Esas No
E. 2020/2073
Karar No
K. 2023/1970
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2020/2073

KARAR NO: 2023/1970

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEME: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 05/11/2019

NUMARASI: 2018/282 E. - 2019/1111 K.

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı taraftan olan alacağının tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile davalı ( borçlu ) hakkında icra takibine geçildiğini, ancak takibe davalı tarafından itiraz edildiğini, itirazın haksız ve mesnetsiz olup alacağın tahsilini geciktirmeye ve güçleştirmeye yönelik olduğunu, taraflar arasında arasında cari hesap ilişkisi olduğunu, davalı tarafa tekstil ürünü satan müvekkil şirketin, söz konusu cari hesap ilişkisi sebebiyle davalı taraftan alacağı bulunduğunu, davalı tarafın söz konusu cari hesaba ilişkin olarak müvekkiline toplam 53.604,03 TL borcu kaldığını, söz konusu bakiye hususunda müvekkili şirket ile davalı borçlu arasında hesap mutabakatı olmasına rağmen davalı tarafın kötü niyetli olarak takibe ve borca itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin ... firmasına üretim yaptığını, üretim için gerekli kumaşların bir kısmının davacı firmadan temin edildiğini, öncelikle kumaşların müvekkili şirkete ulaştırılmasında gecikme gerçekleştiğini, kumaşların müvekkiline ulaşmasının ardından kumaşların bir kısmının (özellikle teracotta ismi verilen kumaşta) ayıplı olduğunun tespit edildiğini, bu sebeple de üretimin ciddi anlamda aksadığını, kumaşlarda kalın bantlar ve renklerde değişmeler bulunduğunu, kumaların kullanılabilecek durumda olarak teslim edilmediğini, müvekkilinin üretimin aksamaması için durumu ... firmasına ve ayrıca davacı firmaya derhal bildirdiğini, üretimin devam edilebilmesi için ... firması ile verilen talimat ile üretimin bir kısmı farklı kumaşla gerçekleştirilmiş ve durumun çözülmeye çalışıldığını, ancak belirttikleri gibi ayıplı olan kumaş bantlarının kullanılmamış, hatta kesilmemiş olduğunu, olduğu gibi muhafaza edildiğini, davacı tarafa yazılı olarak bilgi verildiğini, Bursa ya da İstanbul adreslerinden hangisine ayıplı kumaşların gönderilmesinin istenildiğinin sorulduğunu, bu aşamada davacı taraftan herhangi bir cevap alınamadığını, davacı taraftan ayrıca müvekkili şirkete ayıplı kumaş bedelleri kadar alacak dekontu verilmesi de talep edildiğini, ancak bu haklı taleplerinin kabul edilmediğini, durumun sürüncemede bırakıldığını, davacı tarafın ısrarla alacak dekontu düzenlememesi ve ayıplı kumaşları teslim almaktan kaçınması sebebiyle müvekkili şirket tarafından dosyaya dilekçe ekinde sunulu 11.12.2017 tarihli, 13.570,64 TL bedelli iade faturası gönderildiğini, davacı tarafa tarafımızca bakiye ödemenin ise ancak bu sorun çözüldükten sonra ödeneceği müvekkilinin barışçıl yollardan sorunu çözmeye çalıştığını, aleyhinde icra takibi başlatılmasına sebebiyet verecek bir davranışta bulunmadığını, iade faturası düzenlemiş olmalarına rağmen açılan takipte bu miktarın belirtilmediğini, mutabakat belgesini kabul etmediklerini, bu belgenin müvekkili şirket yetkilileri ya da çalışanları tarafından imzalanmadığını, müvekkili şirket tarafından kullanılamayan ayıplı kumaşın tam miktarının üretim sonuçlandıktan sonra tespit edildiğini, bu hususun da dikkate alınması gerektiğini, iade faturası düzenlenen kumaşın ciddi anlamda ayıplı olduğunu, bu hususta davacı tarafa derhal ve süresinde ayıp ihbarında bulunulduğunu, hatta davacı tarafça kumaşın ayıplı olduğunun kabul edildiğini, müvekkili şirket tarafından ayıplı kumaştan numunenin davacı tarafa gönderildiğini, kumaşın ayıplı olduğunun tespitinin yapılması gerektiğini, davacı tarafça iade faturasına ve ayıp bildirimine rağmen huzurda açılan davada bu miktarın mahsup edilmediğini, bu durumda kumaşın ayıplı olduğunun bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi gerektiğini, icra inkar tazminatı talebinin haksız ve yersiz olduğunu, talep edilen alacağın likit olmadığını, muaccel de olmadığını, ayıplı malın iadesi konusunun henüz çözülemediğini, müvekkili tarafından ayıplı olan kumaş davacı tarafın teslim almak istedikleri adresin ısrarla bildirilmemiş olması sebebiyle davacı tarafa kargo ile gönderildiğini, iade faturası bedelince takas ve mahsup talepleri bulunduğunu savunarak, davanın reddi ile müvekkili lehine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Dava, ticari ilişkiden doğan cari hesap alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.

