20. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/02/2021
NUMARASI : 2020/8 E. - 2021/18 K.
DAVACI -
KARŞI DAVALI :
GEREKÇE
1.Asıl dava, YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü; karşı dava, markanın kullanmama nedeniyle iptali ile marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve her ne kadar davacı-karşı davalı vekilince karşı davada yetki ilk itirazında bulunulmuşsa da, HMK.'nın 13. maddesi uyarınca asıl davanın açılmış olduğu mahkemenin, kesin yetkinin söz konusu olmadığı hallerde, asıl davaya karşı açılan karşılık davaya bakmaya da yetkili bulunduğu, dolayısıyla karşılık davanın kanunun aradığı şartlara uygun ve ortada kamu düzenine ilişkin bir yetki kuralı yok ise asıl davanın davacısının, karşılık davada yetki itirazında da bulunamayacağı, YİDK iptali davasında, itiraza dayanak markaların iptali veya hükümsüzlüğü istemiyle açılan karşı davalarda da, asıl ve karşı davalar arasında bağlantının bulunduğunun kabul edildiği, Yargıtay'ın emsal uygulaması da bu yönde olduğu (Yargıtay 11. HD. 15.11.2007 gün ve 2006/11508 E.- 2007/14384 K., 23.02.2010 gün ve 2008/6116 E.-2010/2065 K.), yine karşı davada davalıya ait 2013/40649 ve 2013/40633 sayılı markaların tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal ve hizmetler bakımından marka sahibi davalı tarafından kullanıldığının ispatlanamadığı gibi, 2013/40650 ve 2015/75976 sayılı markaların da kötü niyetle tescil edildiğinin davacı tarafından ispatlanamadığı, bu durum karşısında mahkemece karşı davada davacı/karşı davalıya ait 2013/40649 ve 2013/40633 sayılı markaların kullanmama nedeniyle iptaline, davacı/karşı davalıya ait 2013/40650 ve 2015/75976 sayılı markaların kötü niyetli tescil sebebiyle hükümsüzlük talebinin ise reddine karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı, her ne kadar davalı-karşı davacı vekilince, davacı-karşı davalının 2013/40650 ve 2015/75976 sayılı markalarını kullanmamasının, dolaylı yoldan yedekleme amacını ve kötü niyetli tescili gösterdiği ileri sürülmüşse de, bir markayı sadece kullanmama maddi olgusunun, o markaların tescilinin de kötü niyetli olduğunu göstermesi için tek başına yeterli olmayacağı, zira kullanmamanın müeyyidesinin Kanunda ayrıca hükme bağlandığı, bunun dışında kötü niyetin varlığının kabulü için, yedekleme kastının da ayrıca ispatının gerektiği, karşı davada ise bu yönde bir ispatın bulunmadığı anlaşılmakla davacı-karşı davalı vekilinin tüm ve davalı-karşı davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer istinaf itirazlarının reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2.Davalı-karşı davacı vekilinin asıl davada verilen hükme yönelik istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; asıl davada davacının itiraza mesnet markaları “...” ibareli, asıl davada davalının marka tescil başvurusu ise "..." ibarelidir. Her iki taraf markası da 30. sınıf mallarda kullanılmak istenmektedir. Dolayısıyla tarafların markaları arasında iltibas ihtimalinin ilk koşulu olan emtia benzerliği şartı gerçekleşmiştir.
Ancak işaret benzerliği konusunda ise aynı sonuca varılması mümkün değildir. Çünkü asıl davada davacının markalarının asıl unsurlarını "...” ibareleri, asıl davada davalının marka tescil başvurusunun asıl unsurunu ise "..." ibaresi oluşturmaktadır.
Davacı tarafın itiraza dayanak markalarında "..." ibaresi tek başına da kullanılmamış, "..." ibaresi ile birlikte "... ..." şeklinde kullanılmıştır. Her ne kadar mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda, her iki markanın da "..." fiilinden türetildiği, ilk hecelerinin de ortak olduğu, bu nedenle asıl davada davacının “... ...” markası ile davalının "..." ibareli marka tescil başvurusunun işaretsel olarak da benzerlik gösterdikleri belirtilmişse de, Dairemizce bu görüşe iştirak edilmemiştir. Zira bu görüşün kabulü halinde, aralarında kıvrılarak imal edilen birçok çeşitleri bulunan 30. sınıf mallarda, "..." fiilinden türetilen tüm sözcüklerin davacının tekeline bırakılması gibi bir sonuç ortaya çıkar ki bu sonucun, tarafların menfaat dengelerine uygun olmadığı açıktır. Bu durum karşısında mahkemece, asıl davanın tarafların marka olarak kullanmak istedikleri ibareler arasında benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddedilmesi doğru görülmemiştir.
Dairemizce tarafların marka olarak kullanmak istedikleri işaretlerin benzer olmadıkları sonucuna varıldığından, asıl davada davacının itiraza dayanak markalarının tanınmış olup olmadığının veya asıl davada davalının kullanmama def'inin ve kazanılmış hakkının bulunup bulunmadığının incelenmesine de gerek görülmemiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, asıl davanın yukarıda açıklanan gerekçelerle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddedilmesi doğru değilse de, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Bu yeni kararın istinaf kararı olduğu ve istinaf karar tarihinde geçerli bulunan harç ve vekalet ücretine göre hüküm kurulması gerektiği ise tabiidir.
1.Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı vekilinin tüm ve davalı-karşı davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 10/02/2021 gün ve 2020/8 Esas - 2021/18 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3.Asıl davanın yukarıda açıklanan gerekçelerle REDDİNE,
4.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85-TL maktu karar ve ilam harcının peşin olarak alınan 54,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 215,45-TL'nin davacı-karşı davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5.Davacı-karşı davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
6.Davalı-karşı davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan ilk derece mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT gereğince, 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya ve davalı ... vekiline verilmesine,
7.Karşı davanın KISMEN KABULÜ ile karşı davalıya ait 2013/40649 ve 2013/40633 sayılı markaların kullanılmama nedeniyle ayrı ayrı iptaline,
8.Karşı davalıya ait 2013/40650, 2015/75976 sayılı markaların kötü niyetli tescil nedeniyle hükümsüzlük talebinin reddine,
9.Harçlar Kanununa göre alınması gereken 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı-karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 54,40-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 26,30-TL'nin davacı-karşı davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
10.Davalı-karşı davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı- karşı davacıya verilmesine,
11.Davacı-karşı davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı- karşı davalıya verilmesine,
12.Davacı-karşı davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 1.800,00-TL bilirkişi ücreti, 202,50-TL posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 33,00-TL tebligat ve posta gideri, asıl davada 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ve karşı davada 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı olmak üzere toplam 2.359,70-TL'nin davanın kabul ret oranına göre takdiren 1/2'si olan 1.179,85-TL'ye 54,40-TL başvuru harcı, 54,40-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan 1.288,65-TL yargılama giderinin davalı-karşı davacıdan tahsili ile davacı-karşı davalıya verilmesine, bakiyesinin davacı-karşı davalı üzerinde bırakılmasına,
13.Davalı - karşı davacı tarafından ilk derece aşamasında yapılan posta ve tebligat gideri 37,20-TL, bilirkişi ücreti 2.250,00-TL ve istinaf aşamasında 46,00-TL posta ve tebligat masrafı ile 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 2.495,30-TL yargılama giderinin, davanın kabul ret oranına göre takdiren 1/2'si olan 1.247,65-TL'nin davacı - karşı davalıdan alınarak davalı - karşı davacıya verilmesine, bakiyesinin davalı-karşı davacı üzerinde bırakılmasına,
14.Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
15.Davacı-karşı davalıdan asıl davada alınması gereken 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin olarak yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 210,55-TL'nin davacı-karşı davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
16.Davacı-karşı davalıdan karşı davada alınması gereken 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin olarak yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 210,55-TL'nin davacı-karşı davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
17.Davalı-karşı davacı tarafından istinaf başvurusu sırasında peşin olarak yatırılan 59,30-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalı-karşı davacıya iadesine,
18.Davacı-karşı davalıdan peşin olarak alınan 59,30 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan tarafa iadesine,
19.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 28/12/2023 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/12/2023
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...