4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili Mahkememize verdiği dava dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; 1 davalılar ile müvekkili ... Şti. arasında, müvekkili şirket tarafından üretilen meşrubatların/ürünlerin davalı şirket tarafından satın alınarak pazarlanmasına ilişkin Satış Noktası Sözleşmesi akdedildiğini, aynı anlaşma çerçevesinde davalı şirkete, talep doğrultusunda değişik tarihlerde ürün sevkiyatı ve teslimi yapıldığını, davalı şirket, Satıcılık Anlaşmasına, aykırı davranarak cari borcunu ödemediğini, davalı şirket ve yetkililerine yapılan görüşme neticesinde 18.07.2014 tarihli Mutabakat Formu da tanzim edilerek imza altına alınmış ve davalı şirketin 10.06.2014 tarihi itibari ile 14.332,16 TL cari hesap borcu olduğu konusunda mutabık kalındığını, bahsi geçen alacağın ödenmemesi nedeni ile davalılar aleyhine başlatılan icra takibine davalıların itiraz ettiğini, davalı şirket sözleşme içeriğine uygun olarak hareket etmemiş olup sözleşmeyi ihlal ettiğini, Satış Noktası Sözleşmesinde ödeme vadelerinin 30 gün olduğu belirtilmiş ve bu konuda anlaşılmış olmasına rağmen davalı taraf bu maddeye uymadığını, yine aynı sözleşmenin SÜRE başlıklı maddesinde sözleşmenin 6000 BIB/kaskoli kotalı ve 3 yıl süreli olduğu, ÖZEN BORCU başlıklı maddesinde satışların optimum seviyede tutulması gerektiğini, optimum seviyeden kastın 167 BIB kasakoli olduğunu, CEZAİ ŞART başlıklı maddede ise sözleşme hükümlerine uyulmaması halinde 24.000-USD cezai şartın ödeneceği açık bir şekilde hüküm altına alındığını, yine sözleşme ile davalı tarafa bir defaya mahsus olmak üzere 33.899.00-TL+KDV münhasır satış ve reklam yeri bedeli verildiğini, Sözleşmede sözleşme şartlarına aykırı davranılması halinde bu bedelin koşulsuz olarak iade edileceğinin hüküm altına alındığını, davalıların müvekkilinin alacağını ödememesi üzerine davalılar hakkında ...
28.İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, ancak davalıların alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik olarak icra takibine itiraz ettiklerini, bu nedenle itirazlarının iptaline ve icra takibinin devamına, itirazlı takip konusu alacağın temerrüt tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte tahsiline, davalıların asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Ltd. Şti. vekili davaya cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; Dava dilekçesinde müvekkili şirket ile 04.04.2014 tarihli bir Satış Noktası Sözleşmesi imzalandığını ve sözleşmenin dilekçe ekinde sunulduğu ileri sürülmekte ise de kendilerine böyle bir sözleşme tebliğ edilmediği gibi dava dilekçesi ekinde böyle bir sözleşme de bulunmadığını, müvekkili şirket kayıtları incelendiğinde, kayıtlarında da böyle bir sözleşmeye rastlanılmadığını, bu nedenle şimdilik sözleşmeyi kabul etmediklerini, dava dilekçesinde 18.07.2014 tarihli bir mutabakat formundan bahsedilmekte ise de kendilerine böyle bir belge tebliğ edilmediğinden usul ve esas yönünden ek savunma hakları saklı kalmak kaydıyla, şirket kayıtlarında böyle bir belgeye rastlanılmadığını, anılan belgeyi de kabul etmediklerini, dava dilekçesinde müvekkili şirkete 14.332,16 TL’lik ürün teslim edildiği ve bu miktarda borç olduğu iddia edilmekte ise de müvekkili şirket kayıtlarında böyle bir borcun görünmediğini, dava dilekçesinde müvekkili şirkete 33.899,00 TL + KDV satış ve reklam yeri bedeli verildiği iddia edilmekte ise de buna ilişkin bir belge dava dosyasında ve müvekkili kayıtlarında olmadığını bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili davaya cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; müvekkili ...'ın diğer davalı şirket olan ...Tie. Ltd. Şti' deki hisselerini 28/09/2016 tarihinde ..., ... ve ...'a aralarında usulüne uygun bir şekilde pay devri sözleşmesi yaparak, "şirketin aktif ve pasiflerini devretmek suretiyle" ilişiğini kestiğini, müvekkilinin devir sözleşmesi ile birlikte ticareti terk etmiş olup, tacir sıfatını da kaybettiğini, dolayısı ile müvekkilinin bu davada taraf olarak gösterilmesinin davacının kişisel hareket ederek, kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, TBK 202. madde uyarınca devralan, işletme devrini alacaklılara bildirildiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olacağını, buna göre, ticari işletmeye ait borçlar ayrıca bir borcun nakli sözleşmesi yapılmadan kanun gereği devralana geçtiğini, dolayısı ile müvekkili ...'ın, davacının başlatmış olduğu icra takibindeki borç tutarından bu devir ile bir sorumluluğu kalmadığını, müvekkilinin kanundaki şartlara göre usulüne uygun olarak devir işlemini gerçekleştirdiğini, davaya konu edilen ... 28. İcra Müdürlüğü'nün ...
