44. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2020/2076
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/03/2020
NUMARASI: 2018/720 E. - 2020/215 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/12/2023
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların İddia ve Savunmaları:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...'ın 01/01/2013 keşide, 15/03/2013 vade tarihli, keşide yeri Bakırköy/İstanbul olan ve 14.000 TL bedelli senede dayalı olarak 02/03/2013 tarihinde Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas ( eski no ... Esas) sayılı dosyası ile müvekkilleri aleyhine icra takibi başlattığını, icra takibi devam ederken alacağını diğer davalı ...'e temlik ettiğini, müvekkillerinin davalılara böyle bir borcunun kesinlikle bulunmadığını, müvekkili ...'nin şu anda maliki olduğu İstanbul İli, Esenler İlçesi, ... Mahallesi, ... Pafta, ... Ada, ... Parselde kain .. numaralı bağımsız bölümü satın almak için 04/10/2012 tarihinde 114.000,00 TL bedelle davalı ... ile anlaştığını, anlaşma uyarınca 114.000.00 TL nin 50.000,00 TL'si peşin, 50.000,00 TL'si tapunun devri aşamasında ve geri kalan 14.000,00 TL'lik kısmı ise yapının anahtar teslimi aşamasında ödeneceği konusunda anlaşmaya varıldığını, davalı ...ın, anlaşmaya aykırı hareket ettiğini, anahtar teslimi yapmadan dava konusu 14.000,00 TL'lik emre muharrer senedi takibe koyduğunu, Bakırköy ... Noterliğinin 16/03/2013 tarih ve ... ve ... yevmiye numralı ihtarnameleri ile dava konusu senedin iadesi için davalıya ihtarname keşide ettiklerini, icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulü ile davalılara borçlu olmadığımızın tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas ( eski no ... Esas) dosyasından 14.000,00 TL bedel tutarında bonoya istinaden başlatılan takibin kesinleştiğini, taraflar bono borcunun ödenmesi konusunda anlaşmaya vardıklarını, bu anlaşma sonucunda herhangi bir ödeme yapılmadan düzenlenen makbuz ve ibraname adı altındaki protokolü imzaladıklarını, imzalanan protokol gereğince satış yapılan taşınmazda yapılması gereken işlerin satıcı ... tarafından yapıldığını ve davacılara teslim edildiğini, davacının taşınmaz tapu satışını aldığını, ödenmesi gereken bakiye satış bedelini davalı ...' a ödemediğini, bakiye satış bedeline karşılık düzenlenen ve icra takip konusu yapılan bono karşılığının herhangi bir şekilde ödenmediğini, söz konusu bono bedelinin davalı ...'a veya müvekkiline ödendiğine dair davacı elinde herhangi bir ibra belgesi veya ödendiğine dair banka makbuzu, dekontu bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "Davalı ... ve ...'e KARŞI AÇILAN DAVANIN KABULÜNE, 1-Davacının Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibine girişilen 14.000,00-TL tutarındaki senede yönelik alacak nedeniyle davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, icra takibinin bu miktar üzerinden iptaline, Davalı ...'a karşı açılan davanın FERAGAT NEDENİ İLE REDDİNE, 2-Davalının icra takibine girişmekte kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden ve İİK'nun 72/5 maddesindeki şartlar oluşmadığından davacıların kötü niyet tazminat taleplerinin reddine, " karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacılar aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas (eski no ... Esas) dosyasından 14.000,00 tl bedel tutarında bonoya istinaden kambiyo takibi başlatılmış olup takip itiraz edilmeden kesinleştiğini, davacılar aleyhine başlatılan icra takibi kesinleşmiş olduğundan taraflar bono borcunun ödenmesi konusunda anlaşmaya vardığını, bu anlaşma sonucunda herhangi bir ödeme yapılmadan düzenlenen makbuz ve ibraname adı altındaki protokolü imzalandığını, imzalanan protokol gereğince satış yapılan taşınmazda yapılması