Esas No
E. 2020/2018
Karar No
K. 2023/1890
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2020/2018

KARAR NO: 2023/1890

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 18/02/2020

NUMARASI: 2019/357 E. 2020/142 K.

DAVANIN KONUSU:Tazminat

Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... Ltd. Şti.'nin müvekkili bankanın Argıncık Şubesi müşterisi olduğunu, imzalanan sözleşmeler gereğince şirkete çek karnesi verildiğini, şirketin 30/06/2011 keşide tarihli, 5.000,00-TL bedelli çekin tamamen sahte olarak basılıp, keşide tarihinin 15/06/2011, çek bedelinin ise 22.500,00-TL olarak değiştirildiğini, ... Bank Gemlik şubesine takasa verilerek ... Bank tarafından tahsil edildiğini, sahte çekten dolayı Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/704 Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine TTK md. 724 uyarınca alacak davası açıldığını, dosyadan verilen karar ile 22.500,00-TL'nin ödeme tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte müvekkilden alınarak davacı şirkete ödenmesine karar verildiğini, icra takibine konu edilen alacağın tüm ferileriyle birlikte 10/08/2015 tarihinde müvekkilince ödendiğini, davanın çeki ödeyen ... Bank'a ihbar edildiğini, dava konusu çekin müvekkil bankaya hiçbir şekilde ibraz edilmediğini, çek bedelinin müvekkili tarafından ödenmediğini, bu nedenle çekte tahrifat yapılıp yapılmadığının müvekkili bankaca bilinemediğini, müvekkili bankadan provizyon dahi alınmadığını, bankalar arası takas protokolünün 9.maddesi çerçevesinde çekin sahte olup olmadığı yönündeki incelemeyi yerine getirmeyen, takas odası olarak işlem yapanın davalı Gemlik şubesi olduğunu, bu nedenle Protokolün 16.maddesi uyarınca çeki takas odasına ibraz eden ... Bank'ın sahteliği fark etmemiş olmasının kendi kusurundan kaynaklandığını ve keşideciye ödeme yapmak zorunda kalan müvekkilinin zararını ödemekle yükümlü olduğunu, bu kusur nedeni ile müvekkilinin 46.103,77 TL ödeme yaptığını, davalının basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini, Protokol gereğince üzerine düşenleri yerine getirmediğini ileri sürerek, 46.103,77 TL'nin 10/08/2015 ödeme tarihinden faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, savunmasında özetle; Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'nde yapılan yargılama neticesinde asli sorumlunun ve hatalı işlem yapanın ... Bankası olduğuna karar verildiğini, kararın Yargıtayca onanarak kesinleştiğini, davacı tarafın kopyalanan çekin 5.000,00-TL olarak keşide edilerek dava dışı ... AŞ'ne verdiğinin belirtildiğini, bu çekin bankaya ibraz edilmediğini, şirket yetkilisi beyanına göre çek bedelinin elden ödenerek çek aslının geri alınmış olduğunu, çekin davacının çek bilgileri içererek takas odası dosyası aracılığıyla ibraz edildiğini, davacı tarafından çekin görüntüsünün talep edildiğini, görüntünün müvekkilince davacı bankaya gönderildiğini, provizyon işlemlerini bankanın kendisinin gerçekleştirdiğini, çek görüntüsünü almış olmasına rağmen sahte olduğu veya ödeme yapılmaması yönünde bir talebi olmadığı gibi ödemeyi ilgili takas hesabına yapmış olduğunu, davacının 22.500,00-TL bedelli olarak takasa sunulan çek üzerindeki imzanın kendi müşterisinin imzası olup olmadığını kontrol etmesi gerektiğini, verdiği çeklerin sahteciliğe konu edilemeyecek şekilde gerekli güvenlik önlemlerini almış olması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlık, bankalararası takas işlemleri sebebiyle açılan rücuen tazminat davasıdır.Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacı bankanın müşterisi olan dava dışı ... Ltd. Şti.'ye verilen çek karnesi sebebiyle tanzim olunan ... çek numaralı çekin sahte-klon olarak tanzim edilip davacı ve davalı banka arasındaki takas sözleşmesine istinaden, davalı bankanın Gemlik Şubesi aracılığıyla tahsil edildiği, keşideci tarafından davacı banka aleyhine Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/704 Esas sayılı dosyasıyla açılan dava sonucunda, davacı banka tarafından ödenen meblağın rücen tahsili için zarara sebebiyet verdiği iddia edilen davalı banka aleyhine, Mahkememizdeki iş bu rücuen tazminat davasının açıldığı anlaşılmaktadır. Yargılama aşamasında taraflarca usulüne uygun olarak bildirilen deliller toplanılmış ve dava dosyamız Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırama kararı öncesi ve sonrasında farklı bankacı bilirkişilere tevdii edilerek raporlar alınmıştır. Dosyadaki bilgi ve belgeler hepbirlikte değerlendirildiğinde, davacı ve davalı banka arasında Bankalar Arası Takas Protokolünün imzalandığı, davacı bankanın müşterilerinden olan dava dışı ... Ltd. Şti.'ye verilen çek karnesi sebebiyle tanzim olunan ... çek numaralı çekin, davalı bankanın Gemlik Şubesine, Takas Protokolü uyarınca ibraz edilerek tahsilatının yapıldığı, akabinde dava dışı çek keşidecisi tarafından davacı banka aleyhine Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/704 Esas sayılı dosyasında açılan davanın, davacı ... Bankasının aleyhine sonuçlandığı, davacı banka tarafından bu dosya sebebiyle ödeme yapıldığı, uyuşmazlık konusu edilen bu çekin sahte-klonlanmış bir çek olduğu gerekçesiyle de davacı banka tarafından ödenen meblağın rücuen tahsili yolunda Mahkememizde davalıya karşı iş bu davanın açıldığı, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı öncesinde alınan 12.07.2017 tarihli kök ve 13.02.2018 tarihli ek bilirkişi raporunda, davacı bankanın, kendine elektronik ortamda ibraz edilen sahte çek üzerindeki imzanın kendi nezdinde bulunan keşideci imzası ile mukayese etmeden ödemeye onay vermesinden dolayı TTK 724. Maddesi uyarınca sahte çekin ödenmesinde kusur aramayan bir sorumluluk altında olduğu, Bankalararası Takas Protokolünün 12. Maddesi uyarınca davacı bankanın görüntünün incelenmesi hususunda üzerine düşen dikkat ve özen yükümünü yerine getirmediği, davacının kendi kusuruyla oluşan zarra yine kendisinin katlanması gerektiği belirtilmiş olup istinaf kararı sonrasında alınan 05.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda da davalı banka personelinin, dava konusu edilen çekin, klonlanmış ya da sahte olup olmadığını fiziki olarak bilmelerinin mümkün olmadığı, davalı banka personeline izafe edilecek bir kusurun olmadığı, ortaya çıkan durumun önlenebilmesi için davacı bankanın, takasa elektronik ortamda ibraz edilen ve daha önce kendi bankasında işlem görmüş olan çekle ilgili kendi uygulama yazılımında gerekli imza - çek numarası ve çek tutarı kontrolü işlemlerini yapacak sistemsel bir kontrol mekanizmasına sahip olmadığının belirtilmesi karşısında, davalı banka personelinin kusurlu bir davranışının olmadığı, davacı bankanın sistemsel olarak yükümlülüklerini yerine getirmediğinin anlaşılması ve son olarak davacı tarafça, davalının kusuru ispatlanamadığından, denetime elverişli ve dosya kapsamına uygun bilirkişi raporları doğrultusunda, davacının davasının reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkil ile Argıncık/Kayseri Şubesi müşterilerinden olan dava dışı ... San. Ltd. Şti. arasında imzalanan sözleşmeler gereğince adı geçen şirkete çek karnesi verildiğini, adı geçen şirketin Argıncık/Kayseri Şubesinde bulunan ... numaralı hesabı üzerinden keşide edilen 30.06.2011 keşide tarihli, 5.000,00-TL