43. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1603
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/02/2018
NUMARASI: 2017/785 Esas - 2018/139 Karar
Taraflar arasındaki Genel Kurul Kararının İptali İstemli davanın yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin 300.000 TL sermayeli davalı şirketin 2.220 payına doğrudan kendisinin sahip olduğunu, 2011-2012-2013 yıllarına ilişkin 19.06.2014 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağında 300.000 TL' lik sermayenin 300.000 adet hisse senedine bölündüğünü, ancak henüz ihraç edilmediğinin bildirildiğini, toplantı tutanağının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 01/07/2014 tarih ve 8602 sayılı nüshasının 430.sayfasında yayınlandığını, müvekkilinin babası ve murisi olan şirket ortaklarından ...'nın 15.08.2015 tarihinde vefat ettiğini, murisin terekesi için yetkili Bodrum 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/28 tereke sayılı dosyasından davalı şirkete 01/12/2015 tarihinde murisin ilgili şirketteki hak ve alacakları hususunda yazı yazıldığını, tereke mal varlığının tespiti amacıyla tereke mahkemesinin talimatı ile Bursa 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/132 Talimat sayılı dosyasında dosyasında ... Bursa Fomara Şubesinde bulunan kiralık kasanın 30.05.2016 tarihinde açtırıldığını ve içerisinde toplam 150.000TL nominal bedelli davalı şirkete ait hamiline yazılı hisse senetleri çıktığını, hisse senetlerinin toplamı sermayenin % 50' sine tekabül ettiğini, davalı şirketin hissesinin tereke dosyasında muhafaza altında olduğunu, bu hisse senetlerinin 31.01.2014 tarihinden önce ...' nın elinde bulundurmaya başladığının tespit edildiğini, davalı şirketin 15.06.2016 tarihli genel kurul toplantısına ilişkin hazirun cetvelinin şirket ortaklık yapısını yansıtmadığının ortaya çıktığını, yapılan itirazın davalı şirket tarafından dikkate alınmadan toplantıya devam edildiğini, bu durum karşısında davalı şirketin 15.01.2014 tarihinden sonra yapılan tüm genel kurul toplantılarında hazirunların şirketin ortaklık yapısını yansıtmadığının ortaya çıktığını,
TTK.nun 415.maddesine aykırı olarak genel kurul toplantısı düzenlenemeyeceğinden genel kurul toplantısının iptali gerektiğini, davalı şirketin hamiline yazılı hisse senedi bastırıp teslim olduğunun sabit olduğunu, teslim edilen hamiline yazılı hisse senetlerinin toplantıya katılmasının TTK.nun 415. maddede yer alan merasime tabi olduğu hususunda da duraksama olmadığını, şirketin faaliyet raporu, bilanço ve gelir tablolarının inceletilmediğini, yönetim kurulunun ibrasının ve yönetim kurulu seçiminin geçersiz olduğunu, hukuka aykırı toplanan genel kurul toplantısı ile toplantıda alınan kararların ayrı ayrı iptaline, şirketin ortaklık yapısının tespitine, usulüne uygun genel kurul kararı yapılması için kayyım atanmasına, şirketin zararları hakkında TTK.nun 439 maddesi gereğince özel denetçi tayin edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin 1986 yılında kurulmuş olan bir aile şirketi olduğunu ve şirketin kurucularının ... ve ... kardeşler ile çocukları ..., ... , ..., ... ve ... olup, sermayesinin ise 300.000TL olduğunu, müvekkili şirket ortaklarından ...' nın vefatı üzerine mirası kızları davacı ... , ... ve ... kaldığını, müteveffa ...' nın vefatı öncesi noterde tanzim ettirdiği vasiyetname ile kızları arasında davacıya ve diğer iki kızına mirasın taksim edildiğini, davacı ...' nin vasiyetnamenin iptali için Bodrum 4.