gereken işler satıcı ... tarafından yapılmış ve davacılara teslim edildiğini, davacılar ödenmesi gereken bono borcunu haciz işlemi tarihine kadar ödememiş, haciz işleminden sonra icra dosyasına ödemek zorunda kaldığını, takip konusu yapılan tanınmaz alım satımına ilişkin düzenlenen bakiye alacağını, bu hususun davacı tarafından açıkça beyan edildiğini, davacı ..., taşınmaz tapu satışını almış, ödenmesi gereken bakiye satış bedelini davalı ...' a ödemediğini, bakiye satış bedeline karşılık düzenlenen ve icra takip konusu yapılan bono karşılığı herhangi bir şekilde ödenmediğni, söz konusu bono bedelinin davalı ...' a veya müvekkile ödendiğine dair davacı elinde herhangi bir ibra belgesi veya ödendiğine dair banka makbuzu, dekontu bulunmadığını takip konusu bononun teminat senedi olabileceği düşüncesiyle ve tanık anlatımlarına itibar ederek hukuka aykırı bir karar verdiğini, takip konusu bono teminat senedi değildir açıkça borç ikrarını taşımakta ve kambiyo niteliğinde olduğunu, yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına yeniden değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç: Dava,
İİK'nun 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı icra takibine konu edilen bonoyu taşınmaz satım sözleşmesi gereğince anahtar teslimi sırasında ödenmek üzere verdiğini, anahtar teslimi yapılmadan anlaşmaya aykırı şekilde icra takibine konu edildiğini beyanla bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Dava konusu 01/01/2013 keşide, 15/03/2013 vade tarihli, keşide yeri Bakırköy olan ve 14.000 TL bedelli senedin borçlusunun davacı ..., lehtarının davacı ... olduğu ve davalı ... 'a ciro edildiği, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile lehtar ... tarafından davacılar aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile 12.04.2013 tarihinde takibe konu edildiği, ve alacağın 14.06.2015 tarihinde diğer davalı ...'e temlik edildiği, bonoda "nakden" ibaresi bulunduğu, arka yüzünde senedin dairenin kombi hariç full olarak anahtar tesliminde ödeneceği yönünde lehtar tarafından şerh verilmiş olduğu görülmektedir. 6102 Sayılı TTK 789/1-a maddesi atfı ile, bonoda da uygulanacağına dair atıf bulunan,
TTK 689. Madde de; " (1)Ciro "bedeli teminattır" "bedeli rehindir" ibaresini veya rehnetmeyi belirten diğer herhangi bir kaydı içerirse, hamil poliçeden doğan bütün hakları kullanabilir. Fakat kendisi tarafından yapılan bir ciro ancak tahsil hükmündedir. (2) Poliçeden sorumlu olanlar, kendileriyle ciranta arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri hamile karşı ileri süremezler; meğer ki, hamil poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun" hükmü düzenlenmiştir. Bonodaki “malen”, “nakden” gibi ifadeler, senedin ihdas ve borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik bedel kaydı olup, keşideci ve lehtar arasındaki iç ilişkide ispat yükü konusunda önem taşıyacağından, senedin kambiyo vasfına etkili değildir. Bonodaki "nakden" ibaresinin aksi yazılı belge ile kanıtlanabilir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili durumunda ispat yükü senedi ta'lil edene aittir. Bedelsizlik , kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmaması, geçersiz ya da sona ermiş olmasıdır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti gereklidir. Bedelsizlik iddiası, 6102 Sayılı TTK 687. maddesi anlamında bir kişisel def'i olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Senedin bedelsiz olduğunun ispat yükü keza iddia eden tarafa aittir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, takip konusu senedin arka yüzünde asıl borç ilişkisine atıf yapan ve ödemeyi şarta bağlayan kayıt bulunduğu, bu kaydın senedin ön yüzünde olmaması nedeniyle bononun kayıtsız şartız ödeme vaadini içermesi gerektiği unsurunun uyuşmazlık konusu bonoda mevcut olduğu, bononun vade tarihinden sonra düzenlenen ve davacılar ve davalı ...'