4. Ceza Dairesi
4. Ceza Dairesi 2011/14480 E. , 2012/7900 K.
"İçtihat Metni"
Görevi kötüye kullanma suçundan şüpheliler ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/09/2010 tarihli ve 2009/119259 soruşturma, 2010/54731 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulüne ve şüpheli ... yönünden işlem yapılmasına yer olmadığına karar verilmesine, diğer şüpheliler yönünden anılan kararın kaldırılmasına ilişkin mercii Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca verilen 11/02/2011 tarihli ve 2011/491 değişik iş sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 02/05/2011 gün ve 24351 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14/06/2011 gün ve 196613 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında “Dosya kapsamına göre, mercii mahkemece, şüphelilerin Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Çarşamba İlçesi Kumköy Hidroelektrik Santralinin İçtaş adlı şirkete düşük bedelle devredildiği ve kullanım hakkı anlaşmasında devletin zarara uğratılarak görevlerini kötüye kullandıkları yönündeki eylemleri yönünden kasıtlarının olup olmadığı ile toplanan delillerin mahkemesince değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle itirazın kabulüne karar verilmiş ise de;
1.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 173/1. maddesindeki "(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet Savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi başkanına itiraz edebilir." şeklindeki düzenleme karşısında, benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 01/05/2006 tarihli, 2006/711-2497 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, suçtan doğrudan doğruya zarar görmeleri söz konusu olmayan ve anılan kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz hakkı bulunmayan muterizlerin itirazlarının bu yönden reddi yerine kabulüne karar verilmesinde,
2.Devlet Su İşleri ile su kullanım hakkı anlaşması imzalayan firmanın geri ödeyeceği rakamın tespitine yönelik hesaplamalarda tahmini keşif bedelleri kullanılması sebebiyle farklılıklar bulunduğu ancak kullanım hakkı anlaşmasının 20. maddesindeki "kesin hesabın tamamlanmasından sonra enerji payına isabet eden kısmın revize edileceği" hükmüne göre geri ödemeye esas nihai bedelin henüz hesaplanmadığı ve revize eden rakamın firma ile mahsubu yapılabileceğinin soruşturmada yaptırılan bilirkişi incelemesi ile anlaşılması karşısında, şüpheliler hakkında görevi kötüye kullanma suçunun maddi unsuru olan kamu zararının oluşmadığı halde, mercii tarafından devletin zarara uğratılarak görevlerini kötüye kullandıkları yönündeki eylemleri yönünden kasıtlarının olup olmadığı ile toplanan delillerin mahkemesince değerlendirmesi gerektiği yönünde yerinde olmayan gerekçe ile itirazın kabul edilmesinde, isabet görülmemiştir” denilmektedir. Gereği görüşüldü; 5271 sayılı Ceza Yargılama Yasasının 173/1 maddesinde "Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi başkanına itiraz edebilir." hükmü yer almaktadır.
İncelenen dosyada, merci kararına itiraz edenlerden ...'un Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 21.9.2010 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda şüpheli olarak gösterildiği görülmektedir. Şüphelinin, Danıştay 1. Dairesinin kendisi hakkındaki soruşturma izni verilmemesi kararını hukuka uygun bulduğu için kaldırmadığını bu nedenle savcılık tarafından kendisi açısından işlem yapılmasına yer olmadığına kararı verilmesi gerektiği halde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinin ve bu kararda şüpheli sıfatıyla yer almasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle itiraz ettiği anlaşılmaktadır. İtiraz eden ...'un soruşturma dosyasındaki şüpheli sıfatına göre suçtan zarar görmesinin söz konusu olamayacağı açıktır. İtiraz merciinin, C.Y.Y.'nın 173/1 maddesi gereğince itiraz hakkı bulunmayan şüphelinin isteğinin reddi yerine kabulüne karar vermesi hukuka aykırıdır.
Mercii kararı diğer şüpheliler yönünden incelendiğinde ise; Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunan Enerji, Sanayi ve Maden Emekçileri Sendikası vekilinin, değişik tarihli dilekçelerinde, DSİ Genel Müdürlüğü ile İçtaş adlı firma arasında imzalanan su kullanım hakkı anlaşması uyarınca, santralin ilgili firmaya devri sırasında enerji hissesi payının yanlış hesaplanması sonucu kurumun ve dolayısıyla kamunun zarara uğramasına yol açan DSİ Genel Müdürlüğü personeli olan şüphelilerin görevlerini kötüye kullandıklarını iddia ettiği görülmektedir. Şüpheli kamu görevlilerine yükletilen suçtan zarar gördüğüne ilişkin herhangi bir delil bulunmayan adı geçen sendikanın soruşturmadaki sıfatı müşteki (suçtan zarar gören) değil ihbar eden olarak değerlendirilmelidir. Bu durumda anılan sendikanın kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yaptığı itirazın, C.Y.Y.'nın 173/1. maddesi gereğince taşıdığı sıfat yönünden hakkı bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmesi gerekmektedir.
Yasa yararına bozma konusu yapılan birinci hukuka aykırılığın yerinde görülmesi nedeniyle ileri sürülen diğer hukuka aykırılığın, kabule göre bozma nedeni oluşturduğunda kuşku yoktur. Y.C.G.K.'nun 13.6.2006 tarih ve 2006/151-157 sayılı kararında "......Öte yandan, yasa yararına bozma kurumu, kesin hükmün otoritesini etkileyen, ileri sürülen hukuka aykırılıkların saptanması ile sınırlı ve bu aykırılıkların savunma hakkını kısıtlama veya kaldırma sonucunu doğurduğu yahut hükmü etkilediğinin belirlenmesi durumunda, hükmün bu nedenlere dayalı olarak bozulmasını gerektiren, olağanüstü yasa yoludur. Yargıtay'ın olağan yasa yolu olan temyiz denetimi sırasında yasaya ve yargısal kararlara dayalı olarak gerçekleştirdiği uygulamaların tümünün, yasa yararına bozma kurumunda da geçerli olduğu söylenemez.
Dolayısıyla, Yargıtay'ın öğretici ve yol gösterici niteliği gereği temyiz denetimi sırasında uyguladığı "kabule göre bozma" yöntemine, istisnai ve olağanüstü bir yol olan yasa yararına bozma istemi üzerine yapılan incelemede başvurulması sistemin özüne aykırıdır. Özel Daire kararı bu yönüyle de isabetli bulunmamıştır." denilerek olağanüstü nitelikte bir yasa yolu olan yasa yararına bozmanın kapsamı açıklığa kavuşturulmuştur. Y.C.G.K.'nun belirtilen içtihadı karşısında görevi kötüye kullanma suçunun unsurlarının somut olayda oluşup oluşmadığının esastan incelenmesi olanaklı değildir.
Açıklanan nedenlerle, suçun unsurlarının oluşmadığına yönelik hukuka aykırılık nedeninin, esastan incelenebilme olanağı bulunmadığından, Adalet Bakanlığının bu konudaki kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, itiraz hakkıyla ilgili istem yerinde bulunduğundan, görevi kötüye kullanma suçundan şüpheliler ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesince 11.2.2011 tarih ve 2011/491 Değişik İş sayı ile itiraz üzerine verilen kararın, 5271 sayılı C.Y.Y.'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, aynı yasa maddesinin 4-a fıkrası gereğince sonraki işlemlerin itiraz mercii tarafından yerinde tamamlanmasına, 4.4.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.