinin davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde olduğu, olayın özelliklerine, davalının marka kullanımının süresine, kullanım şekline, tarafların iş hacmine göre 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin yerinde olduğu anlaşıldığından, davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmüştür. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun davalı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 17/12/2019 tarih ve 2018/112 E., 2019/335 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 683,10 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 171,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 511,70 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy çokluğu ile karar verildi.14/12/2023

Muhalefet Şerhi: Mahkemece davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesi yönünden yargılamanın başında tespit mahiyetinde rapor alındığı, davalı vekilinin katıldığı 16/07/2019 tarihli duruşmada, davacının Antalya Bayisi olduğunu, bilirkişi raporunun savunmaları alınmadan düzenlendiğini, tarafların ilişkilerini gösteren faturalar bulunduğunu beyan ettiği, dosyaya 28 Şubat 2008 tarihli, ... firması adına ..., ... tarafından imzalanan sözleşme ve faturalar sunulduğu, Sözleşmenin 1. Maddesinde; ... San. Ve Tic. A.Ş. (kısaca ... olarak anılacaktır), Sözleşmenin 2. Maddesinde; Antalya Ana Bayisi ... firması Antalya İl sınırları dahilinde ... firmasının ana bayisi olarak faaliyet gösterecek denildiği anlaşılmıştır. Davalı şirketin defter tasdik kaydından, 07/10/2010 tarihinde tescil edildiği ve bu tarihten itibaren ... Ltd. Şti. Unvanını kullandığı, 09/02/2011 tarihinde ...com alan adının kayıt ettirildiği, sözleşme tarihinde şirket tescili henüz yapılmadığından gerçek kişilerce imzalandığı, ...'ın davalı şirket ortak ve yetkilisi olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafça bayilik ilişkisinin devam ettiği, hatta yargılama sırasında da mal alışverişinin devam ettiğinin ileri sürülerek fatura sunulduğu, davalı tarafın davanın inkarı kapsamında sunduğu delillerin ve taraf defterlerinin incelenerek taraflar arasında şirket kuruluşundan sonra bayilik ilişkisinin devam ettirilip ettirilmediği, kullanımların başlangıç tarihi, kullanımın bayilik çerçevesinde olup olmadığı, bunu aşan kullanım olup olmadığı hususları üzerinde durularak karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verildiği,davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerektiği kanaatinde bulunduğumdan, sayın heyet çoğunluğunun görüşüne katılmıyorum.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.