ın ve vekili ile şahit imzalarını içeren 15/05/2013 tarihli "Makbuz Ve İbranamedir " başlıklı belge ile senedin arka yüzündeki yazının içeriği ile dosya kapsamı ve tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere, davacı ...'nin davalı ...'dan taşınmaz satın aldığı, satış bedelinin 114.000,00 TL olduğu, 100,000,00 TL nin ödendiği satış bedelinden kalan bakiye 14.000,00 TL için taşınmazdaki eksik işlerin tamamlanması bedeline karşılık uyuşmazlık konusu bononun tanzim edildiği, anılan 15.05.2015 tarihli belgede dava konusu senedin takibe konulduğu dosyaya atıf yapıldığı, bedelin taksitler halinde ödeneceği ve buna karşılık davalının üstlendiği işleri en geç 15.06.2013 tarihine kadar eksiksiz tamamlayacağı, tamamlamaması halinde 14.000,00 TL'nin ...ye iade edileceğinin düzenlendiği, bu şekilde davacılar ile alacaklı hamil ... arasında bir temel ilişki bulunduğu , bu nedenle keşidecinin hamile karşı kişisel bedelsizlik defini ileri sürebileceği anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda somut olayda, uyuşmazlığın çözümü bakımından davalı hamilin üstlendiği: sattığı dairenin eksik işlerini tamamlama edimini yerine getirip getirmediğinin tespiti gerekmektedir. Dosyaya sunulan protokol başlıklı 27.09.2013 tarihli belgede taşınmazın satımına aracılık eden davacı ... 'nın dava dışı ... isimli kişi ile ...ın yarım bıraktığı inşaatın eksik işlerinin yapılması için düzenlendiği, bu belgenin tarihine bakıldığında ...'ın 15.06.2013 tarihine kadar bitirmeyi üstlendiği işleri tamamlamadığı açıktır. Diğer yandan 15/05/2013 tarihli "Makbuz Ve İbranamedir " başlıklı belgede ... vekili olarak imzası bulunan avukat ... tanık olarak dinlenilmiş, ifadesinde ; ...'ın sattığı dairenin bakiye 14.000,00TL bedeli için icra takibi yaptığını, bununla ilgili buluşup anlaştıklarını, anlaşmaya göre ...'in inşaatı bitirip parasını alacağını kararlaştırdıklarını, ...'e parayı aldığında inşaatı bitirebilecekmisin diye sorduğunda bitiremeyeceğini söylediği için bu parayı ...'dan almadığını ve ...'a bu parayla inşaattaki eksikleri tamamlamasını söylediğini beyan etmiştir.27.09.2013 tarihli belgede inşaatı tamamlamayı üstlenen ... tanık olarak verdiği ifadesinde, ...ın inşaatı yarım bırakıp kaçtığını, kendisinin daire sahiplerinden aldığı para ile yarım kalan inşaatı tamamlayıp teslim ettiğini beyan etmiştir. Senedin tanziminden sonra alacaklı ...'ın imzaladığı sözleşmede senedin taşınmaz satışından kaynaklı bakiye bedel için verildiği kabul edilmiş olduğundan senedin ihdas nedeninin nakden değil malen olduğu yazılı belge ile sabittir. İhdas nedeni malen olan senede karşılık teslim edilmesi gereken malın ise, na tamam işleri yapılarak eksiksiz teslimi gereken taşınmaz olduğu, alacaklı ... ve davacılar arasındaki temel ilişkinin kanıtlanmış olduğu gibi satışı yapılan taşınmaz inşaatının alacaklı tarafından yarım bırakıldığı, eksik işlerinin tamamlanmadığı bu yolla senedin bedelsiz kaldığı iddiasının da davacılar tarafından keşide edilen ihtarname içerikleri, tanık ... ile düzenlenen yarım bırakılan inşaat işlerinin tamamlanmasına ilişkin sözleşme içeriği ve ...'ın yüklendiği inşaatı tamamlayıp anahtar teslimi şeklinde teslim etmediğine ilişkin tanık beyanları ile ispatlandığı , davalı protokol gereği inşaattaki eksik işlerin tamamlandığını ve bu şekilde eksiksiz teslim edildiğini savunmuş ise de dosyada mevcut davacı delillerine karşılık bu savunmayı doğrulayan bir delilin bulunmadığı sonuç olarak senedin bedelsiz kaldığı, davacıların takip konusu senet nedeniyle borçlu olmadıklarına dair mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.