44. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/1656 Esas
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 18/10/2022
NUMARASI: 2014/797 E. - 2022/841 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/12/2023 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılardan ...'in İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla müvekkili aleyhine kambiyo icra takibi yaptığını, bu icra takibinden müvekkilinin resmi olarak haberdar olmadığını, dosyada adresi olarak gösterilen ... cad. ... Apt. No:... D:... Maltepe İstanbul adresinde hiç bir zaman oturmadığını, müvekkiline gönderilen tebligatlarda tebligatın arkasına yazılan şerhlerde taşındı ibaresi var ise de müvekkilinin hiç bir zaman bu adreste oturmadığını, nüfus kayıtlarında müvekkilinin bu adresi gözüktüğünden tebligat yasasının ilgili maddesi gereğince tebligat yapıldığını ancak bu tebligatın usulsüz olduğunu, müvekkilinin e devlet kayıtlarına bakarken rastlantı sonucu Anadolu ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasını görünce İstanbul'a gidip icra dosyasını incelediğinde İzmit'te tanıdığı ... isimli şahsa daha önce aralarındaki güven ilişkisinden dolayı verdiği imzası kendisine ait olan ve miktarı tarihi imza dışındaki senet metninde bulunan tüm ibarelerin muhtemelen ... tarafından doldurulan vade tarihi 25/12/2011 200,00 TL bedelli 03/11/2011 düzenleme tarihli bononun icraya konulduğunu öğrendiğini, bunun üzerine müvekkilinin güvendiği ve tanışıklığı bulunan ...'ı aradığını, ...'nın "merak etme, karışık bazı işler oldu, ben senedi alacağım sana iade edeceğim" demesi üzerine hukuki bilgisi de yetersiz olan müvekkilinin ...'a duyduğu güvenden dolayı davalı ...'in bu icra işini çözeceğini varsayarak bir girişimde bulunmadığını, daha sonra da ...'e telefonla ulaşamayınca ve müvekkilinin telefonlarına çıkmayınca icra dosyasını incelediğinde dosyadan satış günü alındığını, birinci satışın 03/01/2014 günü saat 10.00-10.10 arası 2.satış gününün de 29/01/2014 tarihinde yine aynı saatlerde olduğunu öğrendiğini, davalılardan ... tarafından borcu bulunmadığı halde kendisinin boş verdiği senedi hukuka aykırı olarak doldurarak dolandırıldığını anladığını, imza dışındaki senet metnindeki yazıların hepsinin müvekkilinin el yazısı ürünü olmadığını, davalılar tarafından doldurulduğunu, davalı ...'den senet metninde sanki müvekkiline bir mal vermiş mala karşılık da 200,00 TL senet almış gibi gözüktüğünü, verilen malın ne olduğunun isticvap davetiyesiyle ...'den sorulmasını talep ettiklerini, çünkü senedin karşılıksız bir senet olduğunu, güvene dayandığını, ... ile müvekkilinin ekonomik ve sosyal ilişkileri açısından ... müvekkiline 200,000 TL mal vermesinin hayatın doğal akışına aykırı olduğunu, bu hususun açığa çıkarılmasının da senedin karşılıksız olduğunu göstereceğini, müvekkilinin Anadolu 1.Aile Mahkemesinin 2017/919 Esas sayılı dosyasıyla eşinin kendisine açtığı boşanma davasında tanıdığı avukatı bulunmadığı için davalı ...'in avukat tutma hususunda kendisine yardımcı olacağını belirtmesi üzerine ... öneresiyle İstanbul Barosuna bağlı ... isimli şahsı avukat olarak tuttuğunu, bu avukatı boşanma ile bağlantılı Anadolu 2.Aile Mahkemesinin 2010/167 Esas sayılı mal paylaşım davasında vekili bulunan Avukat ... aynı zamanda aleyhine yapılan davaya konu icra takibindeki alacaklı gözüken diğer davalı ...'in de avukatı olduğunu öğrendiğini davalı ... ve avukatı tarafından kandırıldığını, aleyhine bu takibin yapıldığını öğrendiğini, Avukat ... aleyhine de İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkili aleyhine yapılan bu usulsüz takibi kurcaladıkça avukatın dosyadan çekildiğini, dosya alacaklısı ...'in Gaziosmanpaşa ....Noterliğinin ... yevmiye nolu 27/02/2013 tarihli temliknamesi ile dosya alacağını davalı ... isimli şahsa temlik ettiğinin anlaşıldığını, İcra İflas yasasına göre borçlunun dosyanın temlik edildiği hususunu müvekkiline tebliğ edilmesi gerekirken dosyanın temlik edildiğinin de müvekkiline tebliğ edilmediğini, dosya içerisinde bulunan temlikname ve avukat vekaletnamelerinden anlaşıldığı kadarıyla ...'ın da ...'in kızı olduğunu, ...'nın üçünün de Rize Ardeşenli olup müvekkili aleyhine usul açısından hukuki gözüken fakat esasen müvekkilinin hukuki bilgisizliğinden faydalanarak dolandırmak istediğini onların bilgisi dahilinde olup müvekkilinin tek malvarlığı olan davaya konu dosyada satışı istenilen taşınmaza göz konulduğunu, neticede de taşınmazı satarak haksız kazanç peşinde olduklarının anlaşıldığını belirterek, müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, haksız işlemden dolayı asıl alacağın % 20' sinden aşağı olmamak üzere davalılar aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle: Müvekkilinin icra dosyasını temlik aldığını ve icra satış işlemlerine devam ettiğini, temlikin borçlunun rızasının aranmadığı bir işlem olduğunu, borçlunun borcunu ödemediğini, önceki alacaklıya da herhangi bir ödeme olmadığını, borçlunun mahkemeden tevdi yeri istemediğini, icra dosyası incelendiğinde herhangi bir usul ya da hukuka aykırılık olmadığını, davacının davasında anlattığı vakıaların müvekkiliyle ilgi ve alakası olmadığını, davacının davasında anlattığı vakıaların müvekkiliyle ilgi ve alakasının olmadığını, müvekkilinin yasal alacağını tahsil etmek istediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle: Davacıya senet bedeli miktarınca borç verdiğini, kendisini tanıdığı için kendisine güvendiğini ve iş bu senet mukabilinde kendisine 200.000,00 TL borç para verdiğini, ödeyeceğini düşündüğünü ancak hiçbir ödeme olmadığını, maddi olarak çok sıkıştığını, bu nedenle senedi ...'e verdiğini ve ondan senet bedeli miktarınca borç aldığını, davacıdan senedi alırken, davacının miktarını doldurduğunu ve imzaladığını, kalan kısımları aynı anda kendisinin doldurduğunu, davacının da bunu kabul ettiğini, yani senedin kendisinden boş bir şekilde alınmış olmadığını, davacının bu konuda yalan söylediğini, kendisinin davacıya iş bu senet bedeli miktarınca mal verdiği iddialarının da doğru olmadığını, kendisinin davacıya nakit olarak bu parayı verdiğini, senet metninde de nakden verildiğinin yazılı olduğunu, zaten iş bu davada kendisinin mahkemeye isticvabının gerekli olmadığını, zira iş bu davada kendisinin davalı sıfatı ile bulunduğunu, davacının ödemediği iş bu senet nedeniyle kendisinin de icra dosyasında borçlu olduğunu, kendisinin mağdur olduğunu, ...'e karşı da mahçup olduğunu, davacının aleyhinde belirtiği beyanları kabul etmesinin mümkün olmadığını, davacının, dava dilekçesi ile tarafına hakaret ettiğini, tarafına dolandırıcılık suçlamasında bulunduğunu, iftiralar attığını, davacının bu iddiaları karşısında, kendisi hakkında yasal yollara müracaat edeceğini belirterek, davacının davasının reddi ile talep edilen alacağın % 15' inden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap ve beyan dilekçesinde özetle; Dava konusu Kartal .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasıyla kendi adına icra takibi yapıldığını, icraya konu senedin davalı ... tarafından ciro edildiğini, arkasını da kendisinin ciro ederek takip yaptığının anlaşıldığını, senet fotokopisini incelediğinde senedin arkasında kendisine ait gözüken cirodaki imzanın kendisine ait olmadığını gördüğünü, böyle bir senet görmediğini, böyle bir senedi de ciro etmediğini, bu hususta cironun kendisine ait olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasını ve bilirkişi incelemesi içinde adresinin bulunduğu Ardeşen Adliyesine yazı yazılarak Ardeşen'deki Asliye Hukuk mahkemesi aracılığıyla imza örneklerimin alınmasını talep ettiğini, dosyada alacaklı gözüken ...'a da dosyayı temlik ettiğinin doğru olmadığını, bu davadan sonra dosyayı incelerken Ardeşen Noterliğinin 19.03.2013 tarih ... yevmiye numaralı ... isimli şahsa vekalet verdiğini, bu vekalete dayanarak da Gaziosmanpaşa ... Noterliğinin 27.03.2013 tarihli ... yevmiye numaralı temliknamesi ile İcra dosyasını ... isimli şahsa temlik ettiğini öğrenmiş bulunduğunu, bu temliklerin hiç birinde kendi iradesinin bulunmadığını, ... ve ... isimli şahısları tanımadığını hiç bir ticari ve hukuki ilişkisi olmadığını, böyle bir senedi ciro etmediği gibi böyle biri senedin icraya verilmesinde haberinin ve bilgisinin olmadığını, takibin başında avukatı gözüken Avukat ... isimli avukata da böyle miktarlı bir takibi yapması konusunda kendisine verdiği bir masraf olmadığını, Avukat ... ile tek ilişkisinin dava dilekçesi kendisine geldikten sonra kendisini arayıp bunun ne olduğunu ve kendisinin haberi olmadan nenden böyle bir şey yapıldığını sorduğunu, kendisini şikayet edeceğini belirttiğini, kendisinin istediği yere şikayet edebilirsin dediğini, bu dosyadaki tüm bilgisinin bundan ibaret olduğunu, davalı ... ile tanışıklığının olduğunu, aynı köylü olduklarını, geçmişte 2006 yılında ticaretle uğraştığını, o tarih itibariyle kendisine 65.000 TL borç para verdiğini, kendisinin sonra battığını, borcunu da ödemediğini, alacakları olduğunu, alacağını da ödeyebilmek için kendisi adına icraya koyamadığını hacizler gelebileceğini belirterek kendisinden yukarıda belirttiği Avukat ... vekalet vermesini istediğini, kendisinin de alacağını tahsil edilebilmek için beyanlarına güvendiğini, belirttiği şekilde o vekaletleri vermiş bulunduğunu, aralarındaki hemşehrilikten kaynaklanan güven ilişkisini kötüye kullandığını, kendisi yerine davaya konu senedi kendisi ya da birilerine ciro ettiğini, sonra yine iradesi dışında bu dosyayı temlik ettiğini, ...'nın kendisine verdiği güven duygusunu kötüye kullandığını beyan etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "Tüm dosya kapsamı, taraf iddia, savunma, toplanan tüm deliller hep birlikte incelendiğinde; davacının davaya konu senetteki imzaya itirazı bulunmadığı, senedin davalı ...'a güvene dayalı verildiğini iddia ettiği, bono borçlusunun ilk önce bonodaki borç ikrarının sebebini ispat etmesi gerektiği,
HMK'nın 201. maddesi gereği bu iddianın tanıkla ispat edilemeyeceği, ancak, senet (kesin delil) ile ispat edilebileceği, bu anlamda davacı tarafça yazılı herhangi bir delil sunulmadığı, savcılık dosyası içerisinde de yazılı bir delil bulunmadığı, bu nedenle yargılamanın geldiği aşama ve yazılı delil sunulmaması dikkate alınarak savcılık dosyasının sonuçlanmasının beklenmesi yönündeki ara karardan dönüldüğü, yine davacı vekilinin dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmaması nedeniyle yemin teklifinde bulunulamayacağı, davacının davasını ispatlayamadığı anlaşıldığından" davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkil aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosya ile kambiyo senetlerine mahsus icra takibine başlandığını, müvekkilin ikamet etmediği adrese tebligat yapılıp takip kesinleştikten sonra takipten haberdar olunması üzerine müvekkil tarafından dosya incelendiğinde kendisinin İzmit'ten tanıdığı ... isimli kişiye güven üzerine verilen ve içeriği sonradan doldurulan bononun icraya konulduğunu öğrendiğini, mahkeme tarafından dava konusu ile ilgili esasa girilerek inceleme yapılmadığını, davanın menfi tespit davası olarak açıldığını, haczedilen taşınmazın satılması ile birlikte istirdat davasına dönüştürüldüğünü, hukuki uyuşmazlığın temelinin takip borçlusunun takip alacaklısına bir borcu bulunup bulunmaması olduğunu, maddi anlamda borçlu olunup olunmamasının incelenmesi gerekirken yargılama faaliyetinin eksik bırakıldığını beyan ederek istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72. maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasında alacaklı ... tarafından borçlu ... aleyhine 03.08.2012 tarihinde bonoya istinaden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır. Takibe konu bonoda ...'nun (...) keşideci, ...'ın lehtar, ...'in ciranta ve son hamil olduğu, bononun düzenleme tarihinin 03.11.2011, vade tarihinin 05.12.2011, meblağın 200.000,00 TL. olduğu görülmüştür. Takibe konu bono 6102 sayılı TTK'nin 776. maddesine göre kambiyo senedi vasfına haizdir. Alacaklı ... vekili ... tarafından Gaziosmanpaşa ... Noterliği'nce düzenlenen 27.03.2013 tarih ... yevmiye no'lu temlikname ile icra dosyasına konu alacağın davalı ... adına temlik edildiği görülmüştür. Temlikname müstenidatının, Ardeşen Noterliği'nin 19 Mart 2013 tarihli ... tarafından ...'a düzenlenen ve temlik yetkisi verilen vekaletname olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafından takibe konu bonodaki imzanın kendisine ait olduğu, diğer yazıların kendisine ait olmadığı, kendisinin boş verdiği senedin hukuka aykırı olarak doldurulduğu, tarafların birlikte hareket ettiği iddiası ileri sürülmüştür. mahkemeye vermiş olduğu cevap dilekçesinde, savcılığı yapmış olduğu şikayetinde, takibe konu senedin fotokopisini incelediğinde kendisine ait gözüken cirodaki imzanın kendisine ait olmadığını, böyle bir senet görmediğini, ciro da etmediğini, takibi başlatan avukata takip başlatma talimatı vermediğini, ...'ı tanımadığını, şu anda alacaklı gözüken ...'a dosyayı temlik etmediği gibi kendisini tanımadığını, bu kişilerle hiçbir ilişkisi bulunmadığını, kendisinin davalı ...'dan alacağı olduğunu belirtmiştir....'nun CBS'de verdiği ifadesinde boşanma davasının masraflarına ilişkin olarak ...'in kendisine davayla ilgili tüm masrafları nakit olarak ödeyeceğini belirterek yapacağı ödemelere ilişkin kendisinden senet imzalamasını istediğini, kendisinin de senet imzalayarak ...'e verdiğini, aradan uzun zaman geçmiş olması nedeniyle senedin üzerinde hangi bilgilerin olduğunu, hangilerinin sonradan yazıldığını hatırlayamadığını, daha sonra senedin 200.000,00 TL olarak doldurularak ... tarafından ciro edilerek ...'e verildiğini belirtmiştir. İstanbul Anadolu CBS 2014/74499 Sr. no'lu dosyasında takibe konu senede ilişkin olarak Adli Tıp ve Belge İnceleme Uzmanı tarafından rapor aldırıldığı, takibe konu senetteki imzanın borçlu imzaları arasında benzerlik saptanmadığı gibi grafolojik tanı unsurları bakımından da benzerlik bulunmadığı, ancak dosyadaki ifadede ...'nun imzanın kendisine ait olduğunu ifade ettiği, senedin ön yüzündeki ve arka yüzündeki yazıların davacının eli ürünü olmadığı belirtilmiştir. İstanbul Anadolu CBS'nin 2015/24160 Sr no'lu dosyasında 12.03.2015 tarihinde kovuşturma yapılmasına yer olmadığına, aynı soruşturma numarası üzerinden işbu soruşturma numarasının İstanbul Anadolu CBS'nin 2014/74499 numaralı soruşturma evrakı ile birleştirilmesine karar verildiği, mahkemece bu soruşturma no'lu dosyanın akıbetinin beklenilmesine karar verilmişse de, daha sonraki aşamalarda soruşturma dosya numarasının yanlış yazıldığı, akıbetinin araştırılmadan dosyada karar verildiği anlaşılmıştır.İcra takibinde davalı ... vekili olarak takip başlatan avukat hakkında görevi kötüye kullanmak suçundan, İstanbul Anadolu CBS 2013/17420 Sr. no'lu dosyasında soruşturma başlatıldığı mahkemece soruşturma akıbetinin araştırılmadığı görülmüştür. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6).Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).Somut olayda davacı tarafından takip konusu bonodaki imzanın kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü, ancak Savcılık soruşturmasında alınan bilirkişi raporunda imzanın davacıya ait olmadığı anlaşılmış ise de davacı tarafından imzanın kendisine ait olduğu kabul edildiğinden bu husus re'sen değerlendirilmemiştir. İcra takip talebinde ilk alacaklı ...'in mahkemeye sunduğu beyanı da göz önünde bulundurularak, senet aslındaki ...' adına atılı imza ile temlikteki imzanın ...'e e ait olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir. Davalı ... adına senet hamili sıfatıyla icra takibi başlatıldığı, ancak imzanın kendisine ait olmadığını ve alacak temliki yapmadığını beyan ettiği göz önüne alındığında, senetteki imzanın davalıya ait olup olmadığı ve alacağın temlik edilip edilmediği, temlik belgesi ekindeki vekaletnamenin kendisi tarafından verilip verilmediğinin, davalı ... ve ...'ın alacaklılık sıfatının tespiti yargılamanın sonucuna doğrudan etkili olduğundan mahkemece araştırılmaması yerinde olmamıştır. Ayrıca ... vekili hakkındaki İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/17420 soruşturma nolu dosyanın ve İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/74499 soruşturma nolu dosyaların akıbeti ve bu soruşturma neticesinde dava açılmış ise bu davanın ne olduğunun araştırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekir iken eksik inceleme neticesinde karar verildiği anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, senetteki ve temliknamedeki imzanın Ziya Kutinis' e ait olup olmadığı konusunda inceleme yapılması ve İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/74499 soruşturma no' lu ve İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/17420 soruşturma nolu dosyanın akıbetinin sorularak sonucuna göre hüküm kurulması için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.