9. Ceza Dairesi
9. Ceza Dairesi 2021/4192 E. , 2023/6080 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Mağdure vekilinin temyiz istemi yönünden; mağdurenin, 19.12.2013 tarihli duruşmada şikâyetçi olmadığını beyan etmesi sebebiyle mağdure vekilinin hükümleri temyize hakkı bulunmadığı anlaşılmıştır.
O yer Cumhuriyet savcısının sanık hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz istemi yönünden; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tanzim edilen 13.06.2013 tarihli ve 2013/11359 Esas sayılı iddianame ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kamu davası açılmıştır.
2.Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.12.2014 tarihli ve 2013/368 Esas, 2014/561 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ O
Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği Mağdurenin zeka geriliği konusunda Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulundan rapor alınması gerektiğine, mağdurenin gerçek yaşının tespiti konusunda rapor alınmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece "Sanık savunmalarından, mağdure anlatımından, rapor içeriklerinden, tanık beyanından ve tüm dosya kapsamından açıkça anlaşılacağı üzere; sanık hakkında her ne kadar Bursa Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan sanık ...'un zihinsel özürlü olan ancak bu durumunun hekim olmayanlarca anlaşılmasının mümkün olmadığı ATK raporuyla belirlenen 17 yaşındaki mağdure Edanur’u olay günü aracına bindirerek ... ilçesi Çimento fabrikası arkasındaki ormanlık alana götürdüğü, araba içerisinde mağdurenin elini tutup bacaklarını okşamaya başlayınca mağdurenin karşı çıktığı ve sanığa tokat atarak arabadan indiği, sanığın da araçtan inerek mağdurenin yanına geldiği, üzerinde atleti kalacak şekilde kendi elbiselerini çıkararak soyunduğu, mağdurenin üzerinde ise yalnızca eteği kalacak şekilde elbiselerini çıkardığı, mağdurenin üzerine yattığı, sanığın mağdurenin rızasına aykırı olarak ve zorla vajinal yoldan organ sokmak suretiyle mağdureye cinsel istismarda bulunmaya çalıştığı, ancak mağdurenin direnmesi sebebiyle eylemini gerçekleştiremediği, mağdurenin üzerine boşaldığı, daha sonra mağdureyi evine yakın bir yere bıraktığı, mağdurenin yapılan muayenesinde anatomik olarak bakire olduğunun, her iki memede ekimoz izlendiğinin, vajina ağzında meni ile uyumlu sıvaşık görüldüğünün tespit edildiği, sanığın suç tarihi itibariyle görev istirahatlı olduğunun bildirildiği, sanığın 15 yaşını tamamlamış mağdureye karşı cebir kullanarak vücuduna organ sokmak suretiyle çocuğun cinsel istismarına teşebbüs suçunu oluşturduğu iddia edilerek sanığın çocuğun cinsel istismarına teşebbüs suçundan eylemine uyan Türk Ceza Kanunu 103/2, 109/2, 109/3.f, 109/5, 53/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ve esas hakkındaki mütalaada da lehine olan 6545 sayılı yasının yürürlüğünden önceki TCK.’nun 103/2, 35/2, 53/1, 63. maddeleri gereğince cezalandırılması talep edilmiş ise de mağdurenin mahkememizde alınan teferruatlı anlatımları,anlatımlar sırasında mağdurenin gözlemlenen davranış biçimi, anlatımları dogrulayan rapor içerikleri nazara alındığında sanık ile mağdurenin rızaya dayalı olarak cinsel birliktelik yaşadıkları olayın zora dayalı olduğuna dair somut bulgunun bulunmadığı mağdureye ait ATK raporundada yapılan muayenesinde; olayın ahlaki redayetini etkileyecek mahiyet ve derecede bariz bir psikopatolojik ... tespit edilmemiş olup, (Sınır Seviyede Zeka) seviyesi tespit edildiği, cinsel istismar olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğini yeterince geliştiği, fiile ruhsal yönden mukavemet edebileceği, zeka geriliğinin hekim olmayanlarca anlaşılamayacağının bildirilmesi karşısında oluş ve kabule göre sanığın mağdureye karşı eylemi reşit olmayanla rızasıyla cinsel ilişki niteliğinde olup eylem takibi şikayete tabi olduğundan mağdure şikayetinden vazgeçmiş bulunduğundan bu suçla ilgili açılan kamu davasının TCK 73/4 ve CMK 223/8 maddeleri gereğince düşürülmesine, hürriyeti kısıtlama suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de yukarıda izaha çalışıldığı şekilde yaşanan olay nedeni ile atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı kanaatine varıldığından bu suçlama ile ilgili CMK-223/2-a maddesi uyarınca sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmiştir.
ATK raporunda mağdurenin yapılan fizki muayenesinde; her iki meme üst kısımda mor renkli 1x1 cm. boyutunda 2 adet ekimoz izlendiği, genital muayenesinde; saat 3 ve 6 yönünde doğal çentikleri olan hymende doğal açıklığı 2 cm. olduğu, saat 5 yönünde yırtıksız ekimoz alanı görüldüğü, ayrıca vagina ağzında beyaz renkli meni ile uyumlu sıvaşık görüldüğü ve yayma alındığı, anal muayenesinde özellik görülmediği, sonuç; 1-şahsın yapılan hymen muayenesine göre; hymeni'in intakt olduğu, kişinin halen anatomik bakire olduğu, fakat hymenin açıklığının çok geniş oması göz önüne alındığında yırtık meydana gelemeden bir duhul olmuş olabileceği, 2- vagina ağzında meydana gelen meni ile uyumlu sıvaşık görüldüğü ve spermin incelenmesi için anal ve vaginal sürüntü alındığı, 3- hymen duvarındaki ekimozun da cinsel saldırı bulgusu olduğu, 4- anus muayenesinde bulgusu olmadığı, 5- vücudunda her iki memede ekimoz izlenildiğinin belirtilmesi karşısında sanığın eyleminin zora dayalı olduğunun kabulü gerektigi iddia edilmiş isede mağdurenin anlatımı,olayın vuku buldugu yer nazara alındığında mevcut bulguların eylemin zora dayalı oldugunu kanıtlamadığı tahmini olduğu kanaatine varıldığından aşagıda belirtildiği şekilde hüküm kurulmuştur." şeklindeki gerekçeyle karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Mağdurenin yargılama aşamasında alınan beyanında şikâyetçi olmadığını beyan ettiği ve bu itibarla 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla, aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır
B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Yönünden Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, kararda hukuka aykırılık görülmemiştir. V. KARAR
A. Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.12.2014 tarihli ve 2013/368 Esas, 2014/561 Karar sayılı kararına yönelik mağdure vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.12.2014 tarihli ve 2013/368 Esas, 2014/561 Karar sayılı kararında o yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.10.2023 tarihinde karar verildi.