14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1797
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/06/2020
NUMARASI: 2017/615 E. - 2020/287 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacılar tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ...'nın, davacı şirketin yetkilisi olduğunu, şirketin 2008 yılında ekonomik krize girmesi nedeniyle yöneticinin, dayısı ...'den borç aldığını, borcun teminatı olarak 23.09.2008 tarihli sözleşmede belirtildiği üzere ... AŞ lehine tesis edilmiş ipotekli alacakların ...'ye temlik edildiği gibi müvekkillerince teminat senetleri de verdiğinin Protokolün 8. maddesinde belirlendiğini , bu protokolün ...'nin kayın biraderi olan ve senetleri ciro ile alarak takibe koyan davalının da tanık olarak imzaladığını, 05.12.2008 tarihli sözleşme ile ...'nin toplam alacağının 6.590.000 USD olduğunun belirlendiğini, daha sonra şirkete ait fabrika binasının başka alacaklılarca haczedilmesi üzerine ...'nin alacağının teminat altına alınması için fabrika binasının ... adına tescilinin talep edildiğini, taraflar arasında düzenlenen 30.12.2008 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin 3 ve 8.maddelerinde, ... tarafından verilen borçların satım bedelinde dikkate alınacağının kabul edildiğini, bu sözleşme gereğince taşınmazın devir edildiğini ve devir alanın yukarıda belirtilen şekilde yapılan ödemelerin dışındaki borçlarını bloke çek, havale ve ... ödeme yaparak ödediğini, müvekkili şirketçe Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/988 Esas sayılı dava dosyasında, inanç sözleşmesinin ihlali nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açıldığını, alıcının sunduğu 18.01.2012 tarihli cevap dilekçesinin 4. sayfasında, satıştan önce yapılan ...'nin yaptığı ödemelerin satım bedeline sayıldığı, satış bedelinin kalan kısmınında sözleşmeden sonra ödendiğin savunulduğunu, dilekçenin 8. Sayfasında "....tüm bu ödemeler göstermektedir ki taşınmaz değerinden bile fazla bir fiyat ile müvekilimizce alınmıştır" denildiğini, aynı ifadelerin 26.03.2012 tarihli ikinci cevap dilekçesinde de bulunduğunu, sözleşme hükümleri ile ...'nin mahkeme huzurundaki ikrarının ... tarafından yapılan ödemelerin şirkete ait taşınmazın satış bedeline sayıldığını gösterdiğini, davacıların akrabalık ilişkisi ve sözleşme nedeniyle ...'ye verdikleri ve satış bedelinden mahsup nedeniyle konusuz kalan senetleri iade almadıklarını, ...'nin 13.10.2009 tarihinde vefat etmesinden sonra konusuz kalan, 12.09.2008 düzenlenme ve 19.09.2008 ödeme tarihli 550.000 TL bedelli, 20.08.2008 düzenlenme ve 04.09.2008 ödeme tarihli 800.000 TL bedelli bonoların İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, 12.09.2008 düzenlenme ve 19.09.2008 ödeme tarihli 550.000 USD bedelli, 26.09.2008 düzenlenme ve 06.10.2008 ödeme tarihli 500.000 USD bedelli bonoların ise İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında davalı tarafından zamanaşımı süresi dolmadan icraya konulduğunu, bonoların ... ölmeden 10 gün önce 03.10.2009 tarihinde ...'nin abisi davalı ... ciro edildiğini, takibin kesinleşmesi ile haciz konulan borçlu şirkete ait taşınmazın kıymet takdiri yapılarak satılması üzerine bu davanın açıldığını, ...'nin imzası ile senetteki ciro imzası arasında bariz fark olduğunu, cirodaki imzanın lehdara ait olmaması nedeniyle davalının meşru hamil olmadığını, ...'nin imzasının incelemesi gerektiğini, vadeden sonra