Esas No
E. 2020/1797
Karar No
K. 2023/1844
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2020/1797

KARAR NO: 2023/1844

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 25/06/2020

NUMARASI: 2017/615 E. - 2020/287 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacılar tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ...'nın, davacı şirketin yetkilisi olduğunu, şirketin 2008 yılında ekonomik krize girmesi nedeniyle yöneticinin, dayısı ...'den borç aldığını, borcun teminatı olarak 23.09.2008 tarihli sözleşmede belirtildiği üzere ... AŞ lehine tesis edilmiş ipotekli alacakların ...'ye temlik edildiği gibi müvekkillerince teminat senetleri de verdiğinin Protokolün 8. maddesinde belirlendiğini , bu protokolün ...'nin kayın biraderi olan ve senetleri ciro ile alarak takibe koyan davalının da tanık olarak imzaladığını, 05.12.2008 tarihli sözleşme ile ...'nin toplam alacağının 6.590.000 USD olduğunun belirlendiğini, daha sonra şirkete ait fabrika binasının başka alacaklılarca haczedilmesi üzerine ...'nin alacağının teminat altına alınması için fabrika binasının ... adına tescilinin talep edildiğini, taraflar arasında düzenlenen 30.12.2008 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin 3 ve 8.maddelerinde, ... tarafından verilen borçların satım bedelinde dikkate alınacağının kabul edildiğini, bu sözleşme gereğince taşınmazın devir edildiğini ve devir alanın yukarıda belirtilen şekilde yapılan ödemelerin dışındaki borçlarını bloke çek, havale ve ... ödeme yaparak ödediğini, müvekkili şirketçe Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/988 Esas sayılı dava dosyasında, inanç sözleşmesinin ihlali nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açıldığını, alıcının sunduğu 18.01.2012 tarihli cevap dilekçesinin 4. sayfasında, satıştan önce yapılan ...'nin yaptığı ödemelerin satım bedeline sayıldığı, satış bedelinin kalan kısmınında sözleşmeden sonra ödendiğin savunulduğunu, dilekçenin 8. Sayfasında "....tüm bu ödemeler göstermektedir ki taşınmaz değerinden bile fazla bir fiyat ile müvekilimizce alınmıştır" denildiğini, aynı ifadelerin 26.03.2012 tarihli ikinci cevap dilekçesinde de bulunduğunu, sözleşme hükümleri ile ...'nin mahkeme huzurundaki ikrarının ... tarafından yapılan ödemelerin şirkete ait taşınmazın satış bedeline sayıldığını gösterdiğini, davacıların akrabalık ilişkisi ve sözleşme nedeniyle ...'ye verdikleri ve satış bedelinden mahsup nedeniyle konusuz kalan senetleri iade almadıklarını, ...'nin 13.10.2009 tarihinde vefat etmesinden sonra konusuz kalan, 12.09.2008 düzenlenme ve 19.09.2008 ödeme tarihli 550.000 TL bedelli, 20.08.2008 düzenlenme ve 04.09.2008 ödeme tarihli 800.000 TL bedelli bonoların İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, 12.09.2008 düzenlenme ve 19.09.2008 ödeme tarihli 550.000 USD bedelli, 26.09.2008 düzenlenme ve 06.10.2008 ödeme tarihli 500.000 USD bedelli bonoların ise İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında davalı tarafından zamanaşımı süresi dolmadan icraya konulduğunu, bonoların ... ölmeden 10 gün önce 03.10.2009 tarihinde ...'nin abisi davalı ... ciro edildiğini, takibin kesinleşmesi ile haciz konulan borçlu şirkete ait taşınmazın kıymet takdiri yapılarak satılması üzerine bu davanın açıldığını, ...'nin imzası ile senetteki ciro imzası arasında bariz fark olduğunu, cirodaki imzanın lehdara ait olmaması nedeniyle davalının meşru hamil olmadığını, ...'nin imzasının incelemesi gerektiğini, vadeden sonra yapılan cironun alacağın temliki hükümlerine tabi olduğunu, temel ilişkiden doğan defilerin devralan hamile karşıda ileri sürülebileceğini, cirodaki imzalar ...'ye ait olsa dahi ... tarafından verilen borçların, anılan sözleşmeler ile taşınmaz satış bedeline sayıldığı için, takibe konu senetlerin satış bedelinden düşülmek suretiyle ödenmesi ile konusuz kaldığını, cironun şekli olduğunu, senet hamilinin borcu ödeyebilecek lehdar yerine, borca batık keşideciyi takip etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, senetlerin teminat olarak verildiğine dair sözleşmeye davalının da tanık olarak imza atması, fabrika binasının kiralanması ve taşınmazın satışı için ... yetki verilmesi nedeniyle davalının bu senetlerin bedelsiz kaldığını bildiğini ileri sürerek, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas ve ... Esas sayılı takip dosyasında müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, tahsil edilen bedelin alacaklıdan istirdadına ve %20'den az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; paranın borç olarak alınarak karşılığında bono verildiğinin ikrarla sabit olduğunu, bonoların zorunlu unsurları taşıdığını, teminat senedi olmadıklarına dair icra hukuk mahkemesince verilmiş kesin hüküm bulunduğunu, fabrika binasının ...'ye satılması ile takibe konu bonoların ilgisinin bulunmadığını, iki farklı dava sebebi ve iki farklı olay bulunduğunu, davacının daha önce İstanbul 9.