21. Hukuk Dairesi
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/06/2022
NUMARASI : 2020/414 ESAS - 2022/500 KARAR
DAVA KONUSU : Alacak
KARAR YAZIM TARİHİ : 27.12.2023
İSTEM
Davacı vekili, davacının, davalının elektrik abonesi olduğunu, çarpan farkının yanlış uygulandığı gerekçesiyle, davalı yanca 24.08.2013 - 29.08.2015 arası dönem için tahakkuk ettirilen 86.467,40TL bedelden borçlu olmadığının tespiti istemiyle, davacı tarafından açılan davanın yapılan yargılama sonucunda; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. HD'nin kararı ile kesinleşen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1184 esas -2019/405 karar sayılı ilamı ile; 80.371,60TL bedelli faturanın 46.097,95 TL'lik ve 6.095,70 TL bedelli faturanın 3.047,85 TL'lik kısmından borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, faturaların iptal edilmeyen kısımları için davacı aleyhine icra takibi yapıldığını, davacı bu bedeli ödemeye çalışırken 2019 yılı Temmuz ayında davacı yanca işletilen restorandın elektriklerinin kesilmesi üzerine, kesilen elektrik enerjisinin açılması için 24.07.2019 tarihinde 95.533,09 TL ödemek zorunda kaldığını, ayrıca elektriklerin kesilmesi ile birlikte abonelik de iptal edildiği için yeniden abonelik yaptırılmak için 3.321,86TL, yeniden elektrik kesintisi yaşamamak için de 27.08.2019 tarihinde 16.762,00 TL faturayı ödemek zorunda kalındığını, davacı yanca yapılan ödemelerin hangi hizmet veya hangi tüketim faturası nedeniyle tahsil edildiği hususunda gönderilen Çeşme Noterliği'nin 02.10.2019 tarih ve 1344 yevmiye numaralı ihtarnameye, davalı yanca bir bilgi verilmediğini, ayrıca taraflar arasında görülen menfi tespit davası kesinleşmesinden sonra, dava konusu yapılan fatura tutarlarına 23.07.2019 tarihli fatura ile reaktif bedel yansıtıldığını ve ödetildiğini, reaktif bedel faturasının davadan sonra gönderilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; davalı yanca haksız olarak tahsil edilen bedelden şimdilik 1.000,00TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş iken, ıslah dilekçesi ile alacak miktarını 31.853,48TL'ye çıkarmıştır.
CEVAP
Davalı vekili, zamanaşımı def'i ve hak düşürücü süre itirazında bulunarak, uyuşmazlık konusu miktarlar dava dilekçesinde açık olarak belirtilmiş olduğundan, davacının harç ödememek için davayı belirsiz alacak davası olarak açtığından, eksik harcın ikmal edilmesi gerektiğini, dava konusu yapılan dava dilekçesinde talep konusu yapılan istemlerin açık olmadığını, hangi fatura ile haksız tahsilat yapıldığı iddiası bulunduğunun açıklanması gerektiğini, ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, savunarak davanın reddine karar verilmesini cevaben bildirmişlerdir. MAHKEME: "Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın Davacının ödemiş olduğu fatura bedellerinden bir kısmının haksız olarak fazla ücret tahakkuk ettirilerek tahsil edilip edilmediği, davacının ödemiş olduğu faturalara ilişkin ödemelerin bir kısmını iade talebinde haklı olup olmadığı, davanın hak düşürücü süreye tabi olup olmadığı, hak düşürücü sürenin dolup dolmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmakla; mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve bilirkişi tarafından hazırlanan kök ve ek rapor kapsamına göre; taraflar arasında İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/106 E-2018/87 K sayılı kararı ile kesinleşmiş karar bulunduğu, ilgili mahkemenin kesinleşmiş kararı nedeniyle 80.371,60 TL'lık fark faturasının davayı tarafından iptal edilmesi, bu fatura davalı tarafça davacıya daha önce 09.05.2016 tarihinde düzenlenmiş olduğundan, iptalin gerçekleşmesi için davacı şirketin davalıya aynı tutarda iade faturası düzenlemesi gerektiği, nitekim davacı şirketin davalı ... A.