10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2022/3738 E. , 2023/5042 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Taraflar arasındaki sigortalının iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince verilen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı ... tarafından temyiz edildiği anlaşıldıktan; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; kazalı sigortalının 05.09.2003 günü meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek 500,00 TL maddi, 8.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili yargılama sırasında 18.09.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini toplam 19.174,61 TL ye çıkarmıştır. II. CEVAP
1.Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde özetle ; davalı yönünden husumetten davanın reddini, davanın zamanaşımına uğradığını, kusur oranları dikkate alınmadan iki davalıdan talep edilmesi nedeni ile davanın reddinin gerektiğini, olay tarihinden faiz istenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının hukuki sorumluluğu bulunmadığını, inşaatı müteahhit sıfatındaki diğer davlıya devrettiğini, davacının olayda kusuru bulunduğunu, manevi tazminat talebinin reddinin gerektiğini, tazminat miktarının tenkisinin gerektiğini belirterek, davanın reddini, mahkeme aksi kanaatte ise tazminat miktarının tenkisini, davalının ancak kusur oranında sorumluluğuna karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle ; ceza davasında yeterli savunmada bulunamadığı için işverenle birlikte taşeronmuş gibi mahkumiyetine karar verildiğini, işçi olarak çalıştığını ancak kendi bulduğu işçinin ücretini işverenden alıp işçiye veren bir kimse olduğunu,müteahhit olmadığını, inşaatın tüm sigorta sorumluluğunun işveren olan mal sahibine ait olduğunu, davacının inşaat ustası olduğunu, kusurlu olanın davacı olduğunu, kendisine ve ailesine maddi yardımda bulunduğunu, davacının sakat kalmadığını belirterek, kendi yönünden açılan davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.03.2010 tarihli ve 2004/131 Esas, 2010/48 Karar sayılı kararı ile; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine,
19.174,61 TL maddi tazminatın 500,00 TL'sinin olay tarihi olan 05.09.2003 tarihinden itibaren,
18.674,61 TL'sinın ise ıslah tarihi olan 18.09.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte,
3.000,00 TL manevi tazminatın ise olay tarihi olan 05.09.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar temyiz isteminde bulunmuştur.
2.(Kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 21.02.2011 tarih ve 2010/7736 Esas ve 2011/1361 Karar sayılı ilamında özetle; mahkemece, zararlandırıcı olayın SGK Başkanlığınca iş kazası olarak kabul edilip, davacının sürekli işgöremezlik oranı belirlenip, sürekli işgöremezlik geliri bağlanmadan işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilerden kusur raporu, aktürerya uzmanından hesap raporu alınmadan ve davacıya Kurumca gelir bağlanıp bağlanan gelirin hüküm tarihine en yakın tarihteki peşin sermaye değeri düşülmeden, davacının sürekli işgöremezlik oranını Eğe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalından alınan rapor ile belirleyerek düşürülmesine karar verilen ceza davasında alınan kusur raporu ve aktüerya uzmanı olmayan bilirkişiden alınan hesap raporu ile yetinilerek, davacıya bağlanacak gelirin peşin sermaye değeri düşülmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek mahkeme kararı bozulmuştur.
B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 17.06.2021 tarihli ve 2011/159 Esas, 2021/98 Karar sayılı kararı ile; davanın 05.09.2003 tarihinde gerçekleşen iş kazası nedeni ile maluliyet ve geçici iş göremezlik kaynaklı maddi, kaza nedeni ile yaşanan acı ve ızdırap nedeni ile manevi tazminata ilişkin olduğu, SGK tarafından iş kazası tespitinin yapıldığı, bu nedenle ayrıca bir iş kazası tespiti davası açılmasının gerekmediği, alacağın davanın açıldığı tarih gözetildiğinde zamanaşımına uğramadığı, dinlenen tanık beyanları ve dosyaya alınan Kiraz Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/155 Esas sayılı dosya kapsamından davacının kaza nedeni ile acı ve ızdırap yaşadığı anlaşılmış, alınan kusur raporu doğrultusunda davalıların toplam %75 oranında kusurlu olduğu, ATK raporunda maluliyetin %22, geçici iş göremezliğin 3 ay olduğunun belirtildiği, hesap raporunda bu maluliyet ve geçici iş göremezlik oranı üzerinden hesaplama yapıldığı, kusur oranı uygulanarak maddi zarar kalemlerinin %75 kusur oranı üzerinden hesaplanabileceğinden yeniden bu hususta rapor alınmasına gerek görülmediği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın şartları, manevi tazminatın bölünmezliği, ceza olmaması ilkeleri göz önüne alınıp taleple bağlı kalınarak manevi tazminata 8.000,00 TL üzerinden ve sürekli iş göremezlik (maluliyet) zararı olarak 59.241,04 TL'ye hükmedildiği gerekçesiyle;
1.Davanın kısmen kabulü ile, davacının kusur durumu (%25) da gözetilerek, -508,50 TL geçici iş göremezlik zararının ve 59.241,04 TL sürekli iş göremezlik zararının olay tarihi olan 05.09.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, -8.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 05.09.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...
vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; maddi tazminat yönünden HMK'nun 26 ncı maddesinde yer bulan taleple bağlılılık ilkesine aykırı olarak talepten fazlaya karar verildiği, eldeki davanın, 01.01.2005 tarihinde Türk Lirasından 6 sıfır atılmasından önce 03.05.2004 tarihinde açılmış olduğu, davacı yanın dava dilekçesi ile Türk Lirası'ından 6 sıfır atıldıktan sonraki karşılığı ile olay tarihinden itibaren yasal faizi ile 500,00 TL maddi ve 8.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, davacı yanın 18.09.2009 havale tarihli ıslah talepli dilekçesi ile maddi tazminat talebini bilirkişi raporu doğrultusunda toplam maddi tazminat talebini 19.174,61 TL ye çıkarıdğını, zaten Kiraz Asliye Hukuk Mahkemesi'nin bozmadan önceki 2004/131 Esas, 2010/48 Karar sayılı ilamında Mahkemece davacı yanın maddi tazminat talebi konusunda "19.174,61 TL maddi tazminatın 500,00 TL'sinin olay tarihi olan 05.09.2003 tarihinden itibaren, 18.674,61 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 18.09.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte" şeklinde hüküm tesis edildiğini, davacı yanın ıslah ile artırılan miktar ile birlikte maddi tazminat talebinin toplam 19.174,61 TL olduğu bu miktardan fazla maddi tazminata hükmedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, mahkemenin maddi tazminat yönünden talepten fazlaya karar vermesi ile birlikte faiz başlangıç tarihinde ıslah tarihini dikkate almamış oluşunun da usul ve yasaya aykırı olduğunu, maddi tazminat yönünden daha evvel Yargıtay bozma ilamında önceki hükmün davacı yanca temyize konu edilmediği için bozmadan sonra verilen hüküm ile bozmadan önceki hükümden fazla maddi tazminat takdirinin, aleyhe bozma yasağı kuralı ile usuli kazanılmış hakka aykırı olduğunu, manevi tazminat yönünden daha evvel Yargıtay bozma ilamında önceki hükmün davacı yanca temyize konu edilmediği gibi hükmün manevi tazminat ile ilgili kısmı bozma konusu yapılmamış olmak ile bozmadan sonraki yeni hükümde, bozmadan önceki hükümden fazla manevi tazminat takdirinin aleyhe bozma yasağı kuralı ile usuli kazanılmış hakka aykırı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı HMK Geçici 3 üncü maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.9.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nun 427 ilâ 444 üncü maddeleri, 6100 sayılı HMK'nun 26 ncı ve 303 üncü maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunun 332 ve 98 inci maddeleri gereğince uygulanan aynı Kanunun 41, 42, 43, 44, 46 ve 47 nci maddeleri ile 53 üncü maddesi, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 2 nci maddesi gereğince uygulanma olanağı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55 inci maddesi, 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi, manevi tazminatın belirlenmesi yönünden 22.06.1996 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, usuli kazanılmış hak yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.
3.Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı Kararı).
3.Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr.
A. Recai Seçkin’e Armağan, ...
Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 ..., 1974, sayfa 395 vd.)
4.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
5.Somut olayda; ilk derece mahkemesince itibar edilen 21.07.2009 havale tarihli hesap raporunda davacının maddi zararının 19.174,61 TL olarak tespit edildiği, davacı vekilinin bu rapora göre maddi tazminat alacağını 19.174,61 TL olarak ıslah ettiği, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile 19.174,61 TL maddi, 3.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, davacı vekilinin anılan ilk derece mahkemesinin 17.03.2010 tarihli kararına ilişkin temyiz istemi bulunmadığı, bu kararın sadece davalılarca temyiz edildiği göz ardı edilerek, davalılar lehine oluşmuş usuli kazanılmış hak ilkesi ihlal edilerek, ilk kararda hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat miktarı gözetilmeden, 59.749,54 TL maddi, 8.000,00 TL manevi tazminatın hüküm altına alınması hatalı olmuştur.
6.Öte yandan, 6100 sayılı HMK’un 26 ncı maddesine göre “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.”
7.1 Ocak 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkındaki Kanun ile Türk Lirasından 6 sıfır atılmıştır. Kanunun 2 nci maddesinde, TL’nin YTL’ye dönüştürülmesi düzenlenmektedir. Bu maddeye göre; Türk Lirası, yeni para birimi olan Yeni Türk Lirasına dönüştürülmüş ve Türk Lirasından 6 sıfır atılarak, bir milyon Türk Lirası eşittir bir Yeni Türk Lirası (1.000.000 TL=1 YTL) değişim oranında yeni bir değer getirilmiştir. Kanunun 3 üncü maddesine göre ise, Yeni Türk Lirasının para birimi olarak kabul edilmesi nedeniyle, kanunlarda ve diğer mevzuatta, idari işlemlerde ve yargı kararlarında, hukuki sonuç doğuran herhangi bir belgede, en geniş anlamıyla herhangi bir hukuki ilişkide, ödeme ve değişim araçlarında Türk Lirasına veya liraya yapılan atıfların bir milyon Türk Lirası eşittir bir Yeni Türk Lirası (1.000.000 TL=1 YTL) değişim oranıyla, aynen Yeni Türk Lirasına atıf yapılmış kabul edileceği ve geçerli sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
8.Somut olayda davacının 0101.2004 tarihli dava dilekçesinde maddi tazminat talebinin 500.000.000 TL olduğu, Kanun gereği, Türk Lirasından 6 sıfır atılmış olduğu, böylelikle davacının maddi tazminat talebinin dava dilekçesinde 500,00 TL olmasına ve ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini toplamda 19.174,61 TL ye çıkarmasına rağmen yerel mahkemenin taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak toplamda 59.749,54 TL ye hükmetmesi ayrıca hatalı olmuştur.
9.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
10.O halde, temyiz eden davalı ... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları dikkate alınarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,09.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.