4. Ceza Dairesi
4. Ceza Dairesi 2021/13021 E. , 2023/21969 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8 inci maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararıyla sanık ...'un fuhuş suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 227 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iki kez 2 yıl 6 ay hapis ve 9.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarının uygulanmasına, sanıklar ... ile ...'nın ise fuhuş suçundan 5237 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin ikinci fıkrası ile 62 nci maddesi uyarınca iki kez 2 yıl 1 ay hapis ve 7.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık ...'ın temyiz istemi, kararı temyiz ettiğine yöneliktir.
2.Sanık ...'nın temyiz istemi, suçlamayı kabul etmediğine, kimseyle telefonda konuşmadığına, yanında çalıştığı ...'ın talimatlarını yerine getirdiğine yöneliktir.
3.Sanık ...'un temyiz istemi, temyiz ettiği kararın bozulması gerektiğine yöneliktir. III. OLAY VE OLGULAR
Sanık ...'ın emlakçı, sanık ...'nın ise bu sanığın çalışanı olduğu, diğer sanık ...'un ise sanık ...'ın dayısı ve fuhuş suçunun işlendiği belirtilen daireyi kiralayan kişi olduğu, sanıkların birlikte hareket ederek günlük kiraya verdikleri dairelerde fuhşa aracılık ettikleri iddiasıyla açılan davada Mahkeme, sanıkların atılı suçtan cezalandırılmasına karar vermiştir. IV. GEREKÇE
Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun'un 160 vd. maddelerine göre yaptığı yazılı veya sözlü bir görevlendirme bulunmaksızın, yapılan istihbari çalışmalarda günlük kiraya verilen dairelerde fuhuş yaptırıldığının öğrenilmesi üzerine kolluğun sanık ...'yı telefon ile arayarak para karşılığında iki kadın ile cinsel birliktelik noktasında pazarlık yaptıkları, tarafların anlaşması üzerine söylenen adrese gidildiği, burada sanık ...'ya anlaşma gereği 200,00 TL'nin elden ödendiği ve sanığın yönlendirmesiyle kolluk görevlilerinin söz konusu daireye çıktıkları, burada kendilerini yabancı uyruklu mağdurların karşıladığı, cinsel birliktelik için odalara girilmesinden sonra polis kimliğini açıkladığı, sanık ...'nın sitenin dışında yakalandığı, seri numaraları tespit edilen 200,00 TL'nin sanıkta tespit edildiği, sanıklar ... ile ...'ın yakalanarak Asayiş Büro Amirliğine getirilmelerinden sonra konu ile ilgili nöbetçi Cumhuriyet Savcısına bilgi verilerek gerekli talimatların alındığı somut olayda, adli kolluk görevlileri tarafından yapılan işlemlerin, 5271 sayılı Kanun'un 116 vd. ile 123 ve 127 nci maddelerine aykırı olduğu, bu nedenle elde edilen delillerin de hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş delil niteliğinde bulunduğu, kaldı ki fuhşa aracılık edildiği iddiasının, sanıklar tarafından inkar edilip, mağdurlar tarafından da doğrulanmadığı, yerleşik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında belirtildiği üzere, gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisinin hiç bir zaman kışkırtıcı ajan gibi hareket edemeyeceği, önceden failde bulunmayan suç işleme kastı oluşturarak, faili suç işlemeye azmettiremeyeceği, dolayısıyla sanıkların üzerine atılı fuhuş suçunu işlediğine ilişkin, hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş delil bulunmadığının anlaşılması karşısında, her türlü şüpheden uzak, kesin ve cezalandırmaya yeterli delil bulunmadığı gözetilerek sanıkların beraati yerine delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, Nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanıklar ..., ... ile ...'nın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.10.2023 tarihinde karar verildi.