8. Ceza Dairesi
8. Ceza Dairesi 2021/10667 E. , 2023/9434 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan usul hükümleri gereği temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 19.02.2016 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2.Ödemiş (Kapatılan) 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.06.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, suçun unsurlarının oluşmadığına, savunma hakkının kısıtlandığına, katılan ...'nin beyanlarının somut delillerle desteklenmediğine, dava konusu olayın hukuki ihtilaf olarak nitelendirilmesi gerektiğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin göz ardı edildiğine, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, katılan ...'un, iş yeri komşusu olan ve sigortacılık işi ile meşgul olan sanığın iş yerine motosikletinin sigorta işlemlerini takip etmesi için gittiği, katılan ... adına Denizbank tarafından verilen ancak fiilen, oğlu olan katılan ... tarafından kullanılan 5101****8782 nolu kredi kartını katılan ...'un sanığın iş yerinde unuttuğu, katılan ... iş yerinden ayrıldıktan sonra, söz konusu kredi kartını gören sanığın Denizbank'a ait bankamatiğe gidip katılanların bilgisi ve rızası dışından 500,00 TL nakit çekim yaptığı, bu suretle sanığın başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
IV. GEREKÇE
1.Oluşa ve dava dosyası kapsamına göre, katılan ...'a ait olup, fiilen katılan ... tarafından kullanılan ve Denizbank tarafından verilen kredi kartının sanık tarafından kullanılma tarihinin 24.02.2015 olmasına karşın, katılanların sanık hakkında olaydan yaklaşık 7 ay sonra 06.10.2015 tarihinde suç duyurusunda bulundukları anlaşılmıştır. Katılan ..., aşamalardaki ifadelerinde kredi kartını kendisinin kullanmadığını, şifresini dahi bilmediğini, kartı işleri için oğlu olan katılan ...'un kullandığını beyan etmesine karşın, bu ifade ile çelişkili ve hayatın olağan akışına aykırı olacak şekilde, katılan ...'un, kart annesine ait olduğu için kredi kartının arka kısmına annesi tarafından kart şifresinin yazıldığını, esnaf olarak çalışmasına ve kredi kartını işleri için fiilen kullandığını beyan etmesine rağmen, kredi kartının arkasında şifresinin yazılı halde bulunduğunu ve sanığın da bu şekilde kartın şifresini öğrenip bilgisi ve rızası dışında para çektiğini iddia ettiği görülmüştür. Olayın intikal şekli ve zamanına ve katılanların birbiri ile çelişen ve hayatın olağan akışına uygun düşmeyen beyanlarına ilişkin yukarıda belirtilen tespitlere göre, sanığın aşamalardaki, söz konusu kredi kartını, kartı fiilen kullanan katılan ...'nin bilgisi ve rızası dahilinde kullandığı yönündeki savunmalarının aksine dava dosyası kapsamına göre her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delil bulunmadığı gözetilerek sanık hakkında atılı suçtan beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
2.Mahkemece yapılan kabul ve uygulamanın değerlendirilmesinde ise; sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 245 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hüküm kurulurken, hapis cezası yanında ayrıca adli para cezasına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hususları hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ödemiş (Kapatılan) 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.06.2016 tarihli, 2016/92 Esas, 2016/323 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.11.2023 tarihinde karar verildi.