İcra hukuk Mahkemesinin 2011/985 Esas, 2012/1450 ve 2011/1085 E.-2012/571 K. sayılı dava dosyalarında açtığı davalarda teminat senedi iddiasında bulunduğunu, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının 17.08.2011 tarihinde, 2011/21322 Esas sayılı dosyasının ise 19.09.2011 tarihinde açılmasına rağmen sekiz yıl sonra açılan davanın kötü niyetli olduğunu, kısmi istirdatlar üzerinden bir yıllık sürenin geçtiğini, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki talimatla Çatalca İcra Müdürlüğünün ... talimat sayılı dosyasında 24.02.2016 tarihinde hacizli taşınmazın satılarak tahsilat yapıldığını ve bir yıllık sürenin dolduğunu, talebin zamanaşımına uğradığını, borcun ödendiğini veya düştüğünün kesin delillerle kanıtlanması gerektiğini, bononun teminat bonosu olmadığını, bonolarda ve sözleşmelerde buna ilişkin bir açıklama bulunmadığını, her iki takip nedeniyle teminat iddiasıyla icra mahkemelerinde açılan davaların reddedilerek kesinleştiğini, fabrika binasının ...'ye satıldığının doğru olduğunu, ancak bu satışın icra takibine konu bonolarla ilgisi bulunmadığını, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/713 esas sayılı dava dosyasında, taşınmazın hangi bedelle ne şekilde alındığının davacı tarafından açıklandığını, davacının kendi ticari defter ve kayıtlarına aykırı beyanda bulunarak haksız menfaat sağlamak istediğini, davacının icra takibine konu bonoların borca ilişkin olduğunu beyan kabul ve ikrar ettiğini, İstanbul 12 Asliye Ticaret Mahkemesi nin 2014/713 esas sayılı dava dosyasının derdest olduğunu, bonoların ...'den alınan borçlar için verildiğinin ikrar edildiğini, davacı tarafından açılan çok sayıda davada da edimini yerine getirmediğinin anlaşıldığını keşideci ve aval verenin lehdar cirosuna ilişkin iddialarının dinlenemeyeceğini, ...'nin ölmeden önce bonoları alacağın temliki hükümlerine göre müvekkiline devir ettiğini, vade tarihinden sonra yapılan cironun alacağın temliki hükmünde olduğunu, müvekkilinin ticari ilişkisi nedeniyle bonoları ...'den aldığını, taşınmazın ...'ye devri ile bonoların ödendiği iddiasının gerçek olmadığını, tapu kayıtları ve akit tablosundan taşınmazın satın alındığının açık olduğunu, bedelinin nasıl ödendiğinin de İstanbul 12.ATM'nin 2014/713 Esas sayılı dosyası ve birleşen davalarında açıklandığını, bonoların bu protokollerle ilgili olmadığını, senetlerde ve bu protokollerde teminat senedine ilişkin bir açıklama bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...12/09/2008 tanzim 19/09/2008 ödeme tarihli 550.000 TL bedelli, 20/08/2008 tanzim 04/09/2008 ödeme tarihli 800.000 TL bedelli Keşidecisi; ... Tic Aş, Aval vereni ..., Lehdarı ... olan bonoların 17/08/2011 tarihinde İstanbul ... icra müdürlüğünün ... E sayılı takip dosyasında; 12/09/2008 tanzim 19/09/2008 ödeme tarihli 550.000 USD bedelli, 26/09/2008 tanzim 06/10/2008 ödeme tarihli 500.000 USD bedelli, Keşidecisi; ... San ve Tic Aş, Aval vereni ..., Lehdarı ... olan bonoların 09/09/2011 tarihinde İstanbul ... icra müdürlüğünün ... E sayılı takip dosyasında, Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe konulduğu ,Takip borçlularının ...San ve Tic Aş, ..., ... olduğu; İstanbul 9.İcra Hukuk Mahkemesi nin 2011/985-1450 sayılı dava dosyasında İstanbul ...icra müdürlüğünün ... E sayılı takip dosyasında takibe konu edilen bonolar ve İstanbul 9.