Esas No
E. 2012/28133
Karar No
K. 2013/26521
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

4. Ceza Dairesi         2012/28133 E.  ,  2013/26521 K.

"İçtihat Metni"

İftira suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda beraatine dair, Orhangazi Asliye Ceza Mahkemesince verilen 03/07/2007 ... ve 2007/139 esas, 2007/310 karar sayılı hükmün o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 14/02/2012 ... ve 2009/28048 esas, 2012/2727 sayılı kararıyla; "Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede: Eyleme ve yükletilen suça yönelik O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, " karar verilmiştir. I-İTİRAZ NEDENLERİ Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/07/2012 tarihli kararı ile Dairemize gönderilen,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18/04/2012 ... ve 2007/253662 sayılı yazısı ile; "Soruşturma dosyası incelendiğinde, sanık ...'ın Orhangazi Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 24/01/2007 tarihli şikayet dilekçesinde özetle, daha sonra yargılama aşamasında katılan olan ... ile dairesinin inşaat işlerini yapmak üzere 3500.-TL'ye anlaştıklarını, işe başladığını, 3000.-TL para aldığını ancak 2500.-TL'lik iş yaptığını, işi tamamlayamadığını, ...'in kalan 500.-TL'yi istediğini, kendisinin de ...'in kardeşinden 750.-TL alacağı olduğunu söyleyip, parayı ondan almasını söylediğini, ...'in kabul ettiğini ve sesini çıkarmadığını, ancak aradan 4,5 ay geçtikten sonra, telefonla arayıp, buluşmak istediğini, yanında katılanın eşi de olduğu halde buluşup, inşaatın başına gittiklerini, burada kendisini dövüp, kafa attığını, burnunun kanadığını, kalan parayı istediğini, sonra bir senet çıkardığını, üzerinde 1500.-TL yazdığını, imzalamasını istediğini, imzalamak istemeyince, silah çıkardığını, imzalamazsa öldüreceğini söylediğini, korkusundan imzalamak zorunda kaldığını, bu olayın 23/12/2006 tarihinde olduğunu, o tarihten sonra, sürekli tehdit ettiğini, silah zoruyla imzaladığı senedin iptalini istediğini bildirerek şikayetçi olduğu; Orhangazi Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan ... hakkında gasp suçundan soruşturma başlatıldığı, sanığın şikayetçi sıfatıyla 27/01/2007 tarihinde şikayet dilekçesi içeriği ile benzer şekilde ifade verdiği, katılandan şikayetçi olduğu ve sanığın eşinin olaya şahit olduğunu bildirdiği; ...'in şüpheli sıfatıyla 21/02/2007 tarihinde kolluk tarafından ifadesinin alındığı, özetle, sanık ... ile evinin sıvasını yaptırmak için 2500.-TL'ye anlaşıldığını, ...'ın işi kotaramayacağını söyleyince fazladan 500.-TL ile birlikte 3000.-TL peşin verdiğini, ancak işi yarım bırakıp Ocak 2006 da kaçtığını, bir süre onu aradığını, Ekim ayında kendisini gördüğünü, kaçmak isteyince inşaata gidip anlaşmayı teklif ettiğini' biraz tartıştıklarını, parayı ödeyeceğini söylediğini, daha sonra, şehir merkezinde ...'un dükkanına gittiklerini, parayı ödemeyeceğinden korktuğu için senet imzalattığını, herhangi bir baskı yapmadığını, onu dövmediğini savunduğu;

Aynı tarihte, ...'in eşi ... ... ile ...'un tanık sıfatıyla ifadelerinin alındığı, ...'ün, olay günü sanıkla birlikte inşaata gittiklerini, eşi ile sanığın münakaşa ettiklerini, ...'in ...'ı dövmediğini, tehdit etmediğini, senet imzalanırken olay yerinde olmadığını; ...'ın ise, olay günü, ...'in ustasıyla geldiğini, nasıl senet yapılacağını bilmediğini söyleyerek yardım istediğini, ...'in senet imzalanırken baskı ve zorlama yapmadığını ifade ettikleri; ...'ın Cumhuriyet Savcısı önünde alınan 23/03/2007 tarihli anlatımında, ilave olarak sanığın senedi imzalarken herhangi bir stresini gözlemlemediğini belirttiği;

Alınan ifade ve beyanlar üzerine ... hakkında 01/05/2007 tarihli karar ile gasp suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği; ... hakkında iftira suçundan soruşturma başlatılarak, şüpheli sıfatıyla ifadesinin alındığı, atılı suçu kabul etmediği ve tanık ...'ı tanımadığını, yanında da imza atmadığını savunduğu; 02/05/2007 tarihli iddianame ile hakkında iftira suçundan TCK' nın 267. maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı;

Kovuşturma aşamasında savunması alınan sanığın, önceki ifadelerini tekrarladığı, tanık ...'ın beyanının kendisine okunması üzerine, her ne kadar ...'ın yanında senede imza atmadığını söylemiş ise de, imza attığı marketin sahibi ... ise onun yanında imza atmış olduğunu ikrar ettiği; tüm beyanların alınmasından sonra mahkemenin 03/07/2007 tarih 2007/139 E 2007/310 K sayılı kararı ile sanığın beraatına karar verildiği anlaşılmıştır. 5237 sayılı TCK' nın iftira suçunu düzenleyen 267. maddesinde "yetkili makamlara ihbar ve şikayette bulunarak ya da basın veya yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını veya idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için, bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır" hükmü öngörülmüştür. Düzenlemeye göre iftira suçunun oluşabilmesi için, failin işlenmediğini bildiği halde yetkili makamlara başvurarak, hakkında soruşturma, kovuşturma veya idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kişiye hukuka aykırı bir fiil isnad etmesi gerekir.

Somut olaya bakıldığında, sanığın şikayet dilekçesinde, olay günü yanında ... ve eşi olduğu halde köye inşaatın olduğu yere gittikleri, burada ...'in kendisini dövdüğü, burnunun kanadığı, ...'in silah çıkararak silah zoru ve ölüm tehdidi ile sanığa 1500.-TL senet imzalatıldığı iddia edilmiştir. Bunun üzerine başlatılan soruşturmada ise, tanık ...'ün anlatımı ile sanık ile ...'in olay günü inşaata gittikleri ... ise de, dövme, tehdit ve silah zoru ile senet imzalatma olayının olmadığı, inşaatın bulunduğu ve sanığın suçun işlendiğini iddia ettiği yerde sadece ağız münakaşası olduğu anlaşılmış, tanık ...'un anlatımı ile ise, senet imzalandığı ... ise de, bunun ...'ın işyerinde gerçekleştiği, sanık ile katılan ...'in birlikte geldikleri, sanıkta herhangi bir stres gözlemlenmediği, zor ve baskı olmaksızın sanığın ... ile senet imzaladığı belirlenmiştir. Sanık şüpheli sıfatıyla ifadesi alınırken dahi ...'ın yanında senedi imzalamadığını söylerken yargılama aşamasında, şikayet dilekçesi ve aşama beyanlarının tümünün aksine senedi inşaat yerinde değil markette ...'ın yanında imzaladığını ikrar etmiştir. Bunun yanında sanık, gerçekleştiğini iddia ettiği olayın sıcağı sıcağına, adli rapor almamış, ilgili makamlara başvurmamış ve olayın üzerinden yaklaşık bir ay geçtikten sonra sanıktan şikayetçi olmuştur.

O halde sanık hakkında iftira suçu tüm unsurları ile oluşmuştur. Ortada, sanığın şikayetçi olduğu ...'in tanıklarının bulunmaması halinde, hakkında yağma suçundan kamu davası açılması ve yargılama yapılarak mahkumiyetine karar verilmesi dahi mümkün olabilecek ağır bir hukuka aykırı isnad vardır ve sanık aslında silah zoru ile senet imzalamadığını bildiği halde katılan ...'ten şikayetçi olmuştur. Anılan değerlendirmelerin ışığında, sanık hakkında iftira suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, beraata hükmeden yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken onanmasında isabet bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan nedenlerle,

İtirazın kabulü ile Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14/02/2012 tarih ve 2009/28048 esas -2012/2727 karar sayılı ilâmı ile verilen " ONAMA " kararının kaldırılarak, Orhangazi Asliye Ceza Mahkemesi'nin 03/07/2007 tarih ve 2007/139 esas 2007/310 karar sayılı kararının"BOZULMASINA" karar verilmesi itirazen arz ve talep olunur." isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü: II- KARAR

İncelenen dosyada, Sanık ... hakkında iftira suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Orhangazi Asliye Ceza Mahkemesince sanık ile müşteki arasında alacak ihtilafı nedeniyle husumet bulunduğu, sanığın ... süre borcunu ödemediği ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, sanığın suça konu senedi kendi ... iradesi ile değil müştekinin maddi veya manevi cebri neticesinde imzalamış olma ihtimalinin bulunduğunu, bu nedenle sanığın mahkumiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı vicdani kanaatiyle sanık hakkında beraat kararı verilmiştir. Yargıtay savcılığınca olayın seyri ve tanık ... Akkum'un beyanına itibar edilerek beraat kararının bozulması için itirazda bulunulmuştur.

Dosya kapsamına göre, taraflar arasında inşaat işinden kaynaklanan alacak ihtilafı nedeniyle husumet bulunduğu, müşteki ile eşinin olay günü karşılaştıkları sanığı araçlarına alarak bu konuyu görüşmek üzere inşaata götürdükleri, burada müştekinin eşi tarafından da doğrulanan münakaşa yaşandığı, sanığın iddiasına göre bu süreçte müştekinin silah zoruyla kendisine senet imzalattığını savunduğu, müşteki ise senedin tanık ...'ın yanında zorlama olmaksızın düzenlendiğini belirttiği, tanık ... ise 23.03.2007 tarihli savcılık ifadesinde, senedin huzurunda doldurulduğunu ancak kendisinin yanına gelmeden önce taraflar arasında bir şey yaşanmışsa bunu bilemeyeceğini ifade ettiği anlaşılmıştır.

İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekir. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere ... bir olayın soruşturulması amacıyla yapılan şikayetlerde iftira kastından söz edilemeyecektir. Somut olayda taraflar arasında ihtilaf konusu alacak meselesi nedeniyle, müştekinin inşaatında görüşmenin yapılmış olması, burada müştekinin eşi tarafından da doğrulanan münakaşanın meydana gelmesi ve tanık ...'ın yanında senet düzenlenmeden önce taraflar arasında ne yaşandığının da bilinememesi karşısında; müşteki hakkında "zorla senet imzalatma" iddiasından yürütülen soruşturmada "kovuşturmaya yer olmadığına" dair verilen kararın, iftira suçunun işlendiğinin kesin kanıtı olamayacağı ve sanığın Anayasa'nın 74. maddesi ile teminat altına alınan "Anayasal dilekçe-şikayet hakkı" nı kullandığı belirlendiğinden,

Dairemizin 14/02/2012 ... ve 2009/28048 esas, 2012/2727 sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE, 6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanunun 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 24.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.