2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
GAZİANTEP
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sürücü .... .... .... sevk ve idaresindeki .... plaka sayılı motosikletin davacıya çarpması sonucunda davacının ciddi derecede yaralandığını, kazada motosiklet sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, sigorta şirketi ve arabulucuğa başvurulduğunu ancak bir sonuç alınamadığını belirtmiştir. Tüm bu nedenlerle geçici iş göremezlik, kalıcı iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın başvuru şartını tamamlamadığını, sigorta şirketine başvururken eksik evrak ile başvuru yaptığını, davacı tarafın kusur iddialarının asılsız olduğunu, davacının tam kusurlu olduğunu, bu nedenlerle de davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
1.Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları,
2.Kazaya ilişkin soruşturma dosyası,
3.İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar,
4.Dosyada mündemiç bilirkişi raporları,
6.İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Özel hukuka ilişkin bir davada, hâkim kural olarak doğduğu iddia edilen bir hukuki sonucun, gerçekten doğup doğmadığını belirleyebilmek için, o hukuki sonucu öngören hukuk kuralındaki şartların (unsur vakıaların, öğe olayların), somut olarak ortaya çıkıp çıkmadıklarını kendiliğinden araştıramaz. O hukuki sonucun doğduğunu iddia eden taraf, gerçekleşmesi gereken şartların, unsur ve vakıaların somut olarak gerçekleştiğini ispat etmelidir (Umar, B./Yılmaz, E.: İspat Yükü, İstanbul 1980, s.l). Bu çerçevede ispat, bir davada ileri sürülen hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların gerçekten mevcut olup olmadıkları konusunda, birtakım araçlarla mahkemeye kanaat verme işlemi olarak tanımlanabilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.6 hükmünde "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” denilmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan m.190 hükmünde de; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” denilmektedir.
Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Her iki yasa düzenlemenin lafzından da açıkça anlaşılacağı üzere bir taraf bir vakıayı iddia ettiğinde iddia edilen vakıanın gerçekleşmiş olduğunu ispatla mükelleftir. Bu haliyle somut olayda davacı taraf kazanın gerçekleşme şeklini ve kazanın gerçekleşmesi noktasında davalı sigorta şirketince sigortalanan aracın kusurlu olduğunu ispatla mükelleftir.
Nitekim benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi'nin 2019/829 Esas, 2020/568 Karar saylı ve 17/03/2020 Tarihli ilamında "...Dava trafik kazasından kaynaklanan hasar ve değer kaybı istemine ilişkindir.
Davalı tarafın sorumluluğunu teminat altına alan trafik sigortacısı .... Sigorta A.Ş'ye yazılan müzekkereye verilen cevapta davacıya hasar ödemesi yapılmadığı bildirilmiştir.
TMK'nın 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatlamakla mükelleftir. Eldeki davada kazanın gerçekleşme biçimi ve buna bağlı olarak davalının kusurunun ispatı davacı tarafa aittir..." denilmektedir. Somut uyuşmazlığa konu kazaya ilişkin soruşturma dosyası tetkik edildiğinde kazanın gerçekleşme biçimi bakımından herhangi bir objektif delil ve tespitin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yine gerekli kanıya varmak adına mahkememizce keşif icra edilmiş ve davacı vekiline tanıklarını keşif esnasında hazır etmesi ihtar edilmiştir. İcra edilen keşifte davacı taraf herhangi bir tanık hazır etmediği gibi dosyaya herhangi bir tanık ismi de bildirilmemiştir. Bunun dışında davacı taraf dosyaya kazanın gerçekleşme şekline dair başkaca herhangi bir delil de ibraz etmemiştir. Bu bağlamda dosyada kazanın gerçekleşme biçimi davacı tarafça ispat edilemediğinden kusur bilirkişisi de herhangi bir tespit yapamamıştır. Burada davalı, ancak sigortalısı aracın sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olacağı da gözetildiğinde somut uyuşmazlıkta davalının davacıya karşı herhangi bir tazminat yükümlülüğü bulunmadığına kanaat getirilmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda da ispat edilemeyen davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın REDDİNE,
2.Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 179,90 TL ilam harcından davacı tarafından dava açılırken yatırılan 80,70 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 99,20 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3.Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4.Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
5.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 150,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6.Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk dava şartı nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 02/06/2018 Tarihli ve 30439 Sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.26/4 hükmü uyarınca davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
7.Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi. 06/06/2023