yapılan cironun alacağın temliki hükümlerine tabi olduğunu, temel ilişkiden doğan defilerin devralan hamile karşıda ileri sürülebileceğini, cirodaki imzalar ...'ye ait olsa dahi ... tarafından verilen borçların, anılan sözleşmeler ile taşınmaz satış bedeline sayıldığı için, takibe konu senetlerin satış bedelinden düşülmek suretiyle ödenmesi ile konusuz kaldığını, cironun şekli olduğunu, senet hamilinin borcu ödeyebilecek lehdar yerine, borca batık keşideciyi takip etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, senetlerin teminat olarak verildiğine dair sözleşmeye davalının da tanık olarak imza atması, fabrika binasının kiralanması ve taşınmazın satışı için ... yetki verilmesi nedeniyle davalının bu senetlerin bedelsiz kaldığını bildiğini ileri sürerek, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas ve ... Esas sayılı takip dosyasında müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, tahsil edilen bedelin alacaklıdan istirdadına ve %20'den az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; paranın borç olarak alınarak karşılığında bono verildiğinin ikrarla sabit olduğunu, bonoların zorunlu unsurları taşıdığını, teminat senedi olmadıklarına dair icra hukuk mahkemesince verilmiş kesin hüküm bulunduğunu, fabrika binasının ...'ye satılması ile takibe konu bonoların ilgisinin bulunmadığını, iki farklı dava sebebi ve iki farklı olay bulunduğunu, davacının daha önce İstanbul 9.İcra hukuk Mahkemesinin 2011/985 Esas, 2012/1450 ve 2011/1085 E.-2012/571 K. sayılı dava dosyalarında açtığı davalarda teminat senedi iddiasında bulunduğunu, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının 17.08.2011 tarihinde, 2011/21322 Esas sayılı dosyasının ise 19.09.2011 tarihinde açılmasına rağmen sekiz yıl sonra açılan davanın kötü niyetli olduğunu, kısmi istirdatlar üzerinden bir yıllık sürenin geçtiğini, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki talimatla Çatalca İcra Müdürlüğünün ... talimat sayılı dosyasında 24.02.2016 tarihinde hacizli taşınmazın satılarak tahsilat yapıldığını ve bir yıllık sürenin dolduğunu, talebin zamanaşımına uğradığını, borcun ödendiğini veya düştüğünün kesin delillerle kanıtlanması gerektiğini, bononun teminat bonosu olmadığını, bonolarda ve sözleşmelerde buna ilişkin bir açıklama bulunmadığını, her iki takip nedeniyle teminat iddiasıyla icra mahkemelerinde açılan davaların reddedilerek kesinleştiğini, fabrika binasının ...'ye satıldığının doğru olduğunu, ancak bu satışın icra takibine konu bonolarla ilgisi bulunmadığını, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/713 esas sayılı dava dosyasında, taşınmazın hangi bedelle ne şekilde alındığının davacı tarafından açıklandığını, davacının kendi ticari defter ve kayıtlarına aykırı beyanda bulunarak haksız menfaat sağlamak istediğini, davacının icra takibine konu bonoların borca ilişkin olduğunu beyan kabul ve ikrar ettiğini, İstanbul 12 Asliye Ticaret Mahkemesi nin 2014/713 esas sayılı dava dosyasının derdest olduğunu, bonoların ...'den alınan borçlar için verildiğinin ikrar edildiğini, davacı tarafından açılan çok sayıda davada da edimini yerine getirmediğinin anlaşıldığını keşideci ve aval verenin lehdar cirosuna ilişkin iddialarının dinlenemeyeceğini, ...'nin ölmeden önce bonoları alacağın temliki hükümlerine göre müvekkiline devir ettiğini, vade tarihinden sonra yapılan cironun alacağın temliki hükmünde olduğunu, müvekkilinin ticari