İcra hukuk Mahkemesi nin 2011/1085-2012/571 sayılı dava dosyasında İstanbul ... icra müdürlüğünün ... E sayılı takip dosyasında takibe konu edilen bonolar hakkındaki davacıların tahrifat, teminat senedi olduğu iddiasının reddedildiği kararın Yargıtay 12 Hukuk Dairesinden geçerek kesinleştiği Büyükçekmece 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/988-2012/872 sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sonunda; mahkememiz dosyası davacısı ...San ve Tic Aş nin 30/12/2008 tarihli 'gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi'nin inançlı işlem olduğu gerekçesine dayanan tapu iptal tescil isteminin, iddianın doğru olmadığının sabit olması nedeniyle reddedildiği, kararın Yargıtay 1. Hukuk Dairesinden geçerek kesinleştiği İstanbul 28 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/163 esas sayılı dava dosyasında açılan davanın tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğu, bu dava dosyası ile aynı istemle açılan İstanbul 12 ATM nin 2011/168, İstanbul 8 ATM nin 2009/694,İstanbul 6 ATM nin 2009/720, İstanbul 10 ATM nin 2010/344 dava dosyalarının birleştirildiği ve Yargıtay bozmasından sonra İstanbul 12 Asliye Ticaret Mahkemesi nin 2014/713 esas sayısını aldığı, yargılamanın devam ettiği anlaşılmıştır.Davalının zamanaşımı itirazının incelenmesinde;

İİK 72 maddesi gereğince belirlenen 1 yıllık sürenin icra takibi sonunda alacağın tamamının borçlu tarafça ödenmesi ile başlayacağı, davanın konusu olan her iki icra takibinde borcun tamamının ödenmediği anlaşılmış olmakla zamanaşımı itirazı kabul edilmemiştir. ... mirasçıları adına Av ... 18/03/2019 tarihli dilekçe ile bonolardaki imzaların muris ... ye ait olduğunu ve ... iyi niyetli gerçek hamil olduğunu kabul ettiklerini beyanla müdahillik talebinde bulunmuştur.Talep mahkememizce 15/04/2019 tarihli ara karar ile talebin ve dilekçenin HMK 66 ve 67 koşulları taşımadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.Bono Lehdarı ... nin 14/10/2009 tarihinde vefat ettiği (müdahale dilekçesi ekinde sunulan Bursa 5 SHM nin 2009/2280-2170 sayılı veraset ilamına göre), İcra takibine konu edilen bonoların murisin vefatından önce vadesinin geçtiği ve vade geçtikten sonra 03/10/2009 tarihi atılarak ciro edildiği (bonoların arkasındaki ciro metninden görülerek) anlaşılmıştır. Yargıtay 12 HD nin 2005/21701-26340 sayılı ve 26/12/2005 tarihli ilamı da gözetilerek; davalı ... nin vadeden sonra yapılan ciro ile hamil olduğu, bu nedenle 818 sy Borçlar Kanunu nun 162 vd maddelerinde düzenlenen( 6098 sy TBK 183 vd maddeleri) alacağın temliki hükümlerinin uygulanacağı, davacı keşideci ve aval verenin senet lehdarına karşı ileri sürebilecekleri def ilerin davalı hamil ... ye karşı da ileri sürülebileceği görülmüştür. Bu nedenle mahkememizce davacıların ciro imzasının sahteliği iddiasının değerlendirilmesi bakımından lehdar ... nin imza örnekleri getirtilmiş ve bilirkişi ... nın 28/07/2019 tarihli raporu alınmıştır.Raporda ciro imzalarının lehdar ... ye ait olmadığı, taklit edildiği tespit edilmiştir.Alınan bilirkişi raporu tespiti sonucu; takibin dayanağı olan bonolardaki ciro silsilesinin bozulduğu, davalı ... yasal hamil olmadığı, sebepsiz zenginleştiği anlaşılmıştır. Sonuçta bonolar ile temsil edilen alacak yönüden aleyhine sebepsiz zenginleşilen lehdar ... dir. Eski 818 sy BK 164 ve yeni 6098 sy TBK 185 maddesinde açıklanan kanuni temlik gereğince; bu alacak ancak ... ve onun ölümü ile mirasçıları / tarafından istenebilecektir.

Mahkememiz dosyasına davalı tarafça sunulan 25/12/2019 tarihli sözleşme ile lehdar ... mirasçılarının alacağı davalı ... ye TBK 183 gereğince temlik ettikleri anlaşılmıştır. İbraz edilen temlik sözleşmesi mahkememizce 05/12/2019 tarihli celsede HMK 184 gereğince tahkikata son verildiği açıklanmadığından kabul edilmiştir. Tahkikatın devamı sırasında yapılan temlikler mahkemece res en dikkate alınmak zorunda olduğundan, yapılan rızai temlik ile davalı ... yasal alacaklı haline geldiği tespit edilmiştir. Davacıların davalı ... nin yasal hamil olmadığı iddiaları sabit bulunmamıştır. Davacıların takibin dayanağı olan bonoların teminat senedi olduğu ve bono lehdarı ...'nin eşi ... yle yapılan "gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi" ile ödendiği iddialarında ise; Bono metinlerinde teminat senedi olduklarını gösterir kayıt bulunmaması, davacıların bonoların teminat olarak verildiğine dair imzası ikrar edilmiş yazılı belge sunmamaları, sunulan 05/12/2008 tarihli borçları gösterir belgede yedi adet senet karşılığında borç alındığına dair beyanlar dikkate alınarak teminat senedi iddiaları kabul edilmemiştir. İncelenen Büyükçekmece 2.Asliye Hukuk Mahkemesi nin 2011/988-2012/872 sayılı dava dosyasında