Aramaya Dön

3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/1
Karar No
K. 2023/515
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C.

İSTANBUL

3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/1 Esas
KARAR NO: 2023/515
DAVA: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 02/11/2018
KARAR TARİHİ: 31/10/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle : " Davacının alacaklarının bilirkişi tarafından hesaplanmasını, hesaplandıktan sonra ıslah edilmek üzere 1.000,00 TL kar mahrumiyeti tazminatı ile fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL cezai şart tazminatı, davalıya emanet olarak teslim edilen emtianın geç tesliminden mütevellit fazlaya dair talep ve haklarının saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL kullanma bedelinin ödenmesi fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 5 yıllık sözleşme karşılığı verilen promosyon bedelinden davalının mal alımını tamamen durduğu tarihten sonraki bakiye kısmına dair şimdilik 10.000,00 TL promosyon bedelinin iadesini..." talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Dava dilekçesi ekinde bulunan ekler tarafımıza gönderilmemiş olup bu nedenle öncelikil olarak dava dilekçesi ekinde bulunan eklerin tarafımıza tebliğini talep ederi. Aksi halde adil yargılanma hakkı ihlal edilmiş olur. Dava konusu olay zamanaşımına uğramış olup bu nedenle zamanaşımı itirazında bulunmaktayız.

Davacı taraf nomal sözleme şartalrından bahsederek iş bu davayı ikame etmiştir. Ekte sunulan sözlşeme ekinde de görüleceği üzere 12. Madderinin 8. Fıkrası gereğince istasyon ruhsatı burada bu iş yapılamaz diye iptal edilir ise ancak bayi bilahare burada hiçbir şeklide burada otogaz istasyonu kuramaz denilmektedir. Davacı taraf her ne kadar emtiaların geç tesliminden mütevellit olarak müvekkili suçlamış ise de açılan ruhsatın iptalinin kaldırılması davasından davacı tarafı haberi bulunmakta olup, istediği gün ve saatte teslim alacağını bildiği halde iş bu davayı açmaşıtır. Oysaki emtiaları eksiksiz ve tam olarak 27/11/2015 tarihinde tam ve eksiksiz olarak teslim almışlardır. Buna ilişkin tutanak ekte sunulmuşutur. Nitekim iş bu davanın açılmasında davacının hiçbir hukuki yararı bulunmamakta olup, ruhsatı iptaline istinaden müvekilim olaganüstü hal nedeniyle tesissin kapanması neticesinde otogaz satamaz hale gelmiştir.

1.Davanın hem zamanaşımı hemde esas yönünden reddine

1.Sözleşmenin kendiliğinden feshini oluşturan ruhsat iptali kararına karşı açıl dava olan rize idare mahkemesi nin 2010/165 E saylı dosyasının iş bu dosyaya celbinin sağlanarak , ekte sunulan sözleşmelerin ve tutanakların dikkate alınarak yeniden ek rapor alınmasını Yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasını..." savunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, taraflar arasında akdedilen 24.09.2009 tarihli LPG Otogaz İstasyonu ve Bayilik sözleşmesine aykırı olarak davalı tarafın davacıdan sözleşmede taahhüt ettiği otogaz alımını gerçekleştirmeyerek fiilen sözleşmeye aykırı davrandığı gereğince, davacının davalıdan kar mahrumiyeti , cezai şart , promosyon iadesi ve emtia kullanım bedeli talebinde haklı olup olmadığına ilişkin alacak davasıdır .

Davalı taraf bayilik ruhsatının idarece iptal edildiğinden bahisle sözleşmenin fesih edildiğini, sözleşmenin feshinde kusurlu olmadığını savunmuştur.

Davaya konu alacağın olup olmadığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmeler gereği tarafların dava konusu borç dönemine ilişkin ticari defter ve kayıtları, taraflar arasında imzalanan sözleşmeler incelenerek tarafların dosyaya sunduğu kayıt ve belgeler de nazara alınarak, davaya konu alacağın talebi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin ve miktarının denetime elverişli şekilde tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

05/10/2023 tarihli bilirkişi kök raporunda özetle; "Davacı ile davalı arasında 24.09.2009 tarihli ve 5 yıl süreli Bayilik Sözleşmesi akdedilerek, davalıya Otogaz bayiliği hakkı ve işletmeciliği verildiği, imzalanan akdin 24.09.2014'de sona ermesi gerekirken davalı tarafından sözleşmesel yükümlülükler yerine getirilmeyerek sözleşmenin feshedildiği, taraflar arasındaki sürekli borç ilişkisinin sözleşmede kararlaştırılan süreden önce sona ermesi halinin davacıdan kaynaklı olarak sona ermediği; bu doğrultuda davalının sözleşmeyi haksız şekilde sona erdirdiği, sözleşmede haksız Feshi nedeniyle kararlaştırılan cezai şartın yanında kâr mahrumiyetinin de istenebileceği sözleşmede açıkça belirtilmiş olduğundan taraflar arasındaki sözleşmenin 13. maddesi uyarınca hem kâr kaybının hem de cezai şartın talep edilebileceği, davacı tarafın dava konusu döneme ait ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin yasal süresi içinde usulen uygun olarak yapılmış olduğu, davacı defterinin sözleşmenin 15.5. maddesi gereğince münhasır delil olma özelliğini haiz olduğu, dosya kapsamı incelendiğinde; sözleşmenin faal döneminin 6 ay, kalan döneminin ise 54 ay olduğu; davalının aylık ortalama LPG alımının 7.886,66 Kg olduğu, kalan 54 aylık dönem için 54*7.886,66 < 42 5.879,64 Kg alım beklendiği; davalıya en son satışın KDV dahil tutarının 15.424,95 TL olduğu; 17.03.2010 tarihli 1 ton satış bedelinin 15.424,95/4.680*1.000 3.295,92 TI olduğu; ...'tan gelen ... sayı 18.01.2019 tarihli yazıya göre maliyetin 2.685,00 TL olduğu; ton başına elde edilmesi beklenen karın 3.295,92-2.685,57 — 610,35 TL olduğu; sözleşme süresi gereği alınması beklenen LPG/TON 'un 54 ay*7.886,66 Kg/1.000 - A25,87 Ton LPG olduğu, Davacının kar kaybi talebinin Sayın Mahkemenizce yerinde olduğu görüşüne varılması halinde kar kaybının 425.87 Ton”610,35 TL 5- 259.929,75 TL ana para tutarı olarak hesaplanabileceği..." rapor edilmiştir.