ilişkisi nedeniyle bonoları ...'den aldığını, taşınmazın ...'ye devri ile bonoların ödendiği iddiasının gerçek olmadığını, tapu kayıtları ve akit tablosundan taşınmazın satın alındığının açık olduğunu, bedelinin nasıl ödendiğinin de İstanbul 12.ATM'nin 2014/713 Esas sayılı dosyası ve birleşen davalarında açıklandığını, bonoların bu protokollerle ilgili olmadığını, senetlerde ve bu protokollerde teminat senedine ilişkin bir açıklama bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...12/09/2008 tanzim 19/09/2008 ödeme tarihli 550.000 TL bedelli, 20/08/2008 tanzim 04/09/2008 ödeme tarihli 800.000 TL bedelli Keşidecisi; ... Tic Aş, Aval vereni ..., Lehdarı ... olan bonoların 17/08/2011 tarihinde İstanbul ... icra müdürlüğünün ... E sayılı takip dosyasında; 12/09/2008 tanzim 19/09/2008 ödeme tarihli 550.000 USD bedelli, 26/09/2008 tanzim 06/10/2008 ödeme tarihli 500.000 USD bedelli, Keşidecisi; ... San ve Tic Aş, Aval vereni ..., Lehdarı ... olan bonoların 09/09/2011 tarihinde İstanbul ... icra müdürlüğünün ... E sayılı takip dosyasında, Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe konulduğu ,Takip borçlularının ...San ve Tic Aş, ..., ... olduğu; İstanbul 9.İcra Hukuk Mahkemesi nin 2011/985-1450 sayılı dava dosyasında İstanbul ...icra müdürlüğünün ... E sayılı takip dosyasında takibe konu edilen bonolar ve İstanbul 9.İcra hukuk Mahkemesi nin 2011/1085-2012/571 sayılı dava dosyasında İstanbul ... icra müdürlüğünün ... E sayılı takip dosyasında takibe konu edilen bonolar hakkındaki davacıların tahrifat, teminat senedi olduğu iddiasının reddedildiği kararın Yargıtay 12 Hukuk Dairesinden geçerek kesinleştiği Büyükçekmece 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/988-2012/872 sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sonunda; mahkememiz dosyası davacısı ...San ve Tic Aş nin 30/12/2008 tarihli 'gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi'nin inançlı işlem olduğu gerekçesine dayanan tapu iptal tescil isteminin, iddianın doğru olmadığının sabit olması nedeniyle reddedildiği, kararın Yargıtay 1. Hukuk Dairesinden geçerek kesinleştiği İstanbul 28 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/163 esas sayılı dava dosyasında açılan davanın tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğu, bu dava dosyası ile aynı istemle açılan İstanbul 12 ATM nin 2011/168, İstanbul 8 ATM nin 2009/694,İstanbul 6 ATM nin 2009/720, İstanbul 10 ATM nin 2010/344 dava dosyalarının birleştirildiği ve Yargıtay bozmasından sonra İstanbul 12 Asliye Ticaret Mahkemesi nin 2014/713 esas sayısını aldığı, yargılamanın devam ettiği anlaşılmıştır.Davalının zamanaşımı itirazının incelenmesinde;
İİK 72 maddesi gereğince belirlenen 1 yıllık sürenin icra takibi sonunda alacağın tamamının borçlu tarafça ödenmesi ile başlayacağı, davanın konusu olan her iki icra takibinde borcun tamamının ödenmediği anlaşılmış olmakla zamanaşımı itirazı kabul edilmemiştir. ... mirasçıları adına Av ... 18/03/2019 tarihli dilekçe ile bonolardaki imzaların muris ... ye ait olduğunu ve ... iyi niyetli gerçek hamil olduğunu kabul ettiklerini beyanla müdahillik talebinde bulunmuştur.Talep mahkememizce 15/04/2019 tarihli ara karar ile talebin ve dilekçenin HMK 66 ve 67 koşulları taşımadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.Bono Lehdarı ... nin 14/10/2009 tarihinde vefat ettiği (müdahale dilekçesi ekinde sunulan Bursa 5 SHM nin 2009/2280-2170 sayılı veraset ilamına göre), İcra takibine konu edilen bonoların murisin vefatından önce vadesinin geçtiği ve vade geçtikten sonra 03/10/2009 tarihi atılarak ciro edildiği (bonoların arkasındaki ciro metninden görülerek) anlaşılmıştır. Yargıtay 12 HD nin 2005/21701-26340 sayılı ve 26/12/2005 tarihli ilamı da gözetilerek; davalı ... nin vadeden sonra yapılan ciro ile hamil olduğu, bu nedenle 818 sy Borçlar Kanunu nun 162 vd maddelerinde düzenlenen( 6098 sy TBK 183 vd maddeleri) alacağın temliki hükümlerinin uygulanacağı, davacı keşideci ve aval verenin senet lehdarına karşı ileri sürebilecekleri def ilerin davalı hamil ... ye karşı da ileri sürülebileceği görülmüştür. Bu nedenle mahkememizce davacıların ciro imzasının sahteliği iddiasının değerlendirilmesi bakımından lehdar ... nin imza örnekleri getirtilmiş ve bilirkişi ... nın 28/07/2019 tarihli raporu alınmıştır.Raporda ciro imzalarının lehdar ... ye ait olmadığı, taklit edildiği tespit edilmiştir.Alınan bilirkişi raporu tespiti sonucu; takibin dayanağı olan bonolardaki ciro silsilesinin bozulduğu, davalı ... yasal hamil olmadığı, sebepsiz zenginleştiği anlaşılmıştır. Sonuçta bonolar ile temsil edilen alacak yönüden aleyhine sebepsiz zenginleşilen lehdar ... dir. Eski 818 sy BK 164 ve yeni 6098 sy TBK 185 maddesinde açıklanan kanuni temlik gereğince; bu alacak ancak ... ve onun ölümü ile mirasçıları / tarafından istenebilecektir.
Mahkememiz dosyasına davalı tarafça sunulan 25/12/2019 tarihli sözleşme ile lehdar ... mirasçılarının alacağı davalı ... ye TBK 183 gereğince temlik ettikleri anlaşılmıştır. İbraz edilen temlik sözleşmesi mahkememizce 05/12/2019 tarihli celsede HMK 184 gereğince tahkikata son verildiği açıklanmadığından kabul edilmiştir. Tahkikatın devamı sırasında yapılan temlikler mahkemece res en dikkate alınmak zorunda olduğundan, yapılan rızai temlik ile davalı ... yasal alacaklı haline geldiği tespit edilmiştir. Davacıların davalı ... nin yasal hamil olmadığı iddiaları sabit bulunmamıştır. Davacıların takibin dayanağı olan bonoların teminat senedi olduğu ve bono lehdarı ...'nin eşi ... yle yapılan "gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi" ile ödendiği iddialarında ise; Bono metinlerinde teminat senedi olduklarını gösterir kayıt bulunmaması, davacıların bonoların teminat olarak verildiğine dair imzası ikrar edilmiş yazılı belge sunmamaları, sunulan 05/12/2008 tarihli borçları gösterir belgede yedi adet senet karşılığında borç alındığına dair beyanlar dikkate alınarak teminat senedi iddiaları kabul edilmemiştir. İncelenen Büyükçekmece 2.Asliye Hukuk Mahkemesi nin 2011/988-2012/872 sayılı dava dosyasında ise davacı ... San ve Tic Aş 30/12/2008 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin inançlı işlem olduğunu,gerçek satış olmadığını iddia ederek huzurdaki davadaki ödeme iddiası ile çelişki yaratmıştır. İncelenen 30/12/2008 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde alacağa mahsup edilen miktarın ve bu miktarın dayanağı olan bonoların, teminat mektuplarının, temlik edilen alacakların açıkca/belirlenebilir yazılmadığı görülmüştür. İncelenen 05/12/2008 tarihli borçları gösterir belgede ipotekten hariç olarak toplam 4.099.000,00 YTL tutarında 7 adet senet verildiği ve senetlerin ödeme vadesinin geçtiği belirtilerek '... nin yasal takiple yapacağı tahsilatın masraflar çıktıktan sonraki net olarak kalan bölümünün' tespit edilen tutardan düşüleceği kararlaştırılmıştır. Tüm bu tespitler karşısında davacıların ödeme iddiasının da ispatlanamadığı anlaşılmıştır.Davacıların sabit olmayan menfi tespit istemlerinin reddi gerekmiştir.Davacıların istirdat isteminde ise; Alacağın temlik edildiği 25/12/2019 tarihli sözleşme tarihine kadar yapılan tahsilatlar nedeniyle davalı ... sebepsiz zenginleşmiştir. Ancak bonoların temsil ettiği alacağı istemek hakkı lehdar ... ( onun ölümü ile mirasçılarında) de olduğundan aleyhine sebepsiz zenginleşilen de Lehdar ... (onun ölümü ile mirasçıları) dır. Dolayısıyla sebepsiz zenginleşme nedeniyle istirdat isteyebilecek olanda ... (onun ölümü ile mirasçıları) dır. İstirdat istemi konusunda davacılar bono keşideci ... Tic Aş ile aval veren ...'nın taraf sıfatı yoktur.Davacıların istirdat istemekte yasal taraf sıfatı bulunmadığı gözetilerek istemin usulen reddine..." gerekçesiyle davacıların menfi tespit davasının esastan, istirdat isteminin usulden reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kambiyo senetlerindeki imzanın sahte olduğu, ciro silsilesinin bozulduğu, takip alacaklısı görünen davalının yasal hamil olmadığının bilirkişi raporu ile sabit olmasına ve bu durumun gerekçeli kararda tespit edilmesine rağmen, sözlü yargılama aşamasında sunulan alacağın temliki sözleşmesinin dikkate alınarak, davalının yasal hamil haline geldiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın kambiyo senedine mahsus takibe ilişkin olduğunu, vadeden sonra yapılan ciro ile takibe konu senetlerin meşru hamili olunamayacağını, cironun sahte olduğunun bilirkişi raporu ile belirlendiğini, takibe konu bonoların sahte ciro ile elde edilerek takibe konduğunun mahkemece benimsendiğini, sahteliğin tespiti üzerine takiplerde tahsil edilen bedellerin hesaplanması için icra müdürlüğüne müzekkerler yazıldığını, ancak temlik sözleşmesi ile ara karardan dönüldüğünü;Oysa kambiyo senedine dayalı takip nedeniyle müvekkilinin takip alacaklısına borçlu olmadığının tespitinin istenildiğini, davadan iki yıl ve tüm deliller toplandıktan sonra yapılan bir temlik sözleşmesinin yaklaşık on yıl önce başlatılan kambiyo senetlerine mahsus icra takibine yasal dayanak oluşturamayacağını, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirileceğini, temliğin esas alınmasının iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı olduğunu, davalının bu yasağı aşama ümidiyle 25.12.2019 tarihli temlik sözleşmesini, 27.12.2019 tarihli ıslahla sunduğunu, ancak usulüne uygun bir ıslah bulunmadığını, ıslah harcının yatırılmadığını, harç yatırılsa dahi HMK'nın 177. maddesi uyarınca ıslahın, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceğini, mahkemenin 05.12.2019 tarihli celsesinde tahkikatı sona erdirerek sözlü yargılamaya geçtiğini, tahkikat bittiğine göre harcı yatırılmamış bir talebin ıslah olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bu aşamada dosyaya yeni delil sunulmasının da mümkün olmadığını;Kambiyo senedine değil de adi borç ilişkisine dayalı bir alacağın varlığı kabul edilse dahi, bu alacağın zamanaşımına uğradığını, temlik sözleşmesi yapılıncaya kadar, hak iddia edilen alacakla ilgili zamanaşımını kesen bir işlem bulunulmadığını, takiplerde ...'nin de borçlu olduğunu, ciro sahte olduğuna ve takipte borçlu gösterilenlerden ...'nin hak sahibi olduğu belirtildiğine göre, takip dosyası özelinde alacaklı ve borçlu sıfatının birleşmesi nedeniyle TBK'nın 135.maddesi gereğince borcun sona ereceğini, müvekkillerince ...'ye verilen takibe konu senetlerin bedellerinin taşınmaz satış bedeline mahsup edilerek ödenmesi nedeniyle takibin konusuz kaldığına ilişkin iddia ile ilgili deliller toplanmadan ve ilgili mahkeme dosyaları getirtilmeden bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verilmesinin eksik inceleme niteliğinde olduğunu; Davada iki temel iddiada bulunulduğunu, bunların senet bedellerinin taşınmaz verilerek ödendiği, konusuz kalan senetlerin vadesinden sonra senet lehtarı ve müvekkilin dayısı olan ...'nin imzası taklit edilerek, davalı ... yapılan cirodaki imzanın sahte olduğu iddiası olduğunu, mahkemece 29.03.2018 tarihli duruşma 2 nolu ara kararı ile “davacının ödeme ve mahsup iddialarının değerlendirilmesi” için dosyanın bilirkişi ... verilmesine karar verildiğini, ancak ara karara rağmen dosyanın yeni bir karar alınmadan bilirkişi olarak ...'ya verildiğini, bu bilirkişinin, sadece “senetlerin ödeme ve mahsup nedeniyle konusuz kalıp kalmadığı” konusunda inceleme yapmakla görevlendirilmesine karşın 19.11.2018 tarihli, dosyaya sunulan sözleşme ve belgelerin incelenmeden görev konusunda hiç bir değerlendirme yapılmadan görev alanı dışında cirodaki sahtelik iddiasıyla ilgili yorumlarda bulunulduğunu, Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan hukuki mütalaanın sunulmasından sonra imza sahteliğine ilişkin rapor alınmasına karar verildiğini, alınan rapor ile de imzaların sahteliğinin belirlendiğini, senet bedellerinin taşınmaz devri ile ödendiği iddiası konusunda bir inceleme yapılmadan karar verildiğini, belirtildiği üzere alınan bonolar karşılığında senet lehtarının eşi ...'ye fabrika binası devretmek suretiyle senetlerin ödenmesi ile takibe konu bonoların konusuz kaldığını, 23.09.2008 tarihli sözleşmede müvekkilinin ...'den borç aldığı ve karşılığında takibe konu senetlerin teminat olarak verdiğinin yazıldığını, davalı ... de ...'nin kayın biraderi ve sözleşmenin tarafı olduğunu, 05.12.2008 tarihinde müteveffa ... ile davacılar arasında ...'nin davacılardan olan toplam alacağının teyidi için bir belge daha imzalanarak 6.590.000 USD borç bulunduğunun belirlendiğini ve şirketin fabrika binasının başka alacaklılarca haczi üzerine binanın lehdarın eşi ...'nin üzerine geçirilmesini talep etmesi nedeniyle bu işlemin gerçekleştirildiğini, sözleşmenin ilgili maddelerinde satım bedelinin daha önce yapılan ödemelerden mahsup edileceği ve kalanın ödeneceğinin belirtildiğini, ...'nin de kalan borcu ödediğini, bonodan kaynaklı alacak bulunması halinde bu ödemelerin de yapılmayacağının tabii olduğunu, inanç sözleşmesi kapsımında açılan tapu iptali ve tescil davasında da ödemelerin mahsup edildiğinin ikrar edildiğini, deliller arasında bulunmasına rağmen bu dava dosyalarının incelenmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, taşınmaz devri ile yapılan ödeme ile bonoların konusuz kaldığını, davalının 18 yıl işçisi olarak çalıştığı şirketin bu denli yüksek bedelli senedini ciro ile devralacak ekonomik gücü olmadığını, lehdar ve mirasçıları hakkında takip yapılmamasının da bunu doğruladığını, konusuz kalan senetler nedeniyle davalı ve kız kardeşi ...'nin haksız menfaat teminine çalıştıklarını, ...'nin ölümünden kısa süre önce senetlerin ciro edildiğini, cironun sahte olduğunu ve alacağın temlikinin de gerçek olmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.