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/263 Esas sayılı vasiyetnamenin iptali davası ile diğer kardeşleri aleyhine tapu iptali tescil davasının açıldığını, Bodrum 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/28 tereke dosyasında tereke temsilcisinin atandığını, müteveffa ...'nın hissesini temsil etmek, tereke yararına oy kullanmak ve şirket organlarında görev almak isteğinde bulunduğundan müvekkilinin şirket dahil aile şirketlerinin tamamında yönetim kurullarının görev süresinin bitmesine bir yıl varken erken genel kurulun yapılmasına karar verilerek tereke idare memurunun 15.06.2016 tarihinde yapılan genel kurulla terekeyi temsilen yönetim kuruluna alındığını, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/794 esas sayılı dosyası ile aynı genel kurulun iptalini talep ettiğini, genel kurulun butlanı istemi daha önce iki kez talep edildiğinden ve mahkemece de ilk açılan dava da red ile sonuçlandığından davacının butlanı talep edilen genel kurul kararı ile seçilen yönetim kurulunun ve yönetim kurulunda alınan tüm kararların butlanını talep etmekte davacı yanın güncel bir hukuki yararının bulunmadığını bildirerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ..Davaya konu genel kurulun hazirun cetveli incelemesinde toplam hissenin 300.000 olduğu, genel kurula katılan hisse oranının ... AŞ nin 175.000, tereke memurluğunun 55.760, ...' nın 55.760, ... ' nın 2.300, ...' nın 2.220, ...' nin 2.220, ...' nın 2.220 olmak üzere toplam 295.480 hisse oranıyla genel kurula katılımın sağlandığı tespit olunmuştur. Davacı ve davalı iddiaları, 17/05/2017 tarihli genel kurul tutanağı ve hazirun cetveli ve tüm dosya kapsamında genel kurulda kararların oylanması için aranan nisabın çok çok üzerinde bir oy oranı ile genel kurul kararlarının oylandığı ve kabul edildiği anlaşılmakla davacının butlana ilişkin iddiaları yerinde bulunmayarak genel kurulunun iptaline yönelik açılan davanın reddine, davacının sermaye oranı 2.220TL/300.000TL olup kanunun aradığı 1/10 sermaye oranına ulaşmadığı gibi genel kurulda davacı tarafça özel denetçi tayininde bulunulmamış ve buna ilişkin genel kurulca verilen olumlu veya olumsuz bir karar bulunmadığından özel denetçi tayini talebinin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket pay defterlerinin mahkemece dava dosyasına kazandırılmadan, pay defterleri incelenmeden karar verildiğini, şirket faaliyet raporu, bilanço ve gelir tabloları inceletilmediğini, yönetim kurulunun ibrasının geçersiz olduğunu, ihraç edilmiş hamiline yazılı hisse senetlerinin yok sayılarak toplanmış olan genel kurulda yapılan yönetim kurulu seçiminin de geçersiz olduğunu, şirket tarafından mali tablolar ve faaliyet raporu müvekkilinin incelemesine sunulmadığını, itirazları üzerine toplantı sırasında verilen mali tabloları inceleme için süre taleplerinin de reddedildiğini, şirketin sürekli olarak zarar ettiği halde şirketin neden zarar ettiğine işlin bilgilerin de verilmediğini, müvekkiliinin müteveffa ... yasal mirasçısı olup, TMK 599 gereğince müvekkilinin, ... 18.08.2015 tarihinde vefatından itibaren miras payı oranında ... hisselerine sahip olduğunu, kararının kaldırılarak davanın kabulüne, ortaklık yapısı tespit edilerek kayyumun yeniden genel kurul toplantısı yapılmasına, davalı şirketin mal varlıklarının korunması ve yetkisiz devrinin engellenmesi için araç ve gayrimenkuller üzerine tedbir konulmasına , davalı şirketin iyi yönetilmediği de dikkate alınarak TTK 439. maddesi gereğince özel denetçi tayin edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali davasıdır.
İlk derece mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 445. Maddesinde, toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten kişilerin, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabileceği, düzenlenmiştir.