E. Sayılı icra takibi "amme alacağı" olmadığından devir eden müvekkilinin bu borçtan bir sorumluluğu bulunmamakla birlikte hakkında başlatılan icra takibinin bir dayanağının da bulunmadığını, külli halefiyet kuralı gereği müvekkilinin dava konusu borçtan bir sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddine, davacının % 20 den az olmamak üzere tazminat ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce tarafların bildirdiği deliller toplanmış, ... 28. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, Taraflar arasındaki Satış Noktası Sözleşmesi, Mutabakat Formu, Cari Hesap Dökümü, bilirkişi raporları dosyamız arasına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasında düzenlenen açık satış noktası sözleşmesine aykırılık nedeniyle ödenmesi gerektiği ile sürülen cezai şart alacağının ve katkı payı alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Davaya konu ...
28.İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı icra dosyası getirtilip dosya arasına konulmuştur, incelendiğinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 28/11/2016 tarihli ödeme emri ile 54.202,38 TL 'lik takip başlatıldığı, ödeme emrinin borçlulara 02/12/2016 tarihinde tebliğ edildiği, borçluların 07/12/2016 tarihli dilekçeleri ile borca, takibe ve faize itiraz ettikleri ve bunun üzerine takibin durduğu, süresi içerisinde itirazın iptali davası açıldığı görülmüştür. görülmüştür. Mahkememizin 16/10/2018 tarihli ara kararı gereğince dosya, Mali Müşavir bilirkişi ile borçlar hukuku uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişiler tarafından ibraz edilen 18/01/2019 teslim tarihli raporda; "a) Davacının cari hesap alacağının zamanında ödenmediği, dolayısıyla davacının icra takibi başlatmak suretiyle sözleşme ilişkisine son vermesinin haklı olduğu,
b)Davacının icra takip tatihi itibariyle talep edebileceği ana alacağın (33.899,00 + 14.332,16=) 48.231,16-TL olarak tespit edildiği,
c)Taraflar arasındaki sözleşmeyi davalı ...'ın, müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, dolayısıyla anılan davalının da yukarıda hesaplanan borçtan sorumlu olması gerektiği" sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Mahkememizin 14/02/2019 tarihli ara kararı gereğince dosyamız ek rapor hazırlanmak üzere bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen 13/03/2019 tarihli raporda özetle; " Bilirkişi kurulumuzun kök rapordaki görüş ve kanaatinde herhangi bir değişiklik oluşmamıştır." şeklinde rapor ibraz edilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde 2017/1077 esas 2019/838 karar sayılı karar ile "1-Davanın kısmen kabul kısmen reddine, davalının ... 28 İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın 48.231,16 TL 'lik asıl alacak yönünden iptaline, takibin aynı şartlarla devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-İtirazın kötüniyetli olarak yapıldığı ispatlanamadığından icra inkar tazminat taleplerinin reddine" dair hüküm kurulmuştur.
Mahkememizin 2017/1077 esas 2019/838 karar sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 01/12/2022 tarihli 2020/381 esas 2022/1640 karar sayılı ilamı ile; "Davacı tarafından, borçlular aleyhine 54.202,38 TL cari hesap ve yatırım bedeli alacağının tahsili amacıyla ilamsız takip başlatılmış, ödeme emrinin tebliği üzerine süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu, itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasında 04.04.2014 tarihinde düzenlenen satış noktası sözleşmesi ile özel şartların dosyada bulunduğu, davalı ...'ın sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı anlaşılmıştır. Sözleşmenin 3 yıl süreli ve ... kotalı olduğu, süre dolmasına rağmen belirlenen kotaya ulaşılmaması halinde sözleşmenin kota doluncaya kadar devam edeceği belirlenmiştir. Müşteri, sürenin veya kotanın bitiminden otuz gün önce noter kanalı ile fesih ihtarında bulunmadığı takdirde, sözleşme aynı süre ve kota ile devam eder düzenlemesi bulunmaktadır.
Sözleşmenin özen borcuna ilişkin maddesinde, bayinin, davacının marka ve ismine uygun şekilde davranarak satışı optimum seviyede tutacağı ve haftalık en az 167 koli satış gerçekleştireceği kabul edilmiştir. Sözleşme kapsamında, davacı, davalı şirkete 40.000 TL münhasır satış ve reklam bedeli ödemesi yapmıştır. Bu ödemeye ilişkin davalı şirket tarafından davacıya 07.04.2014 tarihli fatura düzenlenerek, bu miktar tahsil edilmiştir. Taraflar arasındaki ticari ilişkide davacının teslim ettiği ürün bedelinin ödenmediği ve 18.07.2014 tarihinde davacının 14.332,36 TL alacağı bulunduğu konusunda tarafların mutabık olduğu görülmüştür.
İlk derece mahkemesince davalı ... hakkında sözleşmedeki kefaletinden dolayı sorumlu olduğuna ilişkin hüküm kurulmuş ise de dosya kapsamındaki sözleşme örneklerinden kefalet sözleşmesinin TBK'nın 583.maddesindeki koşulları sağlayıp sağlayamadığı denetlenememiştir. Dosyada bulunan sözleşme suretlerinden kefilin sorumlu olduğu azami miktar kefalet tarihi ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına geldiğine ilişkin el yazısına denk gelinmemiştir.
İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararında da kefaletin şekil şartlarının geçerli olup olmadığı konusunda bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu nedenle, mahkemece tüm sözleşme asıllarının incelenerek müteselsil kefaletin geçerli olup olmadığının değerlendirilmeden karar verilmesi yerinde değildir. Diğer yandan, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek satış ve reklam yeri bedeli faturası kapsamında davacı tarafından yapılan 40.000 TL'lik ödemenin 6.101,82 TL'sinin KDV'ye ilişkin olduğu ve davalı şirketin fatura KDV'sini müşterilerden tahsil etmiş olduğu, KDV'ye mahsup edip Gelir İdaresi'ne mahsup etmiş olduğu KDV'yi bu miktarda eksik ödediğinden, davalıya ödenen KDV'den dolayı bir kaybı bulunmadığı kabul edilmiş ise de gerçekten de bu şekilde bir işlemin yapılıp yapılmadığı taraf kayıtlarından denetlenmediği gibi, davacının gerçek ödemesinin tahsili gerekip gerekmediğinin gerekçeli kararda değerlendirilmemiş olması ve icra inkar tazminatının niteliğine aykırı gerekçeyle reddedilmesi de yerinde değildir. İlk derce mahkemesi kararı belirtilen nedenlerle, yeterli inceleme ve gerekçeyi içermediğinden, istinaf incelemesine esas bir karar olarak kabul edilemez.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, birleşen dava hakkında karar verilmemesi nedeniyle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına..." değerlendirmesiyle kaldırılmakla Mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur.
BAM ilamında belirtilen eksikliklerin tamamlanmasının ardından Mahkememizin 26/07/2023 tarihli ara kararı ile dosyanın mali müşavir bilirkişiye verilerek tarafların 2014-2015-2016-2017 yılı ticari defterleri ile asıl ve birleşen davada, önceki Bilirkişi raporları ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2020/381 Esas 2022/1640 karar sayılı ilamı birlikte değerlendirilmek suretiyle tüm dosya kapsamına göre rapor düzenlenmesinin istenilmesine dair karar verildiği ve taraflara tebliğe çıkarıldığı görülmüştür.
Mahkememizce 22/09/2023 tarihli İncelemenin Yapılamadığına Dair Tutanak ile davacı vekilinin icra dosyasının haricen tahsil ile kapatıldığı yönündeki beyanlarına ve talebine binaen bilirkişi incelemesi yapılamamıştır. ... 28. İcra Dairesinin ...esas sayılı dosyasına yazılan müzekkereye cevabından dosyanın 29/03/2021 tarihinde takipsizlikle kapatıldığının bildirildiği görülmüştür.
Bu doğrultuda somut olayda davacı vekilinin beyanları ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesinde; dava tarihinden sonra borçlu davalı tarafından yapılan ödeme nedeniyle icra dosyasının infazen kapatıldığı ve davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir.
HMK’nın 326/1. maddesine göre kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Ancak eldeki davada konusuz kalma nedeninin "ödeme" olduğu, bu nedenle dava tarihi itibariyle davacı tarafın davasında haklı çıktığı nazara alınarak HMK'nın 331. maddesi doğrultusunda davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
2.Karar tarihine göre alınması gereken 269,85 TL harcın peşin alınan 654,64 TL harçtan mahsubu ile bakiye 384,79 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacı yana iadesine,
3.Davacı kendisini duruşmalarda vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
4.Davacı tarafından yapılan 31,40 TL başvuru harcı, 4,60-TL vekalet harcı, peşin harç olarak alınan 269,85 TL, 1.500,00-TL bilirkişi ücreti, 401,63 TL tebligat posta gideri olmak üzere toplam 2.207,48 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5.Davacı ve davalılar tarafından yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliyesi ( İstinaf Mahkemesi ) nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usülen anlatıldı. 19/12/2023 Katip ... Hakim ...
(e-imzalıdır)