ise davacı ... San ve Tic Aş 30/12/2008 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin inançlı işlem olduğunu,gerçek satış olmadığını iddia ederek huzurdaki davadaki ödeme iddiası ile çelişki yaratmıştır. İncelenen 30/12/2008 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde alacağa mahsup edilen miktarın ve bu miktarın dayanağı olan bonoların, teminat mektuplarının, temlik edilen alacakların açıkca/belirlenebilir yazılmadığı görülmüştür. İncelenen 05/12/2008 tarihli borçları gösterir belgede ipotekten hariç olarak toplam 4.099.000,00 YTL tutarında 7 adet senet verildiği ve senetlerin ödeme vadesinin geçtiği belirtilerek '... nin yasal takiple yapacağı tahsilatın masraflar çıktıktan sonraki net olarak kalan bölümünün' tespit edilen tutardan düşüleceği kararlaştırılmıştır. Tüm bu tespitler karşısında davacıların ödeme iddiasının da ispatlanamadığı anlaşılmıştır.Davacıların sabit olmayan menfi tespit istemlerinin reddi gerekmiştir.Davacıların istirdat isteminde ise; Alacağın temlik edildiği 25/12/2019 tarihli sözleşme tarihine kadar yapılan tahsilatlar nedeniyle davalı ... sebepsiz zenginleşmiştir. Ancak bonoların temsil ettiği alacağı istemek hakkı lehdar ... ( onun ölümü ile mirasçılarında) de olduğundan aleyhine sebepsiz zenginleşilen de Lehdar ... (onun ölümü ile mirasçıları) dır. Dolayısıyla sebepsiz zenginleşme nedeniyle istirdat isteyebilecek olanda ... (onun ölümü ile mirasçıları) dır. İstirdat istemi konusunda davacılar bono keşideci ... Tic Aş ile aval veren ...'nın taraf sıfatı yoktur.Davacıların istirdat istemekte yasal taraf sıfatı bulunmadığı gözetilerek istemin usulen reddine..." gerekçesiyle davacıların menfi tespit davasının esastan, istirdat isteminin usulden reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kambiyo senetlerindeki imzanın sahte olduğu, ciro silsilesinin bozulduğu, takip alacaklısı görünen davalının yasal hamil olmadığının bilirkişi raporu ile sabit olmasına ve bu durumun gerekçeli kararda tespit edilmesine rağmen, sözlü yargılama aşamasında sunulan alacağın temliki sözleşmesinin dikkate alınarak, davalının yasal hamil haline geldiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın kambiyo senedine mahsus takibe ilişkin olduğunu, vadeden sonra yapılan ciro ile takibe konu senetlerin meşru hamili olunamayacağını, cironun sahte olduğunun bilirkişi raporu ile belirlendiğini, takibe konu bonoların sahte ciro ile elde edilerek takibe konduğunun mahkemece benimsendiğini, sahteliğin tespiti üzerine takiplerde tahsil edilen bedellerin hesaplanması için icra müdürlüğüne müzekkerler yazıldığını, ancak temlik sözleşmesi ile ara karardan dönüldüğünü;Oysa kambiyo senedine dayalı takip nedeniyle müvekkilinin takip alacaklısına borçlu olmadığının tespitinin istenildiğini, davadan iki yıl ve tüm deliller toplandıktan sonra yapılan bir temlik sözleşmesinin yaklaşık on yıl önce başlatılan kambiyo senetlerine mahsus icra takibine yasal dayanak oluşturamayacağını, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirileceğini, temliğin esas alınmasının iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı olduğunu, davalının bu yasağı aşama ümidiyle 25.12.2019 tarihli temlik sözleşmesini, 27.12.2019 tarihli ıslahla sunduğunu, ancak usulüne uygun bir ıslah bulunmadığını, ıslah harcının yatırılmadığını, harç yatırılsa dahi HMK'nın 177. maddesi uyarınca ıslahın, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceğini, mahkemenin 05.12.2019 tarihli celsesinde tahkikatı sona erdirerek sözlü yargılamaya geçtiğini, tahkikat bittiğine göre harcı yatırılmamış bir talebin ıslah olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bu aşamada dosyaya yeni delil sunulmasının da mümkün olmadığını;Kambiyo senedine değil de adi borç ilişkisine dayalı bir alacağın varlığı kabul edilse dahi, bu alacağın zamanaşımına uğradığını, temlik sözleşmesi yapılıncaya kadar, hak iddia edilen alacakla ilgili zamanaşımını kesen bir işlem bulunulmadığını, takiplerde ...'nin de borçlu olduğunu, ciro sahte olduğuna ve takipte borçlu gösterilenlerden ...'nin hak sahibi olduğu belirtildiğine göre, takip dosyası özelinde alacaklı ve borçlu sıfatının birleşmesi nedeniyle TBK'nın 135.maddesi gereğince borcun sona ereceğini, müvekkillerince ...'ye verilen takibe konu senetlerin bedellerinin taşınmaz satış bedeline mahsup edilerek ödenmesi nedeniyle takibin konusuz kaldığına ilişkin iddia ile ilgili deliller toplanmadan ve ilgili mahkeme dosyaları getirtilmeden bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verilmesinin eksik inceleme niteliğinde olduğunu; Davada iki temel iddiada bulunulduğunu, bunların senet bedellerinin taşınmaz verilerek ödendiği, konusuz kalan senetlerin vadesinden sonra senet lehtarı ve müvekkilin dayısı olan ...'nin imzası taklit edilerek, davalı ... yapılan cirodaki imzanın sahte olduğu iddiası olduğunu, mahkemece 29.03.2018 tarihli duruşma 2 nolu ara kararı ile “davacının ödeme ve mahsup iddialarının değerlendirilmesi” için dosyanın bilirkişi ... verilmesine karar verildiğini, ancak ara karara rağmen dosyanın yeni bir karar alınmadan bilirkişi olarak ...'ya verildiğini, bu bilirkişinin, sadece “senetlerin ödeme ve mahsup nedeniyle konusuz kalıp kalmadığı” konusunda inceleme yapmakla görevlendirilmesine karşın 19.11.2018 tarihli, dosyaya sunulan sözleşme ve belgelerin incelenmeden görev konusunda hiç bir değerlendirme yapılmadan görev alanı dışında cirodaki sahtelik iddiasıyla ilgili yorumlarda bulunulduğunu, Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan hukuki mütalaanın sunulmasından sonra imza sahteliğine ilişkin rapor alınmasına karar verildiğini, alınan rapor ile de imzaların sahteliğinin belirlendiğini, senet bedellerinin taşınmaz devri ile ödendiği iddiası konusunda bir inceleme yapılmadan karar verildiğini, belirtildiği üzere alınan bonolar karşılığında senet lehtarının eşi ...'ye fabrika binası devretmek suretiyle senetlerin ödenmesi ile takibe konu bonoların konusuz kaldığını, 23.09.2008 tarihli sözleşmede müvekkilinin ...'den borç aldığı ve karşılığında takibe konu senetlerin teminat olarak verdiğinin yazıldığını, davalı ... de ...'nin kayın biraderi ve sözleşmenin tarafı olduğunu, 05.12.2008 tarihinde müteveffa ... ile davacılar arasında ...'nin davacılardan olan toplam alacağının teyidi için bir belge daha imzalanarak 6.590.000 USD borç bulunduğunun belirlendiğini ve şirketin fabrika binasının başka alacaklılarca haczi üzerine binanın lehdarın eşi ...'nin üzerine geçirilmesini talep etmesi nedeniyle bu işlemin gerçekleştirildiğini, sözleşmenin ilgili maddelerinde satım bedelinin daha önce yapılan ödemelerden mahsup edileceği ve kalanın ödeneceğinin belirtildiğini, ...'nin de kalan borcu ödediğini, bonodan kaynaklı alacak bulunması halinde bu ödemelerin de yapılmayacağının tabii olduğunu, inanç sözleşmesi kapsımında açılan tapu iptali ve tescil davasında da ödemelerin mahsup edildiğinin ikrar edildiğini, deliller arasında bulunmasına rağmen bu dava dosyalarının incelenmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, taşınmaz devri ile yapılan ödeme ile bonoların konusuz kaldığını, davalının 18 yıl işçisi olarak çalıştığı şirketin bu denli yüksek bedelli senedini ciro ile devralacak ekonomik gücü olmadığını, lehdar ve mirasçıları hakkında takip yapılmamasının da bunu doğruladığını, konusuz kalan senetler nedeniyle davalı ve kız kardeşi ...'nin haksız menfaat teminine çalıştıklarını, ...'nin ölümünden kısa süre önce senetlerin ciro edildiğini, cironun sahte olduğunu ve alacağın temlikinin de gerçek olmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas ve .... Esas sayılı dosyalarında başlatılan takipler nedeniyle davacıların borçlu olmadığının tespiti ve istirdat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davalı tarafından İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 12.09.2008 düzenleme, 19.09.2008 vade tarihli 550.000 USD bedelli bono ile 26.09.2008 düzenleme ve 06.10.2008 vade tarihli 500.000 USD bedelli bonoya dayalı toplam 2.418.245 TL alacağın tahsili amacıyla kambiyo senetlerine mahsus takip yapıldığı, her iki bononun davacı şirketçe edildiği, ...'nın aval veren olduğu anlaşılmıştır. Takip konusu bonoların ... emrine düzenlendiği bu kişinin cirosu ile davalı tarafından, lehtar, keşideci ve aval veren aleyhine takip başlatıldığı görülmüştür.Davalı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 20.08.2008 düzenleme, 19.09.2008 vade tarihli 550.000 TL bedelli bono ile 12.09.2008 düzenleme ve 06.10.2008 vade tarihli 500.000 TL bedelli bonoya dayalı toplam 2.103.449 TL alacağın tahsili amacıyla kambiyo senetlerine mahsus takip yapıldığı, her iki bononun