Mahkememizce davaya dayanak İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası celp edilmiş, tetkikinde; davacı alacaklının davalı borçlu aleyhinde 53.604,03 TL asıl alacak 57,28 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 53.661,31 TL nin tahsili bakımından 04/12/2017 tarihinde takibe geçtiği, ödeme emrinin 11/12/2017 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, itirazın 15/12/2017 tarihli olduğu görülmüştür.

Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmekle, dosyamız Tekstil Tek. Uzmanı ..., Mali Müşavir ... ve Hukuk Fak. Öğr. Grv. ... tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti; taraf defter ve kayıtlarının usul ve yasa hükümlerine göre tutulup tasdiklerinin yaptırıldığını, davacı kayıtlarına göre alacağın 12.882,49 Euroya karşılık 53.604,03 TL olduğunu, davalı kayıtlarına göre borcun 9.586,33 Euroya karşılık 44.726,89 TL olduğunu, davalının ayıplı malları ibraz etmediğinden incelenemediğini, ayıba ilişkin davalının 20/09/2017 tarihinde e-posta yoluyla davacıya bildirimde bulunduğunu, davacının 21/09/2017 tarihli e-posta cevabında kumaştaki hatanın bir ölçüde kabul edildiğinin anlaşıldığını, davalının 11/12/2017 tarihli iade faturasının 19/08/2017 ve 07/09/2017 tarihli faturalar ile teslim edilen kumaşlara istinaden olduğunu, bu bakımdan iade faturasının yasal süresinde düzenlenmemiş olduğunu, iade faturasının kabul edilmemesi halinde davacı alacağının 59.867,50 TL, kabul edilmesi halinde ise 44.549,59 TL olarak hesaplandığını 17/09/2019 tarihinde rapor etmişlerdir. Dava, savunma, sunulan deliller, karşı deliller, icra takip dosyası ve bilirkişi raporu ile birlikte tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davanın icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin olduğu, davacının davalıya kumaş temin ettiği, bu satıştan doğan alacağının haczen tahsilini talep ettiği, davalının bir kısım malların kusurlu olduğundan bahisle borca itiraz ettiği, takibe itirazın ve davanın yasal süresinde olduğu, tarafların ticari defter ve kayıtlarının usul ve yasa hükümlerine göre tutulup tasdiklerinin yapıldığı, bu nedenle her biri için lehine delil vasfı taşıdığı, taraf arasında ticari ilişkinin varlığına dair bir ihtilafın bulunmadığı, ihtilafın ayıplı malların iadesi konusunda toplandığı, davalının iade faturasının süresinde olmadığı, ancak taraflar arasında ayıplı mallara ilişkin yapılan e-posta görüşmelerinin incelenmesinden, 20/09/2017 tarihli bildirimine karşılık, davacı şirket çalışanının, hatanın neden kaynaklanmış olabileceğini açıklandığı, hatanın nasıl gözden kaçtığını ifade ettiği ve hatalı kumaşların ... İstanbul ofisine geri gönderilmesini talep ettiği görülmekle, ayıbın davacının kabulünde olduğu anlaşılmış ve davalının davacıdan aldığı ayıplı kumaşların iadesini istemekte haklı olduğu, bu kumaş bedellerine ilişkin iade faturası içeriğinin davacı alacağından tenzili gerektiği, bu meblağdan sorumlu tutulamayacağı, davalının davacıya kayıtlarındaki gibi 44.726,89 TL borçlu olduğu, icra takibine itirazının bu miktar için iptali gerektiği kanaatine varılmakla, davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiş ve davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında takibe itirazının iptaline, takibin 44.726,89 TL alacak üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren %9,75 oranı geçmemek üzere değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan alacak miktarı üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davacının davasının kısmen kabulüne, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında takibe itirazının iptaline, takibin 44.726,89 TL alacak üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren %9,75 oranı geçmemek üzere değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan alacak miktarı üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından müvekkilinin iade faturasının süresinde olmadığı tespitinin yerinde olmadığını, faturaya itiraz süresi içinde ürünlerde ayıp olduğunun anlaşılması mümkün olmadığından ayıbın varlığı fark edildikten sonra iade faturası düzenlendiğini, mahkeme tarafından davacı tarafın kumaşlarda var olan ayıbı ikrar ettiklerinin yazılı olarak bildirildiği tespiti yerinde olsa da ne kadarlık bir kumaşta ayıp olduğunun tespiti yapılmadığını, bu durum istinaf aşamasında tahkikat yapılmasını zorunlu kıldığını, taraflar arasındaki esas uyuşmazlık konusunun kumaşların ayıplı olup olmadığı olduğuna göre bu yönde bir tespit yapılmadan hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın belirlenebilir ve tespit edilebilir olması gerekiğini, oysa ki mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, takip talebinde belirtilen miktarın kabul edilmediğini, bu sebeple alacağın likit olduğundan söz edilemeyeceğini, mahkeme tarafından bilirkişi incelemesi yapılacağı belirtilen 21.05.2019 tarihli celsede kumaşların inceleme esnasında hazır edilmesi yönünde bir ara karar tesis edilmediğini, taraflara yapılan ihtaratta sadece ticari defter, kayıt ve belgelerin hazır edilmesinin istendiğini, daha önce de kumaşların tutulduğu adresin bildirildiğini, bilirkişiye tevdii kararının verilmesinin üzerine d mahkemeye başvurulup kumaşların İzmir'de bulundukları adreste yerinde incelenmesi talep edildiğini, bu talepleri hakkında karar verilmediğini, müvekkili kumaşları ibraz etmekten kaçınmış gibi rapor düzenlendiğini, bu kadar fazla miktarda kumaşın mahkeme kaleminde muhafaza edilmesi teknik olarak dahi mümkün olmadığını, tarafımızdan numune istenilmiş olsa idi teslim edilebilirdi ancak bilirkişilerce rapor sanki kumaşların incelenmesine gerek yokmuş gibi hazırlandığını, savunma hakkının bu sebeple dolaylı olarak sınırlandığını, bu durumun uyuşmazlık konusuyla direkt olarak bağlantılı olduğundan tahkikatta yer alan ciddi bir eksiklik olduğunu, mahkeme tarafından tanıklarının da dinlenmediğini, oysa ki ayıp bildirimi, hangi miktardaki ürünün ayıplı olduğu bu sebeple alacak miktarının ne kadar olduğu ya da alacak olup olmadığı konularında yerel mahkemenin en direkt ve birinci ağızdan bilgilendirilmesi söz konusu olmadığını, tanıkları ...'nin kumaşların ayıplı olmasının meydana getirdiği durum, ayıp bildirimi, o esnada yapılan yazışmalar ve ayıbın sebep olduğu durumlar konusunda en bilgili kişi olduğunu, davacı taraftan ısrarla talep edilmiş olmasına rağmen kumaşların nereye iade edilmesi gerektiği konusunda bildirimde bulunulmadığını, esasen kullanılmaz durumda olan kumaşları müvekkilinin hala iade etmeyi istediğini, bu iadenin yapılamamış olmasından da davacının sorumlu olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davalı ile aralarında mal alım satımı nedeniyle ticari ilişki bulunduğunu, davalı tarafa mal teslimi yapılmasına rağmen davalı tarafından cari