TTK'nın 447. Maddesine göre de, genel kurulun, özellikle; (...) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran,(...) kararlarının batıl olduğu hüküm altına alınmıştır. Davaya konu genel kurul kararlarında ise anılan madde kapsamında alınmış herhangi bir karar bulunmamaktadır. Bunun dışında başkaca bir butlan sebebinin bulunduğu da iddia ve ispat edilmiş değildir.Davacı taraf, iptal istemine konu genel kurul kararlarına muhalefetini bildirmiş ve eldeki davayı 06.09.2017 tarihinde üç aylık süre içerisinde açmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her birinin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği düzenlenmiştir. Davaya konu genel kurul toplantısının 1. gündem maddesinin başkanlık divanı seçimine, 2. gündem maddesinin başkanlık divanına genel kurul toplantı zaptının hissedarlar adına imzalanması için yetki verilmesine, 3. gündem maddesinin bilanço ve gelir-gider hesaplarının onaylanmasına, 4. gündem maddesinin yönetim kurulu üyelerinin ibrasına, 5. gündem maddesinin yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı verilmesine, 6. gündem maddesinin yönetim kurulu üyelerinin seçimine, 7. gündem maddesinin geçmiş yıl zararlarının ortaklar tarafından hisseleri oranında karşılanmasına, 8. gündem maddesinin yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396.maddelerinde yazılı işlemleri yapabilmeleri konusunda gerekli olan iznin verilmesine ilişkin olduğu görülmüştür. İstinafa gelen temel uyuşmazlık temelde, davalı şirketin 17/05/2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların butlanla malül olup olmadığı, kararların iptali sebebinin bulunup bulunmadığı noktasındadır. Bodrum 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin terekenin tespiti, tasfiyesi ve terekeye temsilci atanmasına ilişkin 2015/28 tereke dosyasında muris ... terekesine Av. ... temsilci olarak atandığı , bu dosyada Bursa 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne yazılan 2016/132 sayılı talimat dosyasında düzenlenen 30/05/2016 tarihli tespit tutanağında davalı şirkete ait 150.000 TL tutarında hamiline yazılı hisse senedinin çıktığı, evrakın ekinde tarihi belli olmayan bir tutanakta davalı şirkete ait küpürleri ve hisse adetleri ile toplam değeri belirtilen hisse senetlerinin muris ... ile ... arasında paylaştırıldığının yazılı olduğu, murisin terekesinin tespiti sırasında çıkan davalı şirket hisse senetlerinin paylaşılan hisse senetlerinin yarısı olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, dava konusu genel kurul toplantısına esas tutulan hazirun cetvelindeki pay miktarlarının gerçeği yansıtmadığını, bu nedenle toplantı ve karar nisaplarının yanlış belirlendiğini, hisse senedi çıkarıldığına göre artık pay defterine göre değil,
TTK'nın 415. Maddesine göre pay sahiplerinin belirlenmesi gerektiğini, bunun da yapılmaması nedeniyle genel kurul toplantısının iptal edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Ancak murisin terekesi 17.05.2017 olan toplantı tarihinde henüz taksim edilmediği için tereke temsilcisi Av. ...'ün dava konusu genel kurul toplantısına katılmasıyla murisin terekesinde bulunan hisse senetlerinin genel kurulda temsil edildiğinin kabulü gerekir.Esasen hamiline yazılı hisse senedi çıkarıldığında, pay defterinin o andan itibaren kıymeti kalmaz. Ancak, şirketin hisse senetlerinin muris ... ve ... dışındaki ortaklara teslim edilmediği, hatta diğer ortakların paylarına ilişkin hisse senetlerinin bu iki ortağa teslim edildiği değerlendirildiğinde pay defterinin kıymetini yitirdiğinden bahsedilemez.
Bu kapsamda şirket paylarının pay defterinde izlenmesi gerekir. Dolayısıyla iddia olunan bu hususlar hazirun cetvelinin geçersizliğine neden olacak nitelikte değildir. Hal böyle olunca, şirket uygulaması ve genel kurula katılanların ortaklık sıfatına bir itiraz olmadığı, ayrıca davacının da elinde hisse senedi bulunmadığı nazara alındığında, dava konusu genel kurulun hazirun cetvelinin pay defterine göre hazırlanması bir yokluk-butlan-iptal sebebi olarak görülmemiştir. Bu nedenle davacının payların doğru belirlenmediğine ve nisapların yanlış hesaplandığına, pay defterlerinin tamamının ibraz edilmediğine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.TTK'nın 415.maddesinde 'Genel kurul toplantısına, yönetim kurulu tarafından düzenlenen hazır bulunanlar listesinde adı bulunan pay sahipleri katılabilir. Hazır bulunanlar listesinde adı bulunan senede bağlanmamış payların, ilmuhaberlerin nama yazılı payların sahipleri ve Sermaye Piyasası Kanununun 10/A maddesi uyarınca kayden izlenen pay sahipleri veya anılanların temsilcileri genel kurula katılır. Gerçek kişilerin kimlik göstermeleri, tüzel kişilerin temsilcilerinin vekâletname ibraz etmeleri şarttır.' hükmü düzenlenmiştir. Bu hüküm hissedarların şirkete karşı meşruiyetlerini kanıtlamak için düzenlendiğinden genel kurula katılma ve oy kullanma hakkının bu sebeple engellenmesi mümkün değildir. Kaldı ki davalı şirket adına hamiline yazılı hisse senetleri düzenlenmiş ise de hisseler 3.şahıslar elinde olmayıp, muris Alaatin Yazıcı'nın terekesinde bulunduğundan hamiline yazılı hisse senetleri, dava konusu genel kurulun düzenlenmesine esas tutulan pay sahipliğinin belirlenmesinde esas alınamaz. Bu nedenle şirket genel kurulunun TTK'nın 415. Maddesinde belirlenen yöntemle oluşması yönündeki davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. 17/05/2017 tarihli genel kurul toplantısında başkanlık divanı seçimine ve başkanlık divanına genel kurul toplantı zaptının hissedarlar adına imzalanması için yetki verilmesine dair kararlar alınmıştır. Toplantı tutanağının 1. ve 2. maddelerinde yazılı bu kararlar 2.220 red oyuna karşılık, 293.260 kabul oyuyla alınmış olup, alınan kararların kanun ve esas sözleşmeye aykırı olmadığı gözetildiğinde mahkemece bu kararların iptal isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacıya yapılan çağrı evrakı ve ekinde bulunan belgelerde TTK'nın 437. Maddesine uygun olarak şirketin finansal tabloları ve yönetim kurulu faaliyet raporlarının şirket merkezinde pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulduğunun ifade edildiği ve davacının şirket merkezine giderek inceleme talebinin engellendiği yönünde bir ispat bulunmadığı gözetildiğinde davacının genel kuruldan önce finansal tablolar hakkında bilgi sahibi olduğu anlaşılmaktadır. Genel kurul toplantısının 3.maddesinde yazılı bilanço ve gelir-gider hesaplarının onaylanmasına ilişkin gerekli çoğunlukla alınan kararın, kanun ve esas sözleşmeye aykırı olmadığı gözetildiğinde mahkemece bu kararın iptal isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu yöne ilişkin davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davaya konu genel kurul toplantısında şirketin 300.000 hisseye ayrılan sermayesinin 295.480 (291.040 adetinin asaleten, 4.440 adetin vekaleten) hissesinin hissedar ve temsilcileri tarafından temsil edildiği, 4.maddede yazılı yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararın 2.220 red oyuna karşılık 293.260 kabul oyuyla alındığı, yönetim kurulu üyelerinin kendi oylamalarında oy kullanmadıkları anlaşılmaktadır.
TTK'nın 436/2. maddesine göre oydan yoksunluk, yönetim kurulu üyelerinin kendilerine ait paylardan doğan oy hakları ile sınırlı olup, yönetim kurulu üyelerinin hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketlerinin ibrada oydan yoksun olduğuna ilişkin bir sınırlama bulunmamaktadır. (Yargıtay 11 .Hukuk Dairesinin 23/05/2019 Tarih 2017/4663 E. 2019/4105 K. )Bu sebeple yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin genel kurul kararının kanun ve esas sözleşmeye aykırı olmadığı anlaşıldığından bu yöne ilişkin davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir .Davaya konu genel kurul toplantısı sırasında davacı vekilinin önerisi üzerine gündemin 5. ve 6. maddelerinin yerinin değiştirilerek önce gündemin 6.maddesinde yer alan yönetim kurulu üyelerinin seçimine geçilmiş, 2.220 red oyuna karşılık 293.260 kabul oyuyla toplantının 5.maddesinde yazılı olduğu üzere yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin karar alınmıştır. Mahkemece, yeterli çoğunlukla alınan yönetim kurulu seçimine ilişkin genel kurul kararının , kanuna ve esas sözleşmeye aykırı olmadığı gözetildiğinde yönetim kurulu seçimi kararının iptali isteminin reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenle bu yöne ilişkin davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davaya konu genel kurul toplantısında gündemin 7. maddesine geçilmeden önce şirketin sermaye artışına ihtiyacı olduğundan bahisle gündeme bu maddenin konulması önerisinde bulunulduğu, tereke temsilcisinin Bodrum Tereke Mahkemesi tarafından kendisine yetki verilmesi halinde oy kullanacağını belirterek Mahkemenin yetki vermesinden sonra bu konunun Olağanüstü Genel Kurulda görüşülmesinin uygun olacağını beyan etmesi üzerine maddenin şimdilik görüşülmemesine ve karara bağlanmamasına dair 2.220 red oyuna karşılık, 293.260 kabul oyuyla karar alındığı görülmüştür. Genel kurulda görüşülmesi ilan edilen bir gündemin görüşülmemesini engelleyen bir kanun hükmünün bulunmaması, bu hususun toplantıya katılanların haklarına zarar vermemesi nedeniyle ve kalan oylarla da oy çokluğu sağlandığından, mahkemece genel kurul toplantısının 7.maddesinde yazılı kararın iptal isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davaya konu genel kurul toplantısında 2.220 red oyuna karşılık, 293.260 kabul oyuyla 8.madde ile yönetim kurulu üyelerine T.T.K.'nun 395 ve 396. maddelerinde yazılı işlemleri yapabilmeleri konusunda gerekli olan iznin verilmesine dair karar alınmıştır. Bu izne konu genel kurul kararı, kanun ve esas sözleşmeye aykırı olmayıp, makemece bu kararın iptal isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Somut olayda, davacı tarafça özel denetçi atanması talebinde bulunulmuş olup, mahkemece davacının sermaye oranı 2.220 TL/300.000 TL olup kanunun aradığı 1/10 sermaye oranına ulaşmadığı gibi genel kurulda davacı tarafça özel denetçi tayininde bulunulmadığından ve buna ilişkin genel kurulca verilen olumlu veya olumsuz bir karar bulunmadığından özel denetçi tayini talebinin reddine karar verilmiştir. Özel denetçi tayini istemine ilişkin olarak TTK'nın 440/1. Maddesi, "mahkeme, şirketi ve istem sahiplerini dinledikten sonra kararını verir" şeklindedir. Maddenin 2. fıkrası ise "mahkemenin istemi yerinde görürse, istem çerçevesinde inceleme konusunu belirleyerek bir veya birden fazla bağımsız uzmanı görevlendirir. Mahkemenin kararı kesindir" şeklinde düzenlenmiştir. Anılan madde bütün olarak değerlendirildiğinde özel denetçi tayini istemi hakkında mahkemenin vereceği karar kesindir.
İlk derece mahkemesince karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi de sonuca etkili değildir.Her ne kadar İlk derece Mahkemesince özel denetçi tayini talebinin de içinde bulunduğu davanın reddine dair verilen kararına karşı bu kısım itibariyle istinaf yoluna başvurulmuş ise de;
TTK'nın 440. Maddesine göre kesin olan bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulamaz. İstinaf dilekçesinde davacı tarafından özel denetçi atanması talep edilmiş ise de, istinaf aşamasında bu konuda karar verilmesi mümkün değildir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın,
HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/11/2023