bedelli, ... numaralı çekin tamamen sahte olarak basılıp, 15.06.2011 keşide tarihli, 22.500,00-TL bedelli, ... çek numaralı olarak düzenlendiğini, işbu sahte olarak düzenlenen çekin 15.06.2011 tarihinde davalı ... Bank Gemlik/Bursa Şubesine takasa verildiğini, davalı tarafından da müvekkilinden hiçbir şekilde provizyon alınmaksızın, aynı gün yani 15.06.2011 tarihinde saat 07:58'de davadışı şirketin hesabından düşülerek davalı bankanın hesabına aktarılarak tahsil edildiğinin Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/704 Esas sayılı dosyası kapsamında alınan 04.11.2013 tarihli bilirkişi kurulu raporunda belirtildiğini, yine 04.11.2013 tarihli raporda, takasa ibraz edilen çeke ilişkin takas işlemleri gerçekleştirilmeden önce müvekkiline çekin bir örneğinin gönderilip gönderilmediği, çek üzerindeki unsurların teyidinin istenip istenmediği sorulduğunu, davalı tarafından dosyaya sunulan 01.10.2013 tarih, ... sayılı cevabı yazısında "... tarafından tahsil edilen 15.06.2011 keşide tarihli ve 22.500,00-TL bedelli çekin takas işlemlerinden önce çek unsurlarının teyidi ve kontrolü amacı ile fotokopisinin gönderilmediği"nin açıkça belirtildiğini, müvekkilinin n söz konusu sahte çeke ilişkin ödeme yapıldığı konusunda bilgisinin ise davalı banka tarafından bir bildirim yapılması ile değil, müşterinin 16.06.2011 tarihinde şubeye başvurusunda 15.06.2011 tarihinde hesabından çıkan çek ödemesinin bilgisi dahilinde olmadığını bildirmesi ile olduğunu, müşterisinin bu bildirimi üzerine müvekkilinin takas merkezine bilgi verilerek sahte çekin görüntüleri, ibraz edildiği şube bilgilerinin temin edilmeye çalışıldığını, anılan bilgiler 16.06.2011 tarihinde temin edildikten sonra da müşteriye bilgi verildiğini, müşterinin konuya ilişkin 17.06.2011 tarihinde Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2011/17327 soruşturma numaralı dosyası ile suç duyurusunda bulunduğunu, ifadesinde de açıkça Banka ile yaptığımız araştırmalar neticesinde bu bilgileri edindiğinin bildirdiğini, görüldüğü üzere tamamen sahte olarak basılıp, 15.06.2011 keşide tarihli, 22.500,00-TL bedelli, ... çek numaralı çek tahsil edilmek üzere 15.06.2011 tarihinde ...Bank Gemlik/Bursa Şubesine takasa verildiğini, ancak müvekkil Banka'ya bu çek ile ilgili hiçbir bildirim yapılmadığı gibi teyit de istenmediğini, bunun yanında davalı bankanın söz konusu çeki ödemeden önce üzerine düşen hiçbir yükümlülüğü de yerine getirmediğini, somut gerçeklik izah edildiği gibi olmakla, mahkemece dosya içeriği tümüyle değerlendirilmeden usul ve yasaya aykırı şekilde karar verildiğini, mahkemece hükme esas alınan 05.12.2019 tarihli bilirkişi raporunun somut olaya, usule, yasaya, kanun hükümlerine tamamı ile aykırı olduğunu, bilirkişilerin konu hakkındaki yasal düzenlemeleri özellikle somut uyuşmazlığa uygulanacak olan Bankalar Arası Takas Protokolünü göz ardı ederek rapor düzenlediğini, dosya kapsamında alınan raporlar ve son alınan rapor olan 05.12.2019 tarihli bilirkişi raporun somut olaya uygun olmadığını, 05.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda, "Herhangi bir kusur varsa, herhangi bir kusur aranacaksa; Davacı Bankanın Takasa elektronik ortamda ibraz edilen ve daha önce Kendi Bankasında işlem görmüş olan çekle ilgili olarak kendi Bankacılık Uygulama yazılımında, kendi sisteminde gerekli imza kontrolü, çekin daha önce işlem görmüş olması nedeniyle çek numarası çek tutarı kontrolü gibi gerekli kontrolleri yapmak suretiyle sistemsel uyarı ve ikazı yapıp provizyon vermemesi gerektiği" yönünde tamamen somut olaya, bankacılık uygulamalarına ve takas uygulamasına aykırı