hesaba göre bakiye 53.604,03 TL'nin ödenmediğini, alacağın ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz edildiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptalini istemiş; davalı taraf ise, malın ayıplı olduğunu, 13.570,64 TL iade faturası düzenlendiğini, iade faturası kadar takas ve mahsup talebi olduğunu, borçlu olmadığını savunmuştur. Dosya kapsamında bulunan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 53.604,03 TL asıl alacak, 57.28 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 53.661,31 TL alacak yönünden 06.12.2017 tarihinde icra takibi başlattığı, takip dayanağı olarak 53.604,03 TL cari hesap bakiyesinin gösterildiği, ödeme emrinin 11.12.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 15.12.2017 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup alınan raporda; taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacının defterlerine göre davacının 53.604,03 TL cari hesap alacağı bulunduğu, davalının defterlerine göre ise davalının 11.12.2017 tarihli ve 13.570,64 TL bedelli iade faturası düzenlediği, davacıya 44.726,89 TL borçlu olduğu, davalı şirket tarafından dövizli olan borca kur değerlemesi yapılması ve ayıplı olduğu iddia olunan kumaş için davacıya kesilen iade faturası neticesinde oluştuğu tespit edilmiştir.Davalı, teslim edilen kumaşların kullanım aşamasında ayıplı olduğunun tespit edildiğini ve buna ilişkin iade faturası düzenlendiğini belirtmiştir. Davacı defterlerinde yer almayan iade faturasının içeriğinde ''... no'lu faturaya istinaden 900 mt kumaş ... ve ... no'lu faturaya istinaden 190 mt RENK:... HAKİ'' açıklaması yer almaktadır. Somut olayda her ne kadar iade faturası davacı defterlerinde kayıtlı değil ise de, bu fatura bedeline davacı vekilince bir itirazda bulunulmadığı görülmüş olup bu miktarın davacının kabulünde olduğu anlaşılmıştır. Nitekim mahkemece bu miktarın takip konusu alacak miktarından düşülerek davalının kayıtlarında yer alan bedele hükmedilmiştir. Davalı tarafından 20/09/2017 tarihli e-mail ile davacıya bir kısım kumaşlarda ayıp olduğu bildirilmiş, karşılığında verilen cevapta davacı şirket çalışanının, hatanın neden kaynaklanmış olabileceğini açıkladığı, hatanın nasıl gözden kaçtığını ifade ettiği ve hatalı kumaşların ... İstanbul ofisine geri gönderilmesini talep ettiği görülmektedir. Bu durumda ayıbın ve iade faturasının davacının kabulünde olduğu anlaşılmaktadır. Davalı tarafça sunulan cevap dilekçesinde malların ayıplı olduğu, bu sebeple iade faturası düzenlediği savunulmuş olduğu, bu durumda malların ayıplı olduğunun bilirkişi tarafından incelenmesinin veya ayıba ilişkin tanık dinlenmesinin sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Kaldı ki, davalı tarafından daha fazla bir ayıp olduğu ve süresinde yapılmış bir ayıp ihbarı bulunduğu yönünde herhangi bir delilin de sunulmadığı anlaşıldığında davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir. Davalı vekili, alacağın likit olmadığını belirtmiş ise de, taraf ticari defterlerine göre ve davalının düzenlediği iade faturasına göre davalının itiraz ettiği takip konusu miktarın likit olduğu anlaşıldığından hükmedilen alacak miktarı üzerinden icra inkâr tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 2.237,07‬ TL nispi istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.07.12.2023

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog