Esas No
E. 2020/1941
Karar No
K. 2023/1426
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2020/1941

KARAR NO: 2023/1426

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 25/12/2019

NUMARASI : 2018/308 E. - 2019/1233 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/11/2023

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ile davalı ... kardeş olup, davacı ...'nin ise kaynı olduğunu, davacıların davalı tarafa İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası ile icra takibine konu edilen 03.06.2018 vadeli 80.000,00 TL değerli bono nedeni ile hiçbir borcu bulunmadığını, esasen bu bono mukabilinde müvekkillerine ne bir mal ne de para olarak ödeme verildiğini, müvekkillerini borçlandıracak bir hukuki muamele, bir iş yapılmış olmayıp senetin bedelsiz olarak doğmuş bir senet olduğunu, vade, tanzim tarihi ve sair unsurların sonradan senet metnine ilave edilerek tahrif edilerek senet haline getirildiğini, çıplak gözle dahi bakıldığında dahi fark edilmediğini, müvekkillerinin de savcılığa şikayette bulundukları üzere (Soruşturma 2016/152277) davalının miras yolu ile babalarından intikal eden haklarını davacı ...'e vermemesi, güçlük çıkarması üzerine davalının diğer kız kardeşleri ile kavgalı olması, kendilerine haklarını vereceğini, bunun için köyde bulunan arsa ve tarlalar ile Uludağ caddesinde bulunan parselden bak iddia etmemeleri ve 80.000,00 TL bedelli senedi güvence olarak vermeleri koşulu ile tapuda devir yapacağını söyleyerek şantaj ile senedi imzalattığını ve Nimet'e bir dairenin ancak yarısını verdiğini, ... senin kız kardeşlerimle aran iyi onları ikna et diğer miras haklarından feragat etsinler bunun güvencesi olarak bu senedi istiyorum aksi takdirde daire vermiyorum şeklinde davacıları tehdit ettiğini, davalı diğer mirasçıları da bir araya getirerek, diğer miras kalan yerlerden hak talep etmemeleri için bedelsiz olarak, noterden mirastan feragat etmelerini talep etmiş ise de tartışma çıktığını ve feragatname verilmediğini, davalının müvekkili davacı ...'ye hitaben, kız kardeşlerimle aran iyi bunları ikna et mirastan feragat etsinler aksi halde sırf bu nedenle imzaladığımız senedi icraya koyacağım şeklende tehditte bulunduğunu, bu nedenle müvekkillerinin davalı ...'i yukarıda soruşturma numarası verilen dosya ile Cumhuriyet Savcılığına şikayet ettiğini, davalının müvekkili ... babasından intikal eden miras hissesini teslim etmek için senet imzalattığını, kocasına da kefil imzası attırarak, diğer miras hisselerinden feragat etmeleri ve kardeşlerini ikna etmeleri yükümünü davalılara yüklediğini, müvekkillerinin de daireyi alabilmek için imza atmak zorunda kaldıklarını, davalının müvekkillerinde hiçbir alacağının bulunmadığını, bu senetin bedelsiz olarak doğduğunu, davalının müvekkiline ne bir mal ne de para verdiğini, müvekkilinin miras hakkını teslim etme şartı olarak senet imzalattığını, diğer kardeşlerin mirastan feragat etmemeleri üzerine, senet üzerinde oynama yaparak icra takibine konu ettiğini, ileri sürerek dava konusu senet nedeni ile müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine, yapılacak ödemeler olduğu takdirde istirdadına, dava değerinin yüzde kırkından aşağı olmamak kaydı ile davalının tazminat ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, aksi takdirde esasa ilişkin olarak ise, iş bu davaya konu senet hakkında daha öncesinden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/152277 soruşturma numarası ile yapılan soruşturmanın müvekkili lehine kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile sonuçlandığını, davacıların da ayrı ayrı savcılık ifadelerinde kendi beyanları ile "söz konusu daireyi alacak üzerine bir miktar para verecektik"dediklerini, yine aynı ifadenin devamında "başka haklarımızı alamayacağımızı bize hiç bir pay vermeyeceğini söyleyerek senedi imzalamamızı istedi, bunun üzerine biz de senedi imzalamak zorunda kaldık" dediklerini, davacıların ardı ardına aynı ifade metni içindeki bu beyanlarının tümü ile birbirleri ile çelişkili olduğunu, kambiyo senetlerinin tek başına ve asıl ilişkiden bağımsız bir borç doğurduklarını, davacıların senet metni üzerindeki imzalarını inkar etmediklerini, bu sebeple yerleşik yargıtay içtihatları doğrultusunda da olduğu şekli ile iş bu imzaları ile tasdik ettikleri kayıtsız şartsız borç ikrarının aksini yine yazılı ve geçerli bir hukuki bir delil ile ispat etmeleri gerektiğini, davacının müvekkiline hitaben "iş bu icra takibini geri çekmesini aksi halde kendisine her türlü kötülüğü yapacaklarını" hakaretler eşliğinde bildirip söylediklerini, bu konuda da davacılardan Bahri ve dava dışı oğlu hakkında ayrı ayrı şikayetçi olunduğunu ve halen de soruşturmanın sürdüğünü, hal böyle iken davacıların iyi niyetli ve mağdur kisvesi altında kendilerini haklı gösterebilecekleri hiç bir durumun söz konusu olmadığını beyan ederek davalarının reddine, haksız dava ve alacaklarının sürüncemede bırakılması halinde davacıların ayrı ayrı asıl alacağın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmelerine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "Davacıların dava konusu bononun şantaj ile imzalatıldığı iddiaları yönünden, davacı tarafın ne şekilde şantajda bulunulduğunu açıklamadığı şantaj iddiası içeriksiz kaldığından tanıkla da olsa kanıtlanmasının mümkün olmadığı anlaşılmış, davacıların davasının reddine, icra takibi durdurulmadığından" davanın reddine, davalı tarafın tazminat talebinin reddine kararilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taleplerinin davalı tarafından icra takibine konu edilen 03.06.2018 vade tarihli 80.000,00 TL değerli bononun bedelsiz olması nedeniyle menfi tespit davalarının kabulü olduğunu, miras davasına davalı tarafın verdiği cevapta senet düzenleme nedenini açıkladığını ve değiştiğini, SHM'ye verilen beyanda kendi davalının kendi hissesine düşen 5 numaralı bağımsız bölümü 80.000,00 TL bedelle sattığını, ceza mahkemesinde ise tapu masraflarını ödediğini bu nedenle senet düzenlediklerini beyan ederek hem kendisi ile çeliştiğini hem de senedin tanzim nedenini açıkladığını, menfi tespit davasında senedin tanzim nedenini değiştiren davalının ispat yükü altına girdiğini, mahkemenin hatalı olarak davanın reddine karar verdiğini, mahkemenin ispat yükü konusunda hataya düştüğünü, senetle ispat zorunluluğunun istisnalarının HUM K 203 maddede sayıldığını, davacı ile davalının kardeş olmaları nedeniyle tanık dinlenmesinin mümkün olduğunu, taraflarınca dinletilen tanık ifadelerinden anlaşıldığı gibi tanzim edilen bononun bedelsiz doğduğunu, söz konusu dairelerin babalarından miras kaldığını, bu hakların bedel karşılığı mirasçılara verilmesinin yasal olarak mümkün olmadığını, davalının senedin tanzim gerekçesini açıklayıp değiştirmesi nedeniyle ispat yükünün davalı alacaklıda olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından HMK 203 maddesindeki istisnalar çerçevesinde davada tanık dinletilebileceğinin belirtildiğini, yargılama sürecinde tanıkların dinlenildiğini, işbu tanık beyanlarının davacının iddialarını kanıtlayamadığını, illetten mücerret olan kambiyo senetlerinden bonoya karşı da yeterli ispat gücüne ulaşamadığını, tanık ifadelerinin birbiriyle çeliştiğini, kambiyo senetlerinin tek başına ve asıl ilişkiden bağımsız bir borç doğurduğunu, davacıların senet metni üzerindeki imzalarını inkar etmediklerini, imzaları ile tasdik ettikleri kayıtsız şartsız borç ikrarının aksini ispatlamaları gerektiğini, müvekkilin davacılardan imzası davacılar tarafından ikrar edilmiş kambiyo senedi nedeniyle alacaklı olduğunu, davacı borçlunun istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava,

İİK 72.maddesine dayalı menfi tespit davasıdır. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasında alacaklı tarafından borçlu aleyhine bonoya istinaden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır. Bononun tanzim tarihinin 03/05/2016 vade tarihinin 03/06/2018, senet bedelinin 80.000 TL, keşidecinin ..., kefilin ... ve lehtarın ... olduğu görülmüştür. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6).Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).

Kambiyo senedi ve bononun hukukî niteliğine değinmek gerekirse; bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illî ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukukî işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir amaca ulaşmak istemektedir. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.Davacılar dava dilekçesi ile, davacı ... ile davalının kardeş olduklarını, takibe konu senedin murislerinden miras yolu ile intikal eden hakların davacıya verilmemesi sebebiyle diğer miras haklarını iddia etmemeleri ve 80.000,00 TL senedi güvence olarak vermeleri koşulu ile tapuda devir yapılacağını belirterek şantaj ile senedin imzalatıldığını, tapunun sadece 1/2'sinin verildiğini, senedi miras hakkını teslim etme şartı olarak imzalattığını belirterek menfi tespit davasının kabulünü talep ve dava etmişler, davalı tarafından takip konusu senedin borca karşılık verildiğini ileri sürerek davacıların iddialarını reddetmiştir.Somut olayda tapu kaydı incelendiğinde İstanbul Eyüpsultan Alibeyköy mahallesi 5 no'lu bağımsız bölümün davacılardan ... adına 04.05.2016 tarihinde ... tarafından satış suretiyle tescil edildiği, senedin düzenlenme tarihinin 03.05.2016 tarihi olduğu, davacılar tarafından CBS'ye yapılan şikayet üzerine savcılıkta verdikleri ifadelerde davacıların murise ait taşınmazı kat karşılığı inşaata verdikleri, kendi aralarında hangi dairenin kime düşeceği konusunda anlaştıkları, inşaatı müteahhite verme aşamasında ... vekalet verildiğini, söz konusu daireyi üzerlerine alarak üstüne bir miktar para vereceklerini, davalının paylarına düşen daireyi kendi üzerine tescil ederek haklarını vermediğini, daha sonra 80.000,00 TL bedelli seneti imzalatarak taşınmazı verdiğini, başka haklarını alamayacaklarını, hiçbir pay vermeyeceğini söyleyerek senedi imzalattığını beyan ettikleri bu beyan nedeniyle takip konusu senedin, taşınmazın davalı tarafından davacılardan ...'a devredilmesi karşılığında verildiği anlaşıldığından davacıların iddiası sübut bulmadığından mahkemece davanın reddine dair verilen karar isabetlidir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/12/2019 tarih ve 2018/308 E., 2019/1233 K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davacılardan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/11/2023

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog