4. Ceza Dairesi
4. Ceza Dairesi 2012/28169 E. , 2013/15948 K.
"İçtihat Metni"
Suç üstlenme suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Çubuk Sulh Ceza Mahkemesince verilen 13/02/2008 gün ve 2008/15 esas, 2008/18 karar sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 28/03/2012 gün ve 2010/8826 esas, 2012/7205 sayılı kararıyla; "Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen suçluyu kayırma eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; böylece olaylara ilişkin sorunlarda gerekçenin yeterli bulunduğu, Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Yasada öngörülen suç tipine uyduğu, Tekerrüre esas alınan ilam kararda gösterilmemiş ise de, sanığın adli sicil kaydında yer alan ve en ağır hükümlülüğü içeren, Çubuk Asliye Ceza Mahkemesi'nin 18.04.2002 tarihli ve 2001/543 E. - 2002/288 K. sayılı ilamının infaz aşamasında tekerrüre esas alınabileceği, Cezanın yasal bağlamda uygulandığı, TCY.nın 53/1. maddesinde öngörülen hak yoksunluklarına hükmedilmemiş ise de, hapis cezasına mahkumiyetin yasal sonucu olarak infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozmayı gerektirmediği, Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yasanın 108. maddesi uyarınca denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevi, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olan Mahkemeye ait olacağı gözetilmeden, mahkumiyet hükmünde mükerrir olan sanık hakkında TCY'nın 58/7. maddesi gereğince "mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de belirlenmesi,
Yasaya aykırı, sanık ... müdafiinin temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye uygun olarak, "6 ay süre ile denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" ilişkin kısım hüküm fıkrasından çıkartılmak suretiyle DÜZELTİLMEK ve başkaca yönleri Yasaya uygun bulunan hüküm, bu bağlamda ONANMASINA" karar verilmiştir. ./.. -2- I-İTİRAZ NEDENLERİ Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/07/2012 tarihli kararı ile Dairemize gönderilen,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16/05/2012 gün ve 2008/117808 sayılı yazısı ile; "Yüksek Yargıtay 4.Ceza Dairesi ile Cumhuriyet Başsavcılığımız arasındaki uyuşmazlık sanık hakkında mükerrirlere ilişkin infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi sırasında sanığın adli sicil kaydında bulunan hangi ilamın tekerrüre esas alındığının hüküm kısmında gösterilmesi gerekip gerekmediğine ilişkindir. Şöyle ki;
Tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesinin sonucu olarak; mükerrir sanık hakkında, sonraki suç nedeniyle yasa maddesinde seçimlik ceza olarak hapis veya adli para cezası öngörülmüşse hapis cezasına hükmolunması, hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi ve hükümlü hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygu¬lanması gerekmektedir. 5237 sayılı TCY’nın 58. maddesinde düzenlenmiş bulunan ve güvenlik tedbir¬lerine ilişkin bölümde yer alan “tekerrür müessesinin” infaz hukukundan daha çok maddi ceza hukukuna ilişkin bir kurum olduğu görülmektedir. Hükümlülüğün yasal sonucu olmaması nedeniyle 5275 sayılı TCY’nın 98 vd. maddeleri uyarınca infaz aşamasında bu konuda karar alınması mümkün değildir. Tekerrür koşullarının bulunup bulunmadığı, hükümlü hakkında kaçıncı kez tekerrür hükümlerinin uygulandığı ve tekerrür nedeniyle hükümlünün cezaevinde kalacağı süreye eklenecek sürenin belirlenmesi için mahkûmiyet hükmünde açıkça hangi hüküm nedeniyle kişinin mükerrir sayıldığının yani hangi mahkûmiyetin tekerrüre esas alındığının belirtilmesi zorunludur.
Mükerrirlere özgü infaz rejimi ise, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Yasada düzenlenmiş olup; “Mükerrirlere Özgü İnfaz Rejimi ve Denetimli Serbestlik Tedbiri” başlıklı 108. maddesinin 2. fıkrasında “Tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz” hükmüne yer verilmiş ve 1. fıkrasının (c) bendine göre ise mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilenler hakkında infaz koşulları ağırlaştırılarak koşullu salıverilme süresi, süreli hapis cezasında cezanın dörtte üçü olarak belirlenmiştir.
Açıklanan düzenleme nedeniyle Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06/03/2012 tarih 2011/13-384 esas ve 2012/82 karar nolu kararında " Yerel mahkemece, adli sicil kaydında yer alan ilamlar denetime olanak verecek biçimde getirtilmeden ve hangi ilamın tekerrüre esas alındığı kararda gösterilmeden TCY’nın 58. maddesi uyarınca sanığa hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve ikinci defa tekerrür hükümleri uygulandığından sanığın koşullu salıverilme hükümlerinden yararlandırılmamasına karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. " denilmek suretiyle de belirtildiği gibi birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde bunlardan en ağırının esas alınması ve tekerrüre esas alınanın hükümde açıkça gösterilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla tekerrüre esas ilamın gerekçeli kararda gösterilmemesi hususu ile ilgili olarak bu husus bozma konusu yapılmamalı ancak tekerrüre esas alınan ilamın hüküm kısmına eklenmesi suretiyle düzeltilerek hükmün onanmasına karar verilmesi gerekirken infaz aşamasında bu durumun gözetilebileceğinin belirtilmesi ile hükmün başka yönlerden düzeltilerek onanmasına karar verilmesinin isabetli olmadığı düşünülmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; itirazın kabul edilmesi, Yargıtay Yüksek 4. Ceza Dairesi'nin 28/03/2012 gün ve 2010/8826 – 2012/7205 sayılı kararının kaldırılması ve yeniden incelenmek üzere dava dosyasının Özel Dairesine gönderilmesine karar verilmesi, İtirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü: II- KARAR Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22/01/2013 gün ve 2012/1431 esas, 2013/18 sayılı kararında da belirtildiği üzere, tekerrüre esas alınan ilamın mahkeme kararında gösterilmesinin zorunlu olmadığı, hangi ilamın tekerrüre esas alınması gerektiğinin infaz aşamasında değerlendirilebileceği anlaşıldığından,
Dairemizin 28/03/2012 gün ve 2010/8826 esas, 2012/7205 sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazları yerinde görülmediğinden, 6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanunun 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 23.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.