değerlendirmelerde bulunulduğunu, öte yandan söz konusu değerlendirmelerin, bilirkişinin somut olayı yanlış/eksik incelediğinin ve takas sistemine ilişkin işleyişi bilmediğinin en büyük kanıtı olduğunu, belirtilen diğer dava dosyasında yer alan belge ve bilirkişi incelemeleri ile sabit olduğu üzere, müvekkili Bankaca bastırılmış olan 30.06.2011 tarihli gerçek çekin, hamili tarafından hiç bir zaman bankalara ibraz edilmediğini, Bankaların sistemlerine girmediğini, doğrudan keşideciye ibraz edilerek elden ödendiğini, bu hususun 12.07.2017 tarihli ilk bilirkişi raporunun 8.sayfasında "Sözkonusu çek yetkili hamil tarafından muhatap bankaya ibraz edilmeden elden tahsil edilmiştir." denilmek sureti ile tespit edildiğini, ancak 05.12.2019 tarihli raporda bilirkişinin dosyayı ve somut olayı ne kadar yanlış irdelediğini açıkça ortada olduğunu, gerçek/asıl çekin keşide tarihinin sahte çekten sonra olması, bu sebeple gerçek/asıl çekin ödenmek üzere zaten hiç sisteme girilmemiş olduğu, daha önce sisteme bu çek numarası girilseydi zaten sistem tarafından da tespit edileceği, bu çekten provizyon istendiğinde de anlaşılacağının ortada olduğunu, 05.12.2019 tarihli raporunda bilirkişinin bu hususu gözden kaçırdığını, sanki bu çek bankalar sistemi aracılığıyla ödenmiş gibi mahkemeye gerçek olmayan/eksik değerlendirmeler sunduğunu, kaldı ki, somut olayda davaya konu edilen ve sahte olan (müvekkili Banka tarafından bastırılmayan) 15.06.2011 tarihli çekin, aynı tarihte ibraz edildiğini, sahte olmayan ve müvekkili Bankanın bastırmış olduğu çekin ise 30.06.2011 keşide tarihi taşıdığını, bu durumda, 05.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda yer alan "daha önce kendi bankasında işlem görmüş", "çekin daha önce işlem görmüş olması" gibi değerlendirmelerin hem diğer çekin hiçbir zaman bankalar sistemine girmemiş olması (bankalara ibraz edilmemiş olması) hem de zaten işbu dava ile talep edilen 22.500 TL'lik (sahte) çekten sonraki bir keşide tarihi taşıyor olması nedeni ile somut olaya ve gerçeğe uygun olmadığını, diğer bir ifade ile bilirkişinin çekin daha önce işlem görmüş olduğu yönündeki tespitinin somut olaya uygun bulunmadığını, bu sebeple 05.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili Bankaya isnat edilen sözde kusurun somut olayda gerçekleşmediğini, bilirkişinin takas/bankalar arası takas işlemleri hususunda uzmanlığı olmadığının da bilirkişi tarafından yapılan bu değerlendirmeler ile ortaya çıktığını, ayrıca değerlendirme yapması için gerekli olan "çekin fiziken incelenmesi" işlemini de gerçekleştirmediğini, zira 05.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda, "çekte fiziki görünüş itibariyle herhangi bir sahtecilik yada klonlanmış olduğunu gösterir bir emare bulunmadığından" yönünde bir tespit yapıldığını, bilirkişinin çek incelemek açısından uzmanlığı bulunmadığı gibi, zaten çek aslı dava dosyasında bulunmadığından bu incelemeyi de yapamayacağını, çekin aslını incelemeden çekte fiziki görünüş itibarıyla sahteliğine ilişkin bir emare bulunmadığı sonuca nasıl vardığının da anlaşılamadığını, dosyadaki bilirkişilerin yasal düzenlemeleri tümüyle gözardı ederek rapor düzenlediklerini, bu raporların hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, T.C Merkez Bankası tarafından yayımlanan ve 20.01.2010 tarih, 27468 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 2010/2 Çek Defterlerinin Baskı Şekline ve Bankaların Hamile Ödemekle Yükümlü Olduğu Miktarın Belirlenmesine İlişkin Tebliğ'in 3üncü maddesinin "e" bendinde yer alan "Çek yaprakları MICR-Manyetik Mürekkepli Karakter Okuma (...) yöntemi ile