Her ne kadar davalı taraf lpg ruhsatının iptali nedeniyle sözleşmeyi gereği gibi ifa edemediğini savunmuşsa da taraflar arasında imza edilen sözleşme ve protokolde ; sözleşme konusu otogaz alımında süreç boyunca davalı, otogaz LPG satış iİstasyonunu davacının göstermiş olduğu projelere ve belediye ruhsat şartlarına uygun olarak inşa edeceği, Bu hususlara davalının bizzat veya müstahdemleri arasında kısmen veya tamamen uyulmamasından doğacak sorumluluk ve yükümlülükler davalıya ait olacağı şeklinde hükümler içerdiği, davalının basiretli bir tacir gibi davranması gerektiği halde davranmadığı, kendinden kaynaklanan kusurun davacı taraf yüklenemeyeceğine mahkememizce kanaat getirilmiş davalı tarafın sözleşmenin feshinde kusurlu taraf olduğu olduğu kabul edilmiştir.

Kural olarak tacirler arasında kararlaştırılan cezai şart anlaşmalarındaki cezai şart miktarı, fahiş olduğundan bahisle tenkise tabi tutulamaz, tacir olmayan kişiler arasında hakimin takdiri ile uygulanan indirim, tacirler arasında söz konusu olmaz. Somut olaydaki uyuşmazlıkta ise taraflar ticaret şirketleridir (tacirdirler) ve kural olarak kararlaştırılan cezai şart miktarının aşırı yüksek olduğundan bahisle takdiren indirim talep edilemez. Ne var ki cezai şart miktarı davalı borçlunun ekonomik olarak yıkımına yol açabilecek kadar yüksek ise, o takdirde yerleşik Yargıtay kararlarına göre hâkim, cezai şart miktarında hakkaniyete uygun bir indirime gidebilir veya cezai şart anlaşmasını tümü ile geçersiz sayabilir.

Toplanan deliller, 05.10.2023 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı itibariyle: davacı ile davalı arasında imza edilen 24.09.2009 tarihli bayilik sözleşmesinin 24.09.2014'de sona ermesi gerekirken davalı tarafından sözleşmesel yükümlülükler yerine getirilmeyerek sözleşmenin feshedildiği, taraflar arasındaki sürekli borç ilişkisinin sözleşmede kararlaştırılan süreden önce sona ermesi halinin davacıdan kaynaklı olarak sona ermediği; bu doğrultuda davalının sözleşmeyi haksız şekilde sona erdirdiği, Sözleşmede haksız Feshi nedeniyle kararlaştırılan cezai şartın yanında kâr mahrumiyetinin de istenebileceği sözleşmede açıkça belirtilmiş olduğundan taraflar arasındaki sözleşmenin 13. maddesi uyarınca promosyon iadesi, emtia kullanma bedeli, kâr kaybı ile cezai şartın talep edilebileceği , böylece davacının promosyon iadesinden dolayı 36.255,20 TL , 20.0000 TL kar mahrumiyeti, 1000 TL emtianın kullanma bedeli ve 30.000 TL cezai şart alacağının bulunduğunun sabit olduğu, cezai şartın tahsili istemiyle açılan davalarda miktarın fahiş olup olmadığının veyahut tacirin mahvına sebebiyet verip vermediği hususun takdirinin hakime ait olması nedeniyle mahkememizce yapılan değerlendirmede talep edilen miktarın davalının ekonomik olarak mahvına sebebiyet vermeyeceği anlaşılmış aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :

1.Davanın kabulüne,

Promosyon iadesi bakımından toplam 36.255,20-₺'nin, 10.000,00-₺ sine dava tarihinden, 26.255,20-₺ sine ıslah tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdantahsili ile davacı tarafa verilmesine, Cezai şart tazminatı bakımından toplam 30.000,00-₺'nin, 10.000,00-₺ sine dava tarihinden, 20.000,00-₺ sine ıslah tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdantahsili ile davacı tarafa verilmesine, Kar Mahrumiyeti tazminatı bakımından toplam: 20.000,00-₺'nin 10.000,00-₺ sine dava tarihinden, 10.000,00-₺ sine ıslah tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, Emtianın kullanma bedeli ile ilgili olarak 1.000,00-₺'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,

2.Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.960,40TL karar ilam harcından, 1.336,40 TL peşin harç ile ıslah harcı mahsubu ile geriye kalan 4.624,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3.Davacı tarafından yatırılan 1.136,40TL peşin harç ve ıslah harcı, 35,90 TL başvuru Harcı, 5,20 TL.vekalet harcı, 5.800,00 TL.bilirkişi ücreti ve 408,40 TL.tebligat- posta gideri olmak üzere toplam 7.585,90 TL.nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2.maddesi uyarınca17.900,00 TL.nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,

5.Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/10/2023 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
REDDİNE YERELHUKUK DIGER Genel Hukuk
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.