Ş.'ne 22.07.2019 tarih ve 55971 sayılı ve 80.371,60 TL tutarlı iade faturasını düzenlediği, ilgili mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra, davacının, 80.371,60 TL tutarlı faturanın 46.097,95 TL'lık bölümünden borçlu olmadığına karar verildiğinden, ... A.Ş. tarafından davalıya düzenlenmesi gereken yeni fatura tutarı 80.371,60-46.097,95= 80.371,60- 46.097,95=34.273,65 TL iken, davalı ... A.Ş. tarafından davacıya 02.09.2019 son ödeme tarihli ve 45.651,19 TL tutarlı faturanın düzenlendiği, davacı tarafından takip nedeniyle 08.07.2019 tarihinde 20.000,00 TL ve 24.07.2019 tarihinde 95.533,09 TL olmak üzere toplam 115.533,09 TL ödeme yapıldığı, davacının davalı ... A.Ş.'ne fazladan ödediği tutar; 115.533,09-83.679,61=31.853,48 TL olduğu tespit edilmiş olduğu anlaşılmakla, davacının davasının kabulü ile 31.853,48 TL.nin haksız ödeme tarihi olan 24/07/2019 tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınıp davacı tarafa verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır." gerekçesiyle, " 1-Davacının davasının KABULÜ ile;
31.853,48 TL.nin haksız ödeme tarihi olan 24/07/2019 tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınıp davacı tarafa verilmesine" karar vermiştir. BİLDİRİLEN İSTİNAF NEDENİ:
Davalı vekili, hükme dayanak alınan bilirkişi raporuna karşı yapmış oldukları itirazların değerlendirilmediğini, ihtirazi kayıt konulmadan yapılan ödemelerin iadesinin talep edilemeyeceğini, dosya borcuna mahsuben yapılan ödemelerin hesabının farazi olarak ve hatalı yapıldığını, uyuşmazlık konusu ödeme 24.07.2019 tarihinde yapılmış olup, dava tarihi bir yıllık süreden sonra olduğundan davanın esasa girilmeksizin reddi gerektiğini, İcra İflas Kanunu'nun 72/8. madde hükmü gereği ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, yapılan bilirkişi hesabında icra dosya giderlerinin ödenmesi gerekli tutarlara dahil edilmemiş olduğunu, reaktif bedel yönünden mevzuata aykırılık söz konusu olmadığını, takip tarihinden ödeme tarihine kadar olan dönem için, gecikme faizi yerine avans faizi hesaplanmasının hatalı olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.
GEREKÇE
Dava, istirdad istemine ilişkin olup, istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri ile kamu düzeni kapsamında Daire önüne gelen uyuşmazlıklar dikkate alınmak sureti ile yapılan inceleme ve değerlendirme sonucu;
Mahkemece, hukuki nitelendirmenin, davadaki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlendiği, taraflarca ileri sürülen delillerin toplanarak usulüne uygun olarak değerlendirildiği, delillerin değerlendirilmesinin dosya kapsamına uygun bulunduğu, taraflarca ileri sürülen iddia ve savunmaların tartışılarak gerekçeli kararın oluşturulduğu, ihtilafa uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edildiği, mahkemenin karar gerekçesiyle hüküm fıkrasının birbiriyle uyumlu olduğu ve mahkeme hükmünün yasal unsurları taşıdığı, istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede; ilk derece mahkemesi kararının ûsul ve esasa uygun bulunduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nin 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
1.Davalı vekilinin, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.06.2022 tarih ve 2020/414 Esas - 2022/500 Karar sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2.Alınması gereken 2.175,91TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 543,97TL'nin mahsubu ile bakiye 1.631,94TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, ,
3.İstinaf giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
4.İstinaf giderinin kullanılmayan kısmının HMK’nin 333/1. maddesi uyarınca davalıya iadesine, Dava dosyası üzerinden yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, HMK’nin 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 27/12/2023 günü oybirliği ile karar verildi.