davacı şirketçe keşide edildiği, ...'nın aval veren olduğu anlaşılmıştır. Takip konusu bonoların ... emrine düzenlendiği, bu kişinin cirosu ile davalı tarafından, lehtar, keşideci ve aval veren aleyhine takibe başlandığı görülmüştür.Bonoların lehtarı ...'nin 14.10.2009 tarihinde öldüğü ve bonolardaki lehdar cirosunun bulunduğu kısma 03.10.2009 tarihinin ciro edildiği, cironun tarih olarak ölüm tarihinden önce olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece davacı iddiaları doğrultusunda cirodaki imzanın lehtara ait olup olmadığı hususunda grafoloji bilirkişisinden rapor alınmış ve ibraz edilen 28.07.2019 tarihli raporda lehtara atfen atılan imzaların lehtar ...'nin eli ürünü olmadığı belirlenmiştir. Bu aşamadan sonra davalı vekilince sunulan 27.12.2009 tarihli dilekçe ile davadaki savunmalar ıslah edilmiş ve ... mirasçıları ile düzenlenen 25.12.2019 tarihli temlik sözleşmesi sunulmuştur. Bu sözleşmede her iki takip dosyasındaki alacakların ve bu dava dosyasındaki alacakların davalıya ait olduğu, ancak cirodaki imzanın murise ait olmayabileceğinin davacı tarafından iddia edilmiş olması nedeniyle bu alacağın davalı ile muris arasındaki ticari ilişkiden kaynaklandığı ve alacağın davalıya temlik edildiği belirtilmiştir.Bir davada ıslah HMK'nın 177.maddesine göre ancak tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. Mahkemece 05.12.2019 tarihinde sözlü yargılama için duruşma günü belirlenmiş ise de ara kararda bunun yanı sıra dava dosyasının tahsilatı yapan icra müdürlüğüne gönderilerek davalı tarafından ödenen miktarın bildirilmesinin istenilmesi nedeniyle tahkikatın usulüne uygun şekilde sona erdirilmediği anlaşılmıştır. Davalı tarafından HMK'nın 177. maddesine uygun şekilde tahkikat sona erdirilmeden yazılı dilekçe ile savunma sebepleri ıslah edilmiş olması nedeniyle HMK'nın 179. maddesi gereğince bu aşamadan sonraki yargılamanın ıslah doğrultusunda yapılması yerindedir. Cevap dilekçesindeki savunmaların ıslah edilmesi ve cevap dilekçesinin harca tabi olmaması nedeniyle ıslah için harç ödenmesine gerek bulunmamaktadır.Alacağın devri HMK'nın 183.maddesince düzenlenmiş olup, kanun, sözleşme, işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızası aranmaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devir edebilir. Somut olayda, davalı ile bono lehtarının mirasçıları arasında düzenlenen temlik sözleşmesi ile alacağın devir edilmiş olması karşısında bonodan kaynaklı hakların alacağın temliki yoluyla davalı tarafından iktisap edildiği ve mirasçıların temlik ve onayları ile takip tarihinden itibaren davalının bonodan kaynaklı hakkın sahibi olduğu anlaşılmıştır. Bonoların vadesinden sonra ciro edilmesi nedeniyle alacağın devri hükümlerinin uygulanması gerekir. Bu durumda borçlular, alacaklıya karşı sahip olduğu şahsi def'ileri de alacaklıya karşı ileri sürebilirler. Davacılar vekili esas olarak, davacılar ile ... ve ... arasında düzenlenen sözleşmelere davalının tanık olarak katıldığını, taraflar arasındaki sözleşme ile ticari ilişkilerin işleyişini bildiğini, bu nedenle bonoların teminat bonosu olarak verildiğinden haberdar olduğunu, bonoların ...'ye devir edilen taşınmaz ile ödendiğini ileri sürmüştür. Davacılar ile ... arasında düzenlenen 23.09.2008 tarihli sözleşmeye davalı tanık olarak imza atmıştır. "Banka Alacağının Devri ve Temliki ile Borç Yapılandırma Protokolü" başlıklı belgede davacı şirket ile ... arasında şirketin ... AŞ'ye olan ipotek karşılığı borçları ile diğer borçlarının yapılandırılması daha önce yapılandırılmış olan yada yapılacak olan maddi katkıların tanzimi amaçlanmıştır. Buna göre, ...'nin davacı şirketin ... AŞ'ye olan borçlarının nakden ödeneceği, karşılığında şirketin Kıraç beldesi ... numaralı parsel üzerindeki ... AŞ lehine tesis ettirilmiş bulunan ipoteklere dayalı alacağın kendi adına temlik ettireceği düzenlenmiştir. Bu amaçla düzenlenen 26.09.2008 tarihli 2.172.000 USD, 725.000 USD, 390.000 USD olmak üzere üç adet blokeli çekin ... teslim edildiği, 200.000 Euro'luk bölümün ayrı bir hesapta tutulacağı belirlenmiştir. Davacı şirketin ... AŞ'ye ipotekler için muvafakat vereceği, protokolün davacı şirketin fabrikasının 15.12.2008 tarihine kadar satılacağı öngörülerek düzenlendiği, bu tarihe kadar ... alacaklarını talep etmeyeceği, bu tarihten sonra fabrikanın satışını talep