ve ... kodlama standardı kullanılarak manyetik mürekkep ile kodlanır. ...." düzenlemesi gereği çeklerin üzerindeki mürekkepler bankalarda bulunan makinalarca tanınabilecek türde olmak zorunda olduğunu, davalı banka çalışanlarının bu basit kontrolü yapmış olsalardı zaten çekin sahte olduğunun kolaylıkla tespit edilebilecekken davalı bankanın bu kadar kolay bir yöntemi uygulamaması nedeni ile oluşan zarara katlanması gerektiğini, nasıl ki bankalar kendilerine ibraz edilen para ve kıymetli madende detaylı incelemeler yapmak zorunda ise, kendilerine ibraz edilen çekler için de aynı incelemeyi yapmak zorunda olduğunu, nitekim bu hususun Bankalar Arası Takas Protokolünün 9. Maddesinde “Muhatap banka dışındaki bankalar, çek hamilleri tarafından ibraz edilen çeklerin; şekil şartlarını, ciro silsilesini, ibraz süresini, çekte tahrifat olup olmadığını, imza dışında sahtecilik, çek hamilinin yetkisi vs. açısından geçerli olup olmadığını kontrol edip tahsile aldıktan sonra, bu çeklere ait banka kodu, şube kodu, hesap no, çek no, çek tutarı bilgilerini Yönetmelik ve İzahname hükümleri çerçevesinde ilgili Bankaya iletmek üzere bilgisayar ortamında takas odasına intikal ettireceklerdir." şeklindeki düzenlemesi ile bankalara görev olarak yüklenildiğini, davalı Bankanın kendisine ibraz edilen çeki her yönü ile inceleme yükümlülüğü altında olan banka olduğunu, ancak davalı bankanın bu incelemeyi yapmadığını, bu sebeple Bankalar Arası Takas Protokolünün 16. maddesinde yer alan; "Çek bedeli muhatap bankadan tahsil edildikten sonra, hesap sahibinin itirazı üzerine çekte imza sahtekarlığı dışında sahtekarlık bulunduğunun, çekin tahrif edilmiş veya geçersiz olduğunun sabit olması nedeniyle muhatap bankanın, keşideciye çek tutarının tamamını veya bir bölümünü iade etmek veya daha fazla bir tutar ödemek zorunda kalması halinde; çekin ibraz edildiği banka muhatap bankaya,muhatap bankanın keşideciye ödemek zorunda kaldığı bu tutarı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Bankalararası Para Piyasası’nda oluşan ortalama O/N (Overnight) Faiz Oranı (şu anda Reuters ekranlarında CBTD sayfasında ilan edilen) ortalaması üzerinden hesaplanmış faizi ile birlikte ödeyecektir." düzenlemesi kapsamında sorumlu olduğunu, durum böyle iken bilirkişiler tarafından bu hususlar değerlendirilmeden hazırlanan raporların hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, kaldı ki, davalı banka tarafından gerekli inceleme yapılmış olsaydı ve müvekkili bankadan provizyon talep edilmiş olsaydı huzurdaki davanın açılmasına sebep olan ödeme işleminin de gerçekleşmeyeceğinin açık olduğunu, öte yandan gerekçeli kararda ise müvekkili Banka'nın "... Bankalar Arası Takas Protokolü'nün 12. maddesi uyarınca davacı bankanın görüntünün incelenmesi hususunda üzerine düşen dikkat ve özen yükümünü yerine getirmediği ..." şeklinde ibarelere yer verilmesinin de somut olaya tamamen aykırı olduğunu, ayrıca bilirkişinin 05.12.2019 tarihli raporunda müvekkili Bankadan provizyon alındığına ilişkin tespitinin de somut olaya uygun olmadığını, zira davalı banka da provizyon alındığına ilişkin bir belge sunamadığını, davalı bankaca sunulan yazışmaların, dava konusu sahte çeke ilişkin ödemenin gerçekleştirilmesinden sonraki tarihlerde (gerçek çeke ilişkin olarak) yapıldığını, davalının sanki provizyon alınmış gibi göstererek mahkemeyi yanıltmaya yönelik beyanlarda bulunduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacı muhatap bankanın çek hesabı sahibi müşterisine ödemek zorunda kaldığı çek bedelinin, davalı bankanın takasa sunulan çeke ilişkin inceleme yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiasına dayalı olarak davalıdan rücuen tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, dava dışı müşterisinin Argıncık şubesi nezdinde çek hesabı bulunduğunu, bu hesap kapsamında dava dışı müşterisi tarafından keşide edilen 30/06/2011 keşide tarihli, 5.000,00 TL bedelli çekin tamamen sahte olarak basılıp, keşide tarihinin 15/06/2011, çek bedelinin ise 22.500,00-TL olarak değiştirildiğini, ... Bank Gemlik şubesine takasa verilerek ... Bank tarafından tahsil edildiğini, müvekkiline karşı, sahte çekten dolayı Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/704 Esas sayılı dosyası ile TTK md. 724 uyarınca alacak davası açıldığını, bu dosya kapsamında davanın kabulüne karar verildiğini, çek bedeli ile icra masrafları olmak üzere dava dışı müşterisine 46.103,77-TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, takasa sunulan çeke ilişkin olarak davalı bankanın kendisinden provizyon almadığını, çekin sahte basılıp basılmadığı konusunda inceleme yapmadığını, imza için kendisinden teyit almadığını, Bankalar Arası Takas Protokolünün 9.maddesine aykırı davrandığını, bu nedenle müşterisine ödemek zorunda kaldığı bedeli Protokolün 16.maddesi uyarınca kendisine ödemek zorunda olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.Mahkemece, alınan 12.07.2017 tarihli kök, 13.02.2018 tarihli ek rapor ve 05.12.2019 tarihli bilirkişi raporları uyarınca davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemece eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmaktadır. Şöyle ki; Öncelikle davacı tarafın, Bankalar Arası Takas Protokolüne göre davalının sahte çekin takasa ibrazı konusunda üzerine üstüne düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini ileri sürmesine rağmen ilgili Protokol kapsamında inceleme yapılması gerekirken mahkemece bu kapsamda inceleme yapılmamış, bilirkişi raporları aynen tekrar edilerek karar verilmiştir. Oysa ki sunulan bilirkişi raporlarında, davacı vekilinin istinaf dilekçesi ve rapora itiraz dilekçelerinde belirttiği çelişkiler bulunduğu, ancak bu çelişkiler giderilmeden karar verildiği görülmektedir. Nitekim, davalı bankadan, ibraz edilen çeke ilişkin bilgi ve belgeler istenmeden karar verildiği gibi, ibraz edilen sahte çeke ilişkin olarak çekin bir örneğinin muhatap davacı bankaya gönderilip gönderilmediği, provizyon alınıp alınmadığının sorulmadığı, sahte olmayan asıl çekin de ödenip ödenmediği, ödenmiş ise hangi suretle ödendiği hususunda davacı bankadan sorulup belgeleri dosya kapsamına alınmadığı, bilirkişi raporlarındaki çelişkilerin giderilmediği, böylece eksik tahkikatla karar verildiği anlaşılmaktadır. Öte yandan, davacı bankaya çek hesabı sahibi müşterisi tarafından Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/704 Esas sayılı dosyası açılan dava dosyası dosya kapsamına dâhil edilip bu dosya incelenmeden karar verilmiş olması da hatalı olmuştur. Bu hususlarda gerekli inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra takasa ibraz edilen eklerin ödenmesi, Bankalar Arası Protokole ile Çek Takas İşlemleri Yönetmeliğine ilişkin uzmanlığa sahip bir bilirkişiden, çelişkileri de gideren ve davacı bankanın rücu şartlarının oluşup oluşmadığı, davalı bankanın Protokol kapsamında sorumluluklarını yerine getirip getirmediği ve buna göre sorumlu olup olmadığının tespit edildiği rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi için kararın kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, davacı vekilinin esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.23.11.2023

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog