Esas No
E. 2022/2692
Karar No
K. 2023/6493
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2022/2692 E.  ,  2023/6493 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/853 Esas, 2022/310 Karar
HÜKÜM: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2017/330 E., 2018/108 K.

Taraflar arasındaki markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tescilli "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı tarafından "..." markalı saatlerin ithal edilmek istendiğini, Ambarlı Gümrük Müdürlüğü'nde taklit saatlerin ele geçirildiğini ileri sürerek davalının "..." ibareli markaya yönelik haksız ve hukuk dışı tecavüz fiillerinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine ve menine, haksız ve izinsiz taklit "..." markalı saatlere el konulmasına ve bu malların imhasına, mahkeme kararının masrafı davalıdan alınmak suretiyle Türkiye genelinde yayın yapan bir gazetede ilanına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline teslim edilmeyen ürünlerinde kullanılan "... ...&...." ibareli marka üzerinde müvekkilin lisans sözleşmesinden kaynaklı hak sahibi olduğunu, markanın Refik Bardo adına tescilli olduğunu, 07.09.2016 tarihli lisans sözleşmesi ile müvekkiline bu marka adı altında üretim yapma hakkı tanındığını, bu hak sahipliğine dayalı olarak ürünler ithal ettiğini, "..." markası adı altında üretilen ve ithalatı gerçekleştirilen ürünlerin orjinal ürünler olduğunu, "..." markalı saatlerin yetkili üreticisi olan şirketten satın alındığını ve faturaların dosyaya ibraz edildiğini, hukuka uygun olarak üretilip ithal edilen saatlere ilişkin hak sahipliğinin bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davalı taraf ürünlerin lisans kapsamındaki markaya uygun kullanımından ve ürünlerin orjinalliğinden bahsetmişse de, ürünler üzerinde yapılan incelemede davalı tarafın ithal ettiği ürünler üzerinde "..." ibaresinin davacıya ait tescilli markayla birebir olacak şekilde kullandığı, kullanımın lisans kapsamında olmadığı, birebir davacı markası kullanılmak suretiyle ortalama tüketici nezdinde karıştırma ihtimalinin bulunduğu, kullanımın markaya tecavüz olduğu, aynı zamanda başkasına ait işaret ve amblemin ürünler üzerinde izinsiz kullanımın da haksız rekabet teşkil ettiği, davalı kullanımlarının ticari dürüstlüğe aykırı bulunmakla kendi tescilli markası dışına çıkmak ve davacı tarafın markasından yararlanma kastı taşıdığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı tarafından ithal edilen ve gümrükte el konulan ürünler üzerinde "..." ibareli markanın izinsiz kullanımının markaya yönelik tecavüz, haksız rekabet olduğunun tespiti ve menine, el konulan ürünlerin imhasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin "... ...&..." ibareli markaya ilişkin lisans sözleşmesinden kaynaklı hukuka uygun olarak hak sahipliği bulunduğunu, davacı tarafın davasına dayanak yaptığı "..." markasının ayırt ediciliğini yitirmiş olup, bu ibarenin münhasıran marka tesciline konu edilmesi ve bu kapsamda korumadan yararlanmasının mümkün olmadığını, "..." ibareli markasının yaygın kullanım nihayetinde cins isim haline geldiğini, markanın kazandığı yaygınlık ve ulaştığı tanınmışlık düzeyi gözetildiğinde ilişkili olduğu mal veya hizmetle özdeşleştiğinin, yani markanın tanımlayıcı öğesi halinde gelerek bir cins isme dönüştüğünün kabulü gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “...” ibaresinin tescilli bulunduğu emtia sınıfı markanın münhasıran kullanıldığı mal veya hizmetin karakteristik özelliği haline gelmesi, ilgili sektörde ve tüketiciler nezdinde de bu ad ile özdeşleşmiş bir şekilde algılanması durumunun varlığını gösteren delilin bulunmadığı, davalının davacının kendi adına tescilli markasının ayırtediciliğini korumak için yapması gereken birtakım eylemlerde bulunmadığı ve ayırtediciliğini yitirmesine kendisinin sebep verdiği iddiasının kanıtlanamadığı, davacının ... .... Ltd. tarafından, "..." markalı saatlerin üretimi noktasında 2001 yılından bu yana yetkili üreticisi olan ... Limited adlı şirkete sipariş verilmiş olup, işbu sipariş üzerine yapılan üretimin akabinde saatlerin alımından ... .... Ltd. tarafından vazgeçildiği, bunun üzerine aynı firmadan orijinal ürünlerin satın alındığı belirtilmişse de, davacı ile dava dışı üretici firma arasındaki satışın gerçekleşmemesi ve sonuçlarının bu iki firmayı ilgilendirdiği, dava konusu ürünlerin davacının izni ve onayıyla satılabileceği anlamına gelmediği ve 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 13 üncü maddesinde düzenlenen marka hakkının tükenmesi anlamına gelmeyeceği gibi, davalıya davacıya ait marka kapsamındaki ürünleri piyasaya sürme hakkını vermeyeceği gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleri ile temyiz başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni refi istemlerine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54, 55 ve 56 ncı maddeleri.

3.556 sayılı KHK'nın 9 uncu ve 13 üncü maddeleri.

3.Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
ONANMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Ticaret Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.