edebileceği kabul edilmiştir. Sözleşmenin son kısmında yapılacak olan bütün parasal işlemlerden hasıl olacak alacağına karşılık ipoteklerden hariç olmak üzere ...'nın da müteselsil ve müşterek borçlu olarak şirketle birlikte teminat senetleri düzenleyerek ...'ye verileceği kararlaştırılmıştır.Bu sözleşmede hangi tarihli hangi bedelli bonoların verileceğine ilişkin bir açıklama bulunmadığı gibi takip konusu bonolarda da bu bonoların teminat bonosu olduğuna ilişkin bir ibare bulunmamaktadır. Tüm bonolarda, nakden kaydı bulunduğundan takip konusu bonolar karşılığı lehtardan borç alındığı kabul edilmelidir. Kambiyo evrakının soyutluk ilkesi gereğince, bono metninde veya taraflar arasında düzenlenen bir sözleşmede teminat kaydının açık bir şekilde yer almamış olması nedeniyle bu bonoların teminat bonosu olmadığına ilişkin kabul yerindedir. ... ile davacılar arasında 05.12.2008 tarihli sözleşme ile, davacıların borçlu olduğu miktarın 6.590.000 USD olduğu, bu meblağın ... AŞ'ye alacağın temliki için yapılan tüm ödemeler ve verilen teminat mektubu ile doğrudan veya dolaylı olarak yapılan tüm ödemelerin dahi olduğu, bu borca karşılık ipotekten hariç olarak toplam 4.099.000 TL tutarında yedi adet senet verildiği ve bu senetlerin ödeme tarihlerinin geçtiği henüz işleme konulmadığı belirlenmiştir. Devamında ...'nin yasal takiple yapacağı tahsilatın masraflar çıktıktan sonraki kısmın net olarak kalan bölümü ile davacılaran borcuna karşılık tüm meblağalar ve ipoteğin kaldırılması esnasında yapılacak ödemelerin ödeme günündeki TCMB döviz satış kurundan USD olarak hesaplanıp yukarıdaki tutardan düşeceği kabul edilmiştir. Görüldüğü gibi, bu sözleşmede borç belirlenmiş ve borca karşılık verilen yedi adet bononun ödeme tarihi geçmesine rağmen işleme konulmadığı belirlenmiştir. Bu sözleşmede teminat bonosundan söz edilmediği gibi bonoların vadesinin geçtiği belirtilmesi ve dava konusu dört adet bononun düzenleme ve vade tarihlerinin 05.12.2008 tarihinden önce olması davalı savunmalarını doğrulamakta ve bonoların teminat bonosu olmadığı anlaşılmaktadır. Davacılar ayrıca ... eşi ... davacı şirkete ait fabrika binasının (Kıraç beldesi ... parselin üstündeki bina ve demirbaşlarıyla birlikte) satılarak sözleşmenin ifa edildiğini ve bonoların bu nedenle bedelsiz kaldığını ileri sürmüşlerdir. Davacılar ile ... arasında düzenlenen 30.12.2008 tarihli adi yazılı gayrimenkul satış sözleşmesinin satış bedeli ve ödeme şekli başlıklı üçüncü maddesinde taşınmazın satış bedeli 14.150.000 TL olarak belirlenmiştir. Maddenin devam eden kısmında taşınmazda ... lehine tesis edilen ipoteklerin ve devir tarihine kadarki hacizlerin alıcı tarafından ödenerek kaldırılacağı bunlara ek olarak devir alana ...'ye ait olan ... devir alınan alacaklar kullandırılan teminat mektupları doğrudan ve dolaylı olarak ... tarafından satıcı veya satıcı adına yapılmış bulunan ödemeler ile bu işlemlerle ilgili yapılacak masrafların toplamı satış bedelinden düşülecek kalan fark satıcıya 4 ay içerisinde ödenecektir. ... tarafından bu sözleşmeden önce yapılmış bulunan tüm ödemeler ile yapılacak olan tüm ödemeler ... adına yapılmış sayılacaktır. Görüldüğü gibi bu sözleşmede, daha önceki sözleşmeye konu fabrika binasının ... eşi ve davalının kız kardeşi olan ... satışı esasları düzenlenmiş ve adi yazılı satım sözleşmesinden sonra taşınmaz tapuda ... devir ve tescil edilmiştir. ...'nin 14.10.2009 tarihinde öldüğü Bursa 5.Sulh Hukuk Mahkemesinin 08.11.2009 tarih 2009/2280 -2170 E. K. Sayılı veraset ilamından anlaşılmaktadır. Davacılar esas olarak ... ile düzenlenen sözleşmede taşınmazın bir kısım bedelinin ... tarafından yapılan ödemelerle karşılandığını, kalan kısmın ise ... tarafından verilen 01.02.2010 tarihli 1.400.000 TL bedelli bloke çek, 02.07.2010 tarihli 1.088.000 USD bedelli ... Bankası dekontu ve 20.05.2010 tarihli ... yapılan 520.000 TL'lik ödeme ile ödendiğini, bu nedenle bonoların bedelsiz kaldığını ileri sürmektedir. Oysa, taşınmaz satışına ilişkin sözleşmede de önceki sözleşmelerde bulunduğu gibi bu bonoların teminat amacıyla verildiğine ilişkin bir açıklama bulunmamaktadır. ...'ye ait bir kısım alacakların satım bedelinde değerlendirilmiş olması bu bonoların da değerlendirildiği anlamına gelmelidir. Zira, bonoların davacılar ile ... arasında düzenlenen sözleşmenin teminatı olduğuna ilişkin bir kanıt bulunmamaktadır. Davacılar tarafından Büyükçekmece 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/988 Esas sayılı dosyasında açılan tapu iptal tescil davasında sunulan cevap dilekçelerinde ...'nin yaptığı ödemelerin dikkate alınması gerektiğine ilişkin savunma bu bonoların teminat bonosu olduğu şeklinde anlaşılamaz. Bu savunma taşınmazın bir kısım bedelinin ... tarafından ödendiğini göstermektedir. Dava konusu bonoların taraflar arasındaki sözleşmede teminat olarak verildiğine ilişkin bu dosyada da herhangi bir kanıt bulunmadığı gibi mahkemece satışın gerçek bir satış olduğu belirlenerek davanın reddine karar verilmiş ve karar, temyiz ile karar düzeltme aşamasından geçerek 12.02.2015 tarihinde kesinleşmiştir. Bu durumda dava konusu bonoların teminat amacıyla verildiği usulüne uygun delillerle kanıtlanmadığı gibi bu bonoların davacılarla ... arasında düzenlenen taşınmaz satımı sözleşmesinde de değerlendirildiği de usulüne uygun delillerle kanıtlanmadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi yerindedir. İlk derece mahkemesinin karar ve gerekçesi isabetli olup, davacılar vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden, HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 215,45 TL istinaf karar harcının davacılardan tahsiline,3-Davacılar tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.16.11.2023

Karar Etiketleri
REDDİNE ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 1450 sayılı dava dosyasında İstanbul ...icra müdürlüğünün ... E sayılı takip dosyasında takibe konu edilen bonolar ve İstanbul 9.İcra hukuk Mahkemesi nin 2011/1085-2012/571 sayılı dava dosyasında İstanbul ... icra müdürlüğünün ... E sayılı takip dosyasında takibe konu edilen bonolar hakkındaki davacıların tahrifat, teminat senedi olduğu iddiasının reddedildiği kararın Yargıtay 12 Hukuk Dairesinden geçerek kesinleştiği Büyükçekmece 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/988-2012/872 sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sonunda; mahkememiz dosyası davacısı ...San ve Tic Aş nin 30/12/2008 tarihli 'gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi'nin inançlı işlem olduğu gerekçesine dayanan tapu iptal tescil isteminin, iddianın doğru olmadığının sabit olması nedeniyle reddedildiği, kararın Yargıtay 1. Hukuk Dairesinden geçerek kesinleştiği İstanbul 28 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/163 esas sayılı dava dosyasında açılan davanın tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğu, bu dava dosyası ile aynı istemle açılan İstanbul 12 ATM nin 2011/168, İstanbul 8 ATM nin 2009/694,İstanbul 6 ATM nin 2009/720, İstanbul 10 ATM nin 2010/344 dava dosyalarının birleştirildiği ve Yargıtay bozmasından sonra İstanbul 12 Asliye Ticaret Mahkemesi nin 2014/713 esas sayısını aldığı, yargılamanın devam ettiği anlaşılmıştır.Davalının zamanaşımı itirazının incelenmesinde; İİK 72 maddesi gereğince belirlenen 1 yıllık sürenin icra takibi sonunda alacağın tamamının borçlu tarafça ödenmesi ile başlayacağı, davanın konusu olan her iki icra takibinde borcun tamamının ödenmediği anlaşılmış olmakla zamanaşımı itirazı kabul edilmemiştir. ... mirasçıları adına Av ... 18/03/2019 tarihli dilekçe ile bonolardaki imzaların muris ... ye ait olduğunu ve ... iyi niyetli gerçek hamil olduğunu kabul ettiklerini beyanla müdahillik talebinde bulunmuştur.Talep mahkememizce 15/04/2019 tarihli ara karar ile talebin ve dilekçenin HMK 66 ve 67 koşulları taşımadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.Bono Lehdarı ... nin 14/10/2009 tarihinde vefat ettiği (müdahale dilekçesi ekinde sunulan Bursa 5 SHM nin 2009/2280-2170 sayılı veraset ilamına göre), İcra takibine konu edilen bonoların murisin vefatından önce vadesinin geçtiği ve vade geçtikten sonra 03/10/2009 tarihi atılarak ciro edildiği (bonoların arkasındaki ciro metninden görülerek) anlaşılmıştır. Yargıtay 12 HD nin 2005/21701-26340 sayılı ve 26/12/2005 tarihli ilamı da gözetilerek; davalı ... nin vadeden sonra yapılan ciro ile hamil olduğu, bu nedenle 818 sy Borçlar Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu HMK md.353/1 HMK md.66 HMK md.184 HMK md.179 HMK md.183 TBK md.185 İİK md.72 K1450 md.72 HMK md.355 TBK md.183 HMK md.177 